# Milli eğitim politikası hk (6/81)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Mumcu (Isparta)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mart 2003
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM POLİTİKASI HK (6/81)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2003-03-04-milli-egitim-politikasi-hk-6-81

> Erkan Mumcu, 4 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM POLİTİKASI HK (6/81)); konuşma 560 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ERKAN MUMCU (Isparta) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında sizleri saygılarımla selamlıyorum.

Her şeyden önce, Bayburt gibi, tarihiyle, kültürüyle kendine özgü ve özel bir yeri olan ilimizin üniversite talebini Meclisimizin gündemine getirdikleri için Bayburt Milletvekilimiz Sayın Ülkü Güney'e çok teşekkür ediyorum.

Efendim, malumları olduğu üzere, devlet üniversiteleri, Anayasanın 130 uncu maddesinde belirtilen ilkeler çerçevesinde kurulurlar ve Anayasanın aynı maddesi, kuruluşların kanunla düzenleneceğini söyledikten sonra der ki: "Kanun, üniversitelerin ülke sathına dengeli bir biçimde yayılmasını gözetir" Yani,Sayın Güney'in Meclis gündemine getirdiği konu, esas itibariyle, Anayasamızın da kanunumuza, dolayısıyla Meclisimize emrettiği hususlardan bir tanesidir. Ancak, Sayın Güney de, tabiî, kendisi son derece değerli ve yetkin bir akademisyen olarak bilir ki, üniversitelerin açılması konusu, Türkiye'de hep tartışmalara konu edilegelmiştir.

Genellikle, üniversitelerin elit kurumlar olduğunu ve elit kurumlar olarak kalması gereğini iddia eden akademisyenler, siyasetçilerin, seçim bölgelerinden gelen baskıları göğüsleyemedikleri için, akademik yeterlilikleri bulunmayan, akademik ölçütleri karşılamayan üniversite açmak, dolayısıyla, esasında üniversite yeterliliği olmayan kurumları üniversiteymiş gibi topluma sunmak gibi bir zaaf içerisinde olduklarını hep iddia edegelmişlerdir.

Doğrusunu isterseniz, siyasete başlamadan önce, ben, bu teze daha çok prim veren vatandaşlardan bir tanesiydim; ancak, siyasete girdikten ve çok geniş halk yığınlarıyla, çok geniş halk kesimleriyle iletişim kurmaya başladıktan, onların talepleriyle, sorunlarıyla birebir, daha doğrudan bir iletişim kurmaya başladıktan sonra gördüm ki, Anayasamızın amir hükmü son derece doğru ve yerinde bir hükümdür. Üniversitenin, yükseköğretim kurumlarının ülke sathına dengeli bir biçimde yayılması, ülkenin gelişmesi, ülkenin modernleşmesi ve çağdaş kültürün ülke sathına yaygınlaştırılması bakımından son derece etkin bir araçtır, verimli bir araçtır.

Doğrusunu isterseniz, bir milletvekili olarak kendi bölgemde -yani, seçim bölgem olan Isparta'da- Süleyman Demirel Üniversitesinin yarattığı değişimi, dönüşümü görmek ve bunun, toplumun en geniş kesimlerince, neredeyse tamamınca nasıl bir coşku ve memnuniyetle karşılandığını görmek, benim bu konudaki kanaatlerimi epeyce değiştirmiştir.

Elbette, üniversite sistematiğimiz içerisinde elit denilebilecek öncü üniversiteler olacaktır, geleneğini yaratmış üniversiteler olacaktır; ama, eğer, bir yerden başlamazsanız, geleneği olan başka kurumlara sahip olma imkânına da sahip olamazsınız; fakat, Yüce Heyetinizin malumları olduğu üzere, şu anda, yaklaşık iki aydan bu yana, yükseköğretim sistemimizin tümüyle reforme edilmesi konusunda bir demokratik müzakere süreci başlatılmıştır. Bu müzakere sürecine ilişkin görüş ve değerlendirmelerde bulunulurken, en çok atıfta bulunulan hususlardan bir tanesi, hükümetin niyetinin yeni üniversiteler açmak ve bu üniversitelere istediği gibi rektörler atayıp, atadığı rektörler eliyle de üniversite camiası içerisinde kadrolaşma arzusu içerisinde olduğu ifade edilmektedir. Tabiî, bu eleştirinin iler tutar bir tarafı yoktur. Zira, hiç kimseye, herhangi bir idarî kararla profesörlük, doçentlik gibi bir unvan kazandıramayacağınız gibi, esas itibariyle bugüne kadar geleneği oluşmuş, akademik ölçütleri taşımayan kurumları da hayata geçiremezsiniz.

Kaldı ki, diğer taraftan, Türk siyaseti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi önemli bir sorunla yüz yüzedir; o da, yükseköğretimdeki çağ nüfusu meselesidir. Yani, Türkiye, yükseköğretimdeki çağ nüfusu oranları bakımından, gelişmiş Batı ülkelerini bir tarafa bırakın, doğu ülkelerinin de, gelişmekte olan ülkelerin de yakaladığı standartların altında kalmış bir ülkedir.

Türkiye, yükseköğretimdeki kapasitesini büyütmek zorundadır; ancak, Türkiye, yükseköğretimdeki kapasitesini büyütürken, bir taraftan da evrensel akademik ölçütlere riayet ederek, bu yükselme prosesini, bu gelişmeyi, kapasiteyi büyütme prosesini işletmek zorundadır. Bu ikisini bir arada yürütmenin zorlukları, elbette malumunuzdur.

Sorunu şöyle açmamız gerekiyor: Her yıl, 1 000 000'u aşkın, 1 500 000 insan, üniversite sınavlarında üniversite kapısının önüne geliyor; yaygın öğretimi dışarıda tutarsanız -ki, yaygın öğretimin akademik niteliği zaten tartışma konusu- örgün öğretim kurumlarına alabildiğiniz oran yüzde 10'u geçmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ERKAN MUMCU (Devamla) - Sayın Başkan, özür dileyerek...

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Mumcu (Isparta). “Milli eğitim politikası hk (6/81)”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2003-03-04-milli-egitim-politikasi-hk-6-81 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
