# Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kan.tekl.(ss.641)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Mumcu (Isparta)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim
- **Tarih:** 14 Temmuz 2004
- **Gündem:** KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KAN.TEKL.(SS.641)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2004-07-14-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kan-tekl-ss-641

> Erkan Mumcu, 14 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KAN.TEKL.(SS.641)); konuşma 993 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERKAN MUMCU (Isparta) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bugün, burada, bana göre, Türkiye Cumhuriyetinin kültür tarihinde son derece önemli bir adım attık, bir dönüm noktasını hep birlikte inşa ettik. Tabii, bu büyük nitelemelerin gerçek anlamının ne olduğu bugünden anlaşılamayacak. Bu yasaların hayata geçmesiyle, Türkiye'de nelerin değişeceğini, yakın vadeden başlayarak, özellikle, orta vadede, hepimiz, inşallah, kendi ömrümüz içinde son derece bariz bir şekilde göreceğiz.

Bildiğiniz gibi, uzunca sayılabilecek bir süre, ben, bu bakanlık görevini yürüttüm; özellikle, Turizm Bakanlığı görevini yürüttüm. Her zaman 2634 sayılı Yasayı çıkaranları, rahmetle, şükranla, minnetle andım. Çünkü, 2634 sayılı Yasa çıkarıldığında -yani, Turizmi Teşvik Kanunundan söz ediyorum- Türkiye'de olağanüstü bir turizm potansiyeli vardı, ama turizm diye bir şey yoktu ve o dönemi hatırlayan bürokratların bana aktardıklarına göre, o yasayı çıkaranların en büyük hayali ve ideali, yılda 1 000 000 turist alabilen bir ülke haline gelebilmekti; yılda 1 000 000 turist alabilen bir ülke olmak, o yasayı çıkaranların ideali idi, bunun hayalini kuruyorlardı.

Yasanın çıkarılmasının ardından yaklaşık yirmibeş yıl geçti ve yirmibeş yılın sonunda, biz, onların hayalini 17'ye katlayan bir performansı gerçekleştirdik. Bu performansın gerçekleşmesine katkısı bulunan pek çok insan var; sektörden insanlar var, bürokrasiden insanlar var, siyasetçiler var, pek çok insan var. Herkesin çeşitli düzeylerde katkısı var, benim de katkım var; ama, hiçbirimizin katkısı, bu yasayı düşünen, bu yasayı çıkaranların katkısıyla boy ölçüşebilir, karşılaştırılabilir, mukayese edilebilir nitelikte değildir.

Şimdi, ben, önemli ve iddialı sözler söylediğimi düşünüyorum. Bugün yasalaştırdığımız üç yasa, çok yakın bir zamanda, beş yıl sonra, on yıl sonra, bugün, biz, burada, 2634 sayılı Yasayı nasıl anıyorsak, aynı biçimiyle anılacaktır.

Türkiye'de olağanüstü bir kültürel birikim var, olağanüstü bir kültür potansiyeli var; ama, bu potansiyeli kinetiğe dönüştürecek mekanizmalar, sistematik yok idi; ama, artık var; bu yasalar, Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanıp, Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra resmen var olacak.

Arkadaşlarım tutanaklardan elbette beni hatırlayacaklar; ama, sizlerden istirham ediyorum, sizler de lütfen hatırlayın. Bu yasalar, Türkiye Cumhuriyeti kültüründe dört başı mamur bir reformu ifade etmektedir ve önümüzdeki beş yıl içinde, biz, bunun mükemmel sonuçlarını göreceğiz. Emin olunuz ki, sizlerle beraber hepimiz, bizden sonraki kuşaklar tarafından şükranla anılacağız; ama, ben, huzurlarınıza, şimdiden teşekkür etmek için geldim; hepinize çok çok teşekkür ediyorum.

Her şeyden önce, kanunlarımız hakkında burada değerli görüşlerini beyan eden milletvekili arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Aklımda kaldığı kadarıyla -eğer unuttuğum arkadaşım olursa, kendisinden özür diliyorum- şöyle: Sayın Köşdere'ye teşekkür ediyorum, Sayın Berhan Şimşek'e çok teşekkür ediyorum, İsmail Özay'a çok teşekkür ediyorum. Sayın İsmail Özay'a bilhassa teşekkür ediyorum; çünkü, kanunun filozofisi konusunda, felsefesi konusunda son derece yetkin bir sunuş ortaya koydu. Sayın Yakup Kepenek'e çok teşekkür ediyorum, Sayın Mehmet Tekelioğlu'na çok teşekkür ediyorum, Sayın Gazalcı'ya çok teşekkür ediyorum. Bu milletvekillerimiz, son saydığım üç milletvekilimiz, komisyonlar aşamasında da, bu yasanın tekamülüne son derece değerli, önemli katkılarda bulundular; onun için, emeklerinden dolayı kendilerine burada teşekkür etmeyi bir onur görevi olarak kabul ediyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanına ve Başkanvekiline çok teşekkür ediyorum bu yasanın süratle komisyonlara sevk edilmesi ve komisyonlarda ele alınmasına katkıları dolayısıyla.

Komisyon başkanlarımıza; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanımıza ve Komisyonun tüm üyelerine çok teşekkür ediyorum, Plân ve Bütçe Komisyonu Başkanımıza ve Komisyonun tüm üyelerine çok teşekkür ediyorum.

Meclis bürokratları teşekkür sıralamasında genellikle unutulurlar; belki, bundan sonra da hatırlansınlar diye bunun altını çizerek söylüyorum; burada görüştüğümüz, kabul ettiğimiz, tartıştığımız yasaların oluşmasında, Meclis bürokratlarının, komisyon bürokratlarının, uzmanların çok değerli katkıları var; onlara, huzurlarınızda çok çok teşekkür ediyorum.

Bu yasa, bir yılı aşkın bir müzakere sürecinin ürünüdür. Dolayısıyla, bazı arkadaşlarım, özellikle kulislerde, şaka yollu "Turizm Bakanımız" diye beni yanındaki arkadaşlara takdim ederken "Kültür" kısmına vurgu yapan arkadaşlarımız, belki, o bir yıllık müzakere sürecini bizimle beraber yaşamadıkları için farkında değiller; ama, sanıyorum, artık, bu yasayı gördükten sonra, Sayın Gazalcı'nın da burada itiraf ettiği gibi, aradan geçen bir yılın nasıl bir yıl olarak yaşandığını anlamışlardır.

Ben, bu sürede, mesaimin yüzde 90'ını, gerçekten, kültür alanına tahsis ettim. Ancak, bu alanın altyapısı son derece yetersizdi, bu alanda, ne yazık ki, sistematik düşünce yoktu, ne yazık ki yoktu. Dolayısıyla, bu yasalarda önünüze gelen format, önünüze gelen yöntem, mevzuat oluşturma ve işletme bakımından karşınızda duran yasalarda hayata geçecek olan yöntem, özgün bir yöntemdir ve Bakanlığımız bürokratları, müzakere sürecine katılan unsurlar tarafından, onların katkılarıyla oluşturulmuştur; ama, müsaade ederseniz, sahte bir tevazu içerisinde olmamak adına, kendi payımın da altını çizmek isterim; çünkü, bu yasaların formatı, doğrudan doğruya, başlangıçta, yapısı itibariyle, şeması itibariyle benim tarafımdan kurulmuştur.

Bu da şunun için altının çizilmesinde yararlı bir iştir: Değerli arkadaşlar, dünyada, artık, disiplin uzmanlığından fark yaratma imkânı kalmadı; yani, eğer bir alanda rekabet ediyorsanız, rekabet ettiğiniz disiplinde uzmanlığınız yeterli değil. Yaratıcı çözümleri disiplinlerarası ilişkilerden üretebilirsiniz. Bu yasada yaptığımız şey budur. Disiplinlerarası bilgi ve yöntem aktarımlarıyla, biz, kültür sektörünü zenginleştiren bir katkı, bir idarî, yönetimbilimsel bir teknoloji getirdik. Bu teknolojinin Türkiye'nin hayatında ne gibi sonuçlar yaratacağını, inşallah, hep birlikte göreceğiz.

Dolayısıyla, Kültür ve Turizm Bakanlıklarının birleşmiş olması da disiplinlerarası interaksiyonun ya da etkileşimin -özür diliyorum "interaksiyon" kelimesi dolayısıyla, etkileşimin- mümkün hale gelebilmesi bakımından son derece önemli bir adımdı ve biraz önce Sayın Gazalcı'nın da söylediği gibi, kendinden beklenen sinerjiyi gerçekleştirmiş olduğu, bugün, burada kabul ettiğiniz yasalarla, bence, somutlaşmıştır.

Bir yıllık müzakere sürecine emek veren bütün sivil toplum örgütlerine çok çok teşekkür ediyorum. ÇEKÜL Vakfına, Tarihî Kentler Birliğine, Tarih Vakfına -Allahım, unutacağım diye de ödüm kopuyor- TAÇ Vakfına, üniversitelere, bilim adamlarına çok çok teşekkür ediyorum.

Hiç şüphesiz, parti gruplarına çok teşekkür ediyorum. Parti grupları, bu yasalar henüz tasarı haline gelmeden önce, kritiklerini, eleştirilerini yaparak, katkılarını yaparak, önerilerde bulunarak, bu yasaların, buradan, herkesin hüsnükabulüyle geçmesini, karşılanmasını mümkün hale getirmişlerdir.

Anamuhalefet Partimiz Cumhuriyet Halk Partisine çok teşekkür ediyorum, İktidar Partimiz Adalet ve Kalkınma Partisine çok teşekkür ediyorum, parti gruplarına çok teşekkür ediyorum. Bakanlığımız bürokratlarına çok teşekkür ediyorum, danışman arkadaşlarımıza çok çok teşekkür ediyorum ve tabiî, Türkiye Büyük Millet Meclisine, kurumsal olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine ve onun çok değerli üyelerine çok çok teşekkür ediyorum; hepiniz sağ olun.

Çok iyi bir iş yaptık arkadaşlar, çok çok iyi bir iş yaptık. Bu işi yapmanın bahtiyarlığını bana yaşattığınız için ve bu bahtiyarlığı benimle paylaştığınız için, hepinize, tarifsiz, sonsuz minnetlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.

Hayırlı uğurlu olsun. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Mumcu (Isparta). “Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kan.tekl.(ss.641)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2004-07-14-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kan-tekl-ss-641 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
