# 23 nisan ulusal egemenlik haftası hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Mumcu (Isparta)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim
- **Tarih:** 23 Nisan 2006
- **Gündem:** 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2006-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk

> Erkan Mumcu, 23 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.); konuşma 835 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI ERKAN MUMCU (Isparta) - Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanımız, değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime başlarken sizleri saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve vekili olmaktan, emanetini taşımaktan onur duyduğumuz milletimizi yeniden saygıyla selamlıyor, 86 ncı yılını idrak ettiğimiz Ulusal Egemenlik Bayramımızı kutluyorum.

Yine, sözlerimin başında, çatısı altında bulunmaktan onur duyduğumuz millî egemenlik mabedinin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman arkadaşlarını şükranla, minnetle, rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Milletimizin bir ve bağımsız yaşama azim ve iradesine dayanarak, milletimizin istiklaline ve istikbaline yönelen en ağır ve acımasız saldırılar karşısında dimdik durarak destanlaşan bir mücadele veren, içinden nice şehitler, nice gaziler çıkarmış bu Yüce Meclisin naçiz bir üyesi olmaktan duyduğumuz gururu, siz değerli arkadaşlarımla paylaşmaktan duyduğum sevincimi bir kez daha ifade etmek isterim.

Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; her köşesinde refahın ve geniş fırsatların bulunduğu, herkesin güven içinde özgürce yaşadığı, insanlığa kendi özgün katkısını sunan, en yetkin ve en nitelikli düzeyde rekabet ederek çağdaş uygarlık ailesi içinde saygın yerini almış bir Türkiye, hiç şüphesiz, hepimizin ortak arzusu, içtenlikle paylaştığımız ortak idealimizdir.

Milletimizin, bu idealin uzun bir geçmişi ve sağlam bir toplumsal temeli vardır. Tarihsel yürüyüşümüze ruh ve şekil veren bu ideal; bağımsız, özgür ve güçlü bir millet olarak birlikte var olmak; insanlığın, adalet ve hak üzerinde temellenen bir düzen içinde birlikte yaşamasına öncülük ve hizmet etmek olarak ifade edilebilir. Nitekim, millet olarak tarih boyunca verdiğimiz mücadele, sadece var olmaya çalışmakla sınırlı kalmamış, adalet, ahlak ve hak değerlerinin hayat bulduğu bir uygarlık mücadelesi olarak yaşanmıştır.

Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 86 ncı yılında, Meclisin açılışını, gazi Meclis olmasının öyküsünü ve bu günün, milletimizin çocuklarına armağan edilişinin anlamını ne kadar konuşsak yeridir. Çocuklarımızın daha müreffeh, daha güçlü, daha gelişmiş bir Türkiye'de yaşamaları, Türkiye'nin dünyada daha güçlü ve itibarlı bir ülke olarak yerini alabilmesi için yapmamız gereken daha çok şey var; ancak, millet olarak bir arada ve bağımsız olarak yaşamak için verdiğimiz mücadelenin ve tarih tecrübesinin çocuklarımıza ve genç kuşaklara aktarılması, onlara, kendine inanmak, kendi değerlerine güvenmek, yapabileceğine inanmak, cesur olmak, lider olmak ve daima geleceğe ilerlemek ufkunu ve bilincini aşılamak hepsinden daha değerli, hepsinden daha önemlidir.

Büyük Önder Atatürk'ün liderliğinden ve O'nun manevî mirasından her zaman öğrenilecek çok şey var, alınacak çok ders var. Kendine ve milletine inanmak ve güvenmek, kendi aklıyla ve iradesiyle sorunlarını çözmek ve geleceğe doğru yürüyüşünü cesaret ve kararlılıkla sürdürmek bu derslerin başında gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, ulusal egemenlik devrimi, sadece kendi kaderini kendisi tayin iradesinden ibaret bir devrim olarak görülemez. Zira, o gün de ve bugün de sürekli mücadelelerle yenilenen ve değişmekte olan dünya düzenine bağımsız bir irade olarak katılmak ve katkıda bulunmak azim ve düşüncesinden koparılmış bir bağımsızlık düşünülemezdi ve bugün de düşünülemez. Onun için, millî Meclisin vazgeçemeyeceği bir misyonu da, bu dünya düzenine şekil veren küresel iradeye katılmak veya katkıda bulunmaktır. Hiç şüphesiz bu katılım, milletimizin gücü, enerjisi, üretkenliği ve yaratıcılığı üstüne kurulacak bir süreçtir. Onun için, güncel gelişmeleri ve geleceğe şekil veren süreçleri küresel bir gerçeklik kavrayışı içinde anlamak ve hayata geçirmek zaruretimiz vardır. Bugünkü dünyada bunun tek yolu yine kendine güven ve yine kendi kaynaklarını harekete geçirmektir. Bu kaynakların başında ve bu kendine güvenin odağında kendi insanımız, kendi toplumumuz vardır. Şu halde, yapmamız gereken iş, tehdit odaklı bir içe kapanma yerine, fırsat odaklı bir dışa dönüklüğü seçmek ve toplumsal enerjiyi bireyin aklı ve vicdanını özgürleştirmek suretiyle serbest bırakmaktır. Bunun için elimizdeki en önemli araçlardan birisi, hiç şüphesiz, laikliktir. Ancak, bu kavram etrafındaki tartışma ve uzlaşmazlıklara bir son vermemiz kaçınılmaz bir öncelik olarak gözükmektedir.

Kimilerinin, laikliği, insanımızın aklını özgürleştiren ama vicdanını baskılayan anlayışları karşısında, kimilerinin, vicdanı özgürleştirirken eleştirel aklı baskılayan anlayış ve yorumları, toplum yaşantımızda gerilim, sürtünme enerjisi yaratan bir israfa dönüşmektedir. Laiklik, insanın hem aklı hem vicdanıyla özgürleşmesi ve bu yolla çağdaşlaşmasıdır. Bu gerçeği toplumsal ve siyasal hayatımızın derinliklerine nüfuz eden bir kültüre, yaşama biçimine dönüştürebildiğimiz zaman, Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesinin önüne geçmek noktasında büyük atılımlar gerçekleştirebileceğimizden hiçbir kuşkum yoktur. Bugün de bu sınavı vermek, sadece tarih karşısında değil, gelecek kuşaklara karşı da sorumluluğumuzu yerine getirmek yükü omuzlarımızdadır. Bu sorumluluğun gereğini yerine getirmek için ülkemizin sorunlarını kendi ortak aklımızla çözebileceğimize inanmak, emin olunuz, yeterlidir.

Burada tüm milletvekili arkadaşlarıma bir kez daha hatırlatmak ve bir çağrıda bulunmak istiyorum: Geçmişi unutmayalım; ama, geriye de bakmayalım. Sorunlara odaklanıp, toplumun enerjisini ve dikkatini dağıtıp israf eden, siyasî rekabeti, toplumun gelecek umutlarını kıran ve toplumsal gerginlikleri artıran siyaset yaklaşımlarından mutlaka uzak durmalıyız. 86 yıl önce bu Meclisi kuranlar, eyyamcılığı, teslimiyeti ve korkaklığı yenerek bunu başardılar.

Bu millet, her zaman olduğu gibi, milletin hukukunu ve ülkenin menfaatlarını koruyup gözeten, emanetini layıkıyla taşıyıp yüksekte tutan evlatlarını baş tacı edecektir. Çünkü, milletin efendisi, daima milletine hizmet edendir.

Bu duygu ve düşüncelerle Yüce Meclisin açılışının 86 ncı yılında Yüce Önder Atatürk'ü ve milletimizin istiklal ve istikbaline hizmet etmiş olan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve şükran duygularımla anıyorum. Bu mutlu günümüzde sevgili çocuklarımızın bayramını bir kez daha kutluyorum. Vekili olduğum milletime saygılarımı, sevgilerimi ve gönülden sadakatimi sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından ayakta alkışlar, AK Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Mumcu (Isparta). “23 nisan ulusal egemenlik haftası hk”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2006-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
