# 2007 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı ile 2005 mali yılı genel ve katma bütçe kesin hesap kanunu hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erkan Mumcu (Isparta)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 15 Aralık 2006
- **Gündem:** 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2005 MALİ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KESİN HESAP KANUNU HAKKINDA
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c140/b033/tbmm221400330050.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2006-12-15-2007-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2005-mali-yili-gen

> Erkan Mumcu, 15 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2005 MALİ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KESİN HESAP KANUNU HAKKINDA); konuşma 5.795 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ERKAN MUMCU (İsparta) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan

Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri, sözlerime başlarken şulen saygıyla selamlıyorum ve 2007 yılı bütçesinin ülkemiz için, bu bütçenin içinde yaşayacak on milyonlarca insan için hayırlı uğurlu olmasını şimdiden diliyorum

Değerli arkadaşlar, bu bütçe, bu Hükümetin beşinci bütçesi Bundan önce dört bütçe daha, bu Hükümet, bu Meclise getirdi ve biz, dört kez daha buna benzer konuşmaları, muzakerelerı bu Ge- IKI Kurulda yaptık Bu, bu seçim doremı için son bütçesi Yanı, Hükümet, görev suresinin beşte 4'luk kısmını tamamlamış olarak Genel Kurulun onunde ve önündeki bütçe kalan kısmının, yanı kalan beşte I 'lık kısmına dair neyi tasavvur ettiğini bize apaçık ortaya koyuyor

Şimdi, biraz önce Hükümet adına konuşan ve iktidar grubu adına konuşan arkadaşlarımı dinlerken aklıma güzel bir soz geldi "Aslanlar kendi tarihlerim yazıncaya kadar, konuşulacak tarih, TBMM B;33 15 . 12 . 2006 0:2 okutulacak larıh, yazılacak tarih avcıların tarihi olacak" diye bir soz var Gerçekten de öyle Başka bir perspektiften bakmayı, başka parametrelerle konuşmayı yok ederseniz, bir gozluklen bakarsanız, önünüzde gerçeklen pırıl pırıl bir tablo var Ben merak ediyorum, şimdi bizi izleyen insanlar, şu ana kadarkı konuşmaları izleyen insanlar çizilen bu parlak tablo karşısında reler lussetıleı acaba9 Çunku, uzunca bir zamandır tekrar edilen bir diskur, anlaşılan, buradan seçime kadarda devam edecek "Nereden nereye7" Nereden nereye sorusu sorulurken her defasında yapılan şey, 2002 yılı rakamları ya da 2001 yılı kriz rakamları gösterge değer kabul ediliyor ve bu gösterge değerin neresinde olduğumuz Türkiye'ye gösterilerek, bakın ne kadar yol katelmışız, ne kadar mesafe katetmı- şız, bu anlatılıyor Türkiye'ye

BAŞKAN - Sayın Mumcu, bir saniye efendim

Sayın milletvekilleri, lutten yerlerinize oturun, uğuliu var, Sayın Hatibi dınleyemıyoruz Lütfen arkadaşlar

Buyurun efendim

ERKAN MUMCU (Devamla) - Ben önce şu soruyu sormak istiyorum Değerli arkadaşlar, 2001 yılı ya da 2002 yılı rakamları, Tuıkıye Cumhuriyeti tarihinin ne yazık ki en kotu istatistiklerine ulaşılan tarihtir Yanı, 1990'lı yılların biriktirdiği butun akıl dışılıkların faturası 2001 ve2O02'de Türk milletinin onune gelmiştir "Bu süreç içerisinde kimin sorumluluğu var" tartışmasının bence bugün bir değen yok Niye9 Bu tartışma 2002 ytlı seçimlerinde yapılmıştır ve bu tartışmanın doğru cevabını Türkiye Buyuk Millet Meclisim bu biçimde yapılandırarak Türk milleti vermiştir Dolayısıyla, söyleyeceğim soz önce şu Bu Hükümet kurulduğu yıllarda, yanı bundan beş yıl önce ilk bütçe Türkiye Buyuk Millet Meclisine geldiğinde, Türkiye'de gerçekten kaygılı olan çevreler vardı, bir de çok umutlu ve coşkulu olan çevreler vardı Türkiye'de imtiyazlı kesimlerin tamamı kaygılıydılar Şu ya da bu biçimde, siyasal olarak, hukuksal olarak korunmuş, imtiyazlı olan kesimler, ekonomik olarak imtiyazlı olan kesimler, apaçık rantiye kaygılıydı Kim coşkuluydu9 Yoksullar coşkuluydular, onlar umuduydular, köylüler umutluydu, esnaf umutluydu, işçiler, emekçiler gerçekten umutluydular, emekliler umutluydu Onlar, bu düzenin değişeceğine bel bağlamışlardı, umut bağlamışlardı İktidar partisine oy versinler vermesinler, bir şeylerin değişeceğine inanıyorlardı, herkes bir şeyin değişeceğine inanıyordu Sizler de buna inanıyordunuz, butun Türkiye gibi sizler de buna inanıyordunuz

Bu değişimi kaygı verici bir yönde değişim olarak umanlar, bundan kaygı duyanlar da vardı, biraz önce söylediğim gibi Soz gelımı, AK Parti iktidarının yasaklara karşı tavrının, Türkiye'de stalukoyu olumsuz bir biçimde etkileyeceği yolunda kaygı duyanlar vardı Ekonomi politikalarında, sozum ona, popülist tercihler uygulayacağı, dolayısıyla, toplumu tercih eden, yanı emekliye, işçiye, köylüye, yoksul kesimlere kaynak aktaran politikalarıyla, belki de ülkedeki var olan dengeleri, yanı statükoyu değiştireceğinden kaygı duyuluyordu

Beş yıl geçti, ne değişti ne değişmedi, buna hep beraber bir bakalım Şu nereden nereye tablosunda 2002'yı bu ülke ıçm bir kader gibi sunan anlayışınızdan vazgeçin Bence, gelin, daha gerçekçi ve daha namuslu bir şey yapalım Nereden nereye tablosunun dalıa gerçekçi bir boyutu var Elimde bir istatistik var Bu istatistik diyor ki Türkiye'de fert başına düşen millî gelir 1975 yılında,-tarihe dikkatinizi çekiyorum, 1975 yılında- bugün Avrupa Bıdığını kuran 15 ülke ortalamasının yüzde 27'sı kadarmış, yanı, 15 Avrupa Birliği ülkesinin fert başına gelir ortalamasının yüzde 27'sı kadar Peki, bugün ne kadar9 Aradan geçen otuz yıldan, otuz beş yıldan sonra, yanı, bir kuşağın om- ru geçtikten sonra ve bu otuz beş yıl zarfında, her yıl bu kürsülerden, gelen hükümetler başarı hikâyeleri anlattıktan sonra, bugün Türkiye'de fert başına gelir, yanı, "5 200 dolar" olarak ifade ettiğiniz o muhteşem fert başına gelir 1975'egore nerede9 Yüzde I daha gende Bugün Avrupa Birliği ortalamasının yüzde 26'sı düzeyindeyiz Bu, son dört yılın iyi icraatı diyorsunuz değil mı9 Maalesef değil Bu donem zarfında yüzde 27'lık oranın uslune çıkan bir tek donem var O donemin met- hıyesını düzmek için söylemiyorum, çunku, toplumun bayatından, anlaşılan o ki, kalıcı ve radikal bir değişim yapmamış O, 1983-89 donemi Ondan sonraki dönemlerin tamamında Türkiye kendisim dünyayla mukayese ettiğinde, yeıçekıen, dünyanın hep geıısınde kalmış

Şimdi, bu 2002'den bugüne kadar baktığınızda -bııaz önce başka rakamlar ifade edildi- can açık için sevinmemiz bekleniyor âdeta, dört yıl önce 1,5 milyar dolar olan can açık, 1,8 milyar dolar olancan açığın, şimdi 34 milyar dolaıla düzeyine çıkmış olmasını sevinçte karşılamamızı bekliyor bu Hükümet ve bunun ne kadar da rasyonel bir izahını yapıyor, ama, doğrusunu isterseniz. Değerli Hocam Nazım Ekren'ı tebrik ediyorum, bunu çok buyuk btr nezaketle ve letafetle gerçekleştirdi

Şimdi ben okuduğunuz butun rakamları -Sevgili Hocam göremiyorum sızı- bir göstergeyle daha yemden okumayı teklif ediyorum Mesela, bu yılın mayıs aynıda gerçekleşen kurlarla bir kez daha okuyalım O zaman, anlattığınız avcı hikâyelerinin çehresinin daha bıı başka şekle dönüşeceğini hep beraber göreceksiniz Daha bu yılın mayıs ayında, bütçenizi yaptıktan beş ay sonra gelip bu kürsüde, kocaman kocaman şeyler söyledikten, mesela dalgalı kur rejiminin kerametlerinden bahsettikten beş ay sonra, ülkenin ıcıre gııdığı turbulansta dovız kurları, mesela dolar cinsinden I milyon 700 bin liralara kadar geldiğinde, 1,7'ye kadar geldiğinde, betiniz benziniz atmış ve butun göstergeler değişmişti Fert başına gayrısafi millî hasıla, o zaman, 5 bin dolara gelmiyordu, birden bire biz 1 500 dolar civarında bir gelir kaybına uğramışlık Borçlaıımızın dolar cinsinden ifadesi veyahut da gayrısafi millî hasılamızın toplam olarak dolat cinsinden ifadesi karşısında, borçların gayrısafi millî hasılaya oranı da bugün burada övündüğünüz oranlarda ve rakamlarda değildi Ne oldu'' Ne değişti'' Efendim, küresel piyasalarda meydana gelen gelişmeler bizim ekonomimizi etkiledi Etkilemeyecek mıydı'' Yanı. kuzey yarım küreye kış gelirken, sizde bahar mı olacaktı9

Konuşmaya başladığınız zaman içeriğini çok anlasanız da, anlamasanız da bir küresel ekonomiden, bir küreselleşmeden sürekli bahsediyorsunuz Küresel bir dalga vurduğu zaman niye başkasını nezle ederken sızı yataklara düşürüyor9 Niye bu ülkeyi yataklara düşürüyor9 Mayıs uırbulan- sında Türkiye'nin yaşadığı travmayı yaşayan başka bir ekonomi oldu mu9

Şimdi, mayıs turbulansını bir daha bir okumamız gerekiyor, çunku, mayıs turbulansı dediğimiz şey, esas itibarıyla, ucunu gösteren kriz ya da bir düzeltme iken, sonradan bu ülkeden verilen tavizlerle geciktirilmiş bir krize dönüştürüldü

Şimdi, buradan Hükümete soruyorum, benden sonra Hükümet adına konuşacak muhterem zevata soruyorum Her ne kadar kendileri ana muhalefet dışında kimsenin sorusuna cevap vermeyeceklerim soylemışlerse de, ben yine de bir milletvekili sıfatıyla, millet adına akla gelen, makul olan sorulan soruyorum Merkez Bankası Başkanı bundan bir ay kadar önce, önümüzdeki bir yıl içinde Türkiye'de faiz indiriminin gerçekleşmeyeceğim söyledi Bu nasıl bir piyasa ekonomısıdır ki. Merkez Bankası Başkanı dünyanın en vahşi, en yüksek değerli, reel olarak ve nominal olarak, faizini ödeyen bu ülkede, bu ülkesinde bir yıl içinde faizlerin düşmeyeceğini taahhüt eder*7 Ne adına, kimin adına9

İşte, yavaş yavaş kimin kaygı duyduğu, şimdi kimin sevindiği tablosuna doğru geliyoruz Hant Hükümet geldiğinde yoksullar seviniyor, zenginler, rantiye kaygı duyuyordu ya, bugünkü tablo tamamen şudur Rantiye coşkuyla alkışlıyor, yoksulun takati kalmamış, sesi çıkmıyor Burada ovu- ne ovune anlattığınız tablonun arkasında yatan gerçek, acı bir sömürüden başka hiçbir şey değildir Değiştirmeye talip olduğunuz düzenin ne yazık ki kotu bir eşik bekçisi oldunuz

Ben, şimdi bunları size rakamlarla ispat edeyim, sız gelin bunların yanlış ve yanıltıcı olduğunu söyleyin Bu ülke şu anda dünyanın en yüksek oranlı reel faizini oduyor Bu ülke bu dört yıl zarfında toplam borç stokunu yansı kadar daha artırdı Bu ülke özelleştirme adı altında bir varlık satışı furyasında son derece değerli varlıklarını, hiç de rasyonel olmayan piyasa koşullannda ne yazık ki sattı Peşkeş çekti diyeceğim, ama, şimdi, burada ucu açık tartışmalara girmek istemiyorum Gelin, sattı diyelim Şimdi, burada, bir özelleştirme edebiyatı, bir yabancı sermaye edebiyatı anlatılıp gidiyor Dedim ya, herkes kendi hikâyesini anlatıyor Maliye Bakanı, biraz önce, ekım-ekım, 20 milyar dolarlık bir yabancı sermaye girişinden bahsetti O hangi ekim, ben bulamadım Hangi ekimden hangi ekime

MALİYE BAKANİ KEMAL UNAK1TAN (İstanbul) - Bulursun'

ERKAN MUMCU (Devamla)-Söylerseniz memnun olurum Sayın Bakan Ben, bu kürsüden size sorular sordum, sız de cevaplar verdiniz geçmişte de Sonra, cevaplarınızın hepsinin yalan olduğunu lescıl ettik (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Yanı, bu Ben sorayım, sız cevabınızı verin

2002-2006 yılında, yabancıların Türkiye'ye yaptıkları doğrudan yabancı sermaye yatırımı, 21,7 milyar dolar Bu iyi bir rakam, bu takdir edilmesi gereken bir rakam, bu buyuk bir rakam, ama, bu rakamın dağılımına bir bakalım Nereye gitmiş diye dağılımına bir baktığımda, sadece 2005'te, 9,6 milyar dolarlık kısmı gerçekleşen bu yabancı sermaye yatırımının 4 milyar doları banka satışlarından gelmiş, bu 2005'tekı 9,6 milyar doların 4 milyar doları 3,4 milyar doları, Turkcell ve Türk Telekomun ödemelerinden gelmiş 1,9 milyar doları gayrimenkul satın almalarından, 1,5 milyar dolan da daha önce yapılan özelleştirme taksitlerinin ödemelerinden gelmiş 2006'da, toplam, yaklaşık olarak 11 milyar dolar yabancı sermaye yatırımının 4,7 milyar doları ulaştırma ve haberleşme sektörüne yapılmış, 3,5 milyar doları bankacılık ve sigorta sektörüne, 2,6 milyar doları gayrimenkul yatırımlarına yönelmiş ve bunun içinde, işte, Denızbank ve sair gibi sigorta ve bankacılık şirketlerinin satılması da var

Sızın yabancı sermaye girdi, girdi diye anlattığınız şeyde, eğer bu ülkede istihdam yaratan, bu ülkenin üretim ve rekabet kapasitelerine ilave kapasite katan herhangi bir yatırım varsa, 10 milyon dolarlık, 50 milyon dolarlık, 100 milyon dolarlık. Sayın Bakan, geleceğim, bu kürsüden, sizden ozur dileyeceğim Gelin, bana bunu anlatın (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Gelip bu kürsüden, sizden ozur dileyeceğim Beş yıllık Hükümetinizin yaptığı şey, ülkenin elli yıllık bir birikim içinde yaptığı şeylerin satılabilmesi Sız, buna özelleştirme diyorsunuz Özelleştirme diye ovduğunuz şeyin arkasında yatan şey özelleştirme filan değil Bu, düpedüz bir varlık satışı ve tasarlanmış bir varlık satışı, çunku, özelleştirme dediğiniz şeyin arkasında yalan mantık, kamu işletmeciliğinin, kamu girişimciliğinin verim yaratamayan ataleti karşısında, venm yaratamaması karşısında, reka- betsız olması yüzünden verim yaratamaması karşısında, daha rekabetçi bir yapıya sahip olan özel sektör kuruluşlarına devredilmesi vardır Yanı, bir ekonomik alanın, bir sektorel alanın rekabete açılmasıdır ozunde özelleştirme Uçe satma, beşe satma ışı değildir özelleştirme

Geldiniz, özelleştirmeler yaptınız Nereyi rekabete açtınız7 Telekomu rekabete açtınız mı'* Hayır Devlet tekelinden Harırı'nın tekeline teslim ettiniz ışı (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Bu yetmiyor Bir yıl sonra yüzde 33 oranında kurumlar vergisi indirimi yapacağınız belli iken, Türkiye'nin en onemlr varlıklarından bir tanesini taksitleri vergi ındırımıyle sağladığınız avantajlardan daha duşuk bir rakama gelecek biçimde sattınız ve milletin karşısına çıkıp diyorsunuz ki, biz özelleştirme yaptık, biz bu ülkeye yabancı sermaye getirdik Bizden de sızı takdir etmemizi bekliyorsunuz Ben sızı takdir edemem, kusura bakmayın

MUSA SIVACİOGLU (Kastamonu) - Millet

ERKAN MUMCU (Devamla) - Milletin de sızı takdir edeceğim hiç zannetmiyorum Milletin vekilleri takdir ediyorlarsa eğer, bunu da sadece hayretle karşılarım

Değerli arkadaşlar, şu beyanımda yanlış olan ne var9 1,3 katrilyon lira yıllık vergi ödemesi olan bir kurumun özelleştirmesinden sonra vergi yükünde yüzde 33'luk bir indirime giderseniz, yanı yılda yaklaşık 500 trilyon lira vergi bağışıklığı sağlarsanız bu şirkete ve bu şirketi, başında 6,5 milyar dolar gibi bir rakamla satmıssanız, bunun kârı re resinde, bunun ticareti neresinde, bu nasıl bir dürüst özelleştirme girişimidir, Allah aşkına, bana bir anlatır mısınız9 Sızın vicdanınıza oturuyor mu bu7 Sızın vicdanınız bunu kabul ediyor mu9 Bizim burada sorduğumuz somlar, milletin adına, biz milletin vekiliyiz Milletimiz, velinimetimiz, bu kürsüde konuşma hunıyetını veren mıllei, maaşımızı da veren millet Milletimiz var olsun Bunu helal ettirmek için de bir şeyler soruyotuz Mesela, ben Sayın Bakana geçen yıl bu kürsüden sordum, dedim ki "Sayın Bakanım, sız. bu 14,7'lık salısı, daha önce Kuşadası Lımanfnı da sattığınız Ofer ailesine, niye blok satışta oluşacak fiyatı beklemeden sattınız'1" Sayın Bakan bu kürsüye çıktı dedi ki '"Kardeşim -bu kursunun tutanaklarında var- ben o tarihte özelleştirmeden sorumlu bakan filan değilim, ne Ofer tanırım ne Kofer tanırım " Ne oldu'' Burada biz meram anlatmaya çalışırken bir uğultu içinde, bizi susturmaya çalıştı bıı grup arkadaş, gerçeği soyletmemeye çalıştı bir grup arkadaş Ne oldu'' Danışlay ust ııste ıkı kez karaı verdi, bu 14,7'lık satışı iptal etti Bu 14,7'lık satıştan doğan 750 milyon dolarlık kamu zararını tespit etti Şimdi, bu hisselerin gen alınması yolundaki yargı kararı uygulanamıyor, çunku, Sayın Bakanın tanımadığını söylediği, ama tanıdığı daha sonra pek çok belgeyle ortaya çıkan şahısların, özel uçaklarıyla yolculuklarını yaptığı şahısların, bunu çoktan dağın ote yanına aşırdığı, götürdüğü bilinen bir gerçekti Şimdi ben soruyorum Bu yetimin hakkı değil mı9 Bunun hesabını kim, kimden soracak9 Bunun hesabını kim, kime verecek9 Eğer milletin vekilleri bunun hesabını sonnayacaksa, bunun hesabının kim soracak9

Merkez Bankası Başkanı diyor ki "Bir sene zarfında düşmeyecek " Bir sere önce de sız burada diyordunuz ki "Dalgalı kur sistemi koruyacak " Ne oldu dalgalı kur sistemine*7 Ekonomiden sorumlu Sayın Bakan gelip bir hesap verirse memnun olacağım, burada anlatırsa çok memnun olacağım Ne oldu dalgalı kur sistemine9 Niye mayıs turbulansında dovız satmaya başladınız1 Hanı kurun yükselme eğilimine girdiği donemde, dalgalı kur, sistemi balanse edecekti9 Hanı Merkez Bankası, o gun rezerv tutarak aldığı riski işte bu günler için alıyordu, isteyene yüksek fiyatla satacaktı'' Dolayısıyla, o gun dövizden TL'ye, yanı, çok yüksek faiz vaal eden Türk lirasına donen hesaplar, aldığı riski biliyorlardı hanı9 Apar topar gidip New York'tan taahhütte bulundunuz Dediniz ki "Piyasaya müdahale edeceğiz ve dovız satacağız " Niye9 Çunku, pozisyon değiştirmek eğilimindeki sıcak paraya garanti vermezseniz o para orada durmayacaktı Şimdi yaptığınız şey, ülkenin bir yıl daha sömürülmesi adına düzeltmenin ertelenmesinden başka hiçbir şey değil Kimseyi kandırabılecek durumda değilsiniz, hiç kimseyi Ancak kendinizi kandırabilirsiniz Şimdi yeniden enflasyonu yüzde 4 olarak öngören bir bütçe yüzde 21 nominal faizden tavız vermiyor Bu taahhüdü kimin adına veriyorsunuz arkadaşlar9 Bu taahhüdü kim, kimin adına veriyor9

Ben bir som soracağım Bu sorunun cevabını bilen varsa, gelsin bana cevap versin işte o zaman aslanların tarihi anlaşılmış olacak Sürekli bize, dondumlebılır bir borçlanma programından, borçlanmanın faziletinden bahsettiler, sürekli bize bir fiyat istikran masalı anlattılar Sız de o masala uydunuz Sorduğum som şu 2003 yıh-2006 yılı toplam bütçe açığı 80,3 milyar YTL Aynı donemde Hazinenin borçlandığı rakam 101,3 milyar YTL Yanı, ihtiyacından yaklaşık yüzde 21 oranında daha tazla borçlanan Hazine, acaba ihtiyaçtan daha fazla borçlanmasının redenim gelip burada bize anlatabilir mı9 Çunku, bu borçlanmanın bir maliyeti var Çunku, bu borçlanmanın bir bedeli var Acaba Sayın Başbakan, acaba Sayın Maliye Bakanı, acaba Sayın Hazneden sorumlu Bakan, gelip, buraya, bize. Merkez Bankası rezervlerini neden 58 milyar dolar düzeyinde tuttuğumuzu anlatabilir mı 9 Türkiye Cumhuriyeti'mn Merkez Bankası, niye 58 milyar dolar rezerv tutar, ne için9 Borçlanabilmek için mı9 Niye borçlanıyoruz9 Tasarmf açığımız olduğu için, öyle mı9 Peki, tasarruf açığımız varsa, yıllar yılı, neredeyse yuz yıldır bu borçları kim oduyor9 Nereden ödüyoruz9 Kendi larıhı içinde Türkiye hiç defaulta girmiş mı, borç ödeyememe durumuna girmiş mı 9 Biz niye borçlanıyoruz9 Borçlanmak için borçlanıyoruz, başka hiçbir şey için değil Dünya sistemine haraç vermek için borçlanıyoruz, başka hiçbir şey için değil Türkiye'nin tasarruf açığı olduğunu söyleyenler, bana, lütfen Türkiye'nin yıllar içinde ödediği yuz milyarlarca dolarlık borç faizinin nereden ödendiğini de söylesinler Eğer, Türkiye tasarmf edemiyor idiyse, yuz milyarlarca dolarlık borç faizim Türkiye neyin üzerinden odedı9 Kim odedı9 Bu milletin ta kendisi odedı ve ne pahasına ödedi 9 Açlık pahasına, yoksulluk pahasına, ıssızlık pahasına Şimdi, Sayın Başbakanın çok itibar ettiği bir kaynaktan veriler aktaracağım size, TUIK Hanı, diyordu ya Sayın Başbakan "Sızın basın müşavirinize mı danışacağız'' Onun rjkamlanna mı güveneceğiz7 Tabii TUlK'ın rakamlarına güveneceğiz " Sız re kadar güvenirsiniz bilmiyorum, bir kışının açlık sınırının altında yaşamaması için ihtiyaç duyduğu şey günde 2 100 kalori alabilmesi Bir ailenin, yanı dört kişilik bir ailenin, günde 2 100 kaloriyle beslenebil melen için ihtiyaç duyduklaıı aylık rakam TUlK'e göre. Sayın Başbakanın çok itibar ettiği istatistik Kurumu TUlK'e göre 182 YTL 182 lira ile dört kişilik bir aile, günde 2 100 kalori alacak kadar besi e ne bil etek Sız bunu mumkun görüyor musunuz'7 Dört kışı' Hanı şu çok iyi bildiğiniz çay-sımıl hesabıyla bile bu mümkün mu7 2 100 kalori mumkun nur1 2 100 kalori mümkünse, fiyat olarak mumkun mu' Değil

Aynı TUIK "Bu 182 VTL'yı kazanamayan 950 bin kışı var-diyor- bu ülkede " Yanı, hare halkı gelin 182 YTL'mn altında olan 950 bin kışı var açlık sınırının altında

Peki, yoksulluk Yanı, biraz daha insan gibi, kıra, giyinme yanı, çıplak dolaşmadan, ustune bir çul geçirerek yaşayabilmenin ve başını bir çatının altına sokabilmenin maliyeti ne'' Aşağı yukarı 470 lira Asgari ücretin yüzde 40'ı kadar daha yüksek bir rakam, bu da TUIK rakamı TURK-IŞ'e sorarsanız bu rakam çok daha yüksek I milyar 900 milyon lira, dört kışı için insanca yaşayabilme maliyeti TUIK, mütevazı davranıyor her ne hikmetse Yanı, Mozambik standartlarını kendi vatandaşına layık gören bir anlayışın urunudur bu Çunku, bu araştırmaların finansmanı Dünya Bankası tarafından yapılıyor Dünya Bankası tarafından finansmanı yapılan bu araştırmalarda yer alabilmek adına ne yazık ki, bu ülkenin aydınları kendi insanlarına ıharcst ediyorlar (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) 182 YTL'lık bıı standardı kendi milletine layık görüyor Ama, sadece o değil Bu Hükümet, bu ülkenin coşkuyla, sevinçle karşıladığı, fakır fukaranın, garip gurebanın Hükümeti de aynı şeyi reva görüyor' TUIK rakamlarına göre bu ülkede yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı 19 milyon Çok övündüğünüz, "malı disiplin, malı disiplin" diye övündüğünüz şey bu ülkenin koleleştınldığının resmidir Biraz önce burada rakamları çarpıtacaksınız Nasıl çarpıtacağınızı da bilemediniz, beceremedınız OECD ülkelerinde de bu oran yüzde 33~muş de, 34'muş Düpedüz söyleyin "Doğrudan vergilerin bütçe içindeki payıyla dolaylıların payı ters yuz edildi" deyin "Bizde yüzde 73'e çıktı" deyin Eğer, milletin karşısında hâlâ söyleyecek yıızunuz varsa "toplam vergi gelirlerinin yüzde 73'u dolaylı vergiler, yanı milletin kursağından kesilen vergiler" deyin "En fakirin en ağır ödediği vergiler" deyin "Biz bu ülkede faizden vergi alamıyoruz" deyin "Hele yabancı ülkeden geliyorsa, sıcak para olarak geliyorsa, ister bıyıklı ister bıyıksız, ondan kuruş vergi alacak cesaretimiz yok, biz onların Hükümeti değil, biz yoksulların Hükümetiyiz" deyin, daha doğrusu "Bizim borumuz yoksullara öter" deyin Çıkın söyleyin

Bu bütçede yeni yıldan itibaren öngördüğünüz gelir kalemlerinden bir tanesi, prim gelin dahi olsa, emeklilerin ücretlerinden kesintinin yüzde 33'e çıkarılması, yüzde 10'dan yüzde 33'e çıkarılması Harırı'nın yüzde 33'ten yüzde 10'a indirildiği bir tabloda, emeklinin ücretinden, geçiremeyen, yaşayamayan emeklinin ücretinden kesintiyi yüzde 10'dan yüzde 33'e çıkaran Hükümetsiniz sız (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Bununla şeref duyun, bununla şeref duyun1 Sız kurulduğunuz zaman bu insanlar umut içindeydiler, bugün umutsuzluk içinde, bugün çaresizlik içinde, bugün hayal kırıklığı içinde suskun vaziyetteler

Çok şeyin değişeceğini söylediniz Ben size dünya sıralamasında nerede olduğumuzu söyleyeyim, çunku nereden nereye, nsreden nereye anlatıp durmayın, buradan nereye onu anlatın Ben size söyleyeyim, bunların hepsi Dünya Bankasının ve World Economıc Forum'un rakamlarıdır Burada benden önceki iktidar sözcüleri de bu rakamları benzer biçimlerde verdikleri için, seçtiklerim verdikleri için, onların seçmediklerini de ben burada vereyim

İnsanı gelişme endeksinde 1975 yılında Türkiye 56'ncı sıradaydı, çok beğenmediğiniz 2002'de 88'ıncı sırada, bugün 92'ncı sıradayız Tebrik ediyorum ey Hükümet sızı1

Enflasyonda 94'uncu sıradayız, tasarruf seviyesinde 74'uncu sırada, faiz farkında 60'tncı sırada, kamu borçluluğunda 86'ncı sırada, bütçe açığında 115'ıncı sırada, reel efektif kur düzeyinde 117'ncı sıradayız Herhalde bunlar Hükümetinizin iftihar tablosu1

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzuıum) - 2002 rakamlarım da versene

ERKAN MUMCU (Devamla) - Tabu. memnuniyetle Deminki rakamları da söyleyeyim

BAYRAM OZÇELIK (Butdur) - Nereden nereye okluğumuzu da, hangi, kaç ülkeden kaç ülkeye

ERKAN MUMCU (Devamla) - Neyi istiyorsunuz, söyleyelim hay hay, buyuıun

BAYRAM OZÇELIK (Burdur) - Rakamların tarihinden bahset

ERKAN MUMCU (Devamla) - Hoşunuza ne gıdıyoısa, gelin burada söyleyin

BAŞKAN - Lütfen müdahale etmeyelim aıkadaşlar

ERKAN MUMCU (Devamla) - Önemli olan, inanacak kimi bulacaksınız?

BAYRAM OZÇELIK (Burdur) - Rakamlaıın tatilimden de bahse!

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Sen gerçeklen söyle

BAŞKAN - Lütfen müdahale etmeyin

ERKAN MUMCU (Devamla) - Önemli olan, inanacak kimseyi bulacak mısınız bulmayacak mısınız meselesi

Şimdi, nedir başarı7 Başarı diye anlattığınız şey, işte, bu, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının yüzde 65'ten yüzde 73-74'ler düzeyine çıkmış olmasıdır Yanı, sızın hüneriniz mazottan aldığınız vergiyi yükseltmektir, sıztıı hünerini? benzinden aldığınız vergiyi yükseltmektir, sızın hüneriniz doğal gazdan aldığınız vergiyi, elektrikten aldığınız vergiyi, ekmekten aldığınız vergiyi, ilaçtan aldığınız vergiyi yükseltmektir, sızın hüneriniz budur Bu hünerinizi, takdirle, bir kez daha karşılıyorum1 Sızın hüneriniz esnafın tepesine çokup, boğazını, umuğunu sıkıp -Sayın Bakanın ifadesiyle- onu yolmaktır Sızın hüneriniz budur Bu hüneriniz dolayısıyla sızı tebrik etmek lazım' Malı disiplinden başka hiçbir hüneriniz yok Ne bu ülkenin borç stokunu duşurebı İdiniz Bu ülkenin borç stokunu tarihte hiçbir hükümetin artırmadığı kadar sız arttırdınız Yanı, çok başarılıyız, çok başarılıyız dediğiniz donemde 100 milyar dolardan daha fazla bir borç artışı gerçekleştirdiniz, ustune ustluk ülkenin uzun yıllarda yaptığı, satmadığı şeyleri satıp bunları da gelirler haresine eklediniz Sonuçta, ülkeye ne verdiniz diye sorduğumda, eğer sızın aklınıza bir şey geliyorsa, gelin lütfen bu kürsüden söyleyin Benim aklıma hiçbir şey gelmiyor

Ne değişti bu beş senede bu ülkede1* Neyi değiştirdiniz bu ülkede beş senede1 Ben söyleyeyim stze Değişen bir tek şey oldu, baştan kaygı duyanlar, sonunda sevinç duyar oldular Rantiyenin ekonomiden sebeplenme yüzdesi olağanüstü, güvencesi olağanüstü arttı Dolayısıyla, sızın hüneriniz, bu ülkenin rekabet gucunu ortadan kaldırıp bu ülkeyi pazarl aş t ırmaktan ibarettir, bu ülkenin pazar olarak parsellenmesinden ibarettir

Şimdi, ıssızlık rakamlarına bakıyorsunuz, dört senede gelir artışının yüzde 100 olduğunu ifade ettiğiniz ülkede ıssızlık rakamları aynı, yerinde seyretmiş

Ben o zaman bir soru soracağım Bir ülkede gelirin paylaşımının adaleti nereden olçulur7 Ikı şeyden olçulur Bir, istihdamın yaygınlaşmasından, işsizlikten olçulur, yanı, refahtan, çalışan insanların sayısının artması dolayısıyla insanların yaygın bir biçimde pay aldığı kanaatine varırsınız, yargısına varırsınız İki, reel ücretlerdeki artışlardan olçulur

Ne olmuş1? Türkiye'de ıssızlık rakamları değişmiş im' Hayır Tam tersine, Türkiye'de ıssızlık, tam tersine daha da buyumuş Peki, ne oldu Türkiye'nin büyümesi7 Nasıl bir buyume bu 7 Hanı 5 100-5 200 dolara çıkmış fert başına gelir işsiz insanlara mı gıttı? Donup ücretlerdeki artışlara bakıyorsunuz, hayır, ücretlerde de böyle bir artış yok, yüzde lOO'u bulan bir artış yok Peki, nereye gitti bu artış7 Kimin cebinde bu artış7 Bu artışın nereye gittiği belli Bu artış, ülkeye borç verenlerin cebine gıltı Sız, bu düzeni değiştirmek noktasında hiçbir girişimde bulunmadıkça, gelip burada, neyin hikâyesini anlatırsanız anlatın, millet için, bu, inandırıcı olmayacaklır

Şimdi, önümüzdeki donemde, gunun birinde, Merkez Bankasının da kendi web sitesinde de açık biçimde gösterdiği gibi, olağanın çok üstünde değerlenmiş Türk lirası, artık, bu kadar yüksek faiz ödeyemez hâle geldiğiniz bir anda, daha doğrusu Türkiye oraya geldiği noktada, yeniden bir düzeltmeyi zorladığında, yanı, arlık, hesaplar doların soz gelımı 2,2 YTL üzerinden hesaplandığı, 2,1 YTL üzerinden hesaplandığı bir düzeyde, o zaman bu rakamların tamamı bir daha okunacak O zaman, Türkiye'nin milli gelirinin dövizle ifadesinin «: kadar olduğuna bir daha bakacağız, fert başına gelirin ne kadar olduğuna bir daha bakacağız, boraların gayrısafi milli hasılaya ne kadar olduğuna bir daha bakacağız

Ne oldu, mayıs ayında hem kur hem faiz hem enflasyon birden yükseldi Hanı fiyat istikrarını tutturmuştunuz'' Hanı tapındığınız, ekonomide tapındığınız fiyat istikrarı her şey demekti7 Ne oldu' İki ay zarlında, hem laız hem kuı hem enflasyon nasıl birden yükseldi'' Nasıl bunlardan biri diğerini tutmadı'' Her kriz döneminde olduğu gibi, her düzeltme döneminde olduğu gibi, yine aynı şey Türkiye'nin başına gelecektir

Ne yazık ki, sız, bir düzenek kuı uyorsunuz Kurulmuş bir düzeneğin zembereğim, biraz daha, biraz daha kuruyorsunuz, Türkiye'nin yaşayacağı patlama, Türkiye'nin yaşayacağı turbulans, sızın kurduğunuz kadar yüksek bir gerilimle gerçekleşecektir

Sonuç itibarıyla, Türkiye'de, ne vatandaşın devlet karşısında itibarı yükselmiştir IK Türkiye'nin uluslararası piyasada itibarı yüksel mı şiir

Geldiniz, uç şey vadederek, yasaklar, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele vadederek Ben, kendi hayatında yasakların mağduriyetini yaşayan insanlara soruyorum Hayatınızda yasaklar karşısında ne değişti9 Bu Hükümetin dört yıllık icraatı sızın hayalınızdan hangi yasağı kaldırdı' Ben, bunu soruyorum

Bu konuda olumlu yanıt verebilecek tek unsur, belki, Lozan'la azınlık statüsünde sayılanlar olabilir Avrupa'nın basıncı karşısında ve bu Hükümetin içine duştuğu meşruiyet bunalımı karşısında, onlara verilmiş tavizler dışında, bu ülkede, yasaklar karşısında bir adım ilerleme gerçekleşmemiştir

Bu ülkede bir reform girişimi olarak bir YOK reformu başlatılmış ve YOK reformu, ne yazık ki, bir koltuk pazarlığına kurban edilmiştir Bunlar, bu hayalın gerçekleridir Bu gerçeğin kahramanları da, bugün, burada, bu salonun içindedir, buradadır (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Tarih, bunları, bu tutanaklara kaydettiği gibi, bunların hesabını da bu pazarlığı yapanlardan soracaktır

Bugün, bir cumhurbaşkanlığı vaadiyle millete, yanı değişim bekleyen, bu düzenin değişmesini, bu adaletsiz düzenin değişmesini bekleyen insanlara karanlıkta goz kırpıyorsunuz Oysa, Türkiye'nin onunu açmak gibi bir fırsat var Türkiye'yi rejim krizlerinden, rejim bunalımlarından, Türkiye'yi ikide bir içine sürüklendiği cumhurbaşkanlığı gerilimlerinden kurtarmak gibi bir fırsatınız var, ama bundan kaçıyorsunuz, lam tersine, halka verilmiş sözünüze rağmen

Sız değil mıydınız, halk cumhurbaşkanını seçmelidir diyen7 Sız değil mıydınız, sızın Başbakanınız, sızın Genel Başkanınız değil mıydı9 Ne oldu9

ALIM TUNÇ (Uşak) - BIZI halk seçti

ERKAN MUMCU (Devamla)-Ve burada, ana muhalefet partisinin Sayın Genel Başkanına da bir kez daha yinelemek ıslıyorum çağrımı Saym Gene) Başkan, gelin. Anayasa değişikliği için ortaklaşa önerge verelim İktidar Grubu buna dayanamayacaktır Cumhurbaşkanını halkın seçmesi kadar meşru bir talep karşısında direnen hiçbir iktidar, cumhurbaşkanını seçse bile o cumhurbaşkanını orada tutamayacaktır Dolayısıyla, gelin, ayağımızı meşruiyetin ustune basalım

Sayın Başbakanın "hanı sızın Anayasa'ya sadakatiniz, hanı sızın demokrasiye sadakatiniz9" siteminde haklılık payı olduğunun altını çizmek isterim Hukuk herkes için hukuktur, demokrasi herkes için demokrasi olmalıdır Keyfimize göre hukuk, keyfimize göre demokrasi olmaz Amma, hukuk kanun demek değildir, amma, demokrasi sayı demek değildir Hukuk meşruiyet demektir Eğer, sızın, bu ülkenin üçte 2'sını gerçekten temsil ettiğiniz yolunda bir meşruiyet inancının varsa yolu- nuz açık olsun Ama, seçmenin yansının Parlamento dışında kaldığı bir parlamentoda seçmenin üçte I 'mı alarak, üstelik görev surenizin sonunda ülkeyi yedi yıl yönetecek cumhurbaşkanım seçmeyi demokratik açıdan meşru telakki ediyorsanız yolunuz açık olsun Ama hazmedilmez, am.ı hazmedilmez' Gelin, meşru olanı yapın, gelin milletin vicdanına güvenin

Hanı, şu konser sanatçıları yapıyor ya, siyasetçi öyle olmalı, donup arkasını kalabalığa kendisim bırakıverıyor ya, biliyor halkının kendisim nasıl karşılayacağını Gelin, cesaretiniz vaısa sız de onu yapın (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Gelin, bu ülkede, ıkı turlu bu seçimle seçelim cumhurbaşkanını Gelm, milletin çoğunluğunu temsil eden bıı cumhurbaşkanımız olsun Gelin, Türkiye'de rejimi gerçek manada demokratik meşruiyet zeminine oturtalım Bunun, bu ülkenin beş yıllık, yedi yıllık geleceğinde değil elli yıllık geleceğinde çok buyuk bir değer ifade ettiğim sız de vicdanlarınızda biliyorsunuz Gelin, meseleyi, günübirlik, kişisel bir mesele olarak görmeyin Sız bu basireti gösterin Millet, bu basireti gösterenleri kucaklayacaktır, korkmayın Korkmayın, millete güvenin, donun arkanızı ve millete bırakın kendinizi Eğer, gerçekten milletle manevi bağınızı hâlâ koruduğunuza inanıyorsanız, hâlâ beş yıl önceki gibi millet sızı coşkuyla karşılayacak diyorsanız, gelin, bunu yapın, korkmayın ve bu ülkenin millî menfaatlerinden, millî politikalarından bir meşruiyet bunalımı içinde tavız verip durmaktan artık vazgeçin

Avrupa Birliği içinde ülkeyi getirdiğiniz nokta tam bir lacıadır İşte, bugün, Avrupa Birliğinde müzakerelerin askıya alınması karara alındı Ne oldu9 Gunduz vakti havai fişekler patlatıyordunuz, Türkiye'yi Avrupa Birliğine getiren kahraman Hükümettiniz, ne oldu9 Daha o günden-o gunun kahramanları burada- Kıbrıs meselesini, Birleşmiş Milletler yerine Avrupa Birliğiyle müzakere etmeyi kabul etmenin Türkiye'yi bir çıkmaza sokmak demek olduğunu söylediğimizde, bu tezimize karşı çıkan değerli zevat bugün burada "Kıbrıs meselesinin gerçek çozum platformu Birleşmiş Milletlerdir" diyor Geçmiş olsun1 Annan referandumunun oylanmasından sonra, bu meseleyi Avrupa Birliğiyle konuşmayı kesinlikle donduralım ve Kıbrıs sorunu kalıcı ve toplam bir biçimde çözülmedikçe müzakerelere devam etmeyelim dediğimizde, aslında orerdığıınız Türkiye'nin Avrupa Birliğinde onunu açmaktı Eğer bir dirayetli duruş gosterebılseydınız, eğer Avrupa Birliğine "hayır" diyebilecek, "önce Kıbrıs meselesini Birleşmiş Milletlerde halledeceğiz, ondan sonra sizinle müzakere edeceğiz" diyebilecek bir dirayeti göstermiş olsaydınız, bugün müzakereler askıya alınmış olmayacaktı

"Bu müzakerelerin askıya alınmış olması da bir şey değil bitmedi ki" diyeceksiniz Hayır, otuz tane Avrupa ülkesinin kamuoyuna bırakılmış, veto yetkisine bırakılmış, Rum kesiminin veto yetkisine bırakılmış bir süreçten, sız Avrupa Bıdığını çıkaramazsınız Ancak ve ancak, Avrupa'nın içme duştuğu stratejik korluğu Avrupa'ya göstererek, Türkiye'yi kaybetmenin bedelinin ne olacağını, onlara, çok sıkı bir biçimde, okunaklı bir sesle anlatırsanız Avrupa Birliğinde ilerlersiniz Başka hiçbir ilerleme yolu yoktur (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Ama, sız, Türkiye'de içine düşürüldüğünüz bir meşuıyet bunalımı içinde, yanı, çağdaş, Batılı, modem, laik değerler karşısında şüpheli zannınız dolayısıyla, şüpheli bırakıldığınız için, yanı, binlerinin sızı kovaladığı yerde, gittiniz, Avrupa Birliğinin ve Batı'nın kucağına oturdunuz Çok net

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Başkanım, bu tabir çok ayıp1

ERKAN MUMCU (Devamla) - Olabilir Peki, tabirimi düzeltiyorum Teşekkür ediyorum Sayın Milletvekili Nasıl söyleyelim9 Sızın için hazırladıkları pozisyona duştunuz Peki, düzeltiyorum Hükümet için söylüyorum (Anavatan partisi sıralarından alkışlar)

Buradan binleri size dedi ki "Sız cumhuriyet düşmanısınız " Buradan binleri dedi ki size "Sız laikliğe karşı iyi niyet beslemiyorsunuz " Buradan binleri size bunu söyledikçe, sızın temsil ettiğiniz değerler ve temsil ettiğiniz kitleler karşısındaki kuşkusunu, biraz da nobran bir dille ifade ettikçe, sız kendinizi ne kadar da Batıcı, ne kadar da Avrupalı gösteririz telaşına kapıldınız Gerçek bu, gerçek bu1 içine düştüğünüz meşruiyet bunalımı bu Ne temsil ettiğiniz değerler ne temsil ettiğiniz kitlenin haysiyetim dimdik söyleyemedi nız Kanıl ıslıyor musunuz, size kanılını söyleyeyim Sız millî değerlerin, millî duyguların, millî bilincin, millî şuurun temsilcisi olarak geldiniz bu Meclise ve sonunda geldiğiniz nokta, Türkiye'nin millî kahramanı, Kıbrıs mücadelesinin millî kahramanı Raut Denktaş'ı bu ülkeden kovmak oldu, ""Git, kendi halkına anlat" dediniz, "Git kendi ülkene" dediniz, "Benim ülkeme gelme" dediniz (AK Parti sıralarından '•doğru" seslen)

O "doğru" diyen arkadaşın sesini bir daha duyayım da tutanaklara girsin Nerede o "doğru" diyen7 (Anavaıan Partisi sıralarından alkışlar) Neyse

Sozun sahibi Recep Tayyıp Frdoğan, Türkiye Cıımhunyetı'nın Başbakanı

Dolayısıyla, sız, bir millî bilinçten yoksunsunuz Sız, bir millet ıdıakınden yoksunsunuz Hükümete sesleniyorum Sız, milletin yekpare bir butun olduğundan, sız, vatanın yekpare bir butun olduğundan habersizsiniz (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Sız, Kıbrıs'ın, Hrıstıyan dünyası karşısında son uç yüzyıl zarfında kazanılmış tek zafer olduğu bilincinden yoksun bir kadrosunuz (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Onun için, sız, kesinlikle, gayrımıllî politikaların girdabında sürüklerin bir Hükümetsiniz

Gelin, aklınızı başınıza alın ve millet adına soracağım şu sorulara lütfen cevap verin, bizim sorularımıza cevap vermeyeceğinizi söylemişsiniz, şu sorulara bir cevap veıın Bugünkü gazetelerde okudum "muhalefete söyledim" demiş Cumhurbaşkanlığı Makamında Sayın Başbakan Bunun adı, yanı, şu hanı "İki koyunu güdemezler "demişti ya, bu koyunlarla bir (akıntısı var Sayın Başbakanın "Ikı koyunu güdemezler" demişti ya, "İki koyunu gudemeyen adam konuşuyor" demişti ya, basın bunu Cumhurbaşkanı diye yorumlamıştı Bugün, gazetelerde okuyorum ki. Cumhurbaşkanı "Nedir bu ıkı koyun meselesi, kim 9 " diye sonnuş, Yaşar, karakolda söylediğim mahkemede tekrar edememiş Demiş ki "Ben muhalefete söylüyorum " Şimdi "muhalelet" deyince orada ben de va- nm Müsaade ederseniz soruyorum Bu ıkı koyun gutmekien anladığınız nsdır7 Nedir bu ıkı koyun kriteri7 Ne yapmış olanlar ıkı koyun gütme kriterim başarmış olurlar7 Mesela, tahsil mıdır, mesela, iş hayatı tecrübeleri mıdır, iş hayatı başarılan mıdır, nedir yanı, mesela, dürüstlük mudur, mesela, temizlik mıdır, mesela, veremeyecek hiçbir hesabı olmama, mesela, dokunulmazlık zırhına bu- runmeme mıdır, mesela, halkına hiç yalan söylememiş olmak olabilir mı 7 (Anavatan Partisi sırala- nndan alkışlar) Mesela, sabahleyin halkına yalan söyleyenler, akşamüstü yalanlarını itiraf ettiklerinde, Başbakan sıfatıyla, sadece ıkı koyun güdebilecek kabiliyetleri olduğu için Cumhurbaşkanı olmaya layık olurlar mı 7 (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Mesela, Daruşşafaka'nın, yanı yetim çocukların, yetim çocukların eğitımıiK tahsis edilmiş varlıkları, binleri, bırılerıre imar rantlarıyla peşkeş çekerken, ona seyirci kalanlar, sırf garip gureba edebiyatını iyi yaptıkları, fakır fukara edebiyatını iyi yaptıklarını ve ülkesinin milyonlarca yoksulunu iftar sofralarında teşhir ettikleri için, sadece, ıkı koyun gütme becenlerı dolayısıyla Cumhurbaşkanı olmaya layık görülebilirler mı 7

Mesela, Kısıklı'da, bir orman arazisi içerisinde on gorunum yasağı, daha doğrusu, Koruma Kumlunun yasakladığı bir alan içinde yapılmış 14 villanın 7'sıne gayrımeşru yollardan sahip olanlar, bunlardan sadece bir tanesine 1 milyon doların üstünde, 1,5 milyon doların uslunde tefrışat yapmış olanlar, bunu mal varlıklarında beyan etme cesaretini gösteremeyenler, mesela, binlerinin elinden deste deste dolarlarla paralar alıp. sonra, para aldıklarına, soz gel im ı, doğal gaz işinde imtiyaz sağlayanlar, sırf ıkı koyun güdebildikleri için her şeye layık mıdırlar, istediği hakareti yapabilirler mı mesela muhalefete7 (Anavatan Partisi ve CHP sıralanndan alkışlar)

Benim, ıkı koyun gütme kabiliyetim yok Benim, Kısıklı'da sakladığım villam yok Benim, değiştirdiğim, koruma kurullarında mevzuatla değiştirdiğim bir şeyim yok Benim, kararlı komutan- lanm yok Sayın Bakanım Benim, Türkiye'nin varlıklarından haraç veren, haraç verecek kadar cı- ğersız bir yüreğim yok (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Mesela, demiryolu ihalelerini, şunlara, haraç niyetine -haraç niyetine- "uluslararası kamuoyunda bizim lobimizi yapsın, meşruiyet açığımızın arkasında dursun" diye verecek bir karakterim, meziyetim yok Ikı koyun gütmeyi beceremeyenlerden sayılabilir mıyım acaba, merak ediyorum

ALI OGUTEN (Karabük) - Evet, sayılırsın

MEHMET BEŞIR IIAMID1 (Mardin) - Şüphen olmasın'

ERKAN MUMCU (Devamla) - Ve soracağım şimdi Değerli aıkadnşlar, bu heyete soracağım son soru, herkes elini vicdanına koysun Biz buradan bir Başbakanı Yüce Divana gönderdik, Mesut Yılmaz Bu Başbakana atfedilen suç, gece yarısı, ertesi gun yapılacak bir ihale dolayısıyla, gece yarısı, o ihaleye katılacak ı$ adamlarının tamamıyla görüşmüş olmasıydı Daha önce, bir Genel Kurul bunu goruşup reddetmiş olmasına rağmen, bu Genel Kurul, daha yüksek, kendince daha yüksek bir ahlakı ki iler koyarak dedi ki "Hayır Bu, ihaleye fesat karıştırmaktır dolayısıyla, yargılanmalıdır " Türkiye Buyuk Millet Meclisinin saygın ıı adesıdır. saygı duyuyorum

Ben şimdi size bir soru soracağım, ben size bir soru soracağım Peki, aynı Başbakan ya da bir başbakan, ihale yapacağı gunun akşamı, kendisine, ihalede yarışacak şahısları çağırmak, kendi ayağına çağırmak yerine, ihaleye katılanlardan birinin mekanına gitse, o mekân geceliği 7 500 euroluk bir vılia olsa, o Başbakan, o şahsa, geceliği 7 500 euro olan villasında misafir olduğu şahsa o gun "Lara Park" adı altında 3 500 dönümlük bir alanı tahsis etmiş olsa, bu, acaba, ihaleye fesat karıştırmak sayılır mı sayılmaz mı 1

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Yüce Divana gider mı gitmez mı'

ERKAN MUMCU (Devamla) - Bu, bir Yüce Divaniık suç mudur değil mıdır'

İRFAN GUNDUZ (İstanbul) - Sızın Bakanlığınız döneminde mı oldu*»

ERKAN MUMCU (Devamla) - Hemen, şurada, ıkı ay içinde oldu

Benim Bakanlığım döneminde yaptığım, bu ülkeye katma değer kazandırsın diye yaptığım butun projeler, re yazık ki, ıkı şahsın tasavvurlarıyla satıldı, pazarlandı, bir kısmı Öter ailesine, bir kısmı da başkalarına

Ben soruyorum Değerli arkadaşlar, bir başbakan, tahsis verilen şahsın -3 500 donum Antalya'nın orta yerinde bir arazının, şahsın- otelinde bir hafta kalsa, beş gun kalsa -geceliği 7 500 euro olan- sizce, bu, suç sayılır mı sayılmaz mı' Eğer, bu, suç değil ise daha önceki reden suç sayılmıştı' Önceki tamamlanmamıştı bu tamamlandı Bu kriterler kime göre, neye göre' Bu kimin ahlakı, bu neyin ahlakı'

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Koyun gütme becerisi

ERKAN MUMCU (Devamla) - Koyun gütme rejimi geçti arkadaşlar, geçti, koyun gütmenin zamanı geçti Millet bunların hesabını sormayacak, bunlar milletin gözünden kaçıyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz Milletin gözünden kaçar mı kaçmaz mı bilmem Çunku, insanlar, bazen korkularıyla bazen umutlarıyla oy kullanırlar Her zaman insanların vicdanlarıyla oy kullandıkları gibi safıyane bir inanca da sahip değilim, olabilir Ama ben içinde vicdan taşıyan bir adamım İçinde vicdan taşıyan bu adam olarak, o evrensel teraziyi taşıyan bir adam olarak ve inançları olan bir adam olarak, "sızın en şerefliniz, insanlarına en çok hizmet edenınızdır" inancına sahip bir insan olarak diyorum ki, insanlarının hakkını peşkeş çekenler, çalanlar, insanlarının şerefini alıp başkalarına su- TIMAM, kaç kw/\m %'iAt-i'Avm £v*wmte.v, w,\v, bw m:.Vıt<.w, ytttfy.'A-.: ohtn&fuaMaG {KmııAu?. Pmrtv- sı sıralarından alkışlar) Onlar, bu milletin hayırla yad ettikleri olmayacak ve eninde sonunda, kurulacak bir mahkemede, ama bu dünyada ama ahırette, hesap verecekler

Ben tekrar ediyorum, yüreği olan dokunulmazlığı kaldırsın Yüreği olan, önce millete hesap verir, ondan sonra neyi istiyorsa onu talep eder Biz burada 20 arkadaşız, biz burada 20 arkadaşız, yarın, belki 25 belki 15 oluruz, çok önemli değil Bizim

SONER AKSOY (Kütahya)- 14

ERKAN MUMCU (Devamla) - Canınız sağ olsun'

Bizim, sızın kudretiniz karşısında, direnecek gucumuz yok Gelin, hesap sormaya bizden başlayın Hesap sormanın yolu açılsın Belki bir gun, sız hesap sorduğunuz için, sizden de hesap sora- caklar gelir Gelin, hesap sormaya bizden başlayın Hesap sorulmaya sorulmaya, yetimin hakkı yene yene, bu memlekette kıyamet kopsun diye bekliyoruz, ama, re kıyamet kopuyor ne bir şey oluyor

Hepinize, saygılar, sevgiler sunuyorum Sabrınıza çok çok teşekkür ediyorum Bütçenin, yeniden, hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum (Anavatan Partisi sıralaıından ayakta alkışlat, CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Erkan Mumcu (Isparta). “2007 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı ile 2005 mali yılı genel ve katma bütçe kesin hesap kanunu hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2006-12-15-2007-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2005-mali-yili-gen (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c140/b033/tbmm221400330050.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
