# Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 27. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erol Katırcıoğlu (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 15 Haziran 2021
- **Gündem:** Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=98302
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erol-katircioglu-27-2021-06-15-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlar

> Erol Katırcıoğlu (Halkların Demokratik Partisi), 15 Haziran 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 496 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli vekiller, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu kanun teklifinin gerçekten, ben bir hukukçu değilim ama dinledikçe, okudukça sıkıntıları var. Demin konuşan arkadaşımızın altını çizdiği gibi, açıkçası başsavcılığa verilen yetki bir anlamda savcılık makamının yetkilerinin merkezîleşmesi anlamına geliyor ki, bu, aslında Hükûmetinizin ülkeyi bu hâle getirmiş olmasının da asıl sebebi bir tarafıyla bakarsanız çünkü Hükûmetiniz merkezîleşmeden medet uman bir noktaya gelmiş durumda.

Şimdi, ben genel birkaç şey söylemek istiyorum. Şöyle bir Latince aslında ifade vardır: “Koruyuculardan bizi kim koruyacak?” veya bunu başka biçimde söyleyebiliriz “Gözcüleri kim gözleyecek?” veya “Bekçileri kim bekleyecek?” Bu sorunun cevabı yani toplum olarak bizlerin koruyucusu olduğunu iddia edenlerin denetlenmesini ima eden bir ifadedir bu ve modern demokrasilerde de hukuka işaret eder, yani bir toplumda eğer hukuk çalışmıyorsa orada toplumu koruyacağını söyleyen kişilerden de aslında korunmanın gerektiği durumlar ortaya çıkabilir demektir. Dolayısıyla da geldiğimiz noktada, benim görebildiğim kadarıyla, Adalet ve Kalkınma Partisinin uzun bir zamandan beri bütün kararları neredeyse merkeze çeken, neredeyse saraya ve bir kişiye doğru yönlendiren bir anlayışla yönetildiğini görüyoruz. Tabii, bu, sadece partinin böyle yönetilmesinden söz etmiyorum; ülkenin böyle yönetildiği bir duruma doğru evriliyoruz. Değerli arkadaşlar, bu çok tehlikeli bir durum. Esasında bugün itibarıyla yaşanan bütün sosyal, siyasi ve ekonomik sorunların altında da bu -yine altını çizerek söyleyeceğim- Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yani tek adam yönetiminin etkisi olduğunu söylememiz lazım.

Bakın, ben demin düşünürken 3 tane hadise hatırladım, belki daha fazlası da vardır ama ben aklıma gelenleri size söylemiş olayım.

Bunlardan bir tanesi, biliyorsunuz, Berat Albayrak bakanken istifa etti. Değerli arkadaşlar, istifasını “yandaş medya” diye ifade edilen yani Hükûmet yanlısı medya konu edemedi haberlerinde, uzun bir süre konu edemedi; ertesi günü yine bu medyanın gazeteleri konuyu yazamadı. Bu ne demektir? Bu şu demektir: İnsanlar yani iktidarın etrafında bu türden gücü elinde bulundurmuş olan insanlar esasında iktidara ve dolayısıyla da Tayyip Erdoğan’a bakıyorlardı, oradan gelen mesaja göre yazmaya veya yazmamaya veya haberlerde konu edip etmemeye karar vermek durumundaydılar.

Bir diğeri yakın bir zamanda oldu, hepiniz hatırlayacaksınız; Sedat Peker birtakım iddialarda bulundu fakat uzun bir süre hiç kimseden ses çıkmadı neredeyse, ta ki Sayın Cumhurbaşkanı grup toplantısında bu olaya ilişkin sayılabilecek olan bir cümleyi sarf edene kadar. Ondan sonra savcılar Sedat Peker’le ilgili olarak bir soruşturma açma ihtiyacı hissettiler. Burada da açıkçası savcılar yani yargı sistemi doğrudan doğruya Sayın Erdoğan’ın ne söyleyeceğine kendisini bağlamış durumda.

Son olarak demin yine bir konuşma sırasında geldi, onu da hatırlamakta yarar var. Günlerce Marmara Denizi’ndeki deniz salyası konuşuldu, günlerce konuşuldu, yazıldı çizildi fakat hiçbir kamu otoritesi bir adım atmadı, ta ki Sayın Erdoğan yine konuya girip de konuyu gündeme getirince bu konuda gerekli tedbirler konusu konuşulur hâle geldi. Dolayısıyla da değerli arkadaşlar, yani bu toplumun dokusu, bu toplumun gelenekleri görenekleri içinden baktığımız zaman “başkanlık sistemi” denilen bu sistemin gerçekten başkanın da aleyhine çalışan bir sistem olduğunu yakında göreceksiniz çünkü gerçekten de herkesin “Yukarıdaki biliyor.” diye davrandığı bir sistem düşünün, yukardakinin biliyor olup olmaması önemli değil ama birileri bir işler kotarırken “Yukarısının haberi var.” dediği zaman…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Erol Katırcıoğlu (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 15 Haziran 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erol-katircioglu-27-2021-06-15-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlar (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=98302

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
