# 2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (devlet planlama, sermaye piyasası, bankacılık düzenleme ve denetleme , gap bölge kalkınma idaresi, tütün, tütüh mamülleri ve alkollü ickiler piyasası)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Erol Tınastepe (CHP, Erzincan)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 17 Aralık 2006
- **Gündem:** 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (DEVLET PLANLAMA, SERMAYE PİYASASI, BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME , GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ, TÜTÜN, TÜTÜH MAMÜLLERİ VE ALKOLLÜ İCKİLER PİYASASI)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b035/tbmm221410350253.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/erol-tinastepe-22-2006-12-17-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-devlet-planlama-ser

> Erol Tınastepe (CHP), 17 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (DEVLET PLANLAMA, SERMAYE PİYASASI, BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME , GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ, TÜTÜN, TÜTÜH MAMÜLLERİ VE ALKOLLÜ İCKİLER PİYASASI)); konuşma 1.171 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

EROL TINASTEPE (Erzincan) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın dördüncü turu üzerinde aleyhte şahsım adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan evvel yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; GAP Türkiye'nin en önemli bölgesel kalkınma projesidir. Başlangıçta enerji ve sulama projelerine ve onun sosyal alandaki otomatik sonuçlarına dayalı bir model olmasına karşın, sonradan, büyük ölçekli bu projenin önemini yitirdiği, yavaşladığı, yerine sosyal vurgulu mikro projelerin ağırlık kazandığı bir proje hâline dönüşmüştür.

Oysa bölge, enerji ve sulama projelerinin getireceği dinamiğe ve onun kalkındıncı etkisine hâlen ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle de GAP, gün geçtikçe değerini ve önemini yitirmektedir. Ne yazık ki, Hükümet de GAP'a gereken desteği ve önemi vermeyerek bölge halkına sıkıntı yaşatmaya devam etmektedir. Unutulmamalı ki, bu bölgesel kalkınma projesi sulama yoluyla verimliliğin ve üretimde de çeşitliliğin artmasıyla gelişecek, buna bağlantılı olarak da sanayi yatırımlarının özendirilmesine yol açacaktır. Bu da bölgeye ayrı bir katkı sağlayacaktır.

Sayın milletvekilleri, bankacılık sistemi ülke ekonomisinin can damarıdır. Başta kamusal ve toplumsal yararlar olmak üzere KOBİ'ler, küçük üreticiler, iş dünyası ve tüketicilerin gereksinimlerine göre kredilendirme olanakları sunan bankalarımızı, özellikle, uluslararası sıcak sermayenin baskısı ve etkisi altında kalan ülkemiz bankacılık sistemini iç ve dış sermayenin kontrolüne bırak

l mamalıyız.

Akbankın yüzde 20'si, Garanti Bankasının dörtte l'i, Yapı Kredinin yüzde 38'i, Demirbank, Finansbank, Denizbank, Dışbank ve Oyakbank tümüyle yabancılar tarafından alınmıştır. Bankacılık sektörümüzde yabancı payı borsa paylarıyla birlikte yüzde 40'lara, 50'lere dayanma yolundadır. *• Bizim gibi ekonomisi kırılgan olan ülkeler için bu durum çok tehlikelidir.

Hükümetin, gözünü, şimdi de esnafımızın, sanatkârımızın, çiftçilerimiz ve KOBİ'lerimizin kredi kaynağı olan Halk Bankasına dikmesi de yanlışın bir parçasıdır. Hâlen 850 bin KOBİ müşterisi bulunan Bankanın toplam aktifleri 32,6 milyar YTL, toplam kredileri 6 milyar YTL, KOBİ kredileri 6 milyar YTL, net kârı ise 651 milyon YTL'dir. Bankanın yabancıların eline geçmesi hâlinde, bir süre sonra sanayimizin de yabancıların kontrolüne gireceği şimdiden görülmelidir.

AB ülkeleri KOBİ'lerine kredi pastasından yüzde 45 oranında pay ayırırken, ülkemizin KO- Bİ'lerine kredi pastasından ayırdığı pay sadece yüzde 8'dir. Bunun için de Ziraat ve Halk Bankasının kendi ilgi alanlarında özellikle güçlü ihtisas bankacılığına dönüştürülmesi mutlak gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, unutulmamalıdır ki, bankacılık sistemimizin zayıflığı yüzünden 2001 krizi çok ağır ve yıpratıcı olmuştur.

Serbest piyasa ekonomisinin olmazsa olmazlarından olan Sermaye Piyasası Kurulunun amacı, tasarrufların menkul kıymetlere yatırılarak halkın iktisadi kalkınmaya etkin bir şekilde katılması amacıyla sermaye piyasasının güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunmasını düzenlemektir. Ama, bugün görüyoruz ki, SPK, Hükümetin müdahaleleri neticesinde kendi içinde çatışma ve çekişmelere düşmüş, ciddi bir itibar kaybına uğramıştır. Oysa, piyasalarda güvenin sağlanması oldukça önem taşımaktadır. Ülkemizde yüz binlerin üzerinde anonim şirket olmasına rağmen, SPK listelerine baktığımızda yaklaşık 610 şirket yer almaktadır. Buradan da anlaşılıyor ki, SPK, piyasalarda güven oluşturamamıştır.

Tasarruf sahipleri, dalgalanmalardan, manipülasyonlardan zarar gördükçe sermaye piyasasından ve borsadan uzaklaşmaktadır. 2000'li yıllarda 2 milyon olan yatırımcı sayısı 2006 yılında 1 milyona inmiştir. TMSF tarafından el konulan ve borsadan çıkarılan şirketler yüzünden birçok tasarruf sahibinin elindeki hisse senetleri değersiz kâğıt parçalarına dönüşmüştür.

Değerli arkadaşlarım, Sermaye Piyasası Kurulunun sermaye piyasasının güvenli, adil, şeffaf ve etkin işlemesini sağlamak için, değişen piyasa ihtiyaçlarını karşılayan düzenleme ve denetimler yapması, saygınlığını ve güvenilirliğini artıracaktır. Aksi takdirde, hem Kurul hem de büyük ve küçük tasarruf sahipleri zarar görecektir.

Sayın milletvekilleri, 2002 Temmuz ayında resmen faaliyete geçen Tütün, Tütün Mamulleri ve * Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurulu, özellikle toplum sağlığı açısından önem arz eden stratejik bir kurum olması gerekirken, ne yazık ki, Hükümetin birtakım anlamsız ve ısrarcı tutumundan dolayı, Kurul, henüz örgütlenmesini ve teşkilat yönetmeliğini düzenleyememiştir. Anayasa Mahkemesinin, teşkilat yönetmeliğini Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlemesini öngören hükmünü iptal etmesi nedeniyle, Kurum, işlevlerini yerine getirememektedir. Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumunun yapması gereken iç piyasa denetimlerini bütçe yetersizlikleri, teknik altyapı eksikliği, personel açığı ve her şeyden önce ilgili kurum ve kuruluşlarla sağlıklı bir organizasyon yapılmaması nedeniyle gereğince yerine getirilememektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak da ülke çapında birçok kayıt dışı işyeri ve işletmelerde serbestçe ka

çak üretim yapılmaktadır. Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz yıllarda denetim ve kontrollerin yetersiz

liği nedeniyle sahte içkilerden onlarca vatandaşımız hayatını yitirmiş, ne yazık ki, bu da Hüküme

te bir ders olmamıştır. Yaşananlar, kuralsız piyasa koşullarının halk sağlığı açısından ne derece va

him sonuçlar doğurabileceğine ilişkin acı bir örnektir.

Tütün piyasası alanında 2002 yılında 406 bin üretici 160 bin ton tütün üretirken, 2005 yılında

252 bin üretici 135 bin ton tütün üretmiştir. Burada da görüldüğü gibi, üretici sayısında ve üretim

miktarında azalma meydana gelmiştir. 2002'den bugüne yaklaşık 200 bin tütün üreticimiz bu sek

törden çekilmiş ve tamamıyla tarım sektöründen kopartılmıştır. Üretici sayısındaki bu azalma sos

yal yönden de ciddi sonuçlar doğurmuştur. Büyük bir üretici kitlesi ekonomik anlamda aynı getiri- * yi getiren ürün üretemediği için yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kalmıştır.

Değerli arkadaşlarım, çıkartılan Tütün Yasası'yla birlikte Tekelin özelleştirme kapsamına alın

ması, destekleme alımlarından vazgeçilmesi ve sözleşmeli üretim sistemine geçilmesiyle tütün üre

ticisi sigara şirketlerine bağımlı hâle getirilmiştir. Sözleşmeli çiftçilik sistemiyle tütün üreticileri

karteller karşısında savunmasız ve çaresiz bırakıldığından, bir an önce sözleşmeli çiftçilik sistemi

üzerinde küçük üreticiyi koruyucu düzenlemelerin yapılması, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü

İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumunun bu konu üzerinde müdahaleci olmaması gerekmektedir.

Yoksa, bu gidişle, ülkede, ne tütün üretimi ne de tütün üreticisi kalır.

Değerli arkadaşlarım, artık ülkemizde tarım sektöründe çok uluslu dev tarım şirketlerinin ege

menlik kurmalarının önü açılmıştır. Türk tarımı şirketleştiriliyor. Üreticiler ve çiftçiler iflas ediyor.

Tarımdaki istihdam yüzde 45'lerden yüzde 29'lara geriliyor. Tüm bu gelişmeler karşısında

Hükümet seyirci kalmakla yetiniyor.

Değerli arkadaşlarım, hatırlanacağı üzere, Tekelin içki bölümü 292 milyon dolara satılmıştı.

Sizlere bu satış öncesi ve satış sonrası ortaya çıkan garipliklerden kısaca bahsetmek istiyorum: İç

ki satışlarındaki yıllık cirosu 470 milyon dolar olan Tekelin içki bölümünün devir öncesi sabit du

ran varlıkları, bilançosunda, 315 milyon dolar, stok mevcudu ise 130 milyon dolar olarak tespit edi

liyor. Satış sonrası özelleştirilen 13 fabrikadaki 3 bin dolayındaki işçinin 38 milyon dolar tutarında

ki kıdem tazminatları ve fabrikaların borçları devletin sırtına yükleniyor. Ayrıca, 13 fabrikanın

11 'inde son beş yılda 250 milyon dolarlık yatırım yapılıyor. Tekelin içki bölümünü alan üçlü kon

sorsiyum, sonradan ortaya çıkıyor ki, iktidarın bu kıyağına karşılık, Başbakanın seçildiği Siirt iline

bir okul yaptırıyor ve ne gariptir ki, devirden kısa bir süre önce 100 trilyonluk hammadde alımı ger

çekleştiren Tekelin Alkollü İçecekler Genel Müdürü, satıştan sonra emekli olup kısa bir süre sonra

da Mey İçkiye yüksek bir maaşla genel müdür oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Tınastepe, lütfen toparlar mısınız.

Buyurun.

EROL TINASTEPE (Devamla) - Daha sonra, Mey Grubunca bir buçuk yıl önce haraç mezat

tamamı 292 milyon dolara satın alınan Tekelin içki bölümü, bir buçuk yıl sonra bir Amerikan şir

ketine yüzde 90'ı 810 milyon dolara satılıyor. İşte AKP'nin tüccar zihniyetli özelleştirmesi!

Sayın milletvekilleri, başımızda öyle bir iktidar var ki, hakkında soruşturmalar, yolsuzluk iddi

aları, Başbakanlık Denetleme Kurulu raporları olan genel müdür ve bürokratları, başka kurumlara

genel müdür olarak atayarak ödüllendiriyor. "Özelleştirme" adı altında birçok kurum çıkar çevrele

rine peşkeş çekiliyor. Bunun adına da "özelleştirme yapıyoruz" deniliyor.

AHMET YENİ (Samsun) - Yok öyle bir şey.

EROL TINASTEPE (Devamla) - Takdir sizlerin. Çünkü, bu kurumlar ve heba edilen paralar

bizlerin ve bu ülkenin. Bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Erol Tınastepe (CHP, Erzincan). “2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (devlet planlama, sermaye piyasası, bankacılık düzenleme ve denetleme , gap bölge kalkınma idaresi, tütün, tütüh mamülleri ve alkollü ickiler piyasası)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erol-tinastepe-22-2006-12-17-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-devlet-planlama-ser (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b035/tbmm221410350253.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
