# Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ersönmez Yarbay (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim
- **Tarih:** 16 Eylül 2004
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ersonmez-yarbay-22-2004-09-16-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek

> Ersönmez Yarbay (AK Parti), 16 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 659 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 219 uncu madde Anayasamıza aykırıdır, eşitlik ilkesine aykırıdır, kamu görevlileri arasında ayırımcılık yapmaktadır. Sayın Bakanın şu mazeretine de katılmıyorum: "Eskiden vardı, şimdi de devam ettiriyoruz". O zaman kanun çıkarmaya gerek yok ki, eskiden varsa! Yani biz eski kanunları düzeltmek için buradayız, onun için iktidar olduk. Halk, iradesini Meclise yansıtıyor; ama, Meclis, iradesini kullanmaya gelince, yok efendim, anlaşma yaptık, mutabakat sağladık, şudur budur gibi gerekçelerle bu halkın iradesi kullanılmıyor.

Şimdi, halk sizi, din görevlilerini cezalandırın diye mi gönderdi buraya?! (AK Parti sıralarından alkışlar) Söyleyin bakalım, din görevlilerini cezalandırın diye mi gönderdi?! Yani, ben din görevlilerinin savunucusu değilim, avukatı değilim. Din görevlileri, bütün insanlar gibi suç işler; yani, din görevlileri muaf değildir, masum değildir, din görevlileri çok büyük suçlar da işlerler, din görevlilerinin avukatı değilim ve din görevlilerinin savunulmaya da ihtiyaçları yok; ama, şunu vurgulamak istiyorum: Biz, hep eşitlik... Oturuyoruz eşitlik, kalkıyoruz eşitlik... O zaman, kamu görevlileri için bu maddeyi düzenlememiz gerekiyor. Kamu görevlileri, yani, bir doktor, bir subay, bir tapu memuru, bir öğretmen, hükümetin icraatlarını eleştiremez mi; eleştirir; bir din görevlisi de eleştirir. Yanlış yaptığımız zaman neden eleştirmesin, bu hükümet neden masun olsun?! Bu hükümet benim hükümetim; ama, yanlış yapıyor şimdi, ben eleştiriyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, yanlış yaptığı zaman, hükümet benim hükümetim, benim hükümetim yanlış yapıyor, onun için ben sesimi çıkarmayayım diye bir şey yok.

Sayın Başbakan, sayın bakanlar ister alınsınlar ister alınmasınlar, bu Ceza Kanunu şunu getiriyor: Bu kanunla önce bizi doluya yakalatıyor, ondan sonra, dolu çok sert oldu, o zaman sizi yağmura alıştıralım diyor, eski kanunu getiriyor. Biz, her ikisinden de şikâyetçiyiz, ben her ikisinden de şikâyetçiyim; eskisinden de şikâyetçiyim, yenisinden de şikâyetçiyim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şunu da söylüyorum: Bakın, Adalet Bakanımız burada; bugün cezaevlerinde 56 000 mahkûm var. Biraz önce, Ulucanlar Cezaeviyle ilgili bir işim vardı, mahkûmlar "biz hepimiz hastayız" dediler. Mahkûmların hepsi insandır ve insan haklarının korunması gerekir. Neden hastasınız, neden rahatsızsınız... "Efendim, 500 kişilik hapishanede, altlı üstlü 1 200 kişi yatıyoruz" dediler.

Şimdi, bu kanunda suç çeşitleri o kadar çoğaltılmış ki, bu kanuna göre, sokakta yürüyen herkes suçludur. Bu kanun çok uzun ve çok karmaşık, cezalandırılan insanlar başka maddelerde tekrar cezalandırılıyor; yani, yetmiyor, mükerrer cezalandırılıyor. Dolayısıyla, bu kanun yürürlüğe girdiği zaman -dün de ifade ettim- ticaret odası mensupları, sanayi odası mensupları, işçiler, din görevlileri, memurlar, herkes bu kanuna göre suçlu.

Esas demokratikleşme nedir; kanun maddelerinin azaltılmasıdır. Bir meclisin çok çalışması demek -bunu çok önemsiyorum- eğer milletin aleyhine kanunlar çıkarıyorsa... Biz, burada, milletin refahı ve mutluluğu için kanun çıkarmalıyız. Biz eski kanuna razı olduktan sonra yeni kanuna ne gerek var?! Şimdi "mademki bu kanun iyi değil, eski kanunu getirelim o zaman" diyorlar. O zaman bir anlamı yok.

Şunu da söylemek istiyorum: Şimdi burada iki partiyiz, muhalefet partisi bu kanun tasarısına iyi diyor. Ben üzülüyorum; dışarıda yüzde 45'lik bir muhalefet grubu var ve onların burada temsilcileri yok. Cumhuriyet Halk Partisi onların da temsilciliğini yapması gerekirken, kendi kalesine gol atıyor. İktidar olmamak için, tekrar böyle küçük bir parti olarak kalmak için o da "AK Partinin yaptığı iyidir" diyor.

SALİH GÜN (Kocaeli) - Sana ne!

ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - Tekrar muhalefette kalmak için onlar da diyorlar ki... Halbuki, neden iktidar ve muhalefet var; iktidar her zaman olur, her yerde var iktidar. Bu maddelerin yanlışlığını söylemek için muhalefete ihtiyaç var.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sen varsın ya!

ERSÖNMEZ YARBAY (Devamla) - "Efendim, anlaştık, beraberce..." Şimdi, burada biz anlaşabiliriz, herkesi cezalandırabiliriz; ama, arkasından iki sene sonra veya ikibuçuk sene sonra -belli olmaz, burası Türkiye- bir seçim olur, biz gideriz, eleştirenler gelir; ama, korkuyorum, o eleştirenler de halkın iradesi doğrultusunda hareket etmezlerse, onlar da giderler; onun korkusu içerisindeyim.

Sayın Bakanım, siz hukukçusunuz, din görevlisinin görevi caminin içinde biter. 2 numaralı bentte "görev sırasında olmamakla birlikte" diyor; yani, dışarıda da, görevi sırasında olmasa da, yatarken, kalkarken, kahvehanedeyken, tarladayken konuştuğu zaman da cezalandırılır diyor. Böyle şey olur mu!

Şimdi, biz hükümetin icraatlarını... Kim eleştirmiyor hükümetin icraatını? İyi yaparsak eleştirmezler zaten, eğer kötü yaparsak herkes eleştirir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ersönmez Yarbay (AK Parti, Ankara). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 16 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ersonmez-yarbay-22-2004-09-16-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
