# Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ersoy Bulut (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim
- **Tarih:** 25 Şubat 2004
- **Gündem:** KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ersoy-bulut-22-2004-02-25-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349

> Ersoy Bulut (CHP), 25 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.031 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ERSOY BULUT (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 21 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bundan evvel, konuşma yapan bir değerli AKP milletvekili arkadaşım, bu yasa tasarısının gerçekleşmesi halinde, Ulu Önder Atatürk'ün "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözünün de gerçek anlamda yerine getirilmiş olacağını söylediler. Ama, ben diyorum ki: Bu milletin köylüsünün, bugün, üç beş ithalatçının para kazanması uğruna her türlü sebzesinin, domatesinin, biberinin, patlıcanının, kabağının bile, her türlü meyvesinin dışardan ithal edilmesi karşısında ne yoksul duruma düştüğünü, bir ziraat yüksek mühendisi ve eski bir genel müdür olarak gittiğim, gördüğüm seçim bölgemde aynen hissettim, yaşadım. Çiftçi bitmiş, çiftçi ölmüş, çiftçi artık köyden şehre inecek dolmuş parasını dahi bulamaz hale gelmiş.

Ben aynı zamanda bir muz üreticisiyim; inanınız iki sene önce sattığım muzun kilosu bugünkünden daha fazlaydı; ama, gübre, ilaç, işçilik katbekat arttı ve şu anda para kazanamıyorum ya bu köylü ne yapsın, sebzesi hiç para etmiyor, hayatı bitmiş, kararmış. Bunun yanında esnafımız derseniz kepengini bir kuruş alışveriş yapmadan kapıyor, bankaya olan borçlarını ödeyemez hale gelmişler.

Geçenlerde Partim adına gönderildiğim Trakya'daki birkısım illerde gördüm, aynen yaşadım, kendi seçim bölgemde de aynen yaşadım. 2 000 nüfuslu bir beldede bile 10'un üzerinde kahvehane var ve hıncahınç dolu, muazzam bir genç işsiz nüfus var. Türkiye, tarihinin en fazla işsiz gençliğinin bulunduğu bir dönemi yaşıyor. Bu denli perişan hale gelmiş çiftçi, esnaf ve gence bir de diyoruz ki, bu kanun tasarısı çıktıktan sonra kamu hizmetleri yerele aktarılacak; ama, yerel de bunu şirketlere, özel sektöre devredecek, şirketler de vatandaşa devletin bugün bedava verdiği hizmetleri parayla... Parası olan düdüğü çalacak bundan sonra. O köylünün devletin hizmetlerini parayla alma şansı ve imkânı var mı; hayır. O itibarla, bu kanun tasarısının çıkması halinde, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir dediğimiz o milletin fertleri daha da yoksul olacak, daha da perişan olacak.

Değerli arkadaşlarım, ben, sözüme başlamadan evvel, bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum.

Şöyle soluma baktığımda görüyorum ki, Bakanlar Kurulu koltuklarında bir tek bakan yok.

AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - İşleri güçleri var...

ERSOY BULUT (Devamla) - Sayın Mehmet Ali Şahin, tek başına, bu kanun tasarısını hazırlayan insan değil, tek başına muhatap olan insan değil...

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - O da gitti...

AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Orman Bakanı Sayın Pepe burada.

ERSOY BULUT (Devamla) - ...ama, böylesine, ülkede reform yapıyorum, ülkenin yapısını değiştireceğim iddiasındaki bir yasa çıkarılırken, Bakanlar Kurulu sıralarının bomboş olması karşısında, yeminle söylüyorum, utanıyorum şimdi ben. Emin olun, utanıyorum! Olmaz!..

AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Evlerinden takip ediyorlar.

ERSOY BULUT (Devamla) - Sayın arkadaşım, gerçekten olmaz!.. Yarın, biz de gelir, biz de aynısını yaparsak, aynı şeyi siz söyleyin.

AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Bir sürü işleri var...

ERSOY BULUT (Devamla) - Ama, yapmayız sevgili hemşerim; sağ ol... (AK Parti sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de, kamu yönetiminin yeniden düzenlenmesinden yanayız. Ülkemizde kamu yönetimi hantallığının olduğu doğrudur, merkezî idare tıkanmıştır. Uygulanan idarî vesayet sistemi, yerel yönetimlerin elini kolunu bağlamıştır; bu da doğrudur. Bu yapının mutlaka iyileştirilmesinin gerektiği, esasen, bizim Partimizin de görevidir, hatta, görüşüdür. Ancak, böylesine önemli, böylesine hayatî bir konu, deneyimli kamu yönetimi uzmanlarının, devlete hizmet vermiş deneyimli ve tarafsız bürokratların, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin ve siyasî partilerin katılımıyla hazırlanır. Ancak, siz böyle yapmadınız. Kapalı kapılar ardında "cumhuriyetçiliği, laikliği ve milliyetçiliği din temelinde değiştirmek gerekir" diyecek kadar karanlık düşünen bir müsteşar ve birkaç arkadaşının hazırladığı tasarıyı, yangından mal kaçırırcasına önümüze koyuyorsunuz. Bu tasarının toplumsal bir uzlaşma sonucu hazırlanmasında ne sakınca görüyorsunuz?! Kimden, neyi kaçırıyorsunuz?! Avrupa Birliğine gireceğiz diyoruz. Avrupa'da bu tür reformlar, yukarıda belirttiğim gibi, çok geniş katılımlarla, tartışılarak hazırlanmış ve bu günlere gelinmiştir.

Bu tasarı, devlet sistemimizi, yerellik ve özelleştirme ilkeleri üzerinde değiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu tasarı, merkezî idarenin dağıtılıp parçalanmasını amaçlamaktadır. Bunlar da, 21 inci Yüzyıl sömürgeciliğinin inşaını teşkil etmekle eşanlamlıdır.

Bu model, ülkemizin ulusal birliğini ve toplumsal varlığını tehdit etmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinden kamu yönetimi uzmanları davet edilse, federal sisteme yakın bir sistem oluşturun dense, acaba, bu uzmanlar, bu derece cesur olabilirler mi, ulusal sistemimizi bir anda tersyüz edebilirler mi?!

Anayasamızın güvencesindeki ulusal devlet, sosyal devlet ve yetki devrine dayanan yerinden yönetim ilkelerine rağmen, bu kanun tasarısıyla, küreselleşme, özelleştirme ve yerelleştirmenin gölgesinde yasama, yargı ve yürütme erkinin paylaşılması, dolayısıyla da, zaten koordinasyon sorunu olan Türk kamu yönetiminde karar alma ve denetim mekanizmasıyla sürecin parçalanması öngörülmektedir. Yasama, yürütme ve yargı erkinin uluslararası tahkim, ikili ve çok taraflı uluslararası anlaşmalar gibi çeşitli vasıtalarla sınırlandırılmış olduğu gerçeği de dikkate alındığında, başkanlık benzeri bir sistemin, vergi koyma ve toplama yetkileri de verilmiş bir federal devlet yapısının kapımızda olduğunu, üniter devlet yapımızın değiştirilmek istendiğini de görmemek mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, kamu hizmeti, niteliği gereği, bir mal değildir; kamu hizmeti, toplumsal gereksinmelerin giderilmesi için ortaklaşa alana sunulan bir hizmettir. Ortaklaşa alana sunulduğu için, bir rekabete dayanmaz, olabildiğince daha fazla insanın yararlanması esasını güder ve dolayısıyla da, burada bir ortaklaşalık ve paylaşım süreci vardır. Bu tasarıyla, kamu hizmetlerinden ancak parası olanın yararlanabilmesi esası getirilmektedir. Bu hizmetlerin piyasalar aracılığıyla yürütülmesi, kamu hizmetlerinin ucuz, kolay, ulaşılabilir, herkese eşit uygulanabilir, saydam ve etkin olmasını sağlayamayacaktır.

Hizmette etkinliğin sağlanması, kalitenin artırılması ise, mevcut hizmet birimlerinin adlarını değiştirmekle sağlanamaz. Bu tür bir yaklaşım, sağlasa sağlasa, kamuda kadrolaşmayı sağlar ki, üzerinde tartıştığımız tasarının da temel amaçlarından biri bu olmaktadır.

Ne yapmaktasınız; kamu kurumlarının isimlerini değiştirerek, sözde "yeniden yapılanma" adı altında görevden alacağınız kişilere yargı yolunu kapatarak, yandaşlarınıza yer açmak ve kendinize dikensiz bir gül bahçesi yaratmanın peşindesiniz. İsimlerini değiştirdiğiniz personel genel müdürlükleri ya da daire başkanlıkları ve idarî ve malî işler daire başkanlıkları, mevcut yönetim sistemimizin içerisinde var olup, burada yapılan, söz konusu kurumların işlevlerini tartışmak yerine, isimlerini değiştirmekten ibarettir.

21 inci maddeyle, bakanlık makamının çalışma programını düzenlemek üzere özel kalem müdürlüğü, insan kaynaklarını yönetmek üzere insan kaynakları daire başkanlığı veya genel müdürlüğü, idarî ve malî işleri yürütmek üzere destek hizmetleri daire başkanlığı önermektesiniz. Mevcut personel daire başkanlıkları veya genel müdürlükleri, idarî, malî işler daire başkanlıkları ve özel kalem müdürlüklerinin yürürlükteki görevleri, bu tasarının 34, 35 ve 36 ncı maddelerinde tanımlanan görevlerle örtüşmektedir.

Personel daire başkanlıkları veya genel müdürlükleri, tek başına, tayin, nakil ve atamaların yapıldığı yerler değildir; ancak, gelinen günde, yapılan hizmetler, tayin, nakil hizmetleriyle sınırlı kalmıştır; dolayısıyla, işlevleri daralmıştır. Personel genel müdürlüklerinin görevlerinden biri de, personel planlaması yapmak ve hayata geçirmektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ersoy Bulut (CHP, Mersin). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ersoy-bulut-22-2004-02-25-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
