# Yunus emre'yi anma günü nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ertuğrul Günay (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim
- **Tarih:** 1 Mayıs 2008
- **Gündem:** YUNUS EMRE'Yİ ANMA GÜNÜ NEDENİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-gunay-23-2008-05-01-yunus-emre-yi-anma-gunu-nedeniyle

> Ertuğrul Günay (AK Parti), 1 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YUNUS EMRE'Yİ ANMA GÜNÜ NEDENİYLE); konuşma 1.311 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Turizmi Teşvik Kanunu’nda değişiklik öngören bu çalışmamızın başlangıcından bu yana söz alan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımız, esas itibarıyla turizmin önemini vurguladılar; bütün kişisel ya da grup adına konuşan arkadaşlarım, ülkemiz için ihmal edilmez bir sektör olduğunun altını çizdiler ve bizim de şahsen ve hep birlikte, ekip olarak paylaştığımız bir kaygıyı dile getirdiler.

Yaşadığımız bir olay var: 1982 yılından bu yana yürürlükte bulunan Turizm Teşvik Yasası ormanlar açısından 2007 yılında yapılan bir baro başvurusu, bir Danıştay kararı, arkasından bir Anayasa Mahkemesi kararıyla iptale uğradı ve şimdi Anayasa Mahkemesi kararı gereğince biz yeni bir düzenleme yapma ihtiyacı ile karşı karşıyayız. Bu düzenlemeyi yapmaz, zamanında yapmaz, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerine uygun biçimde yapmazsak aynı sorunları, aynı sıkıntıları, aynı duraksamaları yeniden yaşarız. O yüzden, destekleyen arkadaşlarım da, itiraz eden arkadaşlarım da esas itibarıyla hem turizm sektörünün gelişmesi ihtiyacına işaret ettiler hem Anayasa Mahkemesinin yeni bir iptal sorunuyla bizi karşı karşıya bırakmaması için dikkat edilmesi gereken noktaların altını çizdiler. Sorularda da arkadaşlarımız esas itibarıyla bu noktalar üzerinde durdular. Ben genel çerçeve üzerinde, genel sorular üzerinde bilgi vermeye çalışacağım. Eksik bıraktığım hususlar varsa arkadaşlarıma yazılı olarak yanıtlarını takdim etmeye çalışacağım.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, biz esas itibarıyla… Bazı arkadaşlarımız belki maddeleri yeteri kadar dikkatlice okuma fırsatı bulamadılar. Bu müzakere sırasında bu imkânı hep birlikte bulacağız. Bazı arkadaşlarımız, bizim getirdiğimiz sınırlamaları sanki yeni bir imkân veriyormuşuz, yeni bir kapı, olmayan yeni bir olanak açıyormuşuz gibi değerlendirdiler ki bu fevkalade haksızdır. Yasa metinlerini karşı karşıya koyduğumuz zaman önümüze açıkça göreceğiz ki Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği ve şimdi bizim yeni düzenlediğimiz maddenin eski şeklinde orman arazilerinin turizme tahsisiyle ilgili hiçbir sınır yoktur. Yani uygun kamu arazisi bulunması hâlinde bile siz ormanı tahsis edebiliyordunuz ya da ormanlarla ilgili, bir ilde, herhangi bir sınırlama öngörmeksizin tahsis edebiliyordunuz ve geçmiş yıllarda, yapılaşma için, bizim birazdan görüşeceğimiz maddelerdeki emsale bağlı kalmaksızın tahsis yapabiliyordunuz. Şimdi biz, esas itibarıyla Turizmi Teşvik Kanunu’nda teşviki bazı sınırlara bağlamaya çalışıyoruz. Neden bağlamaya çalışıyoruz? Burada biraz önceden bu yana konuşan arkadaşlarımızın duyarlılığını biz de aynen paylaşıyoruz. Denizlerimiz temiz olmadan sürdürülebilir turizm olmaz, yeşilimiz korunmadan sürdürülebilir turizm olmaz, tarihimiz korunmadan sürdürülebilir turizm olmaz ve sadece deniz kıyılarını ve sadece yeşilimizi dünyaya veya insanımıza sunarak yine sürdürülebilir turizm olmaz. Turizmin olabilmesi, sürdürülebilir olabilmesi için bütün bunların birlikte korunması gerekir ve bir koruma-kullanma dengesinin kurulması gerekir.

Esasen Anayasa’mız da bunu öngörüyor, esasen Anayasa Mahkemesi kararımız da bunu öngörüyor. Anayasa’mız 169’uncu maddesinde kamu yararı hâlinde ormanlarda irtifak hakkı olabileceğini söylüyor. Burada iptal konusu… Geçmiş dönemde, yani 82’den 2007’ye kadar yürürlükte bulunan mevcut Yasa’da bir sınır öngörmeksizin ormanlar üzerinde irtifak hakkı kurulmasını tamamen idarenin takdirine bırakan, idarenin yapacağı düzenlemelere bırakan bir uygulama vardı. “İdareye bu kadar geniş bir takdir hakkı verilemez, burada hangi alanda ne yapmak istiyorsanız, hangi ihtiyaçtan doğduğuyla ilgili bir çerçeve çizmek durumundasınız.” dedi.

Birazdan yapacağımız müzakerelerin iyi anlaşılması için Anayasa Mahkemesi kararından birkaç alıntı yapmak istiyorum. O zaman, bazı görüşlerin ya da bazı soruların aslında burada bizim öngörmediğimiz bir çerçevede sürdürüldüğünü hep birlikte anlama şansına kavuşacağız. Anayasa Mahkemesi kararından okuyorum: “Anayasa’nın 169’uncu maddesinin ikinci fıkrasında; ‘Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz’ hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, kamu yararının bulunması halinde Devlet ormanlarının irtifak hakkına konu olabileceği açıktır.” Devam ediyor Anayasa Mahkemesi kararı: “Devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılmasındaki kamu yararının orman arazisinin bu hizmetlere tahsisini zorunlu hale getirmesi bir ihtiyaç. Bu çerçevede, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde turizm yatırımları için de Devlet ormanları üzerinde irtifak hakkı tesis edilebileceği kuşkusuzdur.” Tekrar ediyorum: “Kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde turizm yatırımları için de Devlet ormanları üzerinde irtifak hakkı tesis edilebileceği kuşkusuzdur.” Burada diyor, itiraz edilen konu hangi hallerin kaçınılmaz ve zorunlu sayılabileceğinin eski yasada hiçbir biçimde düzenlenmemiş olmasıdır. Şimdi biz, bu dikkati sergilemeye çalışıyoruz ve burada birtakım turizm alanlarını tek tek tadat ediyoruz, tek tek sayıyoruz.

Her iki komisyonda arkadaşlarımızla uzun müzakereler yaptık, Orman Komisyonunda -sanıyorum- sadece Sayın Akcan’ın muhalefetiyle ve farklı bir konuda muhalefetiyle bu yasa oy birliğiyle geçti. Muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarımın içinden bu yasayı desteklediğini açıklayan arkadaşlarım çıktı. Turizme verdikleri önemi ve bu yasanın bir ihtiyaç olduğunu zikrettiler, teşekkür ediyorum kendilerine. Asıl komisyonda, Turizm Komisyonunda da bunları uzun uzun tartıştık ve Turizm Komisyonunda örneğin 2’nci maddesinde termal turizmi, kış turizmi, yat turizmi, sağlık turizmi vesaire diye çeşitli turizm dallarını saydıktan sonra “ve benzeri” diye bir genel düzenleme vardı. Komisyondaki arkadaşlarımızın önerisi üzerine bu ucu açık olan, bu hangi ihtiyaç ne zaman doğarsa dönsün, yasama meclisi onun adını zikretsin anlayışıyla, Komisyonda birlikte iktidar ve muhalefet, o ucu açık olabileceği varsayılan ve bizi Anayasa Mahkemesi karşısında yeni bir tartışmaya götürebileceği varsayılan ifadeyi de kaldırdık. Yani komisyondaki arkadaşlarımızın esaslı önerilerini dikkate aldık. Bu akşam da bu müzakerede arkadaşlarımızın paylaştığı ortak kaygıları dikkate alırız.

Şuna ben çok inanıyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün üyeleri, Türkiye'nin kalkınmasını istiyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün üyeleri, Türkiye'nin gelişmesini istiyorlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün üyeleri, kendi bölgelerine de -biraz önce bir değerli arkadaşımın haklı biçimde ifade ettiği gibi- bu dünyadaki gelişen sektörden kendi bölgelerine de refah payı ulaşsın, istihdam imkânı ulaşsın, kalkınmadan onlar da yararlansın, turizmin getireceği sosyal gelişmeden onlar da yararlansın istiyorlar. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Yani ormanlara dokunmadan da turizm yapmak, evet, mümkündür. Yani sınırlı deniz kıyılarımız var, şairin söylediği gibi öyle sonsuz değil, sınırlı deniz kıyılarımız var. Onlar, işte deniz kıyıları betona döner. Bizim turizmimiz de oraya tıkanır ama biz istiyoruz ki Anadolu’daki mimari örneklerimiz de, Anadolu’daki arkeolojik zenginliklerimiz de, Anadolu’daki doğal güzelliklerimiz de bilinsin. O zaman, turizmi farklı alanlara yaymamız gerekiyor.

Bir değerli arkadaşım “Hükûmet, turizmin imkânlarını nasıl yayacak, nasıl teşvik edecek geri kalmış bölgelere?” dedi. Bu yasa, onu öngörüyor. Bakın, birkaç ay önce ben Sarıkamış’a gittim. Sarıkamış inanılmaz bir kış turizmi potansiyeli taşıyor fakat bir teleferik hattı yapılmış, ikinci telesiyej hattı bu yasaya takılmış ve bekliyor. Mersin’de aynı sorunlarımız var. Mersin’de yapılmış bulunan, başka yörelerde yapılmış bulunan tahsisler, bir bölümüyle orman arazisine girdiği için ne yazık ki durmuş vaziyette.

Yani bir kez daha söylüyorum: Ormanı yok ederek, ormanı tüketmeye çalışarak, ormanı keserek… Bir arkadaşımın sözünden gerçekten çok incindim. Ben, daha önce de huzurlarınızda zikrettim, ağaç dikmeyi ibadet kadar seven, ağacı büyütmeyi ibadet kadar seven, önemli sayan bir arkadaşınızım. Yani ormanı yok ederek bir ülkede turizm olmayacağını da biliyorum. Yeşili yok ederek, maviyi kirleterek, doğayı, insanı, bunları çiğneyerek turizm olmayacağını biliyorum.

Biz burada sınırlar getiriyoruz. Birazdan maddelere geçildiğinde, maddeler gerekçeleriyle teker teker okunduğunda yeni sınırlar… Lütfen eski metinle yeni metni yan yana koyalım ve bakalım: Eski metinde olmayan, orman kullanmakla ilgili, orman arazisi kullanmakla ilgili, hatta -Sayın Şandır’ın yaptığı uyarıyı çok dikkate alarak söylüyorum- orman sayılan yerleri korumakla ilgili, üzerinde bir tek ağaç olmasa bile orman sayılan yerleri korumakla ilgili fevkalade bir dikkat getiriyoruz.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Başkan, Sayın Bakan genel bir açıklama yapıyor.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İstanbul) – Genel bir çerçeve çizmek zorundayım çünkü…

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Ben “Belek’te kaç ağaç kesildi?” dedim.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İstanbul) – Yazılı olarak… Ben size cevap verdim, eksik kalan hususlara da yazılı olarak cevap vereceğim. Böyle bir usulümüz var.

Son bir noktaya değinmek istiyorum: Yap-işlet-devret sistemi nedeniyle yabancı sermayeye imkân verilmesinin Türkiye'nin aleyhine olabileceğini bir arkadaşım zikretti. Biz böyle bir düzenleme getirmiyoruz. Bu düzenleme tümüyle eski kanun maddesinin aynısıdır. Biz orada “taşınmaz mallar” yerine “taşınmazlar” deyimini getiriyoruz, “mallar” yerine, orada altı çizilmiştir siyahla… Yani yasada o hükümler var, Meclise arz ettiğimiz metinde o hükümler var fakat o hükümler eski kanun hükümleri. Biz orada sadece siyahla altı çizilmiş bulunan “Bakanlığın tasarrufuna geçen taşınmazlar” bir de “taşınmaz mallar” yerine “taşınmazlar” deyimlerini getiriyoruz. Biz o maddede sadece bir redaksiyon düzeltmesi yaptık.

Bakınız, yirmi beş yıldan beri bu Yasa bu hâliyle uygulandı. Türkiye’deki turizm yatırımlarının yüzde 95’i bizim sermayemizdir.

İki: Biz kimseye mülkiyet vermiyoruz bu kanunda. Burada yabancının veya yerlinin yaptığı yine Turizmi Teşvik Kanunu’nun başka maddelerine göre sonuçta hiçbir bedel ödenmeksizin tümüyle devletimizindir ve milletimizindir. Değerli arkadaşlarım…

---

**Kaynak gösterme:** Ertuğrul Günay (AK Parti, İstanbul). “Yunus emre'yi anma günü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 1 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-gunay-23-2008-05-01-yunus-emre-yi-anma-gunu-nedeniyle (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
