# Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ertuğrul Günay (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim
- **Tarih:** 29 Ocak 2009
- **Gündem:** KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-gunay-23-2009-01-29-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina

> Ertuğrul Günay (AK Parti), 29 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)); konuşma 521 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Son sorudan başlayarak arkadaşlarıma cevap vermek istiyorum. Sayın Şandır’ın da işaret ettiği gibi balık çiftlikleri gerçekten Türkiye'nin birer tabiat harikası olan koylarımızın çok içlerine kadar, yakın zamana kadar, yerleşmiş durumdaydı. Bu, Mersin civarında, Muğla civarında, birçok yörede turizmi de tehdit eder, tabiat varlıklarını da tehdit eder bir durumdaydı. Şimdi biz bunlarla ilgili ciddi bir yeni çalışma yapıyoruz. Bu konuda hâlen komisyonda bulunan bir yasa tasarısı da var.

Ayrıca, Mersin özelinde, söylemem gerekirse, 8 kadar balık çiftliği planlanmıştı. İlk hamlede bunların 4’ü zaten kaldırıldı bizim itirazlarımızla. Sonra geri kalan 4’ünü bizzat yerinde gözledik. Bunların 3’üne tekrar itiraz ettik. Şu anda Mersin’de planlanan 1 balık çiftliği kaldı. Öbür geri kalan tümü bizim tarafımızdan itiraza konudur ve sanıyorum ki gerçekleşmeyecek.

Nükleer santral tabii çok daha eskiden gelen, planlanmış bir çalışma. Bir yandan Türkiye'nin nükleer enerjiye ihtiyacı var, bir yandan da tabii herhangi bir coğrafya buna çok şu anda talip olmuyor. Bunu da Türkiye'nin ihtiyaçları ile Türkiye'nin gerçekleri arasında bir yeni politikayla çözmeye çalışacağız. Bizim dönemimizde tabiatı tehdit eden, turizmi tehdit eden, tarihsel varlıkları tehdit eden hiçbir başka girişime, taş ocağı, kum ocağı, maden ocağı gibi girişime veya balık çiftliği gibi girişime hoşgörüyle, toleransla yaklaşmıyor, önce itirazlarımızı belirtiyoruz ve mümkün olduğu kadar bu varlıkları korumaya çalışıyoruz.

Sayın Doğru’nun ve birkaç arkadaşımızın sorusu bu kanunun mantığını anlamakla ilgili.

Değerli arkadaşlarım, burada zaten şöyle bir uygulama yapılıyor: Geçen dönem Parlamentonun yaptığı kültür varlıklarını koruma doğrultusundaki en önemli reform niteliğindeki girişimlerden birisi bu. Katkı yapan bütün arkadaşlarıma, parti ayrımı gözetmeksizin, şu anda bu sıfatı taşıyan arkadaşınız olarak teşekkür etmek istiyorum.

Kültür ve Turizm Bakanlığı fevkalade önemli alanlarda yaygın bir çalışma göstermeye gayret ediyor ama bütçemiz sınırlı, tarihsel varlığa sahip çıkmak için ek kaynaklar bulunmaya çalışılmış ve emlak vergilerinden yüzde 10 kesinti yapılmış ve bu yüzde 10 kesinti tescilli varlıkların kamulaştırılması, projelendirilmesi ve uygulanması için korunmaya çalışılmış. Fakat elimde bir liste var, bu yıl sonu itibarıyla, 2005’ten, yani yasanın çıktığından bugüne kadar 350 milyon TL’ye yakın para toplanmış, bunun ancak yarısı kullanılabilmiş. Şu anda, kullanılmayan 180 milyon TL varsa, bunun yüzde 30’unu da bu biçimde devreye sokabileceksek, demek ki 60 milyon civarında, bizim için fevkalade önemli olan tarihsel varlığa sahip çıkılması için bizim Bakanlığımızın bütçesine oranladığımız zaman, fevkalade önemli olan yeni bir kaynağı seferber edeceğiz.

Peki, bunu özel idare… Diyor ki arkadaşlarımız: “Belediyeler seçilmiş organlar, vali atanmış.” Valiye değil, biz valinin aktaracağı bir mekanizma içinde özel idarelere kullandırıyoruz. Belediyeler, bu restorasyon projelerini yapıp uygulamaya başladıklarında hangi birimlerin kurallarına bağlıysa özel idareler ve il genel meclisleri de aynı kurallara bağlı yani koruma kurullarının ilkelerine bağlı, koruma kurullarının ilkeleri çerçevesinde bu uygulamaları yapacaklar ve yine bizim rölöve ve anıtlar müdürlüğümüz nasıl belediyelerin yaptığı çalışmaları denetliyorsa bunları da denetleyecek.

Peki, paranın nasıl kullanıldığı… Zaten vilayetin tasarruflarını denetleyen bir mekanizma var, Sayıştay var. Yani vilayetin tasarrufları bir yandan belli bir muhasebe denetimi içinde bir yandan da idarenin her türlü eylem ve işlemi zaten yargı denetimi altında yani layüsel bir kullanım mekanizması çıkarmıyoruz. Bakanlığın, bu konuda belediyeler yaparken hangi söz ve karar hakkı varsa, vilayet, özel idare, il genel meclisi yaparken aynı söz ve karar hakkı var.

Şimdi, burada, arkadaşlarıma…

Zaman yetmiyor.

---

**Kaynak gösterme:** Ertuğrul Günay (AK Parti, İstanbul). “Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)”. TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim tutanağı, 29 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-gunay-23-2009-01-29-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
