# Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ertuğrul Kumcuoğlu (MHP, Aydın)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim
- **Tarih:** 19 Kasım 2009
- **Gündem:** SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-kumcuoglu-23-2009-11-19-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427

> Ertuğrul Kumcuoğlu (MHP), 19 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)); konuşma 716 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Maalesef basit bir olayı bir hayli karmaşık hâle döndürdük ve maalesef de bu tasarı yasalaştığı zaman olay çözülmeyecek gibi görünüyor çünkü kanunun 2’nci maddesine baktığımız zaman biz, bu mağdur olduğunu iddia ettiğimiz arkadaşlara bir mülakat hakkı tanıyoruz. Ne sebeple? Çünkü sözlü sınavda başarısız oldukları için. “Sözlü sınav”, “mülakat” iki ayrı kavram, iki ayrı uygulama.

Şimdi, eğer bu arkadaşların tamamını mülakatta geçirecekseniz burada mülakatın anlamı ne? Bilenle bilmeyeni, uygun olanla uygun olmayanı ayırıyorsanız belki de bunlardan 1-2 tanesi başarısız sayılacak. Onlar bir daha Danıştaya gidecekler, diyecekler ki: Bizi sözlü sınava tabi tutmaları gerekirken mülakata tabi tuttular, yanlış oldu. Tekrar Danıştay karar verecek, tekrar bunu nasıl düzelteceğiz diye burada günlerce uğraşacağız. Peki, bunun çözümü ne? “Genellikle muhalefet olarak buraya çıkıyorsunuz. Efendim, hiç yapıcı öneride bulunmuyorsunuz.” diyorsunuz. Bakın, ben size nasıl çözülebilecek olay, bir yardımcı olmaya gayret edeyim.

Anayasa’mızı açalım. Anayasa’mızın 124’üncü maddesi -bunun alt başlığı “Yönetmelikler” yanlış ama öyle- diyor ki: “Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.” Demek ki bizim idari yapılanmamızda hukuki metinler üç kademede; kanun, tüzük ve yönetmelik. Ama özellikle sizin Hükûmetiniz döneminde tüzük olgusundan özellikle kaçıyoruz. Neden kaçıyorsunuz? Çünkü tüzüklerin Danıştay’ın onayından geçmesi gerekiyor. Danıştayı da sevmediğiniz için bir konuyu Danıştaya götürmekten içtinap ediyorsunuz. Hâlbuki bakın cumhuriyet tarihimize, bu tür özel ihtisas mesleklerine alınacak kişilerin hukuki statüleri tüzüklerle belirlenir.

Örnek: Maliye Teftiş Kurulu Nizamnamesi yani Tüzüğü hâlâ ayaktadır ve dolayısıyla Maliye Teftiş Kurulu gibi bu ülkenin seçkin ihtisas kurumlarından birisinde bu tür olaylar olmaz. Orada sınavda çocuklar çakarlar, kalırlar, orada da Danıştaya giderler ama netice itibarıyla… Danıştaya giderler ama daha önce Maliye Teftiş Kurulunun Tüzüğü Danıştaydan geçmiş olduğu için ve Danıştayın olumlu mütalaası olduğu için Danıştay burada aleyhte veyahut da efendim, bozucu bir karar veremez. Onun için eğer bu olayı çözmek istiyorsanız önce genelde bu Anayasa’nın öngördüğü tüzük müessesesini artık çalıştırmak durumundayız.

İkincisi: Bu kanunla bu arkadaşların sorununu çözemeyeceğiniz anlaşılıyor. O zaman, Sayıştay, bir an önce burada bu kanunu yapacağına doğru dürüst bir tüzük yapsın, bu tüzüğü de kanunlarımızın, mevzuatımızın öngördüğü çerçevede Danıştaydan geçirsin, ondan sonra Resmî Gazete’de neşretsin ve bu işi çözsün. Bakın, dokuz ay kaybettiniz. Sayın Poyraz, bu dokuz ayın içinde 9 defa bir tüzük çıkarılırdı.

Şimdi, bakın, Türkiye'nin iki seçkin müessesesi; birisi tam yargı, öbürü Türkiye Büyük Millet Meclisinin kontrolünde olduğu için ama özlük hakları bakımından yargı hukukuna tabi. Biz iki tane temel kurumumuz arasında uyum sağlayamıyoruz. Ondan sonra bu kürsüye çıkıyorsunuz “Bütün devlet kurumları son derece uyumlu çalışıyor…” Nereye çalışıyor? Danıştayla Sayıştayı bile biz aynı şekilde düşündürüp, aynı şekilde hareket ettiremiyoruz. Yapmayın, etmeyin!

Bakın, size yapıcı bir öneriyle geliyorum. Gelin, devleti perişan etmekten vazgeçelim. Devlet her seferinde zemin kaybediyor, kan kaybediyor. Devletsiz millet olmaz. Güçlü olmayan devlet hiçbir zaman uluslararası arenada itibarlı olmaz. Hayal kurmayalım, hayal peşinde koşmayalım, işin doğrusu neyse onu yapalım ve bu işi bir an önce süratle bitirelim.

Ben bu düzenlemenin istikbalini parlak göremiyorum. Herhangi bir şekilde aramızdan bazı arkadaşlar -ki bu ana muhalefet partisi görünüyor- bu kanunla ilgili de Anayasa Mahkemesine giderse, oradan da ters bir karar çıkarsa “E, hukuk önümüzü kesiyor...” Hayır, siz doğru kanun yapamadığınız için, doğru tüzük yapamadığınız için, doğru yönetmelik yapamadığınız için hukuk gereğini yapıyor.

Devamlı başkalarından şikâyet ederek bu işin içinden çıkamayız. Lütfen, “Nerede hata yapıyoruz? Doğrusu nerededir? Bu işin içinden nasıl çıkılması gerekir?” diye… Burada benim önerdiğim çerçevede hemen özellikle bir araştırma yapılsın, bu araştırmaya göre süratle bu sorun çözümlensin. Danıştayla Sayıştayı barıştıralım ve devletin diğer kurumlarını da birbiriyle uyumlu hâle getirelim. Sürekli gerginlik, sürekli tahrik, sürekli ajitasyon, sürekli iddialaşma, sürekli birbirine kafa tutma “Efendim, sen eğri yaptın ben doğru yapacağım.” ilkesi içinde devleti karmakarışık yaparak bir yere varamayız. Lütfen, lütfen, tek başına iktidar olmanın “Dediğim dedik, çaldığım düdük.” esprisiyle hükûmet etmek olmadığını; kanun, nizam, Anayasa diye bir düzenler sistematiği olduğunu; bunun da ötesinde hukuk diye bir şeyin olduğunu; ulusal hukukun üzerinde evrensel hukukun olduğunu; insanoğlunun binlerce yıldır doğruları bulup insani ilişkiler üzerinden birtakım temel kurallar koyduğunu; bu kuralların yazınlarda, metinlerde yer aldığını; bunun bilinmeyecek, görülmeyecek, anlaşılmayacak tarafı olmadığını kabul edelim ve gereğini bu çerçevede yapalım.

Ben senelerini bu devlet hizmetine vermiş bir eski bürokrat olarak size bu konuda yardımcı olmaya gayret ettim. İster benimsersiniz ister benimsemezsiniz, ben görevimi yaptım.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ertuğrul Kumcuoğlu (MHP, Aydın). “Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 19 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-kumcuoglu-23-2009-11-19-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
