# Ardahan milletvekili ensar öğüt?ün, işsizlik sigortası ödemelerine ilişkin çalışma ve sosyal güvenlik bakanından sözlü soru önergesi (6/73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ertuğrul Yalçınbayır (AK Parti, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 4 Şubat 2003
- **Gündem:** ARDAHAN MİLLETVEKİLİ ENSAR ÖĞÜT?ÜN, İŞSİZLİK SİGORTASI ÖDEMELERİNE İLİŞKİN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANINDAN SÖZLÜ SORU ÖNERGESİ (6/73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-yalcinbayir-22-2003-02-04-ardahan-milletvekili-ensar-ogut-un-issizlik-sigortasi-odemelerine-ili

> Ertuğrul Yalçınbayır (AK Parti), 4 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ARDAHAN MİLLETVEKİLİ ENSAR ÖĞÜT?ÜN, İŞSİZLİK SİGORTASI ÖDEMELERİNE İLİŞKİN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANINDAN SÖZLÜ SORU ÖNERGESİ (6/73)); konuşma 851 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya Milletvekilimiz Özkan Öksüz ve arkadaşları tarafından verilen ve çevre hakkıyla ilgili olan önerge üzerinde görüşlerimizi arz etmek istiyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, araştırma önergeleri, denetim yollarının en önemlilerinden biridir; belli konuda bilgi edinmeyi kapsamaktadır. Şöyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tarihine baktığımızda, birçok araştırma önergesi verildi. Geçen dönem, 300'ün üzerinde araştırma önergesi vardı. Birçok komisyon kuruldu. Araştırma önergeleri sonucunda çok önemli bilgiler elde edildi.

Bu bilgiler elde edildi de ne oldu?! Bize, size, seçim bölgelerinde hep sordular: "Araştırma önergesi verdiniz de ne oldu; bunun yaptırımı nedir?" Şu, hiçbir zaman için olmadı: Araştırma önergesi sonuçlarında, hükümete, alınacak önlemlerle ilgili tavsiyeler var, tedbirler var; tek tek yazılır. Hükümet, bunların gereğini yerine getirmez; ama, hükümetlere bununla ilgili bir gensoru da verilmez.

Şöyle, geriye bakalım... Örneğin, geçen dönem Tekstil Komisyonundaydık ve 75 öneride bulunduk; hiçbir maddesi yerine getirilmedi. Bütün partiler, komisyonda olsun, Genel Kurulda olsun, oybirliğiyle bu önerilerde bulundular; ama, gereği yerine getirilmedi diye hiçbiri kılını kıpırdatmadı. Bu çelişkiden kurtulmamız lazım. Biz, bugün iktidarız. Biz, bu önergenin reddedilmesini isteyebiliriz. Diyebiliriz ki "elimizde her türlü kaynak var; bilgi, belge bizde var; biz, bunun gereğini yapacağız." Hayır... Her ne kadar, gündemde, bilgi edinme hakkındaki kanunla, milletvekillerinin ve vatandaşların her türlü bilgiye ve belgeye ulaşma hakları güvence altına alınacaksa da, o kanun çıkarılıncaya kadar, yine, Meclis, etkin denetim görevini yapacaktır; ama, o kanun çıkarıldıktan sonra, daha kaliteli ve daha nitelikli denetim görevlerinin yapılacağına inanıyorum; çünkü, bilgiye ve belgeye dayalı bir denetim yapılacaktır. Bu anlayış, Türkiye'de, yolsuzlukların da önüne engel olacak, şeffaflığı, saydamlığı sağlayacak bir anlayıştır. Biz, seçim meydanlarında bunları söyledik. Bütün partiler söyledi. Saydamlık, şeffaflık, günışığında yönetim, denetime açık bir anlayış... Şimdi, bunun yasal düzenlemesi geliyor. Her ne kadar, Anayasanın 98 ve devamı maddelerinde denetimle ilgili bazı müesseseler yer alıyorsa da, geçen dönem görüldü, milletvekillerinin sorularının yarısından fazlası cevaplandırılmadı, araştırma önergelerinin gerekleri yerine getirilemedi. Soruşturma önergelerinde geçen dönemlerde yaşananları biliyoruz. Artık, biz, Meclisin daha etkin ve verimli çalışabilmesi ve denetime daha fazla önem verebilmesi için İçtüzükte de değişiklik yapmak durumundayız. Örneğin, İçtüzüğün 105 inci maddesinin son fıkrasında "ticarî sırlar ve devlet sırları araştırma konusu yapılamaz" denilmektedir, yani, bu konular denetim dışındadır.

Seçim meydanlarında halk "siz bu kadar soru sordunuz, bu kadar araştırma önergesi verdiniz; ama, bankaların içi nasıl boşaltıldı, bunu soramadınız" dedi. Evet, bunu soramadık; çünkü, cevap alamadık. Denildi ki "ticarî sır", denildi ki "devlet sırrı." Bankaların içi boşaltılmış, kamu, zarar görmüş, artık, bunun sırla ilgisi kalmamış; ama, ona rağmen "sır kapsamında" diye cevap verildi ve araştırmalar yapılamadı, sorulara cevap verilemedi. Ümit ediyoruz ki, bu dönem, şeffaf devlete, bilgi edinmeye, katılıma daha fazla hizmet edecek anlayışlar, yasalara, İçtüzük düzenlemelerine ve çalışmalara yansıyacaktır.

Bilindiği gibi, çevre hakkı, bir insanlık hakkı. Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı var. Bu hakkın kayden tanınmış olması yetmiyor, fiilen de uygulanması gerekiyor. Bu hakka ulaşmak için, geçenlerde yapılan bir çalışmayla -415 kanunla- bu halkın çevre hakkı güvence altına alınmıştır. 415 kanunun çeşitli hükümlerinde buna hizmet eden hükümler vardır. Bunlara bağlı olarak çıkarılan yönetmelikleri, tüzükleri, emirleri, belediye zabıta yönetmeliklerini hep birlikte ele aldığınızda, Türkiye'de, çevre hakkının son derece güvence altına alındığını söyleyebilirsiniz; ama, gelin bakın, İstanbul'un yüzde 60'ı yasadışı, fiilî durum; Bursa'nın öyle, çeşitli kentlerimiz öyle. Kayden bunları tanımak yerine, onunla birlikte fiilen uygulanması insan hakkını tatmin edecek hadisedir.

Evet, biz, uygulama görevi içindeyiz; biz, şöyle miras aldık, böyle miras aldık deme hakkına sahip değiliz; bunu, mazeret olarak da söyleyecek değiliz; ancak, kurallar var iken, Türkiye'de, herkesin kurallara uyma mecburiyetinin olduğunu bilmek lazım, buna uymak lazım. Bu, uygulama itibariyle devletin görevi, uyma itibariyle de vatandaşın görevi. O değiştirilinceye kadar hepimizi bağlıyor; ama, biz, kuraldışılığa iten sebepleri de ortadan kaldırmalıyız.

Tuz Gölü kirleniyor. Devletin, bu kirliliği önlemekle ilgili, ekonomik yeterliliği ölçüsünde görev yapmasını kabul etmek mümkün değil. Anayasanın 65 inci maddesi, ekonomik ve sosyal haklarla ilgili olarak, devletin görevinin ekonomik gücüyle sınırlı olduğunu ifade ediyor. Artık, çevre hakkı, yaşam hakkının bir parçasıdır. Böylesine önemli bir konunun, belki anayasa düzenlemesi sırasında, yaşam hakkı içinde yer alması gerekir. Birçok yerde kirliliği görüyoruz. Topyekûn bizim kaliteli bir yaşama ulaşabilmemiz için bu konularda düzenleme yapmamız lazım.

Avrupa Birliği ilerleme raporunda tenkit edilen hususlardan birisi, çevreyle ilgili hiçbir düzenleme yapmayışımızdır. 7 düzenleme yapılmasını vaat etmişiz; ama, sıfır çekmişiz, hiçbir düzenleme yapılmamış. Biz, bu mesafeleri süratle azaltmak durumundayız.

Tuz Gölü ve birçok gölümüz, birçok yerimiz elimizle kirleniyor, tabiatın dengesi bozuluyor, Tuz Gölünün, artık, kokmaya başladığını hepimiz biliyoruz ve tuz da kokmaya başladı. Bunların sebepleri devlet katında belli; ama, biz, şunu da biliyoruz: En büyük kirletici, devlet. Bundan, süratle, devlet kurumları kaçınmalıdır. Bizim de yapmamız gereken işlemler ortadadır; bunlar, mutlaka yapılması gereken hadiseler.

Biz, bu bakış açısı içerisinde, Türkiye Büyük Millet Meclisince, böylesine önemli bir kirliliğin yaşandığı Tuz Gölünde, kirlenme nedenlerinin, alınması gerekli önlemlerin, bunun ekonomik hayata yansımalarının ne olduğunun araştırılmasından yanayız. İdare olarak, bilgiye, belgeye, her zamandan daha fazla, milletvekillerimizin, halkımızın ve basınımızın ulaşmasını istiyoruz. Yasal düzenlemelere kadar da alınabilecek idarî tedbirlerle bunlar sağlanacaktır.

Ben, komisyonun, çalışmalarını, uzatmadan, her türlü bilgiye, belgeye kolaylıkla ulaşarak tamamlayacağını, diğer araştırma komisyonu çalışmalarına da fırsat vermek üzere, bu çalışmaları bir an önce bitireceğini ümit ediyorum.

Yüce Meclisin bu konuda karar vermesi dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ertuğrul Yalçınbayır (AK Parti, Bursa). “Ardahan milletvekili ensar öğüt?ün, işsizlik sigortası ödemelerine ilişkin çalışma ve sosyal güvenlik bakanından sözlü soru önergesi (6/73)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 4 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-yalcinbayir-22-2003-02-04-ardahan-milletvekili-ensar-ogut-un-issizlik-sigortasi-odemelerine-ili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
