# Hakkari merkez,yüksekova ve şemdinli'de meydana gelen terör olaylarının araştırılması amacıyla bir araştırma kom.kurulmasına ilişkin (10/322,323,324)mec.araştırması önergeleri üzerinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Esat Canan (CHP, Hakkari)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim
- **Tarih:** 23 Kasım 2005
- **Gündem:** HAKKARİ MERKEZ,YÜKSEKOVA VE ŞEMDİNLİ'DE MEYDANA GELEN TERÖR OLAYLARININ ARAŞTIRILMASI AMACIYLA BİR ARAŞTIRMA KOM.KURULMASINA İLİŞKİN (10/322,323,324)MEC.ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ ÜZERİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/esat-canan-22-2005-11-23-hakkari-merkez-yuksekova-ve-semdinli-de-meydana-gelen-teror-olaylarini

> Esat Canan (CHP), 23 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKKARİ MERKEZ,YÜKSEKOVA VE ŞEMDİNLİ'DE MEYDANA GELEN TERÖR OLAYLARININ ARAŞTIRILMASI AMACIYLA BİR ARAŞTIRMA KOM.KURULMASINA İLİŞKİN (10/322,323,324)MEC.ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ ÜZERİNDE); konuşma 1.152 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ESAT CANAN (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilmiş bulunan Hakkâri, Yüksekova, Şemdinli olaylarına ilişkin araştırma önergesi üzerinde önerge sahibi sıfatıyla söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün görüştüğümüz çok önemli bir konu var; asıl bu konu, doğu, güneydoğu sorunu değil, bir önceki konuşmacıların büyük bir kısmı, doğu ve güneydoğu sorunu diye nitelendirdiler; ama, bugünkü gündemimizde olan, Hakkâri'de ortaya çıkan son olaylarla ilgili bir araştırma çalışmasıdır.

Bugün görüşmekte olduğumuz Şemdinli olayını, başından itibaren orada bulunan ve yaşayan bir arkadaşınız olarak, gördüklerimi ve yaşadıklarımı öncelikle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Olayın meydana geldiği 9 Kasım günü, Yüksekova'da bulunduğum bir sırada, öğle saatlerinde, Şemdinli İlçemizden bazı vatandaşlarımız telefonla beni aradılar.

Şemdinli İlçemizin ana caddesi üzerinde bulunan bir pasaja bomba atıldığı ve atılan bu bombanın patlaması sonucunda 1 vatandaşımızın öldüğü, çok sayıda da yaralı vatandaşımızın olduğu belirtildi ve aynı zamanda, bununla birlikte, aynı anda, ilçede büyük bir kargaşanın yaşandığı, kargaşanın büyümesinden endişe edilerek benim ilçeye gitmem vatandaşlarımız tarafından istendi.

Bunun üzerine Şemdinli'ye hareket ettim, kısa bir süre sonra ilçeye ulaştığımda, öfkeli büyük bir kalabalıkla karşılaştım. Halktan aldığım ilk bilgide, bombanın, Özipek Pasajında bulunan Sefer Yılmaz'a ait dükkâna atıldığını, patlama sonucunda 1 kişinin öldüğünü, 8 kişinin yaralandığını, yakalanan 3 failin de güvenlik güçlerine teslim edildiğini öğrendim. Ayrıca, 3 zanlının kullandıkları aracı da, delillerin karartılmaması amacıyla halkın abluka altına aldıklarını gördüm.

Olay yerini inceledikten sonra, halkı sabırlı ve sağduyulu davranmaya davet edip, gereğinin mutlaka sağlanacağını söyleyerek, yetkililerle görüşeceğimi ifade ettim.

Daha sonra, İlçe Kaymakamı, Cumhuriyet Savcısı, Emniyet Müdürü ve askerî yetkililerle yaptığım görüşmede, araç üzerinde sağlıklı bir incelemenin yapılması gerektiğini ve aracın kime ait olduğunun belirlenmesini istedim. Bunun üzerine, ancak güvenlik sağlandıktan sonra sağlıklı bir incelemenin yapılabileceği bana söylendi.

Yeniden halka dönerek, araç üzerinde cumhuriyet savcısının sağlıklı bir keşif yapması için güvenli bir ortama ihtiyaç duyduğunun ve bu nedenle halkın aracın çevresinden uzaklaşması gerektiğinin, ancak bu şekilde sağlıklı bir keşfin yapılabileceğinin ve bu konuda bize yardımcı olmaları gerektiğinin tarafımdan duyurulması üzerine, halk geri çekildi.

Bunun akabinde, Cumhuriyet Savcısı, beraberinde İlçe Emniyet Müdürü, Belediye Başkanı, iki avukat ve benim de hazır bulunduğum bir sırada, araç üzerinde keşfin yapılmasına başlandı. Aracın bagajı açıldığında, gerçekten dehşet verici bir manzara ortaya çıktı. Bagajda 3 kalaşnikof silah, 10 adet mermi dolu şarjör, 2 adet el bombası, bomba yapımında kullanıldığı zannedilen bazı malzemeler, güvenlik güçlerimizin kullanmakta olduğu kamuflaj yelekleri ve 4 adet dosya görüldü. Dosyaların yapılan incelemesinde, bir dosyanın tamamen aracın kimlik bilgileriyle donanımlı olduğu, aracın jandarmaya ait olduğuna dair tescil belgesi, görevlendirme belgesi ile teslim tutanakları ve yetkili imzalar görüldü. Diğer dosyalarda ise, bombalanan pasaj içindeki dükkânın krokisi ve dükkân sahibinin kırmızı kalemle çizilmiş ismi görüldü. Ayrıca, daha birçok isim listeleri ile Hakkari'deki aşiretlerin ve ileri gelenlerinin devlet yanlısı olup olmadıklarına ilişkin birtakım listeler görüldü.

Yetkililerle yapmakta olduğumuz bu inceleme devam ederken ve halk sessizce uzaktan bizi izlerken, birdenbire, panzerden, bulunduğumuz yöne ateş açıldı. Emniyet Müdürüne dönerek "müdür bey, durup dururken neden ateş ediliyor; müdahale ediniz; burada biz bir görev yapıyoruz" dedim. Emniyet Müdürü de şaşkınlığını gizlemeyerek, buna bir anlam vermediğini söyledi. Halk arasında ise, küçük çapta bir panik yaşandı.

Bu olumsuzluklara rağmen biz incelememizi sürdürürken, panzerden açılan ateşin ardından, aynı yöne çok sayıda ateş edilmeye başlandığına tanık olduk. Bizi izleyen kalabalıktan feryatlar yükselmeye başladı; "ölü var", "çok sayıda yaralı var" şeklindeki imdat sesleri üzerine, Cumhuriyet Savcısı, Emniyet Müdürü, ben ve yanımızda bulunan diğer arkadaşlar da kaçmak zorunda kaldı ve dolayısıyla, yapmakta olduğumuz keşif de tamamlanamadı, yarıda kesildi.

Ben, yakın olan hastaneye girdim. Hastaneye girerken, yaralanan 5 kişi halk tarafından hastaneye taşındı. Ağır yaralı olan bir şahıs, Yüksekova Hastanesine sevk edildikten sonra, yolda hayatını kaybetti. Bu olayda, ateş edenlerden Tanju Çavuş ismini tanıyanlar bana gelerek, ismini ve araba plakasını verdiler; ben de, bu ismi, yetkililere anında ulaştırdım.

Değerli milletvekilleri, bu bilgileri, orada gördüğüm şekilde, objektif olarak sizlerle paylaştım. Şemdinli'de ortaya çıkan bu hazin tablo karşısında, resmî yetkililer, ilk iki gün ne yazık ki suskun kalarak, kamuoyuna, ikna edici hiçbir açıklama yapmamışlardır. Kamuoyuna hiçbir açıklama yapmadıkları gibi, bana da, bu konuda hiçbir bilgi vermemişlerdir. Halk tarafından yakalanan 3 failden sadece 1 kişinin gözaltında bulunduğunun daha sonra anlaşılması üzerine, kamuoyunda büyük bir infial yaşanmıştır. Başlangıçta olayın basit bir adlî vaka gibi değerlendirildiğinin anlaşılması sonucu, halkta olayın örtbas edileceği kaygısına ve tansiyonun yükselmesine neden olmuştur. Özellikle, olayın hemen akabinde, bazı askerî üst yetkililerin failleri himaye edici nitelikte açıklama yapmaları ve olayla ilgisi bulunan iki zanlının gözaltına alınmadan serbest bırakılması da halkın tepkisini artırmıştır. Bu tepkiler, daha sonra benzer olayları yaşayan Yüksekova ve Hakkâri'de de artarak devam etmiştir. Yüksekova'da gelişen olaylar sonucunda 3 genç vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve birçok vatandaşımız da yaralanmıştır. Yüksekova'da hayatını kaybeden gençlerin cenaze töreninde F-16 savaş uçaklarının mezarlık üzerinde alçak uçuş yapmaları da sağduyulu Yüksekovalı hemşerilerimizi oldukça üzmüş ve tedirgin etmiştir.

Sayın milletvekilleri, Şemdinli'de meydana gelen olay ciddî ve kaygı verici bir nitelik taşımaktadır. Bu olay, halen, Susurluk tipi gayri meşru odakların varlığına, hukukdışı eski zihniyetin devam ettiğine işaret etmektedir. Geçmişte görüldüğü gibi, bu hukukdışı uygulamalar, hem demokrasimiz ve insan hakları rejimi açısından hem de bölge halkının ve Kürt sorununun çözümü açısından büyük engeller oluşturmuştur. Terörle mücadele adı altında geçmişte ülkemizde yer yer uygulanan hukukdışı yöntemlerin terörü bitirmediği, aksine körüklediği anlaşılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim, tamamlayın konuşmanızı.

ESAT CANAN (Devamla) - Bu nedenle, Şemdinli'de ortaya çıkan hukukdışı uygulamanın terörü azaltmayacağı artık anlaşılmalıdır. Demokratik hukuk devletlerinde, devlet organlarının hukuka uygun faaliyette bulunmaları, hukuk devleti olmanın gereğidir. Yakın geçmişimizde devletle bağlantılı suç örgütlerinin karıştığı benzer olayların yaşandığı hepimizin malumudur. Eğer, geçmişte yaşanan bu tür olayların üzerine kararlılıkla gidilerek olaylar tam aydınlatılmış olsaydı, ülkemiz, bugün bir Şemdinli olayını yaşamazdı. Ama, geçmişten de ders alarak, Şemdinli olayı, ülkemizin hukuk devleti olması açısından son bir fırsat olarak değerlendirilmeli ve mutlaka aydınlatılmalıdır.

Sayın Başbakan "askeri, polisi karalamak çok yanlış" diyor; elbette yanlış. Kelle koltukta görev yapan asker, polis, güvenlik görevlileri, elbette karalanamaz; ama, hukuku hiçe sayanları kovalamak ve adalete teslim etmek de hukuk devleti olmanın gereğidir, hataları eleştirmek ve üzerine gitmek doğru bir yaklaşımdır.

Türkiye geçmişte bunun tersi örnekleri çok yaşadı. "Şimdi, sırası değil; askerin, polisin morali bozulur" gerekçesiyle yanlışın üzerine gidilemedi. Olaylar hep örtbas edildi ve bunun sonucunda oluşan hukuk boşluğunda faili meçhul cinayetler, insan hakları ihlalleri ve yargısız infazlar yaşandı. Bu gerçek, bugün, geçmişe göre, çok daha çıplak hale gelmiştir. Bu gerçekten hareketle, hukuk devleti olacak mıyız, bazı tabuları kıracak mıyız, yoksa, yine eski hamam eski tas mı kalacağız? Kamuoyu bu soruların cevabını öncelikle Sayın Başbakandan beklemektedir.

Hükümet, bu konudaki siyasî iradesini ve kararlılığını öncelikle ortaya koymalıdır. Türkiye'nin tam bir hukuk devleti olması için Sayın Başbakana desteğimiz tamdır. Demokrasimizin ve hukuk devletinin gerekleri, milletimizin devlete ve onun kurumlarına olan güveninin yeniden sağlanması, ülkemizde birliğin, huzurun ve barışın tesisi açısından benzer olayların bir daha yaşanmaması için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin partilerüstü ortak bir siyasî irade oluşturarak geçmişe nazaran daha kararlı bir biçimde hareket ederek Şemdinli olayının üzerine gitmesi ve mutlaka aydınlatması gerekmektedir.

Yüce Meclisimizin bu olayların üzerine büyük bir kararlılık ve sorumluluk bilinciyle gideceğine olan inancımı belirtiyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Esat Canan (CHP, Hakkari). “Hakkari merkez,yüksekova ve şemdinli'de meydana gelen terör olaylarının araştırılması amacıyla bir araştırma kom.kurulmasına ilişkin (10/322,323,324)mec.araştırması önergeleri üzerinde”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 23 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/esat-canan-22-2005-11-23-hakkari-merkez-yuksekova-ve-semdinli-de-meydana-gelen-teror-olaylarini (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
