# Iv.tur (milli savunma bak.,bayındırlık bak.,ulaştırma bak.,)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Eşref Erdem (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2003
- **Gündem:** IV.TUR (MİLLİ SAVUNMA BAK.,BAYINDIRLIK BAK.,ULAŞTIRMA BAK.,)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/esref-erdem-22-2003-12-20-iv-tur-milli-savunma-bak-bayindirlik-bak-ulastirma-bak

> Eşref Erdem (CHP), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IV.TUR (MİLLİ SAVUNMA BAK.,BAYINDIRLIK BAK.,ULAŞTIRMA BAK.,)); konuşma 1.045 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA EŞREF ERDEM (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bayındırlık ve İskân Bakanlığının bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere huzurunuzdayım; şahsım ve Grubumuz adına, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, önemli bir bakanlığın bütçesini görüşüyoruz. Uzun yıllardır bütçe görüşmelerini takip eden arkadaşlarınızdan birisiyim. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı gibi, Türkiye'de altyapı yatırımlarının önemli bir bölümünü gerçekleştiren bir bakanlığın bütçesinin, 10 dakikada, bölünerek, 7,5 dakikada nasıl bir değerlendirmeye tabi tutulacağını anlamakta zorluk çekiyorum. Niçin son yıllarda böyle oldu, bunu da anlamakta zorluk çekiyorum. Bütçe, bir yılın muhasebesidir. Baştan savma, bir seremoniyi yerine getirmenin anlayışı içerisinde bir bütçe değerlendirmesi yapmak, bence, gerçekten, çok zordur ve bence, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapmaması gereken bir şeydir.

Niçin bu kadar acele ediyoruz? Niye bu kadar geç kalıyoruz? Niye ille de bir bütçeyi beş altı güne sıkıştırıyoruz? Hiçbir şeyi konuşmadan, önümüzdeki bir yılı göremeden, geçmiş bir yılı doğru dürüst değerlendiremeden, bir yıl geride kalıyor ve önümüzdeki bir yıl konusunda hiçbir görüş ifade edemeden, bütçe görüşmüş oluyoruz!

Değerli arkadaşlarım, yine de, tabiî, 10 dakika içerisinde, mümkün olduğunca, bazı kritik noktalardaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Altyapı yatırımlarıyla gelişmişlik arasında doğrudan bir orantı vardır, doğrudan bir ilişki vardır. Nitekim, Dünya Bankasının bir raporunda, altyapı yatırımları konusunda yapılacak olan yüzde 1'lik bir yatırım, doğrudan doğruya yaşam kalitesine, 1'e 1, 1 puan oranında bir artışı beraberinde getirmektedir.

Bütçeye baktığımızda, bütçe, yüzde 4 ilâ yüzde 10-15 civarında mutlak artış gibi görünüyor; ama, enflasyon dikkate alındığında, sizin hesap ettiğiniz deflatörü dikkate aldığımızda, aşağı yukarı, her iki bütçede de, Bayındırlıkta da, Karayollarında da, genel olarak yüzde 15 civarında bir reel daralma söz konusudur.

Transfer harcamaları, cari harcamaları vesaireyi de çıkardığınızda, yatırımlara baktığımızda, durum daha da vahimdir. Yatırımlar açısından baktığımızda da, önümüzdeki dönemde, yatırımlar yüzde 1; bir önceki yıla göre yüzde 25 oranında bir daralma göstermektedir.

Öyle anlaşılıyor ki, Bayındırlık Bakanlığı, önümüzdeki dönem için yatırım yapmaktan vazgeçer hale gelmiştir. Gerçi, bir süre sonra Sayın Bakan buraya çıkacak, bize sunduğu kitapçıkta göreceğimiz gibi, falan yerde şunu yaptık, falan yerde bunu yaptık diyecektir; ama, bu, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının gerçek kapasitesini, potansiyelini ortaya koyan bir anlayış değildir.

Tabiî, bütçe dediğiniz şey, rakamdan ibaret bir şey değildir; sadece rakamları sıralamak, şu kadar iş yaptım, bu kadar bu işten yaptım demekten ibaret değildir. Bütçenin bir ruhu olmalıdır, bütçenin bir mesajı olmalıdır, bütçenin bir vizyonu olmalıdır. Önümüze getirilen bütçede buna dönük hiçbir vizyon, hiçbir perspektif yoktur.

Gönül isterdi ki, Sayın Bakan, buraya çıktığında, Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne bir ulaştırma politikası koysun. Ulaştırma politikası... Sayın Bakan belki haklıdır, doğal olarak, bana, ulaştırmanın ayaklarından sadece biri bağlıdır diyebilir; demiryolları, limanlar, hava meydanları gibi diğer ulaştırma türleri bir başka bakanlığa bağlıdır diyebilir; ama, temel yanlışlık da buradadır. Böyle bırakır isek... Bu, geçmişte böyle değildi. Geçmişte, demiryolları, limanlar, hava meydanları ve karayolları, tamamı Bayındırlık Bakanlığına bağlıydı ve dolayısıyla, bir ulaştırma politikasını tespit ederken, ilkelerini ortaya koyarken bir merkezden planlama yapılırdı ve Meclisin önüne doğru dürüst bir politika konulurdu.

Bu politika nedir; geçmişte yapıldı; hatırlıyorum; 1978'de Cumhuriyet Halk Partisinin İktidarında KAGEP diye bir proje konuldu: Karayolları Ağını Geliştirme Projesi. Tabiî, bu iktidar kısa sürdü, bu çalışma da, yapıldığı biçimiyle, yarım olarak orada kaldı. 1980'den sonra yeni bir ulaştırma anaplanı yapıldı; 1983-1993 yıllarını kapsayan on yıllık bir ulaştırma anaplanı yapıldı. Burada da, o önümüzde kalan on yıllık süre içerisinde Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin gözönünde bulundurması gereken temel ilkeler ortaya konuluyordu. Nitekim, bir örnek vermek gerekirse, 1983 yılında yayımlanan bu ulaştırma anaplanına göre, Türkiye'de 227 kilometre otoyol yapılması öngörülüyordu. Bunların da büyük bölümü metropol kentlerin civarıydı; yani, İstanbul, Ankara, İzmir'in mücavir alanları içerisinde kalan yerler idi. Onu izleyen dönemde iktidara gelen bir siyasî parti, birdenbire, Türkiye'nin önüne bir hedef koydu "şu kadar yol, otoyol yapacağım" dedi.

Değerli arkadaşlarım, bir ülke, kaynak kullanırken çok titizlikle ve özenle davranmalıdır. Yapılması gereken temel şey, zaten, kaynakları kıt olan bir ülke, kaynakların tahsisinde ve önceliklerinde, çok kıskanç ve özenle davranmak zorundadır.

Bugün, ben, sizlerle bir konuyu paylaşmak istiyorum. Elbette, bunu, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı yapmadı; ama, bunu, Parlamentomuzla paylaşmak istiyorum. Burada, zaman zaman, televizyonlarda, bazı arkadaşların düşüncelerini dinlerken de hayret ediyorum, otoyolların maliyeti konusunda çok farklı rakamlar ileri sürüyorlar.

Çok özet olarak söylemek gerekirse, bana ulaşan son bilgilere göre, 2002 yılı sonu itibariyle, otoyollar için ödenen miktar 16 500 000 000 dolardır. Buna karşılık, otoyol diye önümüze getirilen yol uzunluğu 1 850 kilometre civarındadır. 1 850 kilometrenin 350 kilometre üzerindeki bölümü bağlantı yollarıdır. Bağlantı yollarındaki maliyet ile öbür yollardaki maliyeti mukayese etmek mümkün değildir. Bu haliyle -eğer bağlantı yollarını dışında tutarsanız- 11 000 000 dolara varan maliyet vardır 1 kilometre otoyol için. Bağlantı yollarını da dahil ederseniz, onu da 3x3 otoyol gibi mütalaa ederseniz, maliyet, aşağı yukarı, 9 küsur milyon dolardır. Bu, şu demektir: Dünyanın en pahalı otoyollarını biz yapmışız. Dünyanın hiçbir ülkesinde, bu ölçülerde bir otoyol gerçekleştirilmemiştir.

O zaman, biz, bu planları niye yapıyoruz; plan yapmazsak, doğrudan doğruya keyfîlik söz konusu olur. Keyfîlik de, bu tür maceracılığa götürür hükümetleri.

Tabiî, Adalet ve Kalkınma Partisinin, bundan vazgeçerek bölünmüş yol noktasına dönüşünü doğru buluyorum, bu tercih doğrudur. Nitekim, ben, 1989'da ve 1990'lı yıllardan beri Bayındırlık Bakanlığı bütçelerinde konuşan bir arkadaşınızım. Bizim, o yıllarda söylediğimiz şuydu: Gelin, bu sevdadan vazgeçin, bunun sonu iyi değildir. Siz, bugün, bu tasarladığınız bu kadar uzunluktaki otoyol yerine, eğer, bölünmüş yol yaparsanız, Türkiye'nin kuzey, güney, doğu, batı istikametlerini bir ızgara biçiminde kabul ederseniz, aşağı yukarı 15 000 kilometrelik bölünmüş yol yaparsınız. Tabiî, biz bu 15 000 kilometreyi derken, öyle afakî söylüyor değildik, çok önemli bir çalışmanın sonucu olarak bunlar söylendi. Nitekim, önemli teknokratlar ve teknisyenlerin katıldığı bir çalışmamızın sonunda 2001 yılında yayımlayarak ortaya koyduğumuz bu özet ulaştırma raporunun 29 uncu sayfasında aynen "15 000 kilometre" diye geçer. Umarım, Adalet ve Kalkınma Partisi bizden kopya etmemiştir; çünkü...

HASAN KARA (Kilis) - İyi şeyleri kopya etmek zararlı değildir; iyi şeyleri kopya ederiz.

EŞREF ERDEM (Devamla) - Evet, teşekkür ediyorum, kopya ise bile teşekkür ediyorum. Doğru bir şeydir tabiî, ama, biraz sonra onları irdelerken göreceğiz ki, tabiî, bölünmüş yol vardır, bölünmüş yolcuk vardır; bunun adını doğru koymak lazım. Sayın Bakan, çıkıyor, haklı olarak "şu kadar kısa sürede 1 600 kilometre bölünmüş yol yaptık, geçmiş iktidarlar şu kadar yıl içerisinde şu kadar yol yapmışlar idi, ben 1 600 kilometre yaptım..." Takdire şayan bir iştir, yaptık.

AHMET YENİ (Samsun) - Doğru söylüyorsunuz.

EŞREF ERDEM (Devamla) - Doğrudur; ama, bazı şeyleri anlamakta zorluk çekiyorum. Şimdi, tabiî, bu ulaştırma konusu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Eşref Erdem (CHP, Ankara). “Iv.tur (milli savunma bak.,bayındırlık bak.,ulaştırma bak.,)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/esref-erdem-22-2003-12-20-iv-tur-milli-savunma-bak-bayindirlik-bak-ulastirma-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
