# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Eyüp Fatsa (AK Parti, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim
- **Tarih:** 24 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/eyup-fatsa-23-2010-04-24-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Eyüp Fatsa (AK Parti), 24 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 749 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA EYÜP FATSA (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan Anayasa Değişikliği Teklifi’nin çerçeve 12’nci maddesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle Başkanlık makamını ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, çerçeve 12’nci madde, Anayasa’mızın 125’inci maddesinin ikinci fıkrasını düzenliyor. 125’inci maddenin ikinci fıkrasında, YAŞ kararlarının -Yüksek Askerî Şûra kararlarının- yargı denetimine kapalı olduğu yazıyor. Aynı maddenin birinci fıkrasında da diyor ki: “İdarenin her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tabidir.” Yine Anayasa’mızın 36, 37, 38’inci maddelerinde de bunu teyit eden, bunu doğrulayan hükümler vardır.

Söz konusu idarenin eylem ve işleminin yargı denetimine tabi olduğu bir Anayasa zorunluluğu olmasına rağmen Yüksek Askerî Şûra kararlarının yargı denetimine kapalı olmasını bir hukuk mantığıyla, evrensel hukuk ilkeleriyle, hukukun üstünlüğüyle, yargılanma hakkıyla ve savunma hakkının kutsallığıyla izah etmek mümkün değildir. Hiçbir sağduyulu yargıç, hiçbir sağduyulu hukukçunun bunun doğru olduğunu, hakkaniyet içerdiğini ifade etmesi söz konusu olamaz eğer gerçekten hukukun üstünlüğüne inanıyorsa.

Değerli arkadaşlar, savunma, kutsal bir haktır. Nasıl yargılıyorsak, yargıladığımız insanlara savunma hakkını, kendini ifade etme hakkını da vermek bir hukuki zorunluluktur. Dolayısıyla uygulamaya baktığımız zaman, Anayasa’nın açık hükümleri ortadayken, Yüksek Askerî Şûra kararlarıyla özellikle 1982’den sonra yaklaşık 1.700 subay ve astsubay ama daha öncekileri de biraz önce Sayın Hasip Kaplan’ın başlattığı tarihten başlatırsak, bu rakamın 3 binin üzerinde olduğu görülmektedir.

Yüksek Askerî Şûra’nın bu kararları belki Şûra’nın kendi mantığı açısından izah edilebilir, haklı gerekçelere dayanabilir ama hukuk mantığı açısından ve kamu vicdanı açısından baktığımız zaman, hiçbir zaman kabul görmemiş ve kamu vicdanını da rahatsız etmiştir. Toplum, kamuoyu bunu sürekli sorgulamıştır. Kaldı ki, Yüksek Askerî Şûra kararlarının yargı denetimine kapalı olması 1982 Anayasası’yla beraber, şimdi üzerinde tartışma yaptığımız Anayasa’yla beraber Anayasa’da yerini bulmuştur. Sadece bu gerekçeyle bile bu Anayasa’nın değiştirilmesinin ne kadar önemli, ne kadar temel insan hak ve hürriyetlerine dayalı bir uygulama, çalışma olduğunu, herhâlde bunu kabul etmeyecek sağduyulu bir insan yoktur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, 1982’ye kadar bu kararlar yargı denetimine açıkmış. Ancak bir olay oluyor -aslında birçok olay oluyor, yaşanan olay var- eski Deniz Kuvvetleri komutanlarından Sayın Vural Bayazıt bir gazeteciyle bir mülakat yapıyor, bu, Yüksek Askerî Şûra kararlarının neden yargı denetimine kapalı olduğuna dair. Diyor ki: “Özellikle terfilerde yaşanan sıkıntılardan dolayı ordunun üst kademelerinde kadro sıkıntısı yaşıyorduk. Dolayısıyla 1982’ye kadar da bu yargı denetimine açıktı, herkes yargıya gidiyor, idari yargıda bunu durduruyor idi. Dolayısıyla -yüksek- ordunun üst kademelerinde de ciddi manada bir hiyerarşik yapıyı zorlayan durum ortaya çıkıyordu.” diyor. Onun için, değerli arkadaşlar, kadrosuzluk sebebiyle veya terfi sebebiyle ordudan ilişiği kesilenlerin YAŞ kararına tabi tutulması ve YAŞ kararının da yargı denetimine kapalı olması hükmünü bunun için talep ettik, bunun için Anayasa’da uygulanmasını istedik diyor. Tabii, kadrosuzluk sebebiyle veya terfi sebebiyle ordudan ilişiği kesilenler, bu vesileyle, bu sebepten dolayı da yargıya gidemiyorlar, önleri kapanmış oluyor. Daha önceki uygulamalarda da “Danıştay paşaları” diye herkesin hafızasında kalacak, yargı yoluyla geriye görevine dönmüş paşalar ve uygulamalar da vardı.

Ancak burada bir şeyin göz ardı edildiği görülüyor. Özellikle bu disiplinsizlik sebebiyle ordudan ilişiği kesilenler, onlar yargıya açık kalıyor uygulamada, 82 Anayasası’nın uygulamasında yargıya açık kalıyor. Bu sefer onlar idari yargıya gitmek suretiyle haklarında alınan kararları bozdurmaya başlayınca, 83 yılında 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Yasası’nın 50 ve 94’üncü maddelerinde değişiklik yapılmak suretiyle disiplinsizlik nedeniyle de ordudan ilişiği kesilenlerin yargıya başvuruları, yargıya müracaatlarının önü kesilmiş oluyor. O günden beri de zaten gündemde, Türk kamuoyunun gündeminde, ülkemizin, milletimizin gündeminde sıkça tartışılan bir konu olarak da yerini muhafaza etmektedir.

Değerli arkadaşlar, bakın, burada, “Niye insanlar suçlanıyor, niye ordudan ilişiği kesiliyor?” değil tartışılan konu. Tartışılan konu, en temel hak olan savunma hakkının kullandırılmamasıdır. Belki gerçekten, iddia edildiği gibi, bu insanların hepsi suç işlemiş de olabilir. Kaldı ki en azılı suçlulara bile avukat hakkı veriyoruz, savunma hakkı veriyoruz, yetmiyor mahkeme karar verdikten sonra temyiz hakkı veriyoruz. Niye? Ola ki, bu süreçte göz ardı edilmiş bir eksiklik veya delilde bir noksanlık olabilir endişesiyle. Adaletin tecelli etmesi için her türlü imkân verilirken adi suçlulara bile, Türk Silahlı Kuvvetlerine uzun yıllar hizmet etmiş, üniformasını onuruyla, şerefiyle taşımış insanların sadece disiplinsizlik gerekçesiyle, hiçbir gerekçe göstermeden Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesilmesini kabul etmek doğrusunu istersen mümkün değildir. Mümkün değildir.

Değerli arkadaşlar… Ha yargılanır, kendisini savunur, haklarındaki iddiaları görür, mahkemeye gider, mahkeme yoluyla da cezalanmasının veya ilişiğinin kesilmesinin doğru olduğu ortaya çıkabilir ama biz bunu bile yapmıyoruz. Boğazına idam ilmeği geçirilmiş insana bile son arzusu sorulurken, bu insanlara suçlarının ne olduğu bile söylenmemiştir. Hatta…

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Fatsa, itiraz eden yok.

EYÜP FATSA (Devamla) – Edebilirsiniz, kürsü açık.

ATİLLA KART (Konya) – İtiraz eden yok, sekiz yıldır niye yapmadınız?

EYÜP FATSA (Devamla) – Kürsü açıktır.

---

**Kaynak gösterme:** Eyüp Fatsa (AK Parti, Ordu). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/eyup-fatsa-23-2010-04-24-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
