# 2003 mali yılı bütçesinde l.tur görüşmeleri

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fahrettin Poyraz (AK Parti, Bilecik)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim
- **Tarih:** 23 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE L.TUR GÖRÜŞMELERİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-poyraz-22-2003-03-23-2003-mali-yili-butcesinde-l-tur-gorusmeleri

> Fahrettin Poyraz (AK Parti), 23 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE L.TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 832 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 malî yılı bütçesi görüşmeleri kapsamında, anayasal yüksek denetim ve yargı organımız olan Sayıştayın bütçesi hakkında, Grubum adına görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım; hepinizi, şahsım ve Grubum adına, saygıyla selamlıyorum.

Hükümetlerin bir yıllık çalışma programı ve planı niteliğinde olan bütçelerin Parlamentolarca onaylanarak uygulama izni verilmesi, milletin egemenliğini gösteren unsurlardan birisidir. Bütçe uygulamasını yürütmekle görevli hükümetler ve bütçe uygulayıcıları, uygulamaları yaparken, genel anlamda mevzuat denilen hukuk kurallarına bağlı kalmak zorundadırlar; Parlamentoların da bu hususu aramaları, denetim görevlerinin bir gereğidir.

Zaman içinde, hesap ve işlemlerdeki karmaşıklığın artması sonucu, parlamentoların bizzat denetim yapabilme imkânlarının ortadan kalkmasından dolayı, parlamento adına denetim yapan kurumlar, diğer bir deyimle sayıştaylar kurulmuştur. Bu kurumlar, bağımsız, idarenin dışında olup, parlamentolar adına görev yapmaktadırlar.

Denetim sonuçları kendi yapısı içinde kesinleşen Fransa Sayıştayı örnek alınarak 1862 yılında kurulan ülkemiz Sayıştayı, o dönemdeki adıyla Divanı Muhasebat, yaşanan ve gelinen süreçte, demokratik rejimimizin önemli ve vazgeçilmez kurumlarından birisi haline gelmiştir. Burada özellikle ve ısrarla vurgulamak istediğim husus, Sayıştayın, Parlamentomuza yardımcı olmak üzere oluşturulmuş bir kurum olduğudur. Bu nedenledir ki, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kurumların oluşturulmasında... Hepinize örnek olarak söylemek istiyorum; hepimiz biliriz ki, Ulus'ta, eski Meclis binasının hemen altında Sayıştay binası vardır; onun altında da ikinci Meclis binamız vardır. Yani, Sayıştay ve Meclisin binaları bile birbiriyle yan yanadır. Bu mekânsal yakınlığın, olması gereken doğal bir sonuç olduğunu ifade etmek istiyorum; ancak, şu anda bulunduğumuz Parlamento binasının inşasıyla, iki kurum arasındaki mekânsal yakınlık ortadan kalkmıştır; ancak, asıl üzücü olan, bu mekânsal yakınlığın ortadan kalkmasından daha ziyade, belki de, Sayıştay ile Meclisin arasında olması gereken işlevsel yakınlığın zayıflamış olmasıdır. Bunun, uygulamadan ve mevzuattan kaynaklanan pek çok nedenleri olduğu söylenebilir; ancak, burada belirtilmesi gereken en önemli neden, 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu uygulamaları, geçtiğimiz yıla kadar uygulanmakta olan 2886 sayılı İhale Kanunu uygulamaları ve 832 sayılı Sayıştay Kanunu uygulaması olarak ifade etmek gerekir.

Değerli milletvekilleri, devletin mevcut yapısını, kurumlarının işleyişlerini düzenleyen anayasalar mevcuttur. Malî sistemimizin de anayasası konumunda olan 1050 sayılı Kanun, cumhuriyetin ilk yıllarında, malî sistemimizi yapılandırmak üzere Meclisimiz tarafından çıkarılmıştır; ancak, devletin işlevlerinin artması sonucu, bu 1050 sayılı Kanun, tabiri caizse, bir elbisenin bedene bol gelmesi gibi, şu andaki kurumumuzun, devlet içindeki kurumların işleyişini de engeller konuma gelmiştir. Bu noktada, belki, 2886 sayılı İhale Kanununu da buna eklemek gerekir. İşleyen süreç zarfında, 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununu aşmak, 2886 sayılı Kanunun engellerinden kurtulmak için, burada, birtakım yeni kurumlar, kurullar ihdas edilmeye çalışılmış ve Meclis Genel Kurulundan geçen her kurul ve kurumun kanunlarının arkasına, sanki, sözbirliği edilmişçesine hep aynı madde eklenmiştir; o da şudur: "Bu kanunun işleyişi sırasında 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu hükümleri, 2886 sayılı İhale Kanunu hükümleri, 832 sayılı Sayıştay Kanunu hükümleri uygulanmaz."

Burada, dikkat ederseniz, ciddî bir sıkıntı söz konusu; o da şudur arkadaşlar: Demek ki, bizim, sistemi, ciddî anlamda, temelden sorgulamamız gerekirken, maalesef, önceki dönem hükümetler ve önceki dönem Meclis olarak, sistemi sorgulama zahmetine girmek yerine, kolaycı çözümlere giderek, birtakım kurumların oluşturulması sırasında bu maddeleri ekleyerek sorunu aşacağımızı zannettik. Bu yanlışlığı, maalesef, 21 inci dönem Meclisi ve 21 inci dönemdeki hükümetler de yaptılar. 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununu sorgulamak yerine, 2886 sayılı Kanundan, yani, en son başlamak gereken kanundan başlayarak kanun değiştirdiler; ama, şu anda geldiğimiz noktada iktidar ve muhalefet olarak kabul etmemiz lazım ki, mevcut Devlet İhale Kanununda 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu değişmediği için şu anda önümüze engel olarak çıkmış bulunmaktadır.

Burada lafı fazla uzatmadan birtakım tespitlerde bulunup, Sayıştayın şu andaki gerçek sorunlarıyla ilgili tespitlerde bulunup sözlerimi bağlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Sayıştayın bir diğer özelliği de, biliyorsunuzdur, malî hafızamız olması yönüdür; yani, bugün, gerek bireyler arasında gerek bireylerin kurumlarla arasındaki anlaşmazlıklarda herhangi bir dava söz konusu olduğu zaman, hemen mahkemelerin başvuracağı yer, gerçekte, bu belgelerin asıllarının saklandığı Sayıştay olmaktadır.

Hatırlatırım; Sayıştay, yeni binasına taşındığı zaman, arşiv noktasındaki yetersizlikten dolayı, gerekli güvenlik tertibatı alınmadığı için, maalesef, biz, orada, hafızamızın bir kısmını yangında kaybetmek zorunda kaldık. Bu noktada, yeni dönemde -Sayın Başkanımız da burada; ben biliyorum, gayretli çalışmaları var- Meclisimiz olarak, bizim yardımcımız, bizim destekçimiz konumunda olan Sayıştayın malî hafızamızı koruyabildiği kadar en mükemmel şekilde koruması noktasında destekçi olmamız gerekiyor.

Yine, aynı şekilde, bir hususu daha ifade etmek istiyorum arkadaşlar. Şu anda, bizim yardımcımız, elimiz, ayağımız, gözümüz konumunda olması gereken Sayıştayın çalışan meslek mensuplarının özlük hakları noktasında da ciddî sıkıntılar olduğunu ifade etmek istiyorum. Şu anda, bizim, Meclisimizde bir kadrolu çaycıya ödediğimiz ücretin 1 milyarın üzerinde olduğunu hatırlatır ve mevcut Sayıştay denetçi yardımcılarının 700 000 000 küsur lirayla işe başladıklarını ve 16 yıla kadar, birinci sınıfa ayrılana kadar, aşağı yukarı 1 milyarın altında ücret aldıklarını düşünürsek, o zaman, şu andaki sistemin ciddî anlamda sorgulanması gerektiğini ayrıca düşünmek gerekiyor.

Çünkü, hatırlarsanız arkadaşlar, şu anda, geçmiş dönemde, biz, sistemi sorgularken, ne hikmetse, hep kanunları değiştirerek, kanun maddeleri üzerinde yapılacak olan değişikliklerle sistemlerin iyi yürüyeceği noktasında hatalar yapıyoruz gibime geliyor. Bu noktada, belki, işin sosyal boyutunun da sonuçlara etkili olduğu noktasında, en azından, kafamızda bir soru işaretinin olması gerektiği kanaatindeyim.

Burada, insanların motivasyon noktasında, iş doyumunun sağlanması noktasında bu tip ayrıntıların da önemli olduğu kanaatindeyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Fahrettin Poyraz (AK Parti, Bilecik). “2003 mali yılı bütçesinde l.tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-poyraz-22-2003-03-23-2003-mali-yili-butcesinde-l-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
