# Hüsamettin özkan ve recep önal haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin ( 9/3 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fahrettin Poyraz (AK Parti, Bilecik)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim
- **Tarih:** 9 Aralık 2003
- **Gündem:** HÜSAMETTİN ÖZKAN VE RECEP ÖNAL HAKLARINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ( 9/3 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-poyraz-22-2003-12-09-husamettin-ozkan-ve-recep-onal-haklarinda-meclis-sorusturmasi-acilmasi

> Fahrettin Poyraz (AK Parti), 9 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HÜSAMETTİN ÖZKAN VE RECEP ÖNAL HAKLARINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ( 9/3 )); konuşma 1.479 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halk Bankasındaki uygulamalarla ilgili olarak denetim görevini yerine getirmediği gerekçesiyle dönemin ilgili bakanları Hüsamettin Özkan ve Recep Önal hakkında soruşturma komisyonu kurulması hakkındaki önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, Halk Bankası, esnaf ve sanatkârlar ile küçük ve orta ölçekli sanayi sektörünü kredilendirmek amacıyla kurulan bir bankadır. 2000 yılı sonu itibariyle 424 trilyon lira gibi bir nakdî kredi kullandırmıştır; ama, burada dikkatinizi çekmek istediğim bir husus vardır ki, Halk Bankasının o yıl itibariyle kullandırdığı kredinin yüzde 81,8'i 10 grup ve holdinge kullandırılmıştır.

Sayın Özkan'ın, 10.4.2001 tarihindeki Meclis Genel Kurulunda, Halk Bankasındaki usulsüzlükleri gündeme getiren Sayın Nazlı Ilıcak'ın konuşmasına verdiği cevapta, biraz da iftihar ederek, övünçle belirttiği, önceki dönemlerde 300 000 olan esnaf ve sanatkâra açılan kredi sayısının, kendisi döneminde 1 500 000'e çıkarıldığını iddia etmiştir.

Tabiî, bu rakamlar, belki ilk bakışta insanın gözüne hoş gelse de, diğer taraftan, tam aksine vahim bir tabloyu da ortaya koymaktadır; çünkü, siz, bankanın var olan ticarî kredilerinin yüzde 81,8'ini 10 gruba kullandırıyorsunuz, geri kalan yüzde 18,2'lik kısmını ise övünülen 1 500 000 esnaf ve sanatkâra kullandırıyorsunuz. Bunun sonucunda, Sayın Hüsamettin Özkan'ın, Halk Bankasından sorumlu Devlet Bakanı olarak görevde kaldığı 1997 yılında 12 trilyon lira olan banka takibi, görevden ayrıldığı tarihte 1,1 katrilyon liraya ulaşmıştır. 2003 yılı itibariyle -arkadaşlar, bu, son rakamdır- buradaki faiz ve alacaklarla birlikte bu rakam, yaklaşık 5,5 katrilyon liraya ulaşmıştır.

Değerli milletvekilleri, bugün 5,5 katrilyon liraya ulaşan Halk Bankası batık kredilerinin oluşumunda ve tahsil edilememesinde Sayın Özkan'ın rolü nedir; Sayın Özkan, olayların ne kadar içindedir; yoksa, tüm bu gelişmeler için, Halk Bankası bir kamu iktisadî teşekkülüdür, Sayın Özkan, bu kurumun sadece ilgili bakanıdır, bu kredileri bu firmalara Sayın Özkan vermemiştir ve kredinin veriliş aşamasında veya herhangi bir aşamasında imzası yoktur mu diyeceğiz! Kısacası, Halk Bankasıyla ilgili bakan olan Sayın Hüsamettin Özkan, bu bankayla ne kadar ilgiliydi?

Biz, kısa ismiyle “Yolsuzluklarla Mücadele Komisyonu” olarak anılan komisyona Sayın Bakanı davet etmiştik. Kendisiyle, 2001 krizi başta olmak üzere, pek çok konuyu konuşmuştuk; kendisi de, sağ olsun, bu konularla ilgili olarak samimi cevaplar vermişti. Ancak, komisyon üyesi arkadaşlarımızın, Halk Bankasıyla ilgili sorularına verdiği yanıtlar, komisyon üyeleri için oldukça ilginçti.

Şimdi, Sayın Özkan'ın, komisyon üyelerinin sorduğu sorulara verdiği yanıtları tutanaklardan aynen okumak istiyorum.

Sayın Bakana soruluyor: "Sayın Bakanım, daha önce Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca düzenlenen raporların, Halk Bankasıyla ilgili olduğunuz dönemde size geldiğini söylediniz. Aynı şekilde, Halk Bankasının, günlük olarak, vaziyet; durumu size iletiliyor muydu?"

Sayın Özkan cevap veriyor: "Hayır, hayır. Sayın Başkanım, ben, hayatımda, Halk Bankasına bir sefer iftar yemeğine gittim; ne adresini bilirim, ne şeyini... Ben, başka türlü bir idarecilik yaptım burada. İlgili bakan -ilgili banka demek istiyor herhalde- çok özerk çalıştı. Hiçbir gün ne telefon ederim, ne de yanına gittim, ne yerini bilirim; bir sefer yeni binasına iftar yemeğine gittim; ne eski binasındaki Genel Müdürlük binasına katıldım ne de orada bakanlığa ayrılmış bir yerim vardı, ona gittim. Halk Bankasının H'sini bile bilmem."

Ergün Dağcıoğlu soruyor: "Efendim, o zaman niye size bağlandı?" Hüsamettin Özkan cevaplıyor: "Onu bilmiyorum vallahi."

Yine, devamında, Sayın Yüksel Çorbacıoğlu soruyor: "Sayın Bakanım, bakanlık yaptığınız dönemde, tabiri caizse, hükümetin koordinatör bakanı gibi önemli bir görev üstlendiniz. Siyasî yönüyle, hükümetin icraatı yönüyle, vaktinizin önemli bir kısmını bu mesaiye ayırdığınızı düşünüyoruz, görüntü de oydu; ancak, bildiğiniz üzere, bağlı olan bankanın denetim sorumluluğu sizin üzerinizde, yasal olarak denetim sorumluluğunuz var. Biraz önce, ifadenizde dediniz ki 'Halkbankla ilgili bir kez iftar yemeğine gittim.' Denetim sorumluluğu üzerinizde olan bir bankanın 'yerini veya işlemlerini dahi bilmiyorum' diyerek, bu sorumluluğu yerine getirmediğinizi düşünüyor musunuz? Bugün, aslında, o günlerde yapılan veya işte, söylenen -ki, bizim, bu komisyonumuzun çalışmasının önemli bir alanını teşkil eden- bankaların hortumlanması diye tabir ettiğimiz yolsuzluklar konusunda en büyük sancımızı oluşturan bu bankalar, bu kadar önemli bir konuda, aslında, şimdiki düşünceme göre, daha bir denetim sorumluluğunu yerine getirmem gerekirdi, daha inceden hareket etmem gerekirdi, biraz daha vakit ayırmam gerekirdi diye düşünüyor musunuz?"

Hüsamettin Özkan Bey cevap veriyor: "Sayın Başkanım, sayın üyem; ben, sizin, biraz evvel söylediğiniz gibi bir konumdaydım. Hakikaten, bir tarafa bir mesai verecek bir konumda olmadım. Ha, bu, bana, bakmamamı gerektiren bir neden olmaması gerekirdi. Şimdi, bugün onu görebiliyorum, o gün, benim bunu görebilecek bir konumum yoktu. Bunu, burada, benimle beraber; yani, muhalefet olan bir arkadaş bile bilir, biraz evvel söylediğiniz gibi; fakat, denetimi yapan..." vesaire, vesaire gidiyor. Uzatmayayım, bir cümle daha okuyayım ve geçeyim.

"Keşke, vicdanî sorumluluk olarak, böyle şeylere daha fazla zaman ayırabilseydim; ama, ayırma fırsatım hiçbir zaman olmadı, olamadı; ama, burada, bu demek değildir ki, ben, yüzde 100, buna, aman efendim, böyle bir hadise olsun; hayır, olmasın, keşke olmasaydı" gibi ifadeler... Konuşma tarzı bu, cümleler biraz düşük.

Eski Sayın Bakan, komisyondaki ifadelerinde kısa ve özet bir şekilde diyor ki; vaktim yoktu, Halk Bankasıyla ilgilenemedim, mecburen ilgilendim, daha fazla vakit ayıramadım. Yani, bir anlamda, sanki, eski Bakan, o dönemde vakit ayıramamanın pişmanlığını yaşıyor.

Peki, milletin malı olan Halk Bankasının uygulamalarını, milletin seçerek görevlendirdiği, emanetini kendisine verdiği bir milletvekili, bir bakan, takip edemediğinde, bu işleri kim yapıyor? Elbette ki, kanunda bunların yeri var; yani, bakanların ve diğer kamu görevlilerinin inisiyatifine bırakılmamış -vaktimiz az, özetle söylüyorum- bunlar da, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, bankanın kendi denetim kurulları ve suç teşkil eden hususlarda bankalar yeminli murakıplarıdır.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, 1996, 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin, belli hususlarda suç teşkil eden konulara yönelik olarak, Hazine Müsteşarlığı Bankalar Yeminli Murakıpları Kuruluna yazı yazıyor ve "şu şu konularda, ilgililer hakkında soruşturma yaptırılması" diyor. İlgililer hakkında soruşturma yaptırılıyor; bankalar yeminli murakıpları, 1996, 1997, 1998 yıllarıyla ilgili olarak suç teşkil eden hususları buluyor ve yine o dönemin Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Sayın Güneş Taner imzasıyla, bunlar, cumhuriyet savcılığına gönderiliyor ve cumhuriyet savcısı da, bu konuları önemli bulup takipsizlik kararı vermeyerek ilgili kamu görevlileri hakkında dava açmak üzere, bankanın bağlı bulunduğu bakandan izin talebinde bulunuyor.

Burada, hepimizin aklına takılacak bir tablo var: Bir taraftan YDK raporları, bir taraftan bankalar yeminli murakıpları raporu, bir taraftan da bu iddiaları ciddî bulan savcının izin talebi. Sonuçta, Sayın Hüsamettin Özkan "burada, tamamen kişisel bir husumet vardır; dolayısıyla, bu raporların, bir de Başbakanlık müfettişleri tarafından incelenmesi gerekir" diyor.

Şimdi, şöyle bir şey aklımıza geliyor mu arkadaşlar: Biliyorsunuz, YDK, yüzlerce KİT'i denetliyor. Her denetlediği KİT'te, karşısına, suç teşkil eden bir husus çıktığı zaman, ilgili bakanlık teftiş kuruluna gönderiyor; eğer, bu suç unsurunu ilgili bakanlık teftiş kurulu da tespit ederse, ilgililer hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunuyor; ikili bir denetim var. İlgili bakanlık teftiş kurulu suç duyurusunda bulunurken -mesela Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığına bağlı bir kamu iktisadi teşebbüsü olan BOTAŞ'la ilgili- diyor ki "efendim, ayrıca, bunu, bir de Başbakanlık Teftiş Kuruluna inceleteyim." Aynı şeyi Sağlık Bakanlığı yapsa, aynı şeyi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yapsa, o zaman şunu sormamız gerekmez mi; YDK ne işe yarar, ilgili teftiş kurulları ne işe yarar; Başbakanlık Teftiş Kurulu, bu kadar işin altından nasıl kalkacak?

Vaktimizin sınırlı olması hasebiyle, birtakım şeyleri atlayarak geçmek durumundayım.

Burada önemli bir husus da şudur arkadaşlar: 1997, 1998 ve 1999 yılları YDK raporlarında belirtilen...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Poyraz, konuşmanızı toparlar mısınız.

FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

... hususlar, Sayın eski Bakan tarafından, tekraren, iki defa Başbakanlık Teftiş Kuruluna gönderilerek, yaklaşık iki yıllık bir zaman geçirilmiştir. Bu iki yıllık süre içinde, 1996 ve 1997 yılları YDK raporlarındaki -üstelik, YDK raporunda zamanaşımı özellikle belirtilmiş olmasına rağmen- birkısım hususlar zamanaşımına uğramış; ondan ötesi, özellikle 1999 öncesi bu ilgililer hakkında dava açılmasına izin verilmediği için, bu suçlar, 1999 yılında çıkarılan 4616 sayılı Erteleme Yasasına takılmak zorunda kalmıştır. Yani, bir taraftan suç unsurları zamanaşımına uğrarken, bir taraftan, çıkan af kanunuyla, ilgililerin, burada, ceza alması engellenmiş olmaktadır.

Ben diğer hususlara değinmiyorum. Özellikle, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporlarında, Sayın Özkan'ın yanlı tutum takındığı, ayrıntısıyla belirtilmekte. Eğer soruşturma komisyonu kurulursa, raporlardaki bu gerçekler ortaya çıkacaktır.

Burada belirtilmesi gereken bir husus da şudur: Sayın Özkan komisyonumuza gönderdiği 5 sayfalık cevabî nitelikteki bir yazısında diyor ki: "Efendim, siz beni, bunlara dava açma izni vermedim diye suçluyorsunuz; halbuki, benden sonra Sayın Derviş geldi, o hiç izin vermedi." Yani, burada beni suçlamak yerine, Derviş'i de suçlamanız gerekirdi diye bir sitemi var o yazıda. Ben de kısaca şunu söylüyorum, eminim ki, diğer arkadaşlar da değinecektir: Burada, 4483 sayılı Kanunda, izin verip vermeme takdiri ilgili bakana aittir. Burada olması gereken, bu takdir hakkının zamanında kullanılması. Sayın Derviş bunu kullanmıştır ve bilakis, Sayın Derviş zamanında, Sayın Özkan'ın ertelediği birtakım soruşturma talepleri de sonuçlandırılmıştır.

Ben, burada, Sayın Recep Önal ile ilgili bir konuya da değinmek istiyorum. Sayın Recep Önal'a, biz, komisyonda yine sorduk; dedik ki -tutanaklarda, burada var hepsi- “YDK raporlarının iadesi noktasında, siz, niye böyle bir tutum takındınız?” Kendisi dedi ki: "Benim bu konudan haberim yok; açık söylüyorum ve -özetle söylüyorum- eğer böyle bir şey yapmışsak da yanlış yapmışızdır." Özet olarak, ifadeleri, söylüyorum; buradaki ifadeler de aynen tutanaklarda vardır. Bu anlamda, kendisinin, Sayın Recep Önal'ın imzası olan, Başbakanlığa yazılan bir yazısı da vardır. Burada, YDK tarafından gönderilen tüm temennilerin Yüksek Denetleme Kuruluna iadesini istemektedir. Halbuki, böyle bir hakkı yoktur; böyle bir yetkisi de yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Fahrettin Poyraz (AK Parti, Bilecik). “Hüsamettin özkan ve recep önal haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin ( 9/3 )”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-poyraz-22-2003-12-09-husamettin-ozkan-ve-recep-onal-haklarinda-meclis-sorusturmasi-acilmasi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
