# Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayılı kanun (s.s.428)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fahrettin Üstün (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 27 Mayıs 2004
- **Gündem:** GIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ VE DENETLENMESİNE DAİR 560 SAYILI KANUN (S.S.428)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2004-05-27-gidalarin-uretimi-tuketimi-ve-denetlenmesine-dair-560-sayili-kanun-s-4

> Fahrettin Üstün (CHP), 27 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ VE DENETLENMESİNE DAİR 560 SAYILI KANUN (S.S.428)); konuşma 1.077 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri, Avrupa Birliğindeki gıdayla ilgili mevzuat hakkında bilgilendirmek istiyorum.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin esası, 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşmasına dayanmaktadır. Ankara Anlaşmasının imzalandığı dönemde Türkiye'nin ekonomik olarak Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) üyeliğine hazır olmaması nedeniyle, Türkiye'yi gümrük birliğine ve tam üyeliğe hazırlamak için üç dönem öngörülmüştür. Bunlar; hazırlık, 1963-1973; geçiş, 1973-1995 ve 1996'da gümrük birliğiyle başlayan son dönemdir.

Bu dönemler içerisinde Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yapılan müzakereler sonucunda 6 Mart 1995 tarihinde toplanan Ortaklık Konseyi, 1.1.1996 tarihinden itibaren Türkiye ile Avrupa Birliği arasında gümrük birliğine geçilmesini kararlaştırmıştır. Bu kapsamda hazırlanan Katma Protokolde tarım ürünleri gümrük birliği dışında kalmış, sadece işlenmiş tarım ürünleri gümrük birliğine dahil edilmiştir.

Yine, bu müzakereler içerisinde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde dönüm noktası olan 10-11 Aralık 1999 tarihlerindeki Helsinki Zirvesinde Türkiye'ye aday ülke statüsü verilmiş ve bu bağlamda, Türkiye'nin Kopenhag Kriterlerini yerine getirmesi istenmiştir.

Bunu takip eden süreçte, Komisyon tarafından hazırlanan ve 4 Aralık 2000 tarihinde Konsey tarafından onaylanan katılım ortaklığını amaçlayan yönetmelik, diğer konularda olduğu gibi tarım açısından da kısa ve orta vadede öncelikleri içermektedir.

Kısa dönem öncelikler arasında, Türkiye'nin, hayvan kimlik sistemi ve bitki pasaport sistemi gibi konularda fonksiyonel sistemler oluşturması ve mevcut idarî yapısını geliştirmesi istenmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin, Avrupa Birliğinin veteriner ve bitki sağlığı mevzuatına uyumunu sağlamak için uygun stratejiyi belirlemesi istenmektedir.

Orta dönem öncelikler olarak, Türkiye'nin, tarımsal reformunu tamamlaması, tarımsal ve kırsal kalkınma politikaları çerçevesinde müktesebatla ilgili hazırlıkları tamamlaması ve gıda işletmelerinin modernize edilmesi suretiyle, Avrupa Birliği standartlarına ulaşması istenmektedir.

Helsinki Zirvesinden sonra, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin ortaklaşa yürütülmesi için, ülkemiz ile Avrupa Birliği arasında, tarım ve balıkçılık dahil olmak üzere, 8 altkomite kurulmuş ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliği de, uyum çalışmalarının yürütülmesi için benzer komiteler kurmuştur. Bunlardan, Tarım ve Balıkçılık Altkomitesi, Kalıtım Ortaklığı Belgesinde ve Ulusal Programda yer alan tarım alanındaki konuların gerçekleştirilmesi için faaliyet göstermektedir. Ancak, ülkemizin tarımsal yapısı, Avrupa Birliğinden büyük farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle, Avrupa Birliği müktesebatının üstlenilmesinde, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin en önemli, en kapsamlı ve en sorunlu yönünü tarım alanındaki ilişkilerin oluşturması beklenmektedir.

Buradan hareketle, Türkiye'nin AB'ye üyelik yolunun, AB mevzuatının önemli bir bölümünü oluşturan gıda güvenliği ve halk sağlığı konularını da kapsayan veteriner mevzuatının uyumlu hale getirilmesinden geçtiğini söylemek gerçekçi bir tespit olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği mevzuatının yüzde 25'ini oluşturan veteriner mevzuatının önemi, ülkemize gelen Avrupa Birliği uzmanının şu sözleriyle daha iyi anlaşılabilmektedir: "Birlik adayı ülkelerde veteriner mevzuatına uyum, insan hakları kadar önemlidir." Bu sözler, Avrupa Birliğinde konuya verilen önemi vurgulamaktadır.

Çiftlikten sofraya gıda güvenliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunmasında Avrupa Birliği veteriner mevzuatı:

FAO/WHO Codex Alimentarius Uzmanlar Komisyonu, 1968'de, gıda güvenliğini "sağlıklı ve kusursuz gıda üretimini sağlamak amacıyla, gıdaların, üretim, işleme, muhafaza ve dağıtımları sırasında gerekli kurallara uyulması ve önlemlerin alınması" olarak tanımlamıştır. Günümüzde, bu tanımlama, etkin kontrol ve denetimin yapılabilmesi ve halk sağlığının korunabilmesi amacıyla, başta ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, birçok ülkenin gıda kontrol otoriteleri tarafından "çiftlikten sofraya gıda güvenliği" olarak ifade edilmektedir.

Gıda güvenliği ve halk sağlığıyla ilgili konular, doğrudan, veteriner hekimlerin çalışma alanını oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, sayıları 100'ü bulan klasik zoonozlarla birlikte, uluslararası düzeyde yaklaşık 200'ü aşan zoonotik hastalığın bulunduğunu bildirmektedir.

WHO ve FAO'nun Müşterek Uzmanlar Komitesi toplantısında, gıda güvenliği ve halk sağlığı alanında veteriner hekimlik ve veteriner halk sağlığının önemi farklı boyutlarıyla vurgulanmış ve zoonoz hastalıkların bulaşmasında hayvan ve hayvansal gıdaların önemi belirtilmiştir.

Bu yaklaşıma paralel olarak, Avrupa Birliği tüketici, hayvan ve çevre korunması çerçevesinde, çiftlikten sofraya gıda güvenliğini içeren veteriner sisteminde, Avrupa Birliği hayvanlarına ilişkin zootekni ve yetiştirme standartları, yem ve su standartları, farmakolojik ve biyolojik standartlar ile çevre standartları belirlenmiştir. Yine, anılan standartlara sahip koşullarda yetiştirilen hayvanlardan elde edilen ürünlerin üretim ve işleme zincirinde, hayvan sağlığı, hayvan refahı ve veteriner halk sağlığı standartları ile üretime hazır gıdalar için de veteriner halk sağlığı standartları bulunmaktadır.

Yine, Avrupa Birliğine üye olmayan ülkelerle yapılan bilateral anlaşmalar çerçevesinde, Birliğe girecek hayvan ve hayvansal ürünlerde Avrupa Birliğinin temel hijyenik standartları istenmekte ve bunu takiben, sınırlarda ve dahilî veteriner hekim kontrollerinden sonra tüketicisine sunulmakta, böylece, Avrupa Birliği vatandaşları için gıda güvenliği ve halk sağlığı prensipleri uygulanmaktadır. Birliğe üye olmayan ülkelere yapılan ihracatlarda, veteriner ihracat kontrolleri uygulanmaktadır. İşte, bu kapsamda, çiftlikten sofraya sağlıklı hayvan, sağlıklı hayvansal gıda ve sağlıklı insan zinciri oluşturulmaktadır.

Gıda güvenliği ve halk sağlığının korunmasına ilişkin olarak, Avrupa Birliği veteriner mevzuatı, hayvan sağlığı, yem katkı maddeleri ve gıda katkı maddeleri gibi mevzuatın diğer bölümlerini de tamamlayan Avrupa Birliği veteriner mevzuatının en önemli kısmını oluşturmaktadır.

Veteriner halk sağlığı konusunun temelini, çeşitli direktiflerde belirtilen hükümlerin dış müdahalelere yer vermeden yürürlüğe konularak, tabanda uygulanabilirliğini sağlayacak güçte, iyi organize olmuş ve etkin çalışan merkezî yetkili otorite oluşturmaktadır.

Veteriner hekimlerin, hayvansal gıdaların üretiminden tüketimine kadar olan tüm aşamalarda gıda güvenliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunmasındaki temel görev, yetki ve sorumlulukları, Avrupa Birliği veteriner mevzuatının yatay ve dikey hükümleri içerisinde yer alan direktiflerde açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, bu gıdalardan kaynaklanabilecek biyolojik, kimyasal ve fiziksel tehlikelerden halk sağlığının korunması için, çiftlikten sofraya kadar olan tüm aşamalardaki kontrol ve denetimlerinde yürürlükte olan ve büyük eksiklikleri bulunan mevzuatın Avrupa Birliği direktifleri esas alınarak düzenlenmesi ve uygulamaya konulması büyük önem taşımaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği mevzuatında durum böyleyken, getirilen yasa tasarısının bununla hiç ilgisi olmayıp, Avrupa Birliği mevzuatına tamamen aykırı hükümler bulunmaktadır.

Bunun yanında, gıda güvenliği "sağlıklı ve kusursuz gıda üretimini sağlamak amacıyla gıdaların üretim, işleme, muhafaza ve dağıtımları sırasında gerekli kurallara uyulması ve önlemlerin alınması" olarak tanımlanmıştır. Günümüzde bu tanımlama, etkin kontrol ve denetimin yapılabilmesi ve halk sağlığının korunabilmesi amacıyla, başta Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD olmak üzere birçok ülkenin gıda kontrol otoriteleri tarafından, çiftlikten sofraya gıda güvenliği olarak ifade edilmektedir; ama, 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede bu, maalesef yoktur.

Gıda güvenliği ve halk sağlığıyla ilgili konular doğrudan kamusal hizmet alanını oluşturmaktadır.

Bu kanun tasarısının temel gerekçelerinden birisi, ulusal mevzuatın ilgili Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu hale getirilebilmesidir. Gıda güvenliği ve halk sağlığının korunmasına ilişkin Avrupa Birliği veteriner mevzuatı, hayvan sağlığı, yem katkı maddeleri ve gıda katkı maddeleri gibi mevzuatın diğer bölümlerini de tamamlayan Avrupa Birliği veteriner mevzuatının en önemli kısmını oluşturmaktadır. Veteriner halk sağlığı konusunun temelini ise, çeşitli direktiflerde belirtilen hükümlerin dış müdahalelere yer vermeden yürürlüğe konularak tabanda uygulanabilirliğini sağlayacak güçte, iyi organize olmuş ve etkin çalışan merkezî yetkili otorite oluşturmaktadır.

Son olarak söylemek isterim ki, Avrupa Birliği mevzuatının yüzde 25'ini oluşturan gıda ve veteriner mevzuatı, bu tasarının bu haliyle yasalaşması durumunda, bir yıl geçmeden tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilecek ve aynı konuda tekrar ve yeniden mesai harcamak zorunda kalacağız. Bunun düzeltilmesini Sayın Bakandan ve Sayın Komisyondan istiyor, takdiri size bırakıyorum; hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Fahrettin Üstün (CHP, Muğla). “Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayılı kanun (s.s.428)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2004-05-27-gidalarin-uretimi-tuketimi-ve-denetlenmesine-dair-560-sayili-kanun-s-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
