# Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayılı kanun (s.s.428)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fahrettin Üstün (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 27 Mayıs 2004
- **Gündem:** GIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ VE DENETLENMESİNE DAİR 560 SAYILI KANUN (S.S.428)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2004-05-27-gidalarin-uretimi-tuketimi-ve-denetlenmesine-dair-560-sayili-kanun-s

> Fahrettin Üstün (CHP), 27 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ VE DENETLENMESİNE DAİR 560 SAYILI KANUN (S.S.428)); konuşma 1.069 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla)- Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin kanayan yaralarından birisi olan gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesiyle ilgili yasa tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve daha sonra da şahsım adına söz aldım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı görüşmeleri komisyonlarda yapılırken, ilkönce Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonuna geldi, bir altkomisyon kurduk, Avrupa Birliği mevzuatı neyse o şekilde Tarım Komisyonundan çıktı; fakat, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda tasarı âdeta kuşa çevrildi. Burada harcadığımız her bir dakikada tüyü bitmemiş yetimin hakkının olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu tasarının bu şekliyle geçmesi durumunda -biliyorsunuz, Avrupa Birliği uyum yasalarında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak sunduğumuz katkıları hepiniz takdir ediyorsunuz; bunu biliyoruz- yani, bu yasa tasarısının, Avrupa Birliği uyum mevzuatıyla tekrar buraya gelecek olmasıyla, hem Meclisin zaman kaybını hem ülke ekonomisine maliyetini sizlerin takdirine sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında gıdaya ilişkin görevler alarak "Devletin temel amaç ve görevleri (...) insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır" der 5 inci madde. Yine "Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır" der madde 45. Ayrıca, 167 ve 172 nci maddeler de, dolaylı olarak geçerli ve yürürlükte olan maddelerdir. Bunlar, devletin aslî görevlerindendir.

Gıda konusundaki problemleri çözmek üzere, ilk kanunî faaliyetler Avrupa'da 13 üncü Yüzyılda başlatılmış olmasına rağmen, ülkemizde ilk defa 1961 Anayasasının 52 nci maddesinde ele alınmış ve 1963 yılında hazırlanan MEHTAP raporunda "gıda işlerine ilişkin yetki ve görev dağılışının incelenmesinde, gıda maddeleri ve beslenmeyle ilgili birkısım hizmetlerin açıkta kaldığı anlaşılmaktadır" denilmektedir.

Gıda konusu bir kamu görevi olarak ele alınmasına rağmen, bu görev bir bütün olarak ele alınmamış olup, çeşitli mevzuatlar dağınık ve etkisiz bir şekilde yürütülmeye çalışılmaktadır. Kuruluşlar arasında bir koordinasyon ve işbirliği sağlanamadığından, gıda hizmetlerine de bir etkinlik getirilememektedir.

1970'li yıllardan başlayarak Devlet Planlama Teşkilatı, gıdayla ilgili yetkili bakanlığın Tarım Bakanlığı olması gerektiğini sürekli dile getirmesine rağmen, aradan otuzbeş yıl geçmiş, bu gerçekleşmemiş, tasarı bugünlere kalmıştır.

Bu kanunla, gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesinde çokbaşlılık giderilecek, Sağlık Bakanlığı yetkilerini Tarım ve Köyişleri Bakanlığına devredecekti; ama, Sağlık Bakanlığının taassupları sonucunda tasarı, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonundakinden çok çok farklı olmuş, yetki devri ve tam bir denetimsizlik örneği olarak Yüce Meclise sunulmuştur.

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda, Avrupa Birliği mevzuatı dikkate alınarak ve Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu bir kanun tasarısı hazırlanmış, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda bu durum hiç dikkate alınmamış, tasarı kuşa çevrilmiştir. Yasanın bu haliyle çıkması durumunda, tasarı, genel olarak Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu değil; ilk yanlış burada.

Denetim:

Bu denetimin hangi elemanlarla yapılacağı belli değil.

Gıda kontrol ve denetim hizmetleri için ihtiyaç duyulan eleman sayısı:

Yapılan hesaplamalarla minimum 5 000 teknik ve sağlık hizmetleri personeli gerekirken, bu taslaktan tamamen çıkarılmıştır. Bu denetimi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, elindeki yetersiz personeliyle nasıl yapacaktır?

Yasanın bu haliyle çıkmasıyla, insanlarımız satın aldıkları ürüne hep kuşkuyla bakacak ve İzmir'de yaşanan ve yaklaşık 400 kişinin etkilendiği trichinella enfeksiyonuyla sık sık karşılaşır olacağız. Bu denetimsizlik, maalesef Meclis lokantasına kadar gelmiş; yediğimiz etlerin büyük bir kısmı, bundan üç beş ay öncesine kadar, denetimsiz olarak Meclise getirilmiştir.

Madde 38'de geçen 24.4.1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumî Hıfzıssıhha Kanununa atıfta bulunularak, 170, 171, 172 nci maddelerin kaldırıldığı, maddeye geçmiştir. Halbuki, bu maddeler, 24 Haziran 1995 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. Yine, bu kanunun 198 inci maddesinin yürürlükten kaldırılmasıyla, kesimi yapılacak hayvanların, nerede, nasıl muayene edileceği ortadan kalkmış olmaktadır.

Ayrıca, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 12.4.2004 tarih ve 5944 sayılı genelgesiyle, Türkiye genelinde hazır kıyma satışında kaos yaşanmaktadır.

Yine, tasarının 4 üncü maddesi de mezbahalara ilişkindir. Sanki Gıda Kanununda gıda işletmecisi olarak yalnız mezbahalar varmış gibi davranılmış, süt işletmeleri, balıkhaneler ve tüm su ürünleri işletmeleri, yumurta ve ürünlerini işleyen, kısaca hayvansal gıda üreten ve işleyen tüm yerler kapsama alınmamıştır. Zaten bu değişikliğin yapılmasının temel gerekçelerinden birisinin de, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasındaki yetki dağılımının, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına devrini oluşturduğu ifade edilmektedir.

İstihdam:

Bu madde, başından beri tasarı metni üzerinde en çok tartışılan maddedir. "Gıda güvenliği ve halk sağlığı" denilince, akla, özellikle hayvansal gıdalardan kaynaklanan sağlık riskleri gelir. Tüm dünyadaki konsept, çiftlikten sofraya gıda güvenliği ve halk sağlığı ve halk sağlığı konsepti olarak değerlendirilmektedir.

Hayvansal gıdaların tüm aşamalarındaki resmî kontroller de, doğal olarak veteriner hekimler tarafından yapılmaktadır. Bunu engellemek için, tasarı metninde, hayvan, hayvansal gıda, hastalık ve benzeri ifadelerin kullanımından özenle kaçınılmıştır. Bu bir meslek kanunu değildir. Ancak, buradaki kontrolleri yapabilecek tek meslek mensubu da, Avrupa Birliğinde olduğu üzere, bellidir. Ülkede yaşadığımız son trichinella, brusella, kaçak et skandalı boyutunda görülen olaylar, denetimdeki eksikliğin açık kanıtıdır.

Ayrıca, Avrupa Birliği ülkelerine ihraç ettiğimiz tüm hayvansal gıdalarda veteriner hekim raporu aranmakta, ancak, içpiyasada böyle bir mekanizma, maalesef, çalıştırılmamaktadır. Bunun sonucu olarak, hem halk sağlığı tehdit altına girmekte hem de ülke ekonomik kayba uğratılmaktadır. Su ürünleri ve tavuk eti ihracatında yaşanan gelişmeler, bunun tipik birer örneğidir.

Tasarının bu şekliyle yasalaşması durumunda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı teşkilatı tamamen felç olacaktır; çünkü, bu denetimleri yapacak kadrolar son derece azdır.

Devletin gıdaya ilişkin temel görevleri:

Sayın milletvekilleri, günümüz gelişmiş ya da gelişmekte olan toplumların tümünde, gıdaya ilişkin hizmetler, devletin vatandaşlara sunduğu temel hizmetler kapsamında kabul edilmektedir.

Devlet, vatandaşlarına daima, gereken miktar ve çeşitlilikte gıda sağlamakla yükümlüdür.

Sağlanan gıdaların, toplumun alım gücüne uygun ve insan sağlığını hiçbir şeklide tehdit etmeyecek nitelikte olmasını sağlamak zorundadır.

Devlet, bu görevlerini yerine getirirken, gıda arzı ve beslenme düzeyine ilişkin politikalarının isabet derecesini saptamak üzere, periyodik olarak gıda tüketim ve beslenme araştırmalarını sağlık parametreleriyle bağıntılı olarak yapmak ya da yaptırmak zorundadır.

Özellikle gıda kayıplarını en aza indirgeyecek üretim ve işleme teknolojilerini geliştirici araştırmaları, ilgili tarafların katılımıyla ve sürekli olarak yapmak ya da yaptırmak zorundadır.

Tüm devlet hizmetlerinde olduğu gibi, toplumun katılımını sağlamak üzere, devlet, fertlerinin gıdaya ilişkin hukukî hakları ve beslenme ilkeleri konusunda bilgilendirilmesini ve eğitilmesini sağlamak zorundadır.

Devletin ticarete konu olan (ithal, ihraç, içpiyasa) gıda maddelerinde de kontrol görevini sürdürmesi gereklidir. Bu kontroller, ancak, ortak standart ölçüt ve yöntemlerin her kurum tarafından kabul edilerek kullanılması koşuluyla anlamlı olacaktır. Anılan bu olgu, bu konudaki laboratuvarların akreditasyonunun gerçekleştirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Devlet, sağladığı özgün gıda politikalarını, hammadde üretim bazında, mamule işlemede ve pazarlamada gerekli ekonomik politikalarla desteklemelidir.

Özel sektörün yatırım profili, hangi bölgeye hangi sektörde yatırım yapılacağı devlet tarafından yönlendirilmelidir.

Türkiye'deki mevcut durum:

Öncelikle, küçük kapasiteli ve gelişmiş teknoloji uygulamayan gıda işletmelerinde otokontrol gereğince uygulanmamaktadır.

Devlet adına topluma sunulan gıda kontrol ve denetim hizmetleri, mevzuattaki çokbaşlılık nedeniyle, bu konudaki etkinlik ve disiplinin sağlanmasında yeterli olamamaktadır.

Toplumun gıdaya ilişkin sağlık ve ekonomik haklarını korumak üzere izlenecek özgün politikalar, siyasî otoritelerin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Fahrettin Üstün (CHP, Muğla). “Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayılı kanun (s.s.428)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2004-05-27-gidalarin-uretimi-tuketimi-ve-denetlenmesine-dair-560-sayili-kanun-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
