# Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fahrettin Üstün (CHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mart 2005
- **Gündem:** TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.KAN.TAS.(SS.835)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2005-03-31-tarim-kredi-kooperatifleri-ve-birlikleri-kan-deg-yap-dair-kan-kan-tas

> Fahrettin Üstün (CHP), 31 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.KAN.TAS.(SS.835)); konuşma 1.600 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısı görüşülmeden önce, Ceza Kanununun yürürlük maddesinin ertelemesine gidildi. Yine, önceki yılda çıkarılan Gıda Yasası vardı. Gıda Yasasında da, biz, defaetle söz alıp, önergeler verip, Gıda Yasasındaki bu önergeleri ve değişiklik tekliflerimizi dikkate almazsanız, Avrupa Birliğinden, bununla ilgili size uyarı gelir dedik; ama, dinletemedik. Avrupa Birliği Sekreterliğinden, 15 maddeyi içeren bir uyarı mektubu var ve Gıda Yasası için söyledikleri, önerdikleri ikinci cümlede deniliyor ki "gıdanın tanımı yoktur." Gıda Yasasını bu şekilde çıkarmışız.

Değerli arkadaşlarım, ikibuçuk yıla yakın süre içerisinde, bu kürsüde en çok konuşulan konu, ülkenin tarım sorunu oldu. Tarım, ülkemiz için kanayan yara; fakat, Sayın Başbakan, 16.1.2005 tarihinde, Ankara'da, Tarım Gönüllüleri Birinci Yıl Değerlendirme Toplantısında, tarım destekleri konusunda açıklamalar yaptı. Sayın Başbakanın açıklamaları, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 81 ilden getirttiği tarım danışmanları, çiftçiler ve Bakanlığın Ankara'daki hemen hemen tüm bürokratlarının katılımıyla tam bir şov havasında sunuldu; fakat, bu şov havasında sunulurken, bir bürokrat, makamını koruyabilmek için, şapka ve yelek yaptırarak 100 milyar liralık bir faturayı ödemek durumunda kaldı. Koskoca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı işlevsiz bırakılırken ve çiftçiye ve köye en önemli hizmetleri götüren Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kapatılırken, bu tarım danışmanları ya da diğer ifadesiyle tarım gönüllüleri konusuna neden ihtiyaç duyulduğu gibi hususlar hiç açıklanmadı, Şeker Kurumunun niçin ortadan kaldırıldığına hiç kimse değinmedi. Kim ne derse desin, Türk tarımının temel sorunu, hak ettiği ölçüde desteklenememesidir.

Avrupa Birliğinde tarım, gayri safî ulusal gelire yüzde 2 oranında katılıyor ve gayri safî ulusal gelirden yüzde 1,5 destek payı alıyor. Yani, tarımın gayri safî ulusal gelire katkısı ile ulusal gelirden aldığı pay hemen hemen aynı oranda. Bizde ise tarım, gayri safî ulusal gelire yüzde 11,6 kadar -yani Avrupa'nın 6 katı- katkı sağlıyor; buna karşılık, gayri safî ulusal gelirden ancak binde 72, yani, Avrupa'dakinin yarısı kadar pay alıyor. Bu oran, bugüne kadar tarıma ayrılan en düşük orandır. Başka bir deyişle, 2005 yılı bütçesi, Türk çiftçisine ulusal gelirden en düşük payın ayrıldığı, Türk çiftçisini Avrupalı çiftçinin onikide 1'i kadar destekleyen bir bütçedir.

Sayın Başbakanın değerlendirmelerinin irdelemesine geçmeden önce, çok ciddî bir hususa dikkat çekmek gerekmektedir. Tarım Bakanlığı, 2005 yılı Bütçe Kanunu çerçevesinde, bütçesinden tarım sektörüne ayrılan transfer tutarının iç dağılımını ocak ayı içinde almış olduğu kararla değiştirmiş, hükümet, toplam 3 462 000 YTL tutarındaki toplam ödeneğin yüzde 30'una tekabül eden 1 029 000 YTL tutarındaki miktarı yeniden dağıtmıştır. Buna göre, doğrudan gelir desteği için öngörülen tutar 693 000 000 YTL, diğer başlığı altındaki tarımsal destekler de 336 000 000 YTL ve muhtelif destekleme için yapılacak ödemeler de 398 000 000 YTL olarak aktarılmıştır. Yapılan, Parlamentonun bütçe yapma hakkına doğrudan müdahale niteliğindedir. Parlamentoda, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda ve gerekse Genel Kurulda bütçe üzerinde yetmişbeş gün boyunca yapılan tartışmalar ve görüşmeler, daha bütçe çıkalı bir ay olmadan, bu örnekte olduğu gibi, yüzde 30 oranında değiştirilmektedir.

Sayın Başbakan çiftçilerin tarımsal sulamada kullanılan elektrikten ötürü biriken ve 660 trilyon TL'ye ulaşan borçlarının faizini sildiklerini söylemiş, çiftçinin borcunun ek bir faiz uygulaması yapılmadan, tarımsal TEFE uygulanarak 36 ayda tahsil edileceği belirtilmiştir. Başbakan, faizlerin silindiğini söylerken gerçeği ifade etmemiştir; çünkü, silinen faizin yerine, tarımsal TEFE oranında faiz getirilmektedir. Türk çiftçisi, tarımsal TEFE uygulamasını, Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının taksitlendirilmesi olayında yaşadı. Çiftçinin borçlarının faizi silindi denildikten sonra, bu borca, ilgili yılın tarımsal TEFE oranında faiz tahakkuk ettirildi. Bununla da yetinilmedi, vadesinde ödenmeyen borç taksitine, vade tarihinden önceki ayın tarımsal TEFE miktarına 5 puan eklenerek ceza uygulaması getirildi. Örneğin, 31.12.2004 tarihinde ödenmesi gereken, ödenemeyen borç taksitine aylık yüzde 11, yıllık yüzde 133 ceza tahakkuk ettirildi. Bu nedenle borcun faizini sildik ifadesi doğru olmadığı gibi, ödemelerde tarımsal TEFE üzerinden ceza uygulaması da, kaşıkla verilenin kepçeyle geri alınması anlamına gelmektedir.

Sayın Başbakan, çiftçilerin tarımsal sulamada kullandıkları elektrik borçlarına düzenleme getirirken birkısım gerçekleri de ortaya koymuyor. Örneğin, iktidara gelir gelmez ilk iş olarak, tarımsal sulamalara verilen desteği kaldırdıklarını, bu nedenle, 2002 Aralık ayında 102 660 Türk Lirası olan tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatını, bugün, yüzde 90 artırarak 198 000 Türk Lirasına çıkardıklarını söylemiyor. Eğer, çiftçiyi gerçekten düşünüyorlarsa, silinen faiz yerine, tarımsal TEFE oranında yeni faiz getirilmemeli; sanayie yapılan indirim, sulama ve diğer tarımsal faaliyetlerde kullanılan elektriğe de uygulanmalı; sera ve ahırlarda kullanılan elektrik tarımsal kapsama alınmalı; elektrikten alınan KDV yüzde 18'den yüzde 1'e indirilmelidir.

Sayın Başbakan, doğrudan gelir desteği ödemelerinin bir kerede ve şubat ayında başlayıp, nisan ayında tamamlanacak şekilde yapılacağını söyledi. Sayın Başbakanın söylemi gerçeği yansıtmıyor. Bir kere, doğrudan gelir desteği için 2005 yılı bütçesinde 2 723 000 000 Yeni Türk Lirası olarak ayrılan kaynağı, hükümet, 1 930 000 000 Yeni Türk lirasına indiriyor. İkincisi, ayrılan bu kaynak, çiftçiye bir kerede değil, yine iki taksitte ödenecek; ancak, geçmiş uygulamalara göre bir farkla; daha önce tahakkuk eden doğrudan gelir desteği, bir sonraki yıl içinde iki taksit halinde ödenirken, şimdi bu iki taksitten biri 2005 yılında, diğeri 2006 yılında ödenecek; yani, çiftçi, dönüm başına 16 000 000 Türk Lirası olarak belirlenen ve bir önceki yıla göre hiç artırılmayan 2004 yılına ait doğrudan gelir desteğinin dekar başına 10 000 000 Türk Liralık kısmını 2005'te, 6 000 000 Türk Liralık kısmını da ancak 2006'da alacak.

Sayın Başbakan, gerçeği tamamen saptırarak, doğrudan gelir desteğinin 2005'te tek ödemede verileceğini söylüyor. Evet, 2005'te tek ödeme yapılacak; ama, tek ödeme yapılmasının nedeni, çiftçiye hak ettiği doğrudan gelir desteğinin tamamının bir kerede verilmesi değil, ikinci ödemenin bir yıl sonraya bırakılmasıdır; yoksa, doğrudan gelir desteğinin tümü bir kerede ödenecek değil.

Sayın Başbakan, Et ve Balık Kurumunun henüz özelleştirilmemiş olan birkısım kombinalarının Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesine alınacağını belirtti. Bu, doğru bir karardır; ancak, Kayseri'deki kombinanın, ne için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesine alınmayıp, özelleştirileceğinin de açıklanması gerekir. Kayseri kombinasının özelleştirilmesindeki neden, aynen Ankara'daki kombina gibi, çok değerli arsaya sahip olması mıdır? Bu konu, açıklığa kavuşturulmalıdır.

Sayın Başbakan, çiftçiyi yeniden üretime döndürdükleri için, 2002'de 6 300 olan yurtiçi traktör satışının 2004'te 30 000'e çıktığını ifade ediyor. Oysa, Sayın Başbakan bilmiyor mu ki, traktör satışı 1997'de 48 000, 1998'de 49 000 idi ve eğer Sayın Başbakanın ifade ettiği gibi, çiftçi üretime dönseydi, son iki yılda Çukurova ve Ege'de pamuk ekim alanları, İç Anadoluda buğday ekim alanları boş kalmaz, ekilen tarım arazisinin miktarı 2002 yılında 18 123 000 hektar iken, 2003 yılında 17 549 000 hektara inmezdi. 2003 yılında tam 572 000 hektar arazide ekim yapılmadı. 1962-80 yılları arasında yılda ortalama yüzde 3,2 katmadeğer artışı sağlayan tarım, 2003'te yüzde 2,5 gerileme gösterdi. 2005 yılında da yüzde 1,7 gerileme olacağı belirtilmektedir.

Tarımda üzerinde konuşulacak ve alınacak kararları belirleyecek olan bu tablodur. Sayın Başbakan, tarımsal afet yaşayanlara 52,5 trilyon kaynak ayırdıklarını söylüyor ve bununla övünüyor. Oysa, Sayın Başbakan bilmiyor mu ki, bugüne kadar yalnızca Doğu Karadenizdeki fındık üreticisinin uğradığı zarar 700 trilyonun üzerinde. Ülkede toplam afet zararı 2 katrilyonun üzerinde; 52 trilyon, çiftçinin zararının ancak kırkta 1'i.

Sayın Başbakan, yardımına koşamadığı çiftçiden özür dileyeceği yerde, tam aksine bir tutumla, yapamadığı destekten kendine övünç payı çıkarmaya çalışıyor. Sayın Başbakan, bütçede bir kuruş ayrılmamışken, çiftçiye gübre ve mazot desteğinden söz ediyor. Hükümetin "mazot desteği yaptım" diyebilmesi için, mazottan ÖTV almaması gerekir. Yoksa, geçen yıl olduğu gibi, doğrudan gelir desteğinden kesip "mazot desteği" adı altında çiftçiye bir miktar para verilmesi göz boyamadan öteye anlam taşımaz.

Gübre desteğinin yapılabilmesi için, bütçede bu amaçla kaynak ayırmakla olur. Çay desteklemesinin 40 trilyon TL'den 99 trilyon TL'ye artırılması ise, 2005 bütçesinde çay desteklemesinin daha fazla yapılması niyetinden değil, çay budama projesinde 2004 yılında boşluk yaratılmasından ileri gelmiştir.

Tarımsal ürünlere uygulanacak prim 600 trilyon TL'ye çıkarılmıştır. İlk bakışta olumlu görülen bu gelişme, çiftçiye ödenmesi gereken doğrudan gelir desteğinden kesilen parayla karşılanacaktır; yani, tam bir, Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirme anlayışı, tam bir göz boyamacılık. Kaldı ki, pamuğa verileceği ifade edilen 190 000 TL destekleme -sertifikalı tohumlar için 228 000- 2004 yılı pamuk fiyatları dikkate alındığında son derece düşük kalmıştır. Pamuk çiftçisi 500 000 Türk Lirası destek beklerken 228 000 lirayla yetinmek durumunda kalmıştır. Çiftçiyi ezdiğini, perişan ettiğini iddia ettiği politikalar acımasızca aynen uygulanmaktadır.

Sayın Başbakana tekzip bir hafta sonra Tarım ve Köyişleri Bakanından geldi. Sayın Bakan, gübre ve mazot desteği için bütçeye herhangi bir ödenek koymadığını; ayrıca, henüz bir kaynak da bulunmadığını, düzenlediği basın toplantısında içtenlikle itiraf etti.

Değerli arkadaşlarım, iktidara gelmeden önce "tarımcının yüzü gülecek" diyen AKP, iktidara gelince bakın neler yaptı: 320 000 dönüm tarım arazisini yabancılara sattı; 150'nin üzerinde Toprak Mahsulleri ajansını kapattı; meraları yapılaşmaya açtı; Fethiye Arıcılık Üretme İstasyonunu kapattı; Fethiye Tekel İşletmesini, Milas Tekel İşletmesini kapattı; meyvecilik araştırma enstitülerini kapattı; Balkanların ve Ortadoğu'nun en büyük aşı üretim merkezi olan Manisa Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünü kapattı; TİGEM'i özelleştirmeye çalışıyorsunuz; ette teşvik vermemek için iki ay önceden kayıt altına alınma şartı getirildi ve primi 1 000 000'dan 500 000 Türk Lirasına düşürdünüz, prim ödemelerini de yapmadınız.

İktidara gelmeden "mazotu çiftçi ucuz kullanacak" dediniz, iktidara geldiğinizde 1 200 000 Türk Lirası olan mazot, bugün 1 900 000 Türk Lirası civarındadır. Antalya'da, Fethiye'de, Sivas'ta, Tokat'ta, Amasya'da üreticiler ellerinde kalan elmaları satamazken, Arjantin'den, Şili'den elma ithal ettiniz. Akdenizde Muz üreticisi elindeki ürünü satamazken, çikita muz ithal ettiniz. Arpa, buğday, pamuk, ayçiçeği, zeytinyağı, kanola, soya, ve sera üreticisini kaderiyle baş başa bıraktınız. Kaçak hayvan girişlerine göz yumdunuz. İran'dan bal, ceviz, karpuz, nar girişine engel olamadınız. Çitçinin tüm girdileri -ilaç, yem, gübre, mazot- artarken, ürettiği her şey ucuzladı; yani, çiftçinin ürettiği her şeyin fiyatı düştü, satın aldığı her şeyin fiyatı arttı.

Birim alanda en fazla ürün alınan yer seralardır. Geçen yaz bir kasa domates 1 000 000'a satılırken seyrettiniz. İsrail, Muğla-Milas-Gürçamlar Köyünde pamuk tohumu üretirken, siz, yine seyrettiniz.

Çiftçinin en kötü durumu ne olabilir; doğal afetler. Doğal afetler için ayırdığınız para, doğal afetlerden görülen zararın kırkta 1'i.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Fahrettin Üstün (CHP, Muğla). “Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2005-03-31-tarim-kredi-kooperatifleri-ve-birlikleri-kan-deg-yap-dair-kan-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
