# 190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında khk.nin eki cevt.sağlık bak.bölümünde değ.yap.hak.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fahri Keskin (AK Parti, Eskişehir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 28 Mayıs 2003
- **Gündem:** 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KHK.NİN EKİ CEVT.SAĞLIK BAK.BÖLÜMÜNDE DEĞ.YAP.HAK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fahri-keskin-22-2003-05-28-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-khk-nin-eki-cevt-saglik-bak-b

> Fahri Keskin (AK Parti), 28 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KHK.NİN EKİ CEVT.SAĞLIK BAK.BÖLÜMÜNDE DEĞ.YAP.HAK.); konuşma 683 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hekim açığımızın giderilmesi amaçlı, 11 200 hekim kadrosunun tahsisiyle ilgili kanun tasarısı üzerinde, şahsî görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum.

Bu tasarıyla, bu kadroların ülkemiz geneline adil bir şekilde dağılmasını, halkımıza kaliteli ve eşit hizmet verilmesini diler, hepsine hayırlı başarılar temenni ederim.

Tıp alanında ülkemizde çok büyük çarpıklıklar göze çarpmaktadır. Pratisyen doktor olan arkadaşlarımız, âdeta, işkenceye, cezaya çarptırılmaktadır; kendilerini yenileme, araştırma geliştirme, yeni usul ve kaideleri takip etme amaçlı bütün çalışmalardan yoksun bırakılmaktadır. Bunlar, belirli alanlarda, belirli sağlık ocaklarına atılıp, itilmekte ve kakılmaktadır. Bunlar, kendi imkânlarıyla da olsa, kendi ülkesinde veya yurtdışına çıkıp da ihtisas yapma imkânlarına sahip değillerdir, bunu çeşitli kanunlar engellemektedir.

Dışarıda mezun olup gelen bir hekim, doktor arkadaş, bizim ülkemizdeki hastanelerimizde hiçbir ücret almadan istediği ihtisası yapıp gitme imkânına sahipken, kendi ülkemizde yetişen gençlerimiz bu imkâna sahip değildir. Oysa, diğer fakültelerin çeşitli branşlarından mezun olan arkadaşlar, yurt dışında veya yurt içinde araştırma geliştirme imkânlarına, programlarına sahipken, maalesef, doktor olan bu arkadaşlarımıza bu imkân verilmemektedir. Bunların ihtisaslarının önüne, ihtisas yapmamaları için ne kadar engel varsa, hepsi önlerine set olarak konulmaktadır. Örnek mi istiyorsunuz, işte örnekler:

Bu örneklerin hepsi kamu vicdanını sızlatmakta ve halkımızı tedirgin etmektedir. Arkadaşlar, hangi imtihan vardır ki, üniversite giriş imtihanları dahil, harp okulu imtihanları dahil, askerî liseler dahil, imtihan sonunda soru ve cevap anahtarı açıklanmasın? Ertesi gün, bütün bunların soru ve cevap anahtarları açıklanır; ama, her sene 17 000 kişiye, TUS imtihanına, ihtisas imtihanına, kendi bilgi ve becerisini artırmak için tıpta uzmanlık imtihanına giren arkadaşlarımıza kendilerini ölçme, değerlendirme fırsatı verilmemektedir; ertesi gün soru ve cevap anahtarları açıklanmamaktadır. Soru ve cevap anahtarları niçin açıklanmamaktadır, izahını bir türlü ben bulamadım. İçinizde bilen ve bunu izah edebilecek bir arkadaşımız varsa, lütfen açıklasın.

Değerli arkadaşlarım, bunların açıklanmayışının altında yatan en büyük neden, bu soru ve cevapların yoruma tabi, birden fazla şıkları ilgilendiren, öğrencide tereddüt yaratan, bilgi ölçmeyi amaçlamayan, sadece belirli konularda pratik kaidelerle, kısa tüyolarla gerçekleştirilen bir sistemin neticesi olmasıdır. Zira, dolayısıyla ne olmuş oluyor; yargı yolu da kapanmış oluyor.

Ders anlatırken "çocuklar bu soruya dikkat", "bunun altını çiziyorum", "buna dikkat edin" tüyoları vererek ders anlatan hocalar bu soruları hazırlarlarsa, tabiî, kendi talebeleri... Mesela, herhangi bir soruda, genelde bütün öğrencilerin kanaati (b) şıkkı iken, kendisi (c) şıkkı diye yorum yapmışsa, şablon (c) şıkkıdır. Dolayısıyla, soru hazırlayan hocanın kendi üniversitesindeki talebeleri kazanmaktadırlar.

Ben, bunun, başka türlü bir yolla izahını yapamayacağım; çünkü, bu, sadece söylenti ve ispata muhtaç olduğu için yapamayacağım. Bu imtihanlar, bu nedenle adil değildir ve kamu vicdanını sızlatmaktadır. Her sorunun, gerçekten, doğru dürüst bir cevabı olması lazım, birden fazla cevabı olan sorulardan uzaklaşılması lazım.

Bu imtihanda sorular kim tarafından hazırlanıyor, hangi fakültedeki hocalar tarafından hazırlanıyor? Geçmiş dönemlerde bu sorular hazırlanırken, ülkedeki bütün tıp fakültelerinden ayrı branşta sorular istenirdi. Dolayısıyla, bir soru bankası oluşturulurdu ve bu soru bankasında bunlar adil şekilde değerlendirilerek, bir tek profesörün, bir tek üniversitenin görüş ve düşüncesinde olan insanların kazanacağı bir sınav olmaktan çıkarılmış olurdu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Keskin.

FAHRİ KESKİN (Devamla) - Fakat, yıllardır, her ne hikmetse, bundan vazgeçildi. Şimdi, bunun altından da çok pis kokular geliyor.

Arkadaşlar, bir soru bankası oluşturmak bu kadar zor değildir. Hiçbir şey yapamıyorsanız, nasıl, mimarlar yurtdışına gidip, bilgilerini, ihtisaslarını artırabiliyorlarsa -üniversiteyi bitirip, orada ihtisasını yapan öğrenciler gibi- bırakın TUS imtihanını, doktorlarımız da, gitsin, dışarıda, bilgisini, becerisini artırsın. Ülkemizde, SSK'ya bağlı, devlet hastanesine bağlı bölge hastanelerimiz vardır. Buralarda, hekimliğin kalitesini artıracak, bunlara ihtisas imkânını verecek kadrolar ve tecrübeler yaşanabilir. Bunları da değerlendirmemiz lazımdır. Yoksa, hepsini, biz, pratisyen olarak bırakmakla bir şey elde edemeyiz.

Eskiden ilkokul öğretmenlerinin hepsi lise muadili okullardan mezunlardı. Bir programla biz bunları ne yaptık; dört yıllık yüksek tahsil mecburiyetine tabi tuttuk. İlkokullarımızın dün de öğretmeni vardı, bugün de öğretmeni vardır; dün de boş kalmadı, bugün de boş kalmadı. Ne olacak; kendi bilgi ve becerisini artırabilecek arkadaşlarımıza ihtisas imkânı vermek bu kadar zor mu?! Çıtanın alçağında değil, yükseğinde birleşmek lazımdır. Bu soruları hazırlayanlar, TUS imtihanından mı geldiler de kendilerine reva görülmeyen bir durumu öğrencilere yaşatmaktadırlar.

Yorucu bir tahsilin neticesinde ortaya çıkan bu öğrenciler, çarpık bir atamayla, çarpık bir kadroyla sağda solda birikmekte; bu sistemle, hem ülkesine faydalı olamamakta hem de araştırma geliştirme faaliyetlerinden uzak bırakılmaktadır.

---

**Kaynak gösterme:** Fahri Keskin (AK Parti, Eskişehir). “190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında khk.nin eki cevt.sağlık bak.bölümünde değ.yap.hak”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 28 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahri-keskin-22-2003-05-28-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-khk-nin-eki-cevt-saglik-bak-b (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
