# Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerinde değişiklik yapılması hakkında (key) (s.s.237)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faik Öztrak (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim
- **Tarih:** 16 Temmuz 2008
- **Gündem:** KAMU FİNASMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (KEY) (S.S.237)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faik-oztrak-23-2008-07-16-kamu-finasmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-ile-baz

> Faik Öztrak (CHP), 16 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU FİNASMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (KEY) (S.S.237)); konuşma 1.166 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 237 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu yasa tasarısı ile 2002 yılının Nisan ayında yürürlüğe giren 4749 sayılı Yasa’da yapılacak değişiklikleri tartışıyoruz. 4749 sayılı Kanun kamu borcunu tanımlamış, yönetilmesini kurallara bağlamış ve ülkemizde, riskleri de dikkate alarak, uluslararası standartlarda bir kamu borç yönetiminin çerçevesini belirlemiştir. Bu Yasa, ülkenin 2001 yılında yaşadığı derin mali krizden asgari maliyetle çıkmasını sağlayan temel düzenlemelerden bir tanesidir. Gündemimizdeki yasa tasarısı ile 4749 sayılı Yasa’da değişen şartlara ve uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm getirmeyi amaçlayan teknik bazı düzenlemeler yapılmak istendiği belirtilmektedir ancak yine de tasarıda, son dönemde Hükûmetin artık usul hâline getirdiği bir yöntemle bu Yasa’nın kapsamına giremeyecek bazı düzenlemelere de yer verildiği görülmektedir. Ben konuşmamın ilk bölümünde bunlardan önemli bulduğum ve AKP Hükûmetlerinin hükûmet etme biçimini ortaya koyan bazıları üzerinde duracağım.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz tasarının 18’inci maddesiyle 4749 sayılı Yasa’ya bazı geçici maddeler ekleniyor. Bunlardan geçici 15’inci madde, 2009 yılında İstanbul’da yapılacak Dünya Bankası Grubu ve Uluslararası Para Fonu toplantısıyla ilgili organizasyon giderlerini Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarıyor. Bu yaklaşım, tam bir AKP hükûmetleri klasiği hâline gelmiş bulunuyor. Oysa 2002 yılında yasalaşan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, aynen değiştirmeye çalıştığımız 4749 sayılı Kanun gibi ülkeyi krize sokan bir kurumsal çerçeveden çağdaş OECD ülkelerinin kurallarına doğru geçişi sağlayan ve kamu otoritesinin kamu ihalelerine müdahalesini önleyen, yine içeride ve dışarıda büyük heyecan uyandıran düzenlemelerden biriydi. Ancak AKP Hükûmetlerinin uymakta en fazla zorlandıkları alanlardan biri, bu yeni ihale rejimi oldu. İktidara geldiklerinden bu yana her yıl bu yasada birden çok değişiklik yaparak, istisnalar getirerek bu çerçeveyi sulandırdılar. İhale süreçlerine en yüksek düzeyde yetkililerin müdahaleleri yeniden ve eskisinden daha sık gündeme gelir oldu.

Yine, Hükûmetin yönetme biçimini ortaya koyan bir diğer düzenleme de geçici 16’ncı maddede yer alıyor. Bu maddeyle Devlet Demiryolları İşletmeleri Genel Müdürlüğünün yurt dışından hazine kefaletiyle alıp da kendisinin ödeyemeyip hazinenin ödemek zorunda kaldığı borçlarla, hazineden alamadığı görev zararlarının mahsubu öngörülüyor. İlk bakışta masum ve haklı gibi görülen bu uygulamanın, kuruluşa ödenecek görev zararının bütçeye gider kaydedilmeden yapılmasını öngörmesi hem saydamlık ilkesine aykırı hem de bütçe harcamalarını düşük gösteriyor. Aslında son dönemde bu tür finansal mühendislik uygulamaları da bir AKP klasiği hâline geldi. Bunun en son örneği, GAP yatırımlarında kullanılması öngörülen İşsizlik Fonu paralarının geçtiğimiz ay herhangi bir harcama yapılmadan bütçeye gelir kaydedilmesi ve bütçenin olduğundan iyi gösterilmesiydi.

Değerli milletvekilleri, bu yaratıcılık sadece bu Hükûmete mahsus değildir. Geçmişte de hükûmetler yaratıcılıkta bu Hükûmetten hiç de geri kalmadılar ama bu yaratıcılığın bedelini yaşanan krizlerle ödediler.

Sayın milletvekilleri, yine aynı maddenin altında getirilmek istenen geçici 17’nci maddeyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na 2001 yılından itibaren bankacılık krizi nedeniyle verilen ve batan bankalardan tahsil edilip hazineye geri ödenemeyeceği anlaşılan borçlarının silinmesi öngörülüyor. Bu yaklaşım esas itibarıyla doğrudur. Geri ödenemeyeceği belli olan büyük bir borcun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun bilançosunda gözükmesinin, giderek bozulan küresel iklim karşısında bir risk faktörü olma olasılığı vardır ancak bu konu kamuoyunda çok istismar edilmiştir. Gerçi bugün gelişmiş ülkelerde yaşanan finansal kriz karşısında devletlerin özel kesimin borçlarını nasıl üstlenmek zorunda kaldıklarını görüyoruz. Bunun, en iyi çözüm olmamakla birlikte daha büyük bir çöküşü önlemek bakımından son çare olduğunu da biliyoruz. Ancak yine de kamuoyunu rahatlatmak bakımından bu düzenlemenin Meclise ayrı bir yasa teklifiyle getirilerek konunun enine boyuna tartışılmasının yararlı olduğunu düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu noktada -izninizle- görüşmekte olduğumuz yasanın mahiyeti gereği ve bu süreçte yapılan tartışmalar çerçevesinde ülkemizin borç durumuna da değinmek istiyorum. Öncelikle kamu borcuna bakalım: Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geldiği 2002 yılında kamunun borcu 148,1 milyar dolarmış, bu yılın mayıs ayı sonunda bu rakam 287,1 milyar dolara çıkmış. Yine 2002 yılında hazinenin piyasaya olan borcu 70,8 milyar dolarmış, bu yılın mayıs ayında ise piyasaya olan borç 160,6 milyar dolara çıkmış. Buna özelleştirmeler sonucunda satılan kamu varlıklarının bedelini de eklersek bu rakamın çok daha yukarılara çıkacağı açıktır.

Özetlersek: AKP Hükûmetlerinin son beş buçuk yılda yaptığı kamu borçlanması seksen yıllık cumhuriyet döneminde tüm hükûmetlerin yaptığı borçlanmaya eşittir. Ülkenin dış borcu ise, bu İktidar döneminde 2 kattan fazla artmış. 2002 sonunda 129,6 milyar dolar olan ülkenin brüt dış borç stoku, bu yılın mart ayında 262,9 milyar dolara yükselmiş. Burada da beş buçuk yıllık AKP İktidarı döneminde tüm cumhuriyet hükûmetlerinin seksen yılda borçlandığından daha fazla dışarıdan borç alınmış. Yine aynı dönemde özel kesimin dış borcu 4’e katlanarak 43 milyar dolardan 172 milyar dolara çıkmış. Bu çerçevede sık sık Hükûmet: “Bu borç özel kesimin borcu, onlar hesabını bilir, bizi ilgilendirmez.” diyor.

Burada hemen dünyanın en liberal ekonomisi olan Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinde son günlerde yaşananlara bakmakta yarar var: Bu ülkenin önde gelen iki mortgage bankası Fannie Mae ve Freddie Mac büyük sıkıntıda. Hükûmet, bu kuruluşların 5 trilyon dolarlık borcuna hazine garantisi vermeyi düşünüyor. Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin toplam devlet borcuna eşit. Bu yapılırsa kamu borcu 2’ye katlanacak. Derecelendirme kuruluşlarının Amerika Birleşik Devletleri devlet borcunun notunu düşürebileceği konuşuluyor. Ama sistemik krizlerde devlet, özel kesimin borcunu maalesef zaman zaman üstlenmek zorunda kalabiliyor. İşte bu nedenlerle finansal piyasalarda kritik koşulların oluşması hâlinde devletin potansiyel yükümlülükleri hesaplanırken özel kesimin özellikle dış borçları kamu borcu stokuna eklenebiliyor. Bu hesabı yaptığımızda ise kamunun potansiyel yükümlülüğü 2002-2008 Martı arasında 2,3 kat artarak 190 milyar dolardan 450 milyar dolara çıkıyor. Bu noktada bir diğer kritik gösterge de ülkenin açık pozisyonunu gösteren döviz cinsinden borçları ile döviz cinsinden varlıkları arasındaki farkın geldiği seviye.

Bu Hükûmet döneminde ülkenin döviz pozisyon açığı 85 milyar dolardan 274,3 milyar dolara çıkarak 3 kattan fazla artmış. Hani Hükûmet hep “Net borca bakalım, net borca bakalım.” diyor ya, işte bu da net, Türkiye'nin döviz cinsinden net yükümlülüğü. Buna da bakmak son derece önemli ve uluslararası kabul gören bir ölçüt. Yani son beş buçuk yılda, seksen yıllık cumhuriyet döneminde oluşan açık pozisyona bunun 2 katı kadar ilave olmuş.

Bu rakamları verdiğimizde başta Sayın Başbakan olmak üzere Hükûmet yetkilileri “Borca böyle bakılmaz, borç yüküne yani borçların gayrisafi yurt içi hasılaya oranına bakın.” diyorlar. Biraz önce Sayın Bakan da aynı şeyleri söyledi. Borç yükü kadar borçlardaki artışın da önemli olduğunu belirterek borç yüklerine de açıklama getirelim. Hükûmet, borç yüklerine bakarken sürekli 2002 yılıyla karşılaştırma yapıyor. Oysa 2002, ülkenin en önemli mali krizini izleyen yıl. Böyle dönemlerde gerek gayrisafi yurt içi hasıla rakamındaki aşırı düşme, kurlarda ve faizlerdeki aşırı sıçramalar ya da overshooting nedeniyle borç yükü uzun dönemli seviyelerin üzerine sıçrar ve gerçek değerleri yansıtmaz. Nitekim, daha sonra söz konusu değerlerin normal seviyelerine dönmesiyle borç yükü kendiliğinden de düşmeye başlar. Bu nedenle yük karşılaştırmaları daha normal olan kriz öncesi dönemlerle yapılmalıdır. Böyle yaparsanız iç ve dış borç yüklerinin henüz daha krize girmeden önceki seviyelerinin altına inmediğini göreceksiniz. Yani bugünkü borç yükümüzün seviyesi, bizi krize sokan borç yüklerinin seviyesiyle aynıdır. Yine kamu ve dış borç yüklerini kendi ligimizdeki ülkelerle karşılaştırdığımızda da burada da hep başlara güreştiğimizi göreceğiz.

Sayın milletvekilleri, borçlardaki bu kırılganlık sürerken ekonomi dış borçlanmadan büyüyemez bir hâle getirildi. Başta sanayi olmak üzere dış ticarete açık sektörler ciddi tehdit altında. İthalat bağımlılığı artmaya devam ediyor. Küresel piyasalarda enerji fiyatlarındaki artışlar, ülkenin dış borçlanma ihtiyacını sürdürülemez seviyelere sürüklüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Faik Öztrak (CHP, Tekirdağ). “Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerinde değişiklik yapılması hakkında (key) (s.s.237)”. TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faik-oztrak-23-2008-07-16-kamu-finasmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-ile-baz (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
