# Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelere eklenmesi ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair (s.s.410)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faik Öztrak (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim
- **Tarih:** 25 Haziran 2009
- **Gündem:** BÜTÇE KANUNLARINDA YER ALAN BAZI HÜKÜMLERİN İLGİLİ KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERE EKLENMESİ İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.410)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faik-oztrak-23-2009-06-25-butce-kanunlarinda-yer-alan-bazi-hukumlerin-ilgili-kanun-ve-kanun-hukm

> Faik Öztrak (CHP), 25 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜTÇE KANUNLARINDA YER ALAN BAZI HÜKÜMLERİN İLGİLİ KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERE EKLENMESİ İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.410)); konuşma 1.026 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 410 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu bölüm 26 ve 47’nci maddeleri kapsıyor ve bu bölüm içinde -biraz önceki konuşmacıların da değindiği- varlık barışından özlük haklarına kadar uzanan çeşitli düzenlemeler var. Ancak bu bölüm içinde yer alan bir madde var ki bence bu yasa tasarısının en önemli düzenlemesi. O da yasanın 33’üncü maddesi içinde yer alan geçici 20’nci madde. Geçici 20’nci maddeyle 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Kanunu çerçevesinde getirilen bir kural, bir sene için olsa da esnetiliyor. Burada, bu daha önce, bu kural çerçevesinde hazinenin yıllık net borçlanması o yılki başlangıç ödeneğinde yer alan bütçe açığını geçemezdi. Şimdi yapılan düzenlemeyle bütçe açığını değiştirmek yerine, bu borçlanma limiti 5 katına çıkarılıyor. Aslında Hükûmet, yasayı Türkiye Büyük Millet Meclisine getirirken bu, 4 katıydı, daha sonra alt komisyon görüşmelerinde bu, 5 katına çıktı. Bu ne demek? Bu şu demek: Yaklaşık 15 milyarlık bir borçlanma limitini önce Hükûmet 60 milyara yükseltmeyi teklif etti, ondan sonra şimdi önümüze gelen düzenlemeyle bunu 75 milyar Türk lirasına çıkarıyoruz net borçlanma limitini.

Şimdi arkadaşlar, Bütçe Kanunu’nu değiştirmek yerine kuralı değiştiriyoruz, bütçenin gelir-giderlerini değiştirmek, bütçe açığını değiştirmek yerine kuralı değiştiriyoruz. Oysa olağanüstü bir yıldayız. Bütün dünyada ekonomi yönetimleri olağanüstü birtakım tedbirleri alıyor. Dolayısıyla, bütçeyi değiştirmek anlayışla karşılanabilir ama bütçeyi değiştirmek yerine Türkiye'nin bu bütçe kapsamında, bütçe uygulaması kapsamında 2002 yılında krizden sonra getirmiş olduğu tek mali kuralını değiştirmek, gerçekten bugün ihtiyaç duyduğumuz “güvenilirlik”, “kredibilite” bakımından çok ciddi bir sıkıntı yaratacaktır.

Değerli milletvekilleri, bu yılın ilk beş ayında bütçe açığı 20,7 milyar Türk lirası olmuştur. Geçen yılın aynı döneminde bu 2 milyardı, 10 kat. Yıl sonu hedefi bütçe açığı olarak 10 milyardır, şu anda onun 2 katına çıkmış vaziyetteyiz.

Borç stoklarındaki artış ilk beş ayda 30,9 milyar olmuştur, iç-dış. Geçen yıl bu 13,1 milyardı.

Yine iç borç stokundaki artış 27 milyar Türk lirası olmuştur. Geçen yıl bu 6 milyardı.

Bu gidişin gidiş olmadığı açıktır. 75 milyarlık net borçlanmayı da bu hâliyle hazine piyasalardan borçlanamaz. Yani “Ben istediğimi borçlanırım.” diye bir şey yok. O güveni vereceksiniz, o borcu ödeyebileceğiniz konusundaki güveni uyandıracaksınız ki borçlanmayı yapın. 75 milyarlık borçlanma, borç çevirme oranını yüzde 100’lerin üstüne çeken bir borçlanmadır. Bunu bulabilecek misiniz? Bunu size bankalar verecek mi? Bankalar bunu size verse bile, bilançolarında böyle bir kamu kâğıdını taşırken Merkez Bankası faizi belirlemede ne kadar serbest olacak, enflasyonla mücadelede ne kadar serbest olacak?

Değerli milletvekilleri, bakın, Türkiye’nin, Türk ekonomisinin durumunun en önemli göstergesi… Bir ekonomiye bakarken iktisatçılar neye bakar? Büyümeye bakar, işsizliğe bakar. Sene başında Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne Hükûmet yüzde 4’lük bir büyüme tahminiyle yaptığı bir bütçeyi getirmiştir. Daha sonra katılım öncesi ekonomik programda bu büyümeyi yüzde 3,6 küçülme olarak ilan etmiştir. Ondan sonra Uluslararası Para Fonu Türkiye’nin büyümesinin 2009 yılında -5,1; yani ekonominin yüzde 5 küçüleceğini söylemiştir. Uluslararası Para Fonundan sonra iki hafta önce Dünya Bankası “Hayır 5,1 değil, Türk ekonomisi 5,5 küçülecek.” demiştir. En son, dün, Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı OECD “Hayır 5,5 değil, bu 5,9 olacak.” demiştir, küçülme. Şimdi bu rakamlar aslında olağanüstü kötü rakamlardır. İki şeyle karşılaştıracağım:

Bir, 2001 krizi. Hani hep özellikle iktidar partisi “Ekonomiyi şöyle krize soktunuz, böyle küçüldü, böyle sıkıntı oldu.” diyor ya. Değerli milletvekilleri, 2001 krizinde Türkiye yüzde 5,7 küçülmüştür. Şimdiki en son tahmin yüzde 5,9’dur.

Peki, uluslararası olarak karşılaştırdığımız zaman manzara nedir? Otuz OECD ülkesi içinde –ki krizin merkezi olan gelişmiş ülkeler de burada vardır- Türkiye küçülmede yedinci sıradadır 5,9’la. Ama bu krizi yaşamayan, daha doğrusu bu krizi daha hafif atlatacağı beklenen yükselen piyasa ekonomileri içinde OECD’nin incelemesini yapıp büyümelerini ilan ettiği 14 ekonomi içinde Türkiye küçülmede 3’üncü sıradadır. Peki, 1’inci sırada kim vardır? Meksika vardır. Meksika’nın ekonomisi tamamen Amerika’daki talebe bağlıdır. Deprem bölgesinin yanındadır. Dolayısıyla Meksika’nın 1’inci olması normaldir. 2’nci sırada Rusya vardır. Onunla ilgili olarak da, dünya petrol fiyatlarındaki özellikle düşme, hammadde fiyatlarındaki gerileme Rus ekonomisini ciddi ölçüde daralma noktasına doğru sürüklemektedir. Peki, biz, herhangi bir finansal kriz yaşamadık. Sayın Başbakan, Hükûmet sözcüleri söylüyor, “Türkiye bir bankacılık krizini yaşamadı.” diyor. O zaman biz ne diye bu OECD’nin belirlediği gelişmekte olan ekonomiler arasında küçülmede 3’üncü oluyoruz?

Bakın, “Bankacılık krizini yaşamadık.” diyorsunuz. Tabii, bankacılık krizini bu Hükûmet yaşamadı ama kendi aldığı önlemler sayesinde değil ki, bundan önceki Hükûmet döneminde alınan ve siyasî bedeli de ciddi şekilde ödenmiş olan önlemler sayesinde, burada sizin yaptığınız bir şey yok. Daha sonra, ekonomide bir büyüme var ama o büyüme neden diye baktığınız zaman, o büyüme de küresel rüzgârın etkisiyle. Bugün bu rüzgâr tersine döndüğünde eğer siz küçülmede dünya üçüncüsü hâline geliyorsanız, burada ekonomi yönetiminde çok ciddi bir sorun var demektir. Niye biz bu bedeli ödüyoruz? Niye bizim halkımıza bu bedel ödettiriliyor? Yani işsizlik yüzde 10 artıyor, yüzde 16 işsizlikten bahsediyoruz, her gün 3 bin kişi işsiz kalıyor. Bu bedeli biz ödemek zorunda değiliz ama bir 2007 seçiminde Türkiye’nin elindeki imkânların, bütçedeki atılabilecek barutun harcanması, 2008 seçiminde, 2009’da aynı politikalara devam edilmesi, ondan önce ekonomiyi güçlendirecek strateji değişikliklerinin, dünya ekonomisindeki konjonktürün yanlış okunarak strateji değişikliğinin yapılmaması, ülkeye hazmetme kapasitesinin üzerinde döviz girmesine izin verilmek suretiyle Türk sanayisinin tahrip edilmesi, Türk işgücünün üretim dışına itilmesi, Türkiye’de tasarrufların azaltılması, ülkenin dış tasarruflara mahkûm hâle getirilmesi sonucunda, bugün biz bu bedeli ödüyoruz. Bugün biz, bu bedeli Hükûmetin ta 2002’den başlayan, iktidara geldiği günden itibaren dünya konjonktürünü, dünya konjonktüründeki radikal değişikliği yanlış tahlili sonucunda ortaya koyduğu yanlış iktisat politikalarına bağlı olarak ödüyoruz.

Değerli milletvekilleri, bunun bir sınırı olması lazımdı ama hâlâ yok. Hâlâ Türkiye, Hükûmet bu ülkede bir kriz olduğunu kabul etmiyor. Bununla ilgili önlemleri, derli toplu, Türkiye’nin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztrak.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

…dünyada güven uyandırabilecek bütünlüğe sahip, borcunu ödeme gücüne sahip olduğunu gösteren orta vadeli bir programı ortaya koyamıyor. Böyle bir programı ortaya koyamadığınız zaman da bir türlü büyüme ortamına geri dönemiyoruz.

Bakın, OECD ne diyor? Diyor ki: “Bu işi böyle götüremezsiniz. IMF’yle anlaşın.” Yani, bu… Artık dışarısı “Türkiye IMF olmadan bu işi götüremez.” diyor. Bu mudur başarı? Yani Brezilya IMF’ye kalkacak… Aynı noktada başladık. Bakın, 2001 krizinde Brezilya’yla çıkış noktamız aynıdır. Geldiğimiz yer, Brezilya IMF’ye borç veriyor, biz işi IMF’siz götüremiyoruz!

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum değerli milletvekilleri. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Faik Öztrak (CHP, Tekirdağ). “Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelere eklenmesi ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair (s.s.410)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faik-oztrak-23-2009-06-25-butce-kanunlarinda-yer-alan-bazi-hukumlerin-ilgili-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
