# Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faik Öztrak (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim
- **Tarih:** 19 Kasım 2009
- **Gündem:** SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faik-oztrak-23-2009-11-19-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427

> Faik Öztrak (CHP), 19 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)); konuşma 1.000 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; huzurunuzda bulunan 427 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 3’üncü maddesi üzerinde grubum ve şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüksek heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz Yasa Tasarısı yürürlük ve yürütme maddeleriyle birlikte dört maddeden müteşekkildir. Tasarının ilk maddesi getirilen düzenlemenin de çekirdeğini oluşturmakta ve Sayıştay denetçilerinin nitelikleri, mesleğe alınmaları, atanmaları ve yükseltilmeleriyle ilgili hususları düzenlemektedir. Bu yasa niye yüce Meclisin huzuruna gelmiştir? Bunun nedeni, bundan önce yapılan sınavın iptal edilmesi, bununla ilgili yönetmeliğin iptal edilmesi neticesinde sorunun bir yasal düzenlemeyle çözülmesi istenmektedir ancak burada benden önce konuşan partimin değerli temsilcileri bunun aslında sorunu çözmeyeceğini, yeni davalara imkân hazırlayacağını, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim de bu konuda Anayasa Mahkemesine gideceğimizi açıklamışlardır.

Biz bu yasayla ne yapmaya çalışıyoruz? Bu yasayla yapmaya, gerçekleştirmeye çalıştığımız husus, bu iptal neticesinde mağdur olan 60 tane genç arkadaşımızın mağduriyetini gidermeye çalışıyoruz ve bunu yaparken de yüce Meclisin gündemini, Genel Kurulumuzun gündemini üç gündür bu yasa işgal ediyor. Bundan sonra da yapılacak düzenlemeler neticesinde yeni yeni düzenlemeler yine Genel Kurulumuzun huzuruna gelecek gibi gözüküyor.

Evet, 60 gencimizin mağduriyetini giderelim ama bunu Danıştayımızın kararına uymak suretiyle gidermek yerine burada bu hususu kanunla düzenleyerek, Danıştayın kararını, Danıştayın yetkisini bir şekilde baypas ederek olayı çözmeye çalışıyoruz ve Meclisin gündemini de bununla meşgul ediyoruz.

Evet, bu bir sorun, bir mağduriyetin giderilmesi lazım ama sayın milletvekilleri, sizlere şunu sormak istiyorum: Bugün Türkiye’de son bir yılda işsizler ordusuna ilave olan 233 bin tane gencin sorununu kim çözecek?

Bakın, yukarıda Plan ve Bütçe Komisyonunda bütçe müzakerelerini yapıyoruz. Burada, Genel Kurulda konuşmalar izliyorum ve bakıyorum, sanki bu ülke cumhuriyet tarihinin en büyük, en ciddi daralmasını yaşamamış bir ülke. Sanki bu ülke, bütün dünyada artık yeşil filizler ortaya çıkmışken hâlâ daha üretimi itibarıyla, kapasite kullanımı itibarıyla, işsizliği itibarıyla dipte kalmış, yukarıya dönememiş olan bir ülke değilmiş gibi, böyle bir sorun yokmuş gibi, bu tür konuları Mecliste belki de gereğinden çok daha uzun bir biçimde tartışmaya devam ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, son bir yıl içinde Türkiye’de işsizler ordusuna 927 bin kişi katıldı. Bunların mağduriyetini nasıl gidereceğiz? Burada bunları konuşmamız lazım. İşsiz sayısı 3,5 milyona çıktı. Ağustos ayında 927 bin kişi artmış işsiz sayısı. Aslında temmuz ayındaki artış sadece 842 bin, yani yeniden işsizlik artma eğilimine geçmiş. Bununla ilgili hiçbir şey yapmıyoruz. Yokmuş gibi, bu kadar işsizler ordusuna bu kadar insan katılmıyormuş gibi bunları görmezden geliyoruz.

Evet, 60 tane arkadaşımızın durumunu, mağduriyetini gidermeye çalışalım. Ben şunu sorayım: Bugün, son bir yılda 107 bin kişi artan üniversiteli işsiz sayısıyla ilgili ne yapıyoruz? 550 bine çıkan üniversiteden mezun ettiğimiz gençlerin işsizliğiyle ilgili olarak ne yapıyoruz? Şimdi, bu Hükûmet döneminde dönüp baktığımız zaman sanayi istihdamı son bir yılda 369 bin kişi azalmış yani sanayide çalışmakta olan 369 bin insan işini kaybetmiş. Bütün dünyada artık sanayi yavaş yavaş toparlanmaya başlarken bizim ülkemizde, bizim ekonomimizde hâlâ bir toparlanma yok ortada. Bununla ilgili olarak ne yapıyoruz?

İmalat sanayisinde 337 bin kişi işsiz kalmış. Biliyor musunuz, ağustos ayındaki çalışan sayıları 2007 yılında sanayide, imalat sanayisinde çalışan insanların, vatandaşlarımızın sayısından daha düşük. Yani 2007 yılının da gerisine gitmişiz ama bununla ilgili olarak hiçbir şey yapmıyoruz.

Şimdi, zaten önümüzdeki döneme baktığımız zaman, önümüze orta vadeli bir program geldi. O orta vadeli program çerçevesinde biz, Türkiye’de işsiz kalan insanlarımızın sorununu çözülebilecek miyiz? Buna da döndüğümüz zaman, buna da “evet” cevabını vermek son derece güç çünkü “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.” diye bir söz vardır.

Bakın arkadaşlar, bu işsizlik verilerinin yayınlanmaya başlandığı 1988 yılından 2002 yılına kadar, yani AKP iktidara gelmeden önce, Türkiye’de ortalama işsizlik yüzde 8. Siz iktidara geldikten sonra, 2003-2007 arasında bu oran yüzde 10,2’ye çıkmış. 2003-2009 arasında bu oran yüzde 10,9’a çıkmış. 2009-2012 arasında yani orta vadeli program kapsamında öngörülen işsizlik oranı ise yüzde 14,2. Bugün OECD verileri yani Uluslararası Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının verileri yayınlandı. Burada Türkiye’yle ilgili veriler de var. Onlar da “Hayır, 14,2 değil, 14,9 olacak sadece 2009-2011 arasında.” diyor. Orta vadeli programda 2010 yılında yüzde 14,6 olacağı söylenen işsizliğin aslında yüzde 15,2 seviyesinde gerçekleşeceğini söylüyor. Ne oldu? Getirdik, yüzde 10’lara çıkmış olan… Önce, işsizliği yüzde 10’lar platosuna yerleştirdiniz, şimdi de yüzde 15’ler platosuna yerleştiriyorsunuz. Ee bu başarı mı? Yani şu anda bakıyorum, tüm Hükûmet yetkilileri son derece başarılı olunmuş ekonomide gibi ekonomiyle ilgili konuları gündeme getirmekten kaçınıyorlar.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Bilmiyorlar, bilmiyorlar.

FAİK ÖZTRAK (Devamla) – Büyük bir başarı hikâyesi varmış gibi, 2007’ye kadar olan biten anlatılıyor.

Bakın arkadaşlar, 2002-2008 yılları arasında -kriz mriz yok burada- Türk ekonomisi yüzde 5,8 büyümüş, bize benzeyen ekonomiler yüzde 7,2 büyümüş, biz geride kalmışız. Burada bir yanlışlık var. Peki “Bu yanlışlık nedir?” diye dönüp baktığımızda, bu yanlışlığı, çok açıkçası, Hükûmetin büyüme stratejisinde yattığını görüyoruz. Türkiye'de, Hükûmet, geldiği günden bu yana, Türk iş gücünü, Türk sanayisini sürekli cezalandıran, buna karşılık da yabancıların olağanüstü büyük gelirler elde etmesine yarayan bir büyüme stratejisi izlemiştir. 2002’nin sonunda, 2002’nin son üç ayındaki ücreti sabit tutun, 2007’nin son üç ayına sabit şekilde getirin -Türk lirası olarak değişen hiçbir şey yok- bu sabit ücreti dolara çevirin, yüzde 30 artmış. Değerli milletvekilleri, hangi sanayici buna dayanabilir? Yani dışarıdan gelecek rekabetle bu yüzde 30 artmış, dolar cinsinden… İşçinin eline geçen bir şey yok, işçinin maaşı artmamış ama dışarıdakilere yüksek kazanç verebilmek bakımından dolara biz Türk lirası karşısında değer kaybettirmişiz, Türk lirasını olağanüstü hızlı değerlendirmişiz ve karşımıza böyle bir tablo çıkmış. Ne yapacak iş adamı burada? Önce şunu yapacak: Mümkün olduğu kadar döviz cinsinden borçlanacak, mümkün olduğu kadar dışarıdan makine, teçhizat getirecek. Benim orada iş gücüm işsiz olarak duracak, benim en önemli stratejik kaynağım bu. En önemli stratejik kaynağımı ben kullanmayacağım, yüzde 10’lar civarında işsizlik devam edecek, öbür taraftan, ben, dışarıdan Türkiye’ye dolarını getirip bozdurup çıkaranlara da bir sene içinde yüzde 35-40 kazanç elde ettireceğim. Buna hiçbir ekonomi dayanamaz ve bunun arkasında da önemli ölçüde bu Hükûmetin izlemekte olduğu, Türkiye'nin koşullarına uymayan… Gelişmiş ülkelere uyabilir, yaşlı nüfusu olan ekonomilere uyabilir ama bu strateji bize uymaz. Bu, Türkiye’de dışlanmışlığı artırır; bu, Türkiye’de yoksulluğu artırır; bu, Türkiye’de işsizliği artırır. İşte bizim, bu tür düzenlemeleri burada tartışacağımız yerde, ekonomideki bu sorunu süratle nasıl çözebileceğimizi tartışmamız lazım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Faik Öztrak (CHP, Tekirdağ). “Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 19 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faik-oztrak-23-2009-11-19-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
