# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faik Öztrak (CHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim
- **Tarih:** 27 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faik-oztrak-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Faik Öztrak (CHP), 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.053 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 497 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin çerçeve 24’üncü maddesi üzerinde CHP Grubu adına söz aldım. Şahsım ve grubum adına Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu maddeyle Ekonomik ve Sosyal Konseye anayasal dayanak sağlanmaktadır. Birçok ülkede mevcut olan ekonomik ve sosyal konseylerin amacı ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında devlet ve toplumsal kesimlerin arasında uzlaşı ve işbirliğini sağlamaktır. Ülkemizde de Ekonomik ve Sosyal Konsey ilk defa 1995 yılında bir Başbakanlık genelgesiyle kurulmuştur. 11 Nisan 2001 tarihinde 4641 sayılı Yasa’yla da Konsey yasal dayanağa kavuşturulmuştur. Yani on beş yıldır bu ülkede Ekonomik ve Sosyal Konsey mevcuttur. Ancak iktidarda olduğu 2005-2007 döneminde Konseyi bir defa bile toplantıya çağırmayan, kriz yılları olan 2008-2009 döneminde ise sadece iki toplantı yapan, Avrupa Birliğinin tavsiyelerine rağmen Konseyde kamu kurumlarının ağırlığını azaltmaktan ve Başbakanı Konsey Başkanlığından almaktan kaçınan bir Hükûmetin şimdi bu Konseyi anayasal bir kurum hâline getirmesinin ne kadar samimi olduğunu takdirlerinize sunuyorum.

Diğer taraftan yasal güvenceye sahip olan bu kuruma anayasal güvence kazandırılması mutlaka yapılması gereken olmazsa olmaz bir konu, genel kabul görmüş bir uluslararası standart da değildir. Kaldı ki ekonomide ve sosyal alanda başarısızlıklarının sorumluluğunu sosyal tarafların üzerine yıkmayı alışkanlık hâline getirmiş, iş birliğine en fazla ihtiyaç duyulan günlerde dahi Konseydeki en önemli paydaşları olan TOBB’la, Türk-İş’le kavga etmekten çekinmeyen bir iktidar, bu kurumu çalıştırmakta ne kadar samimi olabilir?

Politikalarının başarısızlığını gördükçe sinirlenen, uzlaşarak yanlıştan dönmek yerine ekonomiyi âdeta bir kumanda ekonomisine çeviren, işsizliğin, et fiyatlarının, gübre fiyatlarının talimatla düşeceğini sanan bir Başbakan, uzlaşı kurumlarını çalıştırmakta ne kadar samimi olabilir? Her türlü uzlaşmadan kaçarak, parti tüzüğü yapar gibi Anayasa değişikliği yapmaya çalışan, 23 Nisanda Başbakanlık koltuğuna oturttuğu küçücük bir kız çocuğuna “Başbakan sensin, ister astar ister kesersin.” diyebilen bir zihniyet, toplumsal uzlaşı aramakta gerçekten samimi olabilir mi?

Değerli milletvekilleri, hiç şüphe yoktur ki bu düzenleme, millete yutturulmak istenen Anayasa değişikliği hapının dışındaki şeker kaplamadır. İçinde “ekonomi” sözcüğü geçmesine rağmen bu düzenlemenin ülkemizdeki 6 milyon işsize, siftah etmeden dükkânını kapatan esnafa, icra kapılarına düşen çiftçilere, geçim sıkıntısı içindeki memura, emekliye, borç batağındaki 1 milyonu aşkın vatandaşımıza, kilosu 30 liraya çıkan kıymayı kasap vitrininde seyretmek zorunda kalan milyonlarca yurttaşımıza getireceği hiçbir şey yoktur. Tam aksine, bu Anayasa değişikliği projesi, tümü itibarıyla toplumsal bir mutabakata dayanmadığı için ülkede huzursuzluğu ve belirsizliği artıracak, karar alıcıların ufkunu karartacak, ülkenin enerjisinin boşa harcanmasına neden olacaktır.

Diğer taraftan, bu proje kapsamında genel seçimden bir yıl önce referanduma gidilirse referandumun sonucu ne olursa olsun seçim süreci erken başlayacak ve bu andan sonra Meclis ve Hükûmet, ekonomik sorunların çözümüne eğilmeyecektir. Seçim nedeniyle popülizmin zirveye ulaştığı bir ortamda zaten bozulmuş olan ekonomik dengeler toparlanamayacak, tüm dünyada kriz sonrası çıkış stratejileri uygulanırken bizde seçim stratejileri gündeme gelecektir. Sonuç, hızla bozulan borç dinamikleri, daha fazla işsizlik, daha fazla yoksulluk olacaktır.

Sayın milletvekilleri, bir iktidar partisi dayatması olarak önümüze gelen bu projenin arkasında masum bir demokratikleşme amacının olmadığı açıktır. Ancak, bu projenin arkasındaki önemli nedenlerden birinin ülkenin gerçek gündemi olan ekonomik sorunları, işsizliği, yoksulluğu bir defa daha unutturmak, ekonomide son dönemdeki beceriksizliğin üzerine anayasa şalını örtmek ve hesap vermekten kaçmak olduğu da açıktır.

Değerli milletvekilleri, bu projenin arkasında, AKP iktidara geldiğinde G20 ekonomileri arasında en hızlı büyüyen 3’üncü ülke olan Türkiye'nin 2008-2009 yıllarında nasıl en hızlı daralan 5’inci ülke hâline geldiğinin; 2002 yılında, gelişmekte olan 150 ekonomi arasında en hızlı büyüyen 31’inci ülke olan ülkemizin 2008-2009 döneminde nasıl en hızlı daralan 16’ncı ülke durumuna sokulduğunun üzerini örtme çabası vardır.

Bu projenin arkasında, demokratik rejime geçildikten sonra 1950 yılından 2002 yılına kadar yılda ortalama yüzde 4,8 oranında büyüyen bir ekonominin gelişme hızının AKP döneminde, dünyadaki son derece elverişli konjonktüre rağmen neden yüzde 4,3’e düştüğünü gizleme çabası vardır.

Bunun arkasında, 2008-2009 yılları arasında bankacılık krizi yaşamayan ülkemizin küresel krizin merkezinde yer alan ve ciddi bankacılık sorunları yaşayan dört ülkeden sonra işsizliği en fazla artan 5’inci ülke olduğunu, 30 OECD ülkesi arasında İspanya’dan sonra en yüksek işsizliğe sahip 2’nci ülke olduğumuzu saklama çabası vardır.

Bunun arkasında, 2007-2009 arasında işsizler ordusuna katılan 1 milyon 212 bin kişiyi, 6 milyona yaklaşan işsiz sayısını, yüzde 10’dan yüzde 14’e sıçrayan işsizlik oranını, 1 milyonu aşan genç işsiz sayısını, çalışmak isteyen her 4 gençten 1’inin iş bulamadığını, geçtiğimiz yıl sanayide işten çıkarılan 311 bin insanımızı gözlerden kaçırma çabası vardır.

Bunun arkasında, son bir yılda motorin fiyatları yüzde 25, gübre fiyatları yüzde 30-40 artarken, 1 kilo buğday fiyatının 61 kuruştan 54 kuruşa, ayçiçeği fiyatının 89 kuruştan 77 kuruşa, arpa fiyatının 49 kuruştan 41 kuruşa düşmesine göz yumulmasının, üstüne üstlük tarıma verilen devlet desteklerinin üç yıl önceki seviyesinin de altına düşürülmesinin çiftçiyi icralık hâle getirmesinin ayıbının üstünü örtme çabası vardır.

Bunun altında, geçtiğimiz yıl 2006 yılının dahi gerisine düşen ve hâlen de 2007 seviyesini yakalamayan sanayi üretimindeki çöküşü gizleme çabası vardır.

Bunun arkasında, tüm dünya krizle mücadelede kamu istihdamını artırırken, 12 bin Tekel işçisini kapıya koyma çabasını gizleme telaşı vardır.

Bunun altında, hesapsız kitapsız açılan alışveriş merkezlerine göz yumarak, zaten durgunluk nedeniyle bunalmış esnafın batmasına neden olmanın ayıbını saklama çabası vardır.

Bunun arkasında, 2009’da sayısı 2 milyona yaklaşan karşılıksız çekleri, kredi kartı ve ferdî kredi borçlarını ödeyemeyen 1 milyona aşkın vatandaşımızı yok sayma çabası vardır.

Bunun arkasında, bankaların krizde aşırı ihtiyatlı davranması sonucunda hiçbir kusuru olmamasına rağmen krediye ulaşamaz hâle gelen KOBİ’lerin ve esnafın sorununu çözmek için aylarca beklerken, yandaş medya yaratmak amacıyla bir gecede iki kamu bankasından damadın çalıştığı şirkete 750 milyon dolar aktarmanın üzerini örtme telaşı vardır.

Bunun ardında, devlet yönetimine hâkim olan ahbap çavuş ilişkilerini, kendi zenginini yaratma faaliyetlerini gözlerden kaçırma çabası vardır.

Değerli milletvekilleri, özet olarak, bu Anayasa projesinin ardında AKP döneminde uygulanan, istihdam yaratmayan, ekonomide yerli kaynak kullanmayı caydıran, ithalatı teşvik eden, dış açığı kader hâline getirerek dış finansmanla ayakta durabilen ve hatalı olduğu artık tüm dünyada kabul edildiği hâlde Türkiye’de hâlâ uygulanmaya çalışılan neoliberal iktisat politikalarının yol açtığı yıkımı ve ahbap çavuş ekonomisini saklama çabası vardır.

Değerli milletvekilleri, gerçek gündem olan işsizlik ve yoksulluğu Anayasa değişikliğinin ipoteği altına alarak vatandaşa unutturma çabası başarılı olmayacaktır. Hükûmet de bu kaçınılmaz gidişi görmüş ve iktidarının sona ermesi hâlinde hesap vermekten kaçabilmek amacıyla Anayasa değişikliğine kendi için bazı güvenceler koymuştur. Bu Anayasa değişikliğiyle Sayın Başbakan mahkemeleri ele geçirmeye uğraşmaktadır. Bugün Başbakanın veya Hükûmetin gazabına uğrayan ya da haksızlık, yolsuzluk yapıldığını düşünen bir vatandaş bu Anayasa değişikliği gerçekleşirse hakkını aramak için mahkemeye gittiğinde hem savcı hem de hâkim kürsüsünde Sayın Erdoğan’ın oturduğunu görecektir. Ana muhalefet Anayasa Mahkemesine gittiğinde de kürsüde Sayın Erdoğan oturacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Faik Öztrak (CHP, Tekirdağ). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faik-oztrak-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
