# Seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:110)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faruk Bal (MHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim
- **Tarih:** 27 Şubat 2008
- **Gündem:** SEÇİMLERİN TEMEL HÜKÜMLERİ VE SEÇMEN KÜTÜKLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:110)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2008-02-27-secimlerin-temel-hukumleri-ve-secmen-kutukleri-hakkinda-kanunda-degisi

> Faruk Bal (MHP), 27 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SEÇİMLERİN TEMEL HÜKÜMLERİ VE SEÇMEN KÜTÜKLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:110)); konuşma 1.755 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun üzerinde değişiklik yapan kanun tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi, partim ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Bugün bu saatlerde, namüsait iklim şartlarında ve çetin bir coğrafyada, ülkenin bölünmez bütünlüğü, üniter yapısı ve toprağıyla ilgili meşum iddialara ve terör saldırılarına bir cevap olmak ve hain bölücü terör örgütünü ininde yok etmek üzere kahraman askerlerimiz görev yapmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu görevleri sırasında şehadet şerbetini içmiş olan kahraman askerlerimize Cenabı Allah’tan rahmetler diliyorum, kederli yakınlarına ve büyük Türk milletine başsağlığı diliyorum, bu çatışmalar sırasında yaralanmış olan gazilerimize acil şifalar diliyorum ve yüce Mevla’mızın askerlerimizin yâr ve yardımcısı olmasını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, “gurbetçi” diye tanımlanan ve artık gurbetçilik sıfatı sona ererek Avrupa Türklüğü hâline gelmiş, 5-6 milyon gibi -kesin olmamakla beraber- yüksek bir rakamla ifade edilen yurt dışında çalışan, yurt dışında bulunan vatandaşlarımızın seçilme hakkının daha da iyileştirilmesiyle ilgili bir kanun tasarısı üzerinde görüşmeler yapıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu vesileyle, Avrupa Türklüğünün geçirmiş olduğu merhaleyi, birkaç cümleyle, hatırlamanıza yardımcı olmak istiyorum. Bilindiği gibi, ilk nesil 1960’lı yıllarda Avrupa’ya gitmiştir; Almanya’yla başlamıştır, daha sonra diğer ülkelere yayılmıştır. 60’lı yılların Avrupa’ya giden nesli, emeği ile para kazanarak bir an önce yurda dönüp bir ev, bir araba alabilme, çoluğunu çocuğunu evlendirebilme amacındaydı. O birikimleri, 70’li yıllarda “işçi şirketleri” adı altında bazı hortumcular tarafından hortumlanmış ve Avrupa Türklüğünün ilk hayalleri bu işçi şirketlerinin vurgunlarıyla heder olmuştur.

Diğer taraftan, 70’li yıllara geldiğimizde bankerzedeler ya da bankerlik yapmak suretiyle hortumculuk yapanların mağdurları arasında Avrupa Türklüğü de kendisini hissetmiştir.

80’li yılların bu acı, ıstırap verici olayından sonra artık aldatma ve kandırmanın bittiğini tahmin eden Avrupa Türklüğü bambaşka bir olayla karşılaşmış ve “holding” dediğimiz daha büyük hortumcuların kıskacına düşmüş, sadece elindekini, avucundakini “yüksek kâr getirisi” adı altında bunlara kaptırmakla kalmamış, aynı zamanda evini barkını satarak, hatta bankalardan kredi almak suretiyle bu holdinglere tüm mal varlığını kaptırmış, neticede perişan bir hâle gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım, yıllarca döviz getiren bir memba olarak görülen Avrupa Türklüğü artık uyanmıştır. Uyanabilmesi için, biz de, bir zamanlar bu insanlarımızın, vatandaşlarımızın çalışmalarına, gayretlerine katkıda bulunmaya gayret ettik. 57’nci Hükûmet döneminde, özellikle holding hortumculuğunun engellenebilmesi için hükûmetin aldığı bir karar gereği -zaman zaman benim başkanlığımda- yatırım yapılabilecek tüm kuruluşların, Türkiye’de yatırım yapılabilecek tüm kuruluşların yetkilileri gurbetçilerimizin ya da Avrupa Türklüğünün ayağına götürülmek suretiyle orada yatırımlar konusunda bilgilendirilmişlerdir. İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının yetkililerinden, İstanbul Altın Borsasının yetkililerinden, Millî Emlak Genel Müdürlüğünden, Toplu Konut İdaresi Başkanlığından, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünden tutun, yatırım yapılabilecek her alandan yetkililer orada bulunan Avrupa Türklüğünün temsilcilerine, önemli bir şekilde, bu düşüncelerin aktarılması konusunda yardımcı olmuşlardır. İşte bu çalışmalar sırasında, Avrupa Türklüğünün önemli sivil toplum örgütleri de katkıda bulunmuşlardır. Bu vesileyle, bütün Avrupa ülkelerinde teşkilatlanmış olan Türk Federasyonunun çok değerli yöneticilerini buradan saygıyla yâd etmek istiyorum. Yine Türk Federasyonunun, Almanya’da, Fransa’da, İsviçre’de, Avusturya’da, Belçika’da, Hollanda’da bulunan temsilcileri, görüştüğümüz bu kanunla ilgili olmak üzere de, oradaki beklentilerini bize dile getirmişlerdir. Bu kanuna yapılacak katkılar çerçevesi içerisinde Türk Federasyonunun değerli yetkililerine teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce Adalet ve Kalkınma Partisi adına konuşan Sayın Hatip “Avrupa Türklüğüne seçme ve seçilme hakkını tanıyoruz bu kanunla.” dedi. Sanıyorum bir sürçülisan olmuştur. Bu kanun sadece seçme hakkı getirmektedir Avrupa Türklüğüne. Seçilme hakkı ise bu kanunda yer almamaktadır. Ancak, Avrupa Türklüğü açısından seçilme konusunda da bir beklenti doğmuştur.

Seçim kanunları anayasal sistemin şeklini, rengini ortaya koyan, devletin rejimini belirleyen, devlet ile vatandaşlar arasında yönetim ve yönetilme dediğimiz iki önemli hususun kurallarını belirleyen temel kanunlardır. Bu çerçeve içerisinde siyasi partilerin bir araya gelerek, toplumsal uzlaşma sağlayarak çözüm getirmesi ve seçim dediğimiz hadiseyi siyasi partilerin bir yarışı olarak değerlendirmek suretiyle, bu yarış içerisinde kuralları değiştirmeden, yarış başlamadan önce kuralların ne olduğu bilinerek ortaya konulabilecek bir sistemi oluşturmalı ve artık bir daha seçim mevzuatı tartışılmadan herkesin kabul edeceği bir sistem hâline dönüştürülmelidir.

Milliyetçi Hareket Partisi, seçim ve seçim hukukuyla ilgili tüm kanunlarımızı derli toplu olarak incelemiştir. Değerli arkadaşlarım, dikkatinize sunuyorum:

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun 1961 yılında çıkmıştır, on iki defa değiştirilmiştir.

2972 sayılı Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun 1983 yılında çıkmıştır ve on beş defa değiştirilmiştir.

2939 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu ise 1983 yılında kanunlaşmış, on iki defa değiştirilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu kanunların değiştirilmesinde ortak bir noktayı Milliyetçi Hareket Partisi tespit etmiştir. Bu ortak nokta, iktidarda bulunan siyasi parti bir sonraki seçimi nasıl kazanabilirim düşüncesiyle, rakamları dans ettirmek suretiyle, seçim bölgelerindeki haritaları değiştirmek suretiyle, hileli yollara başvurarak sonuç almaya çalışmıştır. Sonuç alabilmiş midir? Tek kelimeyle cevap, hayır. Bu hileli yollara başvuran siyasi partilerin hepsi, çıkardıkları yasalar kendilerinin aleyhine döndüğü içindir ki, seçim kaybetmişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, bu kapsam içerisinde ifade etmek gerekir ki, önümüzdeki günlerde belediyelerin bir kısmının kapatılması, bir kısmının birleştirilmesi, bir kısım yeni ilçelerin ihdası ve bir kısım ilçelerin de kapatılması Adalet ve Kalkınma Partisinin de aynı hastalığa müptela olduğunun işareti olarak görülmektedir. Aynı yanlışın içerisinde bulunan Adalet ve Kalkınma Partisini, buradan, seçim mevzuatında yapılan bir değişiklik vesilesiyle uyarmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, nüfusu 2 binin altında 2.011 tane belediyemiz bulunmaktadır. 2.011 tane belediyenin 893 tanesi kapatılacaktır. Sadece Konya’da 113 tane beldenin belediyesi kapatılacaktır, 3 tane belde de diğer belediyelerle birleştirilecektir.

Değerli arkadaşlarım, bütün dünya, “şeffaflık”, “hesap verebilirlik”, “açıklık” gibi ilkelerin yanında “hizmetleri yerelleştirme” dediğimiz önemli bir ilkeyi kabul etmiştir. Hizmetin yerelde görülmesinin yanı sıra, açıklığı, şeffaflığı da Adalet ve Kalkınma Partisi defalarca siyasi karar organlarının yetkilileri tarafından ilan etmiş ve seçim beyannamelerinde bunu koymuşlardı. Şimdi, bunların içerisinden hizmetin yerelde görülmesinin en temel unsuru olan belediye hizmetlerinin yerelde görülmesi gerekirken buradan geriye dönüp, belediye hizmetlerinin merkezî hükümetin kontrolündeki odaklara tevdi edilmesi tam bir geriye gidiştir. Dünya Mersin’e giderken tersine gitmenin anlamı nedir? Anlamı, seçim kanunlarını on iki defa, on üç defa, on beş defa değiştiren ve bu değişikliklerle kendilerine bir sonraki seçimde seçim kazanacağı varsayımından hareket eden siyasi partilerin hatasına aynen düşmektedirler. Dolayısıyla buradan elde edilecek sonuç, Adalet ve Kalkınma Partisine herhangi bir fayda sağlamayacağı gibi, olan, küçük yerlerdeki belediyelerin kapatılması hâlinde, buradan, mahallî hizmetlerden istifade eden mahalle sakinlerinin, belde sakinlerinin uğrayacağı zarar olacaktır. Buralarda görev yapan belediye çalışanlarının başka yerlere taşınması sonucunu doğurabilecek yer değişiklikleri, nüfus hareketleri olacaktır. Yine, bu çalışanlara aynı para ödenecektir. Kamu hizmeti yine sunulmaya, eksik de, yanlış da olsa devam edilecektir. Elde bir tek fayda kalacaktır, o da belediye başkanına ödenecek maaş tasarruf edilmiş olacaktır. Bu tasarrufla Türkiye kurtulur mu? Hayır. Bu tasarruf eğer sağlanmadığı takdirde Türkiye batar mı? Hayır. O zaman bunca yanlışın bir anlamı yoktur. Dünyanın gittiği tarafa sizin de dönmeniz gerekmektedir.

Nitekim, değerli arkadaşlarım, Türkiye’de 3.225 tane belediye bulunmaktadır. Nüfusuna oranladığımız takdirde 21.850 kişiye bir belediye düşmektedir. Aynı rakam Fransa’yla mukayese edildiğinde Fransa’da 1.700 kişiye bir belediye düşmekte ve 36.621 tane belediye bulunmaktadır Fransa’da. İtalya’da 7.300 kişiye bir belediye düşmektedir, 8 binin üzerinde İtalya’da belediye bulunmaktadır. İspanya’da 6.800 kişiye belediye düşmektedir, orada da 8 binin üzerinde belediye bulunmaktadır. Dolayısıyla birleştirme yanlıştır, vatandaşa zulümdür. Birleştirme çerçevesi içerisinde hükmi şahsiyetleri yok edilecek olan belediyelerin mal varlıkları heder edilecektir, orada çalışan insanlar zulme mağdur edileceklerdir. Hükmi şahsiyetleri sona erdirilecek olan belediyelerde, belediyelerin hizmetinden yararlanan belde sakinlerine zulmedilecektir. Burada çalışan belediye çalışanları zulme maruz kalacaklardır. Bundan bir an önce dönülmeli ve eğer bir iyileştirme yapılacaksa, bu iyileştirme toplumsal mutabakat sağlanarak, Türkiye’nin gerçekleri ve sunulacak olan mahallî hizmetlerin özellikleri dikkate sunularak yürütülmelidir.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz, yurt dışında bulunan vatandaşlarımızla ilgili olmak üzere, onlara seçilme hakkını ortaya koyan kanun Milliyetçi Hareket Partisi tarafından genel olarak olumlu bulunmaktadır. Bu kanunun sağlamış olduğu alternatif, seçimlerde oy verme imkânlarının, Avrupa Türklüğü olarak tanımladığımız ve Türk milletinin artık bir parçası hâline gelmiş olan insanlarımıza farklı fırsatlar ve imkânlar vermesi bizim açımızdan memnuniyet vericidir. Dolayısıyla mektupla oy kullanma çok kolay ve basit bir yöntem olarak ortaya konmuştur ancak, bir riski vardır. Bu riski uygulayıcıların dikkatine sunarak buna ilişkin tedbirlerin şimdiden alınabilmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Bilindiği gibi, Avrupa Türklüğüne musallat olmuş olan organize suç örgütleri vardır, terör örgütü vardır. Bu organize suç örgütleri ve terör örgütü, adres belirleme noktasında Dışişleri Bakanlığının belirlemiş olduğu adreslere göre oy kullanma mümkün olabileceğinden dolayı bu adresleri kolaylıkla ele geçirmeleri mümkündür ve bu adreslerde, oyların baskıyla, seçmen iradesini yansıtmayacak bir hâle getirilmesi mümkündür. Dolayısıyla bu adreslerin yeniden belirlenmesi ve belirli bir gizlilik içerisinde Yüksek Seçim Kurulu tarafından muhafaza edilmesi ve buralara gönderilen mektupların da mutlaka muhataplarına ulaşabilecek bir yöntemle gönderilmesi bizim önerebileceğimiz husustur. İadeli taahhütlü gönderilmesi de dâhil olmak üzere bir öneri olarak değerlendirilebilir.

Değerli arkadaşlarım, ikinci alternatif olarak ortaya konulan elektronik oylamanın güvenliği noktasında bizim şüphelerimiz bulunmaktadır, çünkü elektronik oylamada vatandaşlık kimlik numarasının bilinmesi hâlinde dünyanın herhangi bir yerinden o kimlik numarasıyla girilerek hiç bilgi sahibi olmadığı hâlde o seçmenin oyunun kullanılması ve bu şekilde oy hırsızlığının yapılması mümkündür. Bunun da terör örgütünün ve organize diğer örgütlerin yapabileceği bir hile olmasını değerli uygulayıcıların takdirlerine ve değerlendirmelerine sunmak istiyorum.

Sandık kurulması tabii ki en ideal durumdur, fakat özellikle, sadece Almanya’da 2 milyonun üzerinde seçmenimiz bulunduğuna göre, burada birtakım zorluklar vardır ve yabancı bir ülkenin değişik coğrafya parçasına yayılmış olan insanlarımızı belirli bir yerde sandığa gitmeye zorlamak belki onların iş gücü kaybına neden olabilecektir. Ancak, bir alternatif olarak değerlendirilmesi ve belki bir, o yörede bulunan insanlarımızın tercihi olarak ortaya çıkması hâlinde kullanılması mümkün bir ihtimaldir.

Gümrük kapılarında tabii ki oy kullanmanın zorluğunu ve bu şekilde oy kullanmaya karşı bir isteksizliğin varlığını hepimiz bilmekteyiz çünkü o tarihler arasında ülkeye gelip gitmek çok ciddi bir masrafı gerektirmektedir. İzin meselesini halledememiş olan insanlarımızın da bu şekilde oy kullanması pek mümkün görülmemektedir.

Değerli arkadaşlarım, diğer taraftan seçim kurullarında görev yapacak olan değerli çalışanlara 600 gösterge üzerinde yapılan ödemeler seçim kurullarının sağlıklı bir şekilde oluşmasına imkân vermemektedir. 2.000 gösterge üzerinden bir ödeme yapılması teklif edilmiş ise de komisyonlarda bu 1.200’e düşürülmüştür. Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak sandık kurulu üyelerinin istekli, arzulu, külfet olmayacak şekilde teşekkül edebilmesi için burada görev yapacak olan değerli sandık kurulu üyelerine ödenecek ücretten tutun, gün boyunca Yargıtayda dosyalarıyla boğuştuktan sonra, saat 17.00’den sonra Yüksek Seçim Kurulundaki görevine başlayan Yüksek Seçim Kurulu üyelerine, burada görev yapan ilçe seçim kurulu üyelerine, ilçe seçim kurulu başkanlarına ve diğer çalışanlarına yapılacak ödemenin yüksek tutulması ve burada bir kısıntıya gidilmemesi, burada cimriliğe tevessül edilmemesi demokrasinin temel unsuru olan seçimin sağlıklı olarak yürütülebilmesinin temel şartıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz bu yönde bir önerge verdik. Bu önergenin değerli gruplar tarafından, siyasi partiler tarafından olumlu olarak değerlendirilmesini ve seçimlerde görev yapacak olan çalışanlara 2.000 kat sayısı üzerinden ödeme yapılmasının kanun hâline getirilmesini talep etmekteyiz.

Bir başka önergemiz ise “yurt dışı merkez ilçe seçim kurulu” şeklinde bir tanımlama yapılmıştır. Bilindiği gibi, kurulan yeni kurul yurt dışından oy verecek vatandaşlarımızın oylarını seçim hukukuna göre tasnif eden ve seçimle ilgili tüm değerlendirmeleri yapan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Faruk Bal (MHP, Konya). “Seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:110)”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2008-02-27-secimlerin-temel-hukumleri-ve-secmen-kutukleri-hakkinda-kanunda-degisi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
