# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faruk Bal (MHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 23 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2008-12-23-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Faruk Bal (MHP), 23 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 1.342 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet Bakanlığı ve Yargıtay bütçeleri hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bu vesileyle, adalete hizmeti şerefli ve haysiyetli bir yaşam tarzı olarak benimsemiş yüksek mahkemelerimizin sayın başkanlarını, çok kıymetli üyelerini, hâkimlerimizi, savcılarımızı, yazı işleri müdürlerimizi, kâtiplerimizi, mübaşirlerimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 1984 yılından beri bu Mecliste yapılan görüşmelerde yargının sorunları “Temel Sorunlar” başlığı altında nitelendirilmiştir. Ben bunları başlıklar altında birer kez daha sizlere hatırlatmakta fayda görüyorum.

Bunlardan bir tanesi, mahkemelerin iş yükünün çok fazla olması ve yargılama sürelerinin makul bir noktada bitirilememesi, adli işlerde makul sürede bir sonuç alınamamasının yarattığı Avrupa Birliği ile ilgili sıkıntılar. Diğeri, hâkim, savcı ve diğer adalet personelinin sayısının yetersiz olması; hayat standartlarının, mesleklerinin gerektirdiği standarda uygun bir biçimde sağlanamaması ve özlük haklarının onların yaşam tarzlarına uygun bir şekilde düzenlenememesi; bina, araç-gereç ve altyapı hizmetlerinin istenen düzeyde bulunmaması. Bu kapsam içerisinde sıralanan adaletin temel sorunları, Milliyetçi Hareket Partisinin hazırlamış olduğu Millî Yargı Projesi’nde özet olarak şu şekilde tanımlanmaktadır: Dokümantasyon eksikliği, motivasyon eksikliği, otomasyon, standardizasyon ve reorganizasyon eksiklikleri ve bozukluklarıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu sorunların içinden sadece binayla ilgili olmak üzere, Adalet ve Kalkınma Partisi altı yıllık tek başına iktidarı süresince bazı il ve ilçelerde binaları yapmıştır, buraya bir çözüm getirmeye çalışmıştır. Ancak altı yıllık iktidarıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi biraz önce saydığımız temel sorunlara yeni, temel ve kalıcı sorunlar eklemiştir. Şimdi bunları sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlarım, devri iktidarında AKP yargıyı siyasallaştırma sürecini başlatmıştır. Devri iktidarında AKP yargının hafızasını yok etme çalışmalarını kanuni düzenlemeler çerçevesi içerisinde başlatmıştır, devri iktidarında AKP adalete erişimin bir unsuru olan adliye binalarının kapatılması sürecini başlatmıştır ve Adalet ve Kalkınma Partisinin altı yıllık bu iktidarının neticesinde adaletin kestiği parmak acımaya başlamıştır.

Değerli arkadaşlarım, 2008 yılı bütçesi -Adalet Bakanlığı kapsamında ifade ediyorum- 2 milyar 847 milyon 927 bin liradır. Bu bütçeyle biraz önce saydığımız temel sorunların giderilmesi, halledilmesi ve adaletin kestiği parmağın acımamasını temin etmek mümkün değildir.

Sayın milletvekilleri, rakamlarla bazı hususları bilginize sunmak istiyorum: Almanya’da 100 bin kişiye düşen hâkim sayısı 24,5; İngiltere’de 16,6; Yunanistan’da 28,4; Türkiye’de 9. Türkiye’de mevcut 14.697 hâkim ve cumhuriyet savcısı kadrosundan hâlen 3.796’sı boştur. Hâkim ve savcı sayısı nüfusu bize yakın olan Avrupa Birliği ülkeleriyle değerlendirildiğinde onların üçte 1’i kadarız.

Değerli arkadaşlarım, başta yüksek mahkeme üyeleri olmak üzere hâkim ve savcılar gördükleri hizmetin önemine ve özelliğine uygun bir hayat standardında yaşayamamaktadırlar. Mesleğe yeni başlayan hâkim ve savcılar ile birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar arasındaki ücret makası çok fazla açılmıştır. Yazı işleri müdürleri, icra müdürleri, seçim müdürleri ile bunların yardımcıları arasındaki ücret makası çok açık bir şekilde farklılık göstermektedir. Kâtipler, mübaşirler ve diğer adli personel hak aramak için adalete gidenlerin ilk karşılaştıkları kişilerdir. Ancak bunlar, onlara kaliteli adalet hizmeti sunan personel olmalarına rağmen, evlerine giderken ekonomik sıkıntı içerisinde ve gördükleri iş yükünün ağırlığı içerisinde ezik bulunmaktadırlar.

Değerli arkadaşlarım, adli personel, emsal olan diğer devlet memurlarından daha az ücret almaktadır. Örneğin, bir cezaevi doktoru, Sağlık Bakanlığında görevli bir doktorun yarısı kadar maaş alabilmektedir. Ceza ve infaz kurumlarının durumu daha da vahimdir, 2002 yılında 59 bin civarında olan cezaevindeki mahkûm sayısı, 2007 yılı itibarıyla 90 bini aşmıştır ve bugünlerde 100 bini aşmış bulunmaktadır. Altı yıllık AKP’nin devri iktidarında, fakirleşen halkın mal aleyhine işlenen suçlarda yoğunluğun artmasına yönelik bir sosyolojik sonuç ortaya çıkmıştır.

Değerli arkadaşlarım, ceza ve infaz kurumları personeli, 103 bin civarındaki bu insanlarla, mahkûm olan insanlarla birlikte yaşamaktadır. Onlarla hapis hayatı yaşamaktadır ancak onlara karşı güvenlik hizmeti sunmaktadır. Dolayısıyla, onların bu iki vasfından hareket etmek suretiyle güvenlik hizmeti tazminatından yararlandırılmaları ve diğer güvenlik hizmetlerinde bulunan kamu görevlilerine yaklaşık bir ücret temin etmelerine imkân sağlanmalıdır. Bunlar mümkün olmamaktadır. Bunların mümkün olmaması adalete olan güveni sarsmakta ve adaletin kestiği parmağı acıtmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Yargıtayda iş yükü çok daha vahimdir. 2002 yılında cumhuriyet başsavcılığına gelen toplam iş sayısı 317 bin, 2003 yılına devredilen dava dosyası sayısı 109 bin civarındadır. 2007 yılında ise cumhuriyet savcılığına gelen toplam dava dosyası -yaklaşık 2 katı artmış- 531.660’tır, 2008 yılına devredilen 349 bindir. Rakamlar bir vahameti ortaya koymaktadır. Ancak bir başka vahamet 1984 yılında Adalet Bakanı olan Oltan Sungurlu bu kürsüden bağırıyordu: “Tedbir almazsanız Yargıtaya gidecek dosya sayısı 200 bini aşacak.” diye. Bu süreç içerisinde dosya sayısındaki artış, alınmamış olan tedbirlerle ortaya çıkan sonucun vahametini bize bir kez daha göstermektedir. Bugün Cumhuriyet Başsavcılığı dâhil olmak üzere Yargıtay hukuk ve ceza dairelerine gelen dava dosyası –dikkat buyurun değerli milletvekilleri- 1 milyon 350 bin olmuştur. 1 milyon 350 bin dava dosyası ile 1984 yılında 250 olan Yargıtayın üyeleri cebelleşmekte idi, şimdi yine 250 Yargıtay üyesi bu dosyalarla cebelleşmektedir. Yargıtayın iş yükü ağır değil, çok ağırdır. Bu iş yükünün altından kalkmak zordur. Dolayısıyla bir an önce buna tedbir alınması gerekmektedir.

Bu iş yükü nereden doğmuştur? Bu iş yükü AKP’nin altı yıllık devri iktidarında yarattığı ekonomik ve sosyal çalkantının neticesinde mal aleyhine işlenen cürümlerdeki korkunç artıştır. Hırsızlık, gasp, yağma, kapkaç, elektrik faturasını ödeyemeyenin, doğal gaz faturasını ödeyemeyenin, su faturası ödeyemeyenin işledikleri suçlar yoğun bir şekilde dava dosyası olarak Yargıtayın gündemine gelmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu iş yükünün artması bu nedenden oluyor, ancak sadece bu neden değil. AKP’nin “Sadece ben yaptım oldu.” diyerek, sadece AKP “Avrupa Birliği istiyor.” diye yutturarak çıkarmış olduğu Türk Ceza Kanunu, Kabahatler Kanunu ve ceza hükmünü taşıyan kanunlarla yapay bir şekilde mahkemelerin ve adliyelerin ve Yargıtayın iş yükünü artırmıştır. O yasalar çıktığı tarih itibarıyla kesinleşmiş olan ve cezası infaz edilmekte olan dosyaların tamamına yakını mahkemelerin önüne tekrar gelmiştir. Yargıtayın elinde bulunan dava dosyaları olduğu gibi mahkemelere gitmiş, mahkemelerin iş yükü şişmiş, oradan gelen dosyalar tekrar Yargıtayın iş yükünü şişirmiştir. Bu büyük bir beceriksizlik örneğidir, bu, cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir hukuk kültürü ihtilalidir ve bu hukuk kültürünün ihtilalinin yaratmış olduğu sonuç, birinci sınıfa ayrılmış başta Yargıtay üyeleri olmak üzere hâkim ve savcıları meslekten soğutmuştur. Bismillah deyip, hukuk fakültesi talebesi gibi yeniden ceza hukuku öğrenmeye kalkışmışlardır. Şimdi bu hatayı anladınız, Yargıtayda bu kadar ağır sonuçlar çıkardığını gördünüz. Ticaret Kanunu’nda aynı hatayı niçin yapıyorsunuz? Borçlar Kanunu’nda aynı hatayı niçin yapıyorsunuz?

Değerli arkadaşlar, bu, bile bile lades değilse bu, Türkiye’ye eziyettir, Türk milletine eziyettir, Türk adaletine eziyettir. Bu eziyeti yapmaya sizin hakkınız yoktur. Evet, bu eziyetler değerli arkadaşlarım, adaletin kestiği parmağı acıtmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, adaletin kestiği parmağın acıttığını Yargıtay Sayın Başkanı 27/9/2008 tarihinde feryat ederek ifade ediyor: “Suça battık!” Bu bir Yargıtay Başkanının söyleyebileceği, sizlere iletebileceği en nazik ve en ağır uyarıdır. Bu uyarıdan niçin ders almıyoruz? Niçin gereğini yapmıyoruz?

Değerli arkadaşlarım, bu kadar ağır iş yükü altında ezilen hâkimlerimizin durumunu Avrupa Birliği üyeleriyle mukayese etmeye gerek duymuyorum, çünkü burada daha önce yapılan konuşmalarda bunlar ifade edildi. Zamanı daha iyi kullanmak için ben başka konulardan sizlere bahsetmek istiyorum.

Dokunulmazlıkların kaldırılmamış olması ve AKP’nin yandaşlarına dokunulamaması, adaletin kestiği parmağı acıtmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, zaman aşımı örtülü bir aftır. Bu aftan yararlananlar ancak hatırı sayılır kişilerdir. Geçmişte de bu vardı, şimdi de vardır. Şimdi olanları ben size ifade etmek istiyorum geçmişte olanlarla birlikte: Jet Fadıl’ın Almanya’dan hortumladığı paralarla Türkiye’de işlemiş olduğu suçlarla ilgili dava dosyası yeni zaman aşımına uğradı. Deprem davalarından yargılananların davası zaman aşımına uğradı. Şişli eski Belediye Başkanının ve kocasının işlemiş olduğu vergi suçları zaman aşımına uğradı. Bunlar adaletin kestiği parmağı acıttı, kamu vicdanını yaraladı.

Şimdi, sizinle ilişkili olarak ifade ediyorum: Hayalî ihracat iddialarıyla ilgili televizyonlarda yapılan konuşmaları herkes dinledi. Komisyon karşılığı iş takipçiliği, nüfuz suistimali, ihaleye fesat karıştırmak, vatandaşın fitresini, zekâtını, sadakasını hortumlamak için dernek kurup, Almanya’dan buraya onları getirerek yayın organlarında, ticarette, siyasette kullanmak isteyenlerin işlemiş olduğu suçlar, Almanya’da işlemiş olduğu suçlar mahkeme kararlarına geçti. O kararların içinde Türkiye’de neler olduğuna dair, uçların Türkiye’de bulunduğuna dair ifadeler yer aldı. Orada, yargıya müdahale olduğuna dair ifadeler yer aldı. Ve buradan, zaman aşımıyla ilgili adaletin kestiği parmağın acıttığını ifade etmiştim. Önümüzdeki süreçte bu suçlarla ilgili, zaman aşımı ile ilgili bir sonuçla karşılaşacaksak adaletin kestiği parmağın yine acıtacağını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, yargının siyasallaşması çok önemli bir sorundur. AKP Hükûmeti göreve geldiğinden bu yana yargının sorunlarını çözmek yerine, bunlardan sadece bina yapmak için elinden geleni yaptı. Ancak geriye kalan sorunlarla ilgili olmak üzere yargıyla cebelleşmeyi, yargıyla çekişmeyi, yargıyla savaşmayı tercih etmiştir.

Danıştaya ulema yolu gösterilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararı kurşun ile değerlendirilmiştir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi yok farz edilerek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Faruk Bal (MHP, Konya). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2008-12-23-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
