# Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faruk Bal (MHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim
- **Tarih:** 15 Ekim 2009
- **Gündem:** TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2009-10-15-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-3

> Faruk Bal (MHP), 15 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 480 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

FARUK BAL (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekillerinin uyarısıyla, Sayın Komisyon ve Sayın Bakan önergeye katılmadıklarını ifade ettiler. Beklenen bir durumdu. Ancak, yüce heyete hatırlatıyorum. 1’inci maddede demiştik ki: “Sözleşme kurmak tabiri yanlıştır, yaşayan Türkçede yoktur, sözleşme yapmak tabiri vardır."

Şimdi, 3’üncü maddede “sözleşme yapma” tabirini, Sayın Bakanın ve Sayın Komisyonun 1’inci maddede reddettiği “yapma” kelimesini niçin kullandınız? Burada niye “kurmak” kelimesini kullanmadınız?

Okuyayım: “Kabul için süre belirleyerek bir sözleşme yapılmasını öneren…” Niye “kurulmasını” demediniz? Bunu da yanlış dediniz. Bu da yanlış, “yapılmasını” değil “yapmayı” kelimesini kullanmanız lazımdı, düzeltmeniz için size bir fırsat. Fırsatları değerlendirmeyeceğinize inanıyorum ama doğruyu söylemeye devam ediyorum.

“İcap” kelimesi eski Kanun’da yanlış bir ibaredir. “İcap” kelimesi “gerektirmek”tir. Türkçesi “gerektirmek, gerektirici, gereken” anlamına gelir. Borçlar Kanunu’nun 3’üncü maddesinde yüklenen anlam ise bu değildir. Borçlar Kanunu’nun 3’üncü maddesindeki yüklenen anlam “teklif”tir. “Teklif” de yaşayan Türkçede vardır, esnafımız, tüccarımız kullanıyor: “Teklif mektubum ne oldu? Teklifin ne oldu? Teklifinde ne söylüyorsun?” Bu kadar basit, bu kadar açık, bu kadar yalın olan ve yaşayan Türkçede kullanılan “teklif” kelimesini reddetmenizi ben anlayamıyorum, akıl mantık iflas mı etti? Durdu mu? Bir yanlışı, eski Kanun’daki yanlışı düzeltelim diye ifade ediyoruz. Onun yerine “öneren” kelimesini alıyorsunuz. “Öneren” kelimesi yaşayan Türkçede konuşulan bir kelime değildir. Türkiye'nin yüzde 38’i tarım kesiminde bulunmaktadır. Tarım kesimindeki insanların “öneren” kelimesini kullandığına şahit olan bir Allah’ın kulu varsa çıksın ifade etsin. Nüfusumuzun önemli bir kısmı “öneren” kelimesiyle neyin anlatılmak istendiğini, neyin ifade edilmek istendiğini bilmemektedir.

Siz, Konfüçyüs’ün bin dört yüz yıl önce söylemiş olduğu ifadeyi -ben kanunun geneli üzerinde konuşma yaparken söylemiştim, ifade etmiştim- anlamadınız mı daha? Eğer kanunun dili anlaşılmaz ise anlaşılmayan kelimelerle anlaşılmayan hareketler yapılır, yanlış hareketler yapılır. Yanlış hareketler cezayı bulmazsa adaletsizlik doğar. Adaletsizliğin doğduğu bir toplum çözülür, çöker.

Buradan alacağınız ders olması gerektiğine inanıyorum ancak muhalefet partilerinden gelen önergeleri, teklifleri reddetmek şeklinde katı ve anlaşılmaz bir tutumun ortak aklı yaratmaya bir faydası olmayacağını düşünüyorum.

Sayın Bakan, birlikte çalıştığınız arkadaşlarınız, Komisyonun saygın bilim adamları da bizim tekliflerimizin makul olduğunu ifade etti. Grup başkan vekillerinizle görüşmelerimizde de makul, Türkçenin uygun hâle getirilmesi, kanunun yaşayan Türkçeye uygun hâle getirilmesi düşüncelerini paylaştılar. Bunları Meclisin değişik birimlerinde ve hatta basında da paylaşan arkadaşlarınız oldu. Niçin siz ısrarla, inatla, yaşayan Türkçe yerine anlaşılmasında zorluk çıkacak olan tasarıda inat ederek bu teklifleri makulde birleşme noktasına gelmiyorsunuz? Bu inatçılık ile bu parmak sayısı ile demokrasiyi ölçme anlayışı ile yüce Meclisin mehabetine uygun bir yasa çıkarmasını mümkün görebiliyor musunuz? Bu mümkün olmadığına göre, gelecek nesillerde tartışılacak olan Borçlar Kanunu’nun seksen üç yıl tartıştığı bir kelimeyi düzgün hâle getirmemek suretiyle ve gelecekte de belki seksen üç yıl tartışılacak birtakım uyduruk kelimeleri kanunun içerisine zorla sokmaya yelteniyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bu, sadece hukuk açısından değil –hukuk, millî kültürün bir parçasıdır- millî kültürün tahribi açısından da çok önemli bir noktadır.

Sizin bu noktaya geleceğinizi ümit ediyor, artık hiç seksen üç yılda yaşayan dile girememiş “icap” kelimesinin yerine binlerce yıl Türkçede yaşayan “teklif” kelimesinin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Faruk Bal (MHP, Konya). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 15 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2009-10-15-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
