# Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faruk Bal (MHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 8 Şubat 2011
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2011-02-08-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s

> Faruk Bal (MHP), 8 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)); konuşma 1.729 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yargıtay ve Danıştay Kanunu üzerinde önemli değişiklikler yapan kanun tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek için huzurunuzdayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce Sayın Bakanı dinledik, bu kanunun yüce Meclisin önüne getirilmesinin asıl sebebinin Yargıtay ve Danıştayda biriken iş yükü olduğunu rakamlarla bize ifade ettiler, bu doğrudur. Danıştay ve Yargıtayda yoğun bir iş yükü vardır ve bu iş yükünün de halledilmesi gerekmektedir. İş yükünün halledilebilmesi ya da yargının tüm sorunlarının halledilebilmesi için sadece iş yükünden başlamak yanlıştır. Yargının araç sorunu vardır, gereç sorunu vardır, teknoloji sorunu vardır. Yargının motivasyon sorunu olmuştur devri iktidarınızda. Yargının otomasyon sorunu vardır, standardizasyon sorunu vardır, reorganizasyon ve dokümantasyon vardır.

Şimdi, bunların hepsini Milliyetçi Hareket Partisi “2023 Yükselen Güç Türkiye” perspektifi dâhilinde değerlendirdi, Millî Yargı Projesi olarak ortaya koydu, bunların çözümünün tamamı orada ama 2023 siyasi söyleminin siyasi intihalle AKP’ye mal edilme çalışmalarını da buradan yüce Meclisin değerli üyelerinin bilgilerine sunuyorum. 2023 siyasi vizyonunun siyasi intihalle sonuçlanan akıbetine uğramaması için Millî Yargı Projesi’yle ilgili ifade ettiğimiz hususları da tekrar sizlerin bilgisine sunmuş oldum.

Şimdi, çare bu iken yargının üzerindeki siyasi tartışmaları kaldırmaktır asıl başlayacağımız nokta, yargının üzerindeki siyasi tartışmaların kaldırılması. Yargı ne siyasetin içinde olmalıdır ne de siyasi tartışmaların içinde olmalıdır. Geçmişte, Anayasa Mahkemesi, siyasi bir sorun olan Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili sorunu siyasi olarak çözümlenememesi nedeniyle kendisi çözmeye kalkmış ve herkesin vicdanında derin yaralar açan 367 kararı karşımıza çıkmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi, bu şekilde siyasi krizi yargıya çözdüren bir siyaset anlayışına karşı olduğunu ve Anayasa Mahkemesi kararının da siyasi bir karar olduğunu ifade ederek eleştirmiştir.

Türban sorunu sosyal ve siyasi bir sorundur, bunun yargıya çözdürülmesi yanlıştı. O tarihteki Anayasa Mahkemesi “Bu sorunu kendim çözeceğim.” diyerek siyasetin içine girmiş, hukukun dışına çıkmış ve dolayısıyla eleştirilmişti. Parti kapatma davası da aynı şekilde siyasi bir karardı. İşte, bütün bu konuşulanlar sizin yargıdan şikâyet ettiğiniz hususlardır. Sayın Bakan, bunun altını çizin, biraz sonra da bizim şikâyet ettiğimiz hususları konuşacağız.

Değerli milletvekilleri, 28 Şubatta, o acı günleri yaşayanlardan birisiyim, HSYK’nın hışmına uğrayan kişileri mağdur etmemek için çalışan bir kişiyim o tarihin Personel Genel Müdürü olarak, mağdur kişileri mağduriyetten korumak isterken kendisi mağdur olan da bir kişiyim. O tarihte yargının tutumu yanlıştı, bu yanlışın altını çizelim Sayın Bakan. Bu tarihteki tutumunuzun da ne kadar yanlış olduğunu size hatırlatacağım.

İşte, böyle “arka bahçe-ön bahçe” söylemleriyle yargı siyasallaştırılmıştır ve siyasallaştırılan yargı netice itibarıyla AKP’nin bir temel hedefi hâline gelmiştir, AKP’nin ele geçirme gayretiyle çabaladığı bir hedef hâline gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım, mesele Sayın Bakanın ifade ettiği şekilde iş yükünü hafifletmek ve yargıyı siyasallaştırmak değilse mesele çok kolaydır, çok basittir. Milliyetçi Hareket Partisi, mahkemeleri peygamber postu olarak gören bir kültürün, öyle bir medeniyetin oluşturduğu siyasi söylemleriyle size çözüm önermektedir. Milliyetçi Hareket Partisi, yargı mensuplarının Türk milleti adına karar veren birer anayasal organ ve adil kuruluşlar olduğuna inanan bir parti olarak size çözüm üretmektedir ve bu çözüm içerisinde de ortak akla sizi davet etmektedir. Eğer mesele sadece iş yüküyse iş kolay ve çok basittir, hiç tartışmaya gerek yoktur, kendinizi yormayın Sayın Bakan, bizim hukukumuzda, geçmişinde vardır, Danıştaya, Yargıtaya mürettep daire kurarsınız. Bu mürettep daireler, iş yükü azaldığı zaman görevleri sona erer ve istediğin kadar mürettep daire kur, kimse sana bir şey demez. İkincisi, eğer yargıyı siyasallaştırmak istemiyorsanız ve bir hedefiniz yoksa, Yargıtaya asli üye seçmek yerine geçici üye seçersiniz -bu “geçici üye” kavramı hem yerli hukukta hem uluslararası hukukta vardır- bu şekilde yargıyı siyasallaştırmamış olursunuz. Üçüncü olarak da yargıya seçeceğiniz, yüksek yargıya seçeceğiniz bu geçici üyeleri… Zaten orada görevlendirilecek insanların vasıfları bellidir, zaten orada görevlendirilecek olan insanların belirli bir kıdemden geçmesi lazım, belirli disiplin suçlarını işlememesi lazım, belirli not seviyelerini tutturmaları lazım. O takdirde bunların arasında siyasi tercih yapmayın, kurayla belirleyin. İşte size üç tane öneri lakin siz bu önerileri kabul etmediğinizi Adalet Komisyonunda ifade ettiniz. O zaman siz armut yemek istemiyorsunuz…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Üzüm, üzüm…

FARUK BAL (Devamla) – O zaman siz üzüm yemek istemiyorsunuz, bağcı dövmek istiyorsunuz. Döveceğiniz bağcı yargının ta kendisidir, döveceğiniz bağcı günü geldiğinde herkesin sığınabileceği güvenli bir limandır, döveceğiniz bağcı peygamber postunda oturan kişiye AKP yaftasını takmaktır. Dolayısıyla, sizin bu önerileri reddetmiş olmanız doğrudan yargıyı AKP kurumu hâline getirme niyetinizin bir delilidir. Bu tabii, bizim için bir sürpriz de değildir. Niçin bu zamanda buna karar verdiniz? Eskiden siz AKP olarak yargının, yüksek yargının iş yükünden haberdar değildiniz, eskiden siz iş yükünden şikâyetçi de değildiniz. Eğer bu doğruysa nasıl Adalet Bakanlığını sekiz yıldır AKP üstlendi? Eğer iş yükünden şikâyetçi iseniz şimdi soruyorum Sayın Bakan:

2007 yılında, 250 üyeli Yargıtayda 23 tane üye boş, Yargıtay bağırıyor “Bana üyelerimi seç.” diye, siz Müsteşarınızı göndermiyorsunuz, Yargıtayın 23 tane üyesi bir buçuk yıl seçilmiyor, Yargıtayda iş birikiyor. İşte, bu iş birikiminin manevi sorumlusu sizin iktidarınızdır. On binlerce diye ifade ettiğiniz, zaman aşımından kalkan dosyada ortaya çıkan adaletsizliğin tam sorumlusu AKP’dir, eğer o zaman 23 tane üyenin atanmasına engel olmamış olsaydınız.

2009 yılına geliyor, Yargıtaydaki boş üye sayısı 33. Yargıtay bağırıyor, Danıştay bağırıyor: “Boş olan kadrolara üye seçin.” Kanunen seçmek zorundasınız, 10 üye boşaldığı zaman bu seçimi yapmak zorundasınız ama siz, Müsteşarınızı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna göndermiyorsunuz, o şekilde de Kurulun çalışmasını engelliyorsunuz ve neticede Danıştaya ve Yargıtaya üye seçtirmiyorsunuz.

Yıl 2007, 11 Temmuz günü Meclise sunduğunuz kanun tasarısında, Yargıtaya bir hışımla hücum ediyorsunuz. Onların daire sayısını, ceza dairelerinde 7’ye, hukuk dairelerinde 13’e ve 250 olan üye sayısını da 150’ye düşürmek için kanun tasarısı gönderiyorsunuz.

Bu zamana kadar Yargıtayda işin biriktiğinin siz farkında değil miydiniz Sayın Bakan? Ne oldu da şimdi Yargıtaya birden 137 tane, Danıştaya birden 61 tane üye seçmek aklınıza geldi? Gece rüyanızda mı gördünüz, yoksa bir şey mi yaptınız? Evet, bir şey yaptınız. Ha, ondan önce de şunu ifade edeyim: Bu tarihe kadar, yüksek mahkemeler, Danıştaya ve Yargıtaya üye seçilmesini yüksek sesle dile getirir iken, sizin bu tasarınız ortaya çıktıktan sonra onlar da görüş değiştirdi, sizin görüş değiştirişiniz gibi; tahterevalli gibi, bir tarafında siyasallaşmış ya da yargıyı siyasallaştırmak isteyen bir AKP, diğer tarafında da karşısındakiler.

Değerli arkadaşlarım, ne oldu? Ne oldu da Yargıtaya üye seçilmesini engelleyen AKP’nin Adalet Bakanlığı, yıllarca engelleyen Adalet Bakanlığı aniden Yargıtayı böyle obez bir mahkeme hâline getirmek, dairelerini artırmak, Danıştayın dairelerini artırmak, üye sayısını artırmak için harekete geçti? Bir şey oldu, o da HSYK’nın yeni oluşumu.

Değerli arkadaşlarım, HSYK’nın yeni oluşumu ile Adalet Bakanlığı istediği yandaşını yüksek yargıya üye olarak seçtireceği kanaatine ulaşmış olmalıdır ki Danıştaya 61 tane yeni üye, 2 tane daire, Yargıtaya 4 tane daire ve 137 tane üye seçtirerek bu oyunun içine girmiştir.

Şimdi, bu 137 tane yeni üyeyle dünyanın en obez mahkemesi hâline gelecek olan Yargıtayın bu derecede üye sayısının şişirilmesinin sebebi hikmeti nedir diye bakıyoruz, karşımıza milimetrik bir hesap çıkıyor. Çok iyi incelemiş arkadaşlarınız, tebrik ediyorum. Yargıtaydaki bütün seçimleri çok iyi incelemişler, lehinize, aleyhinize çıkabilecek oyların ortalamalarını yapmışlar ve Yargıtaydaki üye çoğunluğunu elde edecek şekilde bir Genel Kurul oluşturuyorsunuz, 387 kişiden müteşekkil. “Canım, oluşuversin, ne olsun!” diyelim. E, diyelim de hukukun temel ilkelerini ortadan kaldıran bir anlayışla siz “tabii hâkimlik” ve “mahkemelerin kanunla kurulması” ilkesini de bertaraf ederek, Yargıtayın bütün işleyişini, daireler arasındaki iş bölümünü, daireler arasındaki dava naklini dahi Yargıtayın Genel Kurulunun iradesine bırakacak kadar adaleti fersudeleştirip Yargıtayı ve Danıştayı tam bir AKP kurumu hâline getirerek önündeki adil iş görme hizmetini ortadan kaldırıyorsunuz.

Sayın Başkan, Sayın Bakan; mahkemelerin kanunla kurulacağı bir evrensel değerdir. Bu evrensel değer bizim Anayasa’mıza da girmiştir. Tabii hâkimlik müessesesi insanların yüzlerce, binlerce yıl uğraşarak ulaşmış olduğu bir evrensel değerdir ve bu evrensel değer de bizim hukukumuza girmiştir.

Şimdi siz bu evrensel değerleri bu tasarıyla yok ediyorsunuz. Hem tabii hâkimlik ilkesini hem de mahkemelerin kanunla kurulma ilkesini, oradaki yandaş yargıçlarla oluşturacağınız çoğunluğun kararına göre, istediğiniz davayı Yargıtayda istediğiniz bir seyahate çıkarabilecek hâle getiriyorsunuz. Bu, Türkiye'nin yargısını, Fatih Sultan Mehmet’in adaletinden daha geriye götürmek demektir. Altı yüz yıl geriye gidiyorsunuz Sayın Bakan.

Değerli arkadaşlarım, bir suç işleyen kişi kanuna bakar, kanunda der ki: Bu suçu işleyenler şurada, şu mahkemede yargılanır. Yani, suç işleyen kişinin nerede, nasıl yargılanacağı önceden bellidir. Bu tasarı ile suç işleyen kişinin ne zaman, nerede yargılanacağı muğlaktır, Genel Kurulun iradesine tabidir. Genel Kurul siyasi bir etki ile eğer karar verecek olursa -sizin amaçladığınız gibi- bu takdirde Yargıtaydaki görülecek davaların tümünün siyasi bir etiket taşıması kaçınılmazdır.

Bunların çizin altını demiştim Sayın Bakan. O zaman yüksek mahkemelerin 28 Şubat’ta ve diğer almış oldukları bazı siyasi kararlarda nasıl kamu vicdanı sızlamış ise, şimdi siz de kamu vicdanını sızlatacak bir iş yapıyorsunuz, kanı kanla yıkıyorsunuz. “Arka bahçe” diye nitelendirdiğiniz yargıya siz “ön bahçe” ya da “sırçalı bir köşk” tevdi ediyorsunuz. Dolayısıyla bu yapılan işten bir an önce dönmek ferasettir, ortak akılda buluşmak ise önemli bir fazilettir.

Değerli arkadaşlarım, geldiğimiz noktada basını yandaş basın hâline getiren, korku imparatorluğunun dehlizlerine, basın patronlarını bir kenara bırakın, köşe yazarlarına, genel yayın yönetmenlerine, muhabirlerine kadar korkutan AKP, devleti A’dan Z’ye bir parti memuru görevi yapacak şekilde kamu hizmetinden ve kamu hizmetinin eşit sunulması ilkesinden uzaklaştıran AKP, özelleştirmelerle, yandaş kayırmalarıyla, ihalelerle, komisyonlarla kendi zenginini yaratan AKP, işte yarattığı üç tane üstün gruba bir hukuk yaratmak istiyor. Bu getirdiğiniz tasarıyla, sizin yarattığınız üstünlerin hukukunu koruyacak olan bir organ yaratıyorsunuz. Dolayısıyla, böyle bir organın adalet duygusuyla bağdaşacak bir tarafı yoktur.

Değerli arkadaşlarım, bu yaptığınız yargıyı, yüksek yargıyı siyasallaştırma hareketiyle demokrasinin genetiğini bozuyorsunuz, hukuk devleti ilkesini bozuyorsunuz, tabii hâkimlik ilkesini bozuyorsunuz, demokrasinin kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yasamayı ve yürütmeyi denetleyecek olan yargıyı siyasallaştırarak denetimsiz bir güç oluşturuyorsunuz. Bunun adı korku imparatorluğunun, başka bir ifadeyle diktanın ta kendisidir. Diktaya gidiş yolunda, şairin mısralarında ifade ettiği gibi, Sayın Bakan, sonradan da şarkılaştırılan ama yine bir şarkının sözleriyle ifade etmek istiyorum: “Dönülmez akşamın ufkundayız” diyor. Bugün, bu akşam, demokrasi yolunda dönülmez bir akşamın ufkundayız Sayın Bakan. Vakit çok geç olmadan size tavsiyem, gelin, hukuktan yana olun, haktan yana olun, adaletten yana olun, hürriyetten yana olun. Yargıyı bağımsız kılalım, yargıyı tarafsız kılalım. Günü geldiğinde sizin de güvenerek gidebileceğiniz bir liman hâline getirelim. Yargıyı arka bahçe yapmayalım, yargıyı ön bahçe de yapmayalım. Yargının, AKP’nin sırçalı köşkü hâline getirilmesine de engel olalım ve herkesin, inançla, güvenle “Adalet var bu ülkede, benim hakkımı peygamber postunda oturan bir hâkim korur. Benim milletimin adına hükmedecek olan hâkim benim hakkımı da korur.” diyebilen insanların, mutlu ve müreffeh Türkiye’nin adalet sistemini hep birlikte inşa edelim.

Eğer önerilerimizi değerlendirmeye uygun görürseniz Sayın Bakan, bunlar, sizin hukuk tarihine geçebilecek ciddi, tarafsız bir Adalet Bakanı olarak lehinize, hanenize önemli bir nokta olacaktır. Eğer bunlar reddedilirse, bu takdirde de, zatıaliniz, yargıyı siyasallaştıran bir bakan olarak ve o siyasallaştırma içerisinde de yargının çarkları arasında kişiliği ciddi bir şekilde tartışılan bakan olarak anılacaktır diyor, yüce heyete saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Faruk Bal (MHP, Konya). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2011-02-08-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
