# Türkiye cumhuriyeti anayasasının 59 uncu maddesinde değişiklik yapılması hakkında kanun (s.s.:697)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faruk Bal (MHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim
- **Tarih:** 15 Mart 2011
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ 59 UNCU MADDESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (S.S.:697)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2011-03-15-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-59-uncu-maddesinde-degisiklik-yapilma

> Faruk Bal (MHP), 15 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ 59 UNCU MADDESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (S.S.:697)); konuşma 1.696 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; spor faaliyetlerini tanzim eden Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün teşkilatlarıyla ilgili Kanun’un bir maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine uluslararası spor hukukuyla ilgili Türkiye'nin önünde ciddi bir sorun ortaya çıkmıştı. Bu ciddi sorunun aşılabilmesi, spor faaliyetlerinin uluslararası standartlarda Türkiye’de yürütülebilmesi ve spor federasyonlarımızın uluslararası federasyonlarla ilişkilerinin düzenlenebilmesi için bu Anayasa değişikliği teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisinde grupları bulunan partiler tarafından bir mutabakat içerisinde yüce Meclisin huzuruna getirilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, spor faaliyetlerinin kendine özgü ihtiyaçlarının karşılanabilmesi, uzun zamana yayılan bir denetim sürecinin spor faaliyetlerine vermiş olduğu engelin ortadan kaldırılabilmesi ve spor federasyonlarımızın ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için mutabakata varılmasında önemli bir katkıda bulunduk. Milliyetçi Hareket Partisinin bu katkısı spor camiamıza hayırlı sonuçlar getirecektir diye düşünüyorum. Bu vesileyle, spor camiasında bulunanları saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu Anayasa değişikliği aynı zamanda bir gerçeği daha ortaya koymuştur. Bu gerçek, anayasa değişikliklerinin veya yeni anayasanın yapılmasının toplumsal mutabakat çerçevesi içerisinde gerçekleştirilmesine ilişkin evrensel bir değer. Dolayısıyla, anayasa değişikliklerinin toplumsal mutabakat içerisinde yapılabilmesine, böyle bir imkânın Türkiye Büyük Millet Meclisinin 24’üncü Döneminde gerçekleştirilebileceğine de güzel bir örnektir. Bunu biz daha önce de görmüştük. 2000 yılında Anayasa’nın otuz üç maddesi değiştirilirken o tarihte Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan beş siyasi parti de bu mutabakata ulaşabilmişti. Dolayısıyla, bu şekilde, mutabakat içerisinde yapılan anayasa değişiklikleri toplumsal bir karşılığı olan, toplumsal bir değeri olan ve toplumsal bir ihtiyacı da cevaplayabilen anayasa değişikliği olmaktadır. İşte, bu açıdan değerlendirdiğimiz zaman, Milliyetçi Hareket Partisi, 12 Eylül Anayasası’nın, yani 1982 Anayasası’nın da değiştirilmesini, ya yeniden yapılandırılmasını ya da topyekûn bir anayasa ortaya konulmasını düşünmekte, bununla ilgili genel çizgilerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, biz devlet olarak, millet olarak çok büyük bedeller ödeyerek, anayasa yapımında ve değiştirilmesinde dünyanın en tecrübeli devleti, en tecrübeli milleti hâline geldik. 1876 Anayasası’yla, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü durdurabilmek için bir anayasa yaptık, Teşkilatı Esasiye Kanunu. Maalesef, amacı Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü durdurmak iken bu Anayasa çöküşü hızlandırmış ve 1876 tarihi itibarıyla imparatorluk sınırları içerisinde bulunan pek çok vatan toprağı, neticede 1920’li yıllara gelindiğinde elimizden çıkmış ve imparatorluk da İstanbul’da küçücük bir alanda müstevli güçlerin tahakkümü altına girmiştir.

İşte, bir imparatorluğun çöküşünün sebepleri ve sonuçlarıyla ilgili olmak üzere biz devlet olarak, millet olarak, bedel ödemiş bir millet olarak büyük bir tecrübeye sahibiz. Onun için, 21’inci yüzyıla girdiğimiz şu süreçte yeni bir anayasa ihtiyacı var olduğuna, kesin olduğuna göre, Milliyetçi Hareket Partisi imparatorluğu çökerten 1876 Anayasası’nın, Anayasa’nın uygulanmasıyla ilgili süreçten bu dönemde yararlanılması, bunun faydalı yönlerinin benimsenmesi, çöküşe sebep olan noktalarından ise sakınılması gerektiğini düşünmektedir.

Diğer taraftan, çöken imparatorluğun arkasından verilen muhteşem bir Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 1921 Anayasası’nı yapmışız. 1921 Anayasası’nda millet bütünlüğü ve üniter devlet yapısına geçmişiz. Vatandaşın tebaa düzeninden eşit vatandaşlık düzeyine geçmişiz ve bir Kurtuluş Savaşı bedeli ödemiş millet olarak, devlet olarak bu tecrübeden yararlanmamız, bunun olumlu yönlerini almamız ve olumsuz yönlerinden ise sakınmamız gerekmektedir.

Yine 1924 yılında, kurmuş olduğumuz üniter ve millî devlet yapısına siyasi bir model getirmişiz ve bu siyasi modelin de adı “cumhuriyet” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla 1924 Anayasası’nın bu önemli özelliğinden, 21’inci yüzyılın değerleriyle de örtüşmek kaydıyla yeni anayasa yapımında yararlanmamız gerekmektedir.

Bir ihtilal yaşamışız, yine bir bedel ödemişiz, 1960 ihtilali ve 1961 Anayasası. İhtilal mantığıyla yapılmış olan 1961 Anayasası “Bol geldi bu millete.” denilerek eleştirilmiş ve Türkiye’yi belirli bir süreç içerisinde önemli noktalara kadar taşımıştır. Bu bol gelen Anayasa’nın da iyi yönünün, kötü yönünün değerlendirilmesi ve 21’inci yüzyılda evrensel değerlerle barışık bir anayasa yapımında bundan yararlanmamız gerekmektedir.

1982 Anayasası, bir ihtilal anayasasıdır, ihtilal mantığıyla hazırlanmıştır. Dolayısıyla, bu Anayasa da, o mantığın gerektirdiği kurum ve kuruluşlar ile millet iradesini paylaşma özelliği itibarıyla “Dar geldi.” diye eleştirilmiştir. Dolayısıyla, dar gelen bu Anayasa’nın da olumlu ve olumsuz yönleri 21’inci yüzyılın evrensel değerleriyle bağdaştırılmak kaydıyla değerlendirilmeli, yeni anayasa yapımında dikkate alınmalıdır.

İşte bütün bu saydığım beş tane anayasayı yüz otuz beş yıl içerisinde biz değiştirirken, bir imparatorluk kaybetmişiz, bir Kurtuluş Savaşı yaşamışız ve iki tane de ihtilal görmüşüz. Dolayısıyla, dünyanın en zengin anayasa yapan ülkesi olarak bu anayasaları yaparken en büyük bedelleri ödemiş bir devlet, bir millet olarak anayasa hukuku konusunda bizim 21’inci yüzyılda başkalarından alacak dersimiz yoktur, yeter ki, tarihten çıkardığımız dersi dikkatle inceleyelim ve tarihin tekerrür etmesine izin vermeyelim.

Değerli arkadaşlarım, bu beş anayasa yapılırken Türkiye çok sayıda anayasa değişikliği yapmış, anayasaların 230’a yakın maddesi değiştirilmiştir. Şaşırtıcı bir şekilde bu anayasaların değişikliği üç tane muhtıranın neticesinde gerçekleşmiştir. Bu anayasa değişikliklerinin büyük bir bölümü 12 Mart 1971, 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007 tarihi itibarıyla bu muhtıralar milletin iradesi üzerinde ciddi bir ipotek unsuru olmuştur.

Şimdi, buradan çıkarak yeni Anayasa’yı nasıl yapmamız lazım? Değerli arkadaşlarım, bugün örneğini görüyoruz. Bugün dört parti bir araya gelebildi. Demek ki haklı ve makul bir noktada siyasi partilerimiz uzlaşma içerisine girebiliyor ve bu uzlaşmayı da, geçmişte olduğu gibi, 2000’li yıllarda beş partinin bir araya gelerek Anayasa’yı değiştirdiği gibi, 23’üncü Dönemde de değiştirebiliyoruz.

Böyle bir değişikliğin toplumsal mutabakat zemininde yapılabilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi, 2007 yılında, yani 23'üncü Dönem milletvekilliği, yasama faaliyeti başlar bazlamaz milletimize ilan etmiştir: “Gelin, bu Anayasa’yı toplumsal bir mutabakat ile değiştirelim veya yenisini yapalım.” diye. Bunun için yol ve yöntem de göstermiştir. Mecliste bir uzlaşma komisyonu kurulsun, bu uzlaşma komisyonuna siyasi partiler üyelerini versin. Böyle bir teşebbüs olmuş ve Milliyetçi Hareket Partisi de uzlaşma komisyonuna üyesini vermiştir, lakin burada tartışmaya gerek görmediğim sebeplerle bu komisyon kurulamamıştır. Ama, vakit geç değildir. Önümüzde bir seçim vardır. Bu seçimde, belli belli besbelli ki 24’üncü Dönem Parlamentosu, yani bundan sonra seçilecek Parlamentonun ağırlıklı çalışma konusu Anayasa değişikliği olacaktır. O zaman, gelin, demokrasinin gerektirdiğini birlikte yapalım, vakit geç değil. Siyasi partiler bir uzlaşma komisyonu etrafında bir araya gelsinler ve uzlaşabildikleri maddeleri alt alta yazsınlar. Seçime giderken diyelim ki: “Ey millet! Biz Mecliste bulunan partiler olarak Anayasa’nın şu, şu, şu maddelerini değiştirme konusunda anlaştık. Bize oyunu verirken ona göre ver.” Elbette ki tam mutabakat sağlanamaz. Bu takdirde, mutabakat sağlanamayan alanlarda, buna karşı çıkan partiler de desin ki: “Ben sağlanmış olan bu mutabakatın şu maddelerine karşıyım.” Millet de onları bilsin, ona göre oyunu versin. Böylece millî irade tecelli etsin ve 24’üncü Dönem Parlamentosu artık kurucu Meclis, tali kurucu Meclis gibi tartışmaları ortadan kaldıracak şekilde 21’inci yüzyılın evrensel değerleriyle barışık bir anayasayı yapabilsin ve yüz otuz beş yıllık Anayasa tartışmalarımıza bir son verebilsin.

İşte, böyle bir zemin içerinde Milliyetçi Hareket Partisinin ortaya koyduğu ve Anayasa değişikliğinde savunduğu, bir bakıma da kırmızı çizgiler olarak ilan ettiği hususlar şunlar olacaktır: Biz, tarihî tecrübeden yararlanıyoruz, tarihin tekerrür etmemesi için. İşte, bu nedenle diyoruz ki: 1876 Anayasası, Osmanlıya bir imparatorluk kaybetmesi sonucunu doğuran, imparatorluğun çöküşünü hızlandıran bir anayasa olmuştur. Dolayısıyla 21’inci yüzyılda Türkiye’yi büyük ufuklara, lider ülke ufkuna taşıyacak evrensel değerle barışık Anayasa’nın yapımında, imparatorluğu çökerten bu husus dikkate alınmalıdır ve etnik ayrışmalar, etnisite temelindeki tartışmalar ortadan kardırılarak 21’inci yüzyılın evrensel değeri olan eşit haklara sahip vatandaşlık esasında bir mutabakat sağlansın.

Diğer taraftan, imparatorluk çok uluslu, çok hukuklu bir yapıya sahipti. Bu çöken Osmanlı İmparatorluğu’nun külleri arasından bir Türkiye Cumhuriyeti devleti oluşmuştur. Bu devlet millî bir devlettir, üniter bir devlettir ve millet bütünlüğüne dayalı bir devlettir. Bir kurtuluş savaşıdır bu devletin kurulmasının bedeli. Bu bedeli ödemiş bir devlet, bir millet olarak devletin kuruluş felsefesine uygun davranılmalı ve yeni Anayasa tartışmasında uyduruk ve ucube birtakım söylemlerle devletin üniter yapısını ve milletin bütünlüğünü tahrip edecek, örseleyecek, onları aşındıracak söylemlerden kaçınılmalı.

Diğer taraftan, kurulan yeni üniter ve millî devletin siyasi yapısı parlamenter demokrasi ve cumhuriyet olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi ilan etmektedir ki yeni Anayasa’da, 21’inci yüzyılın değerlerini taşıyan yeni Anayasa’da, cumhuriyetin temel değerleri, parlamenter demokrasi, kuvvetler ayrılığı ilkesi, yargı bağımsızlığı ilkesi tartışılmadan, iyileştirilecek şekilde kabullenilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, bu ifade ettiğim altı tane madde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesidir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesini aşındıracak, numaralı cumhuriyetçilere laf söyleyecek bir yol açacak, Türkiye’yi etnik parçalara bölecek, mozaiklere bölecek her teklifin karşısında Milliyetçi Hareket Partisi dimdik ayakta olacaktır. Ödediğimiz bedellerin kıymetini, kadrini bilen bir parti olarak Milliyetçi Hareket Partisi tarihin tekerrür etmesine müsaade etmeyecektir.

Değerli arkadaşlarım, tabii bütün bunları anlatırken bir de son günlerde, yasama Meclisinin son döneminde yaşadığımız bir Anayasa değişikliği olmuştur. 2007 ve 2010 yıllarında referandum ile kabul edilen Anayasalar, eğer iyi niyetle, halis niyetle yaklaşılmış olunsaydı, mutlaka toplumsal bir mutabakat temin edilerek milletin Anayasa değişikliği olarak kabullenilebilir bir hâle getirilebilinirdi. Keşke bu Anayasa değişiklikleri toplumsal mutabakatı arayan bir niyetin ürünü olabilseydi, dayatma olmasaydı. İşte bu Anayasa değişikliğinde, insanımızın, milletimizin millî ve manevi değeri olarak kadına duyduğu saygı, milletimizin çocuğa duyduğu şefkat, milletimizin şehide duyduğu muhabbet, milletimizin özürlüye duyduğu merhamet, milletimizin baş örtüsüne duyduğu hürmet ve milletimizin 12 Eylül’e duyduğu nefret duyguları propaganda aracı olarak kullanılmamalıydı. Nitekim, 12 Eylül tarihi itibarıyla, Anayasa’nın kabul edilmesinden bu yana ciddi bir zaman geçmiştir. Bu süreç içerisinde -altı yedi ay geçtiği hâlde- ne Anayasa değişikliğinin pozitif ayrımcılık yapılacak diye ilan ettiği kadına ne çocuğa ne şehide ne özürlüye ne yaşlıya ne başörtülüye pozitif bir ayrımcılığı öngören bir değerlendirme yapılmamış ama 12 Eylül’le ilgili burada yapılmış olan gözyaşı propagandasının arkasında 12 Eylül’ün mimarları, 12 Eylül’ün mühendisleri, 12 Eylül’ün darbecileri hâlâ 12 Eylül’ün yarattığı bu Anayasa düzeni içerisinde bir koruma altındadır.

Değerli arkadaşlarım, keşke “12 Eylül’ü yargılayacağız.” iddiası gerçek olarak ortaya çıkabilseydi. Keşke 12 Eylül’de insanları işkencelere, Mamaklara, C-5’lere götürüp orada insanlık dışı muamele eden insanlar yargı önüne getirilebilseydi. Getirilemeyeceği belliydi çünkü bu Anayasa değişikliği yapılırken niyet halis değildi. Sadece, milletimizin millî iradeyi ortadan kaldıran 12 Eylül’e karşı nefret duygusu bir “evet” oyuna dönüştürülme aracı olarak kullanılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, 12 Eylül hareketini yapanların yargılanması… Çocuklara, kadınlara, özürlülere, şehit yakınlarına ve devletin merhametli ve şefkatli elini uzatması gereken diğer kesimlere herhangi bir pozitif ayrımcılık yapılmazken, Anayasa’nın asıl öngördüğü, içinde cumhuriyetin temel nitelikleri, yargı bağımsızlığı, parlamenter demokrasiyi ilgilendiren konularda süratli bir düzenleme yapılmıştır. Yani asıl, Anayasa’nın çıkış, değiştirilme nedeni olarak öngörülmüş olan Anayasa Mahkemesinin yapısının değiştirilmesine, Yargıtayın yapısının değiştirilmesine, Danıştayın yapısının değiştirilmesine, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısının değiştirilmesine ilişkin kanunlar süratle geçirilmiş ancak bu amacı elde etmek için dolgu malzemesi olarak kullanıldığı izlenimi ortaya çıkan pozitif ayrımcılık yapılacak kesimlerle ilgili olmak üzere herhangi bir iyileştirme yapılmamıştır.

Değerli arkadaşlarım, bu duygu ve düşüncelerle, Meclisimizde sağlanmış olan bu mutabakata, gönülden bir, halis niyetli mutabakata ulaşma gayretiyle ortaya koyduğu çalışmalarla destek veren Milliyetçi Hareket Partisi, bu duygu ve düşüncelerle, spor camiamıza değişikliğin hayırlı olmasını dilemektedir. Önümüzdeki süreç içerisinde spor federasyonlarımızın yapacağı karşılaşmalarda ve uluslararası karşılaşmalarda ve yönetimi ve disipliniyle ilgili spor faaliyetlerinde başarılı bir şekilde hizmetler sunacağına inanıyor, bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Faruk Bal (MHP, Konya). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının 59 uncu maddesinde değişiklik yapılması hakkında kanun (s.s.:697)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 15 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2011-03-15-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-59-uncu-maddesinde-degisiklik-yapilma (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
