# Mera kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tekl.( ss:867)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faruk Çelik (AK Parti, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim
- **Tarih:** 19 Nisan 2005
- **Gündem:** MERA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.KAN.TEKL.( SS:867)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faruk-celik-22-2005-04-19-mera-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-kan-tekl-ss-867

> Faruk Çelik (AK Parti), 19 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.KAN.TEKL.( SS:867)); konuşma 921 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA FARUK ÇELİK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 867 sıra sayılı kanun teklifim üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz Mera Kanunu üzerindeki değişikle ilgili sorun, aslında, 3194 sayılı İmar Kanununun 11 nci maddesinin değişiklikten önceki son cümlesinden kaynaklanmaktadır. Bu cümleye göre, belediye imar planı içerisine alınan mera vasıflı taşınmazlar, imar uygulamasına ilişkin belediye meclisinin kararından sonra mera vasfını kaybediyorlardı.

Kanunda, tescilin belediyeye mi, Hazineye mi yapılacağı konusunda ise, yargıda da çok farklı kararlarla karşı karşıya kalınmış idi. Bazen, yargı, belediyeye tescili, bazen de Hazineye tescili konusunda kararlar vermiş idi. Daha sonra, yargıdaki içtihat farlılıkları ortadan kalkınca, uygulamaya ilişkin, yani, geçmiş döneme ait uygulamaya ilişkin çok ciddî sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Bunları telafi etmek için, ortadan kaldırmak için, 20 nci Dönemde -1998'de- 4342 sayılı Mera Kanunu çıktı. Bu Kanuna, 27.5.2004'te, 5178 sayılı Kanunla geçici 3 üncü madde eklenmiştir.

Geçici 3 üncü maddedeki düzenleme, üç ana şarta bağlıyor mera vasfını kaybetmiş arazilerin durumunu. Birinci olarak, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde olma şartını getiriyor geçici madde. İkinci olarak, 1.1.2003'ten önce kesinleşen imar planlarının yapılması şartını getiriyor. Üçüncü olarak da, mera olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerler olarak şarta bağlıyor.

Şimdi, geçici 3 üncü madde de yürürlüğe girdi. Türkiye'nin bir ihtiyaç duyduğu... Sayın sözcüye katılıyorum, yağmalanan şehirler, yanlış uygulamalar, sorumsuz yöneticiler, maalesef, Türkiye'de şehirlerin çok olumsuz gelişmelerine zemin hazırladılar. Bu ihtiyaca binaen bu düzenlemeler yapıldı ve Cumhurbaşkanımız da, gerek Mera Yasasını gerekse geçici 3 üncü maddeyi onaylayarak yürürlüğe koydu.

Şimdi, arkadaşlar, bu düzenlemenin, yani, benim verdiğim teklifin mevcut meralarla hiçbir ilgisi yok. Mevcut meraların, Anayasamızın öngördüğü şekilde, ıslah çalışmaları, bizim dönemimizde, yani, AK Parti İktidarı döneminde daha da bir hız kazanmıştır. Bir örnek olsun diye söylüyorum; 2000- 2003 yılları arasında toplam 198 000 hektarlık mera alanı ıslah edilirken, yalnız 2004 yılında 703 000 hektarlık mera alanı ıslahı gerçekleştirildi; 2005 yılında da hedef 750 000 hektardır.

Ayrıca, imar kirliliğinin önlenmesi için ve kamu arazilerinin yağmalanmasını önlemek için, özellikle, devrim niteliğindeki Ceza Yasasında, Türk Ceza Kanununda önemli düzenlemeler getirdik; imarla ilgili olarak da, Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesini düzenledik; yasalara aykırı, ruhsatsız bina yapan, yaptırana bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngören düzenlemeyi gerçekleştirdik ve şu anda da yürürlükte; yani, yağma dönemine, AK Parti olarak, son noktayı koymuş olduk.

Devraldığımız şehirlerdeki imar kirliliği ve plan açmazlarını, mutlaka da aşmamız gerekiyor. Vatandaşlarımız, bizleri, Parlamentoya, ülkenin sorunlarını çözmek için gönderdi. Yoksa, çözümsüzlükleri çözümsüz olarak kabul edip, burada oturup ülkenin zamanını israfa hakkımızın olmadığını, burada, bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Şimdi, bu teklifle bizim neyi amaçladığımızı ifade etmek istiyorum. Mera Kanununun geçici 3 üncü maddesi, amacı belli olmasına rağmen, madde metninin açık ve net ifadelerle kaleme alınmaması, mevcut sorunları, çözmekten ziyade, daha da karmaşık bir hale getirmiştir; yani, geçici 3 üncü madde, sorun çözeceğine, maalesef, sorun çözemez noktaya gelmiştir. Teklifimizle, maddede uygulayıcıları çelişkiye düşüren hususları ortadan kaldırmak amaçlanmaktadır; bunun dışında hiçbir amaç yoktur; aransa da bulunamaz. Böyle bir yanlış da, öyle tahmin ediyorum ki, bir partinin Grup Başkanvekili tarafından, milletin huzurunda, Parlamentonun huzurunda işlenemez.

Nedir bu uygulayıcıları çelişkiye sokan durum: İki noktada, yorum farklılıklarından kaynaklanan sıkıntı var. Bunlardan biri "tüzelkişi" kavramı, diğeri "ücretsizlik" kavramı. Geçici 3 üncü maddedeki iki kelime. Tüzelkişilikle, madde içerisinde, aynı anda, hem bedelsizlik öngörülüyor hem de emlak ve rayiç bedelin toplamının yarısının ödeneceği öngörüsünü ortaya koyuyor.

Şimdi, uygulayıcılara diyorsunuz ki, geçici 3 üncü madde, belediye sınırları içerisindeki mera vasfını kaybetmiş arazilerin belediyeye bedelsiz terk edilmesini öngörüyor; fakat, cümlenin devamında "özel hukuk tüzelkişiliği" ifadesi olmadığı için, yoruma açık hale geliyor ve uygulayıcılar, uygulamakta, gerçekten, çok ciddî sıkıntılarla karşı karşıya kaldıklarını ifade ediyorlar. Hâsılı, sorun çözmesi gereken bu geçici 3 üncü madde, bu metnin açık ve net anlaşılır olmamasından kaynaklanan bir sorun yumağı haline gelmiş bulunuyor.

Yorum gerektiren ikinci kelime ise "ücretsizlik" kelimesi. Bu maddedeki ücretsizlikten kasıt, tapu ve kadastro işlemlerinde, bu muamelelerdeki harçlarla ilgili bir ücretsizlik mi, yoksa, ilgili alanın kamuya ve belediyeye devriyle ilgili bir ücretsizlik mi diye içinden çıkılamıyor, uygulaması yapılamıyor. Bununla ilgili de "bedelsizlik" ifadesini getiriyoruz; bunun dışında hiçbir düzenleme yok.

Yani, netice olarak ben şunu söylüyorum: Bir sorun var, ciddî bir problem var. Şehirlerde, belki de, şu anda, bu ne oluyor, bu soruya anlam veremeyen arkadaşlarımızın bile yaşadıkları şehirlerde, bu Mera Kanununun geçici 3 üncü maddesiyle ilgili bir sorunun yaşandığını kabul etmemiz gerekiyor. Mera vasfını kaybetmiş bu yerler. Her yer konutla dolmuş, doldurulmuş. Efendim, bu yağmalanmış; doğrudur, ben buna katılıyorum. Türkiye böyle sahipsizlik dönemlerini yaşadı; ama, bakınız, biz, 1.1.2003'ten önceki imar uygulamalarını kastediyoruz; yani, AK Parti iktidara gelmeden veya geldiği günlerden önceki yanlış uygulamalara bir son vermemiz gerekiyor ve bununla ilgili de Ceza Yasasının 184 üncü maddesi, bu görüşümüzü, gerçekten, ciddî şekilde destekliyor. Bundan sonra, bu yağmaya son diyoruz ve geçmişte de, şehir merkezinde -şehirlerin merkezinde diyorum, haritalar benim elimde- mera vasıflı arazi diye binlerce konuttan oluşan yerleri, mera diye tanımlamak mümkün değil. 3194 sayılı Yasanın 11 inci maddesinin geçmişteki uygulamalarından kaynaklanan yanlışlıklarla, hatalarla yüzbinlerce vatandaşımız şu anda karşı karşıya.

Bir taraftan, Hazine dava açıyor, Hazine davayı kazanıyor; Hazine, kendi adına yapılan imar uygulamalarından dolayı geriye gidemiyor; yani, kendi üzerine tescil yapamıyor; belediyeler ise, davayı kaybettikleri için elleri kolları bağlı durumda. Bunu kim çözecek? Bunu çözmek için, geçici 3 üncü madde düzenlemesi yapılmış. Bizim, bugün, teklifle yaptığımız tek bir şey var; tüzelkişiliğe açıklık kazandırmaktır. Bunun ötesinde hiçbir şey yok. Bunun ötesinde bir şey aramak, doğrusu, yani, ciddî bir haksızlık diye değerlendiriyorum.

Ben, bu düzenlemenin, gerçekten, ülkemizde imar uygulamaları neticesinde ve yargı kararları arasına sıkışmış olan yüzbinlerce konut sahibi vatandaşımızı rahatlatacağı, bir çıkış yolu bulacakları düşüncesiyle, teklifin hayırlı olmasını diliyor, desteğinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Faruk Çelik (AK Parti, Bursa). “Mera kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tekl.( ss:867)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-celik-22-2005-04-19-mera-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-kan-tekl-ss-867 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
