# İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Faruk Çelik (AK Parti, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim
- **Tarih:** 14 Mayıs 2008
- **Gündem:** İŞ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI; TRABZON MV.CEVDET ERDÖL VE 2 MV. İLE ŞANLIURFA MV.RAMAZAN BAŞAK'IN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:224)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/faruk-celik-23-2008-05-14-is-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasar

> Faruk Çelik (AK Parti), 14 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI; TRABZON MV.CEVDET ERDÖL VE 2 MV. İLE ŞANLIURFA MV.RAMAZAN BAŞAK'IN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:224)); konuşma 1.737 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm dünyanın ve ülkemizin en önemli konularından, sorunlarından biri olan ve birçok sosyal yaranın tetikleyici unsuru olarak gördüğümüz işsizlik sorununu çözmeye yönelik çok önemli bir yasa tasarısını dünden itibaren görüşüyoruz. Ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum ve öncelikle komisyon safhasında katkı sağlayan çok değerli milletvekili arkadaşlarıma, siyasi partilere çok teşekkür ediyorum. Genel Kurul safhasında da katkı sağlayacak arkadaşlara şimdiden şükranlarımı arz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi işsizlik küresel bir sorun, “küresel işsizlik” kavramı da literatürümüze girmiş bulunuyor. ILO verilerine göre, ILO’nun raporuna göre, eksik çalışanlarla birlikte, 500 milyon, dünyada işsizden bahsedilmektedir. Aynı sorun Avrupa Birliği ülkelerin için de geçerlidir. Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama yüzde 7-8 oranında işsizlik söz konusudur. Bu durum, Avrupa Birliği ülkelerini 2000 yılında “Lizbon Zirvesi” diye adlandırılan Avrupa Birliği istihdam stratejisini belirleme toplantısını gerçekleştirmeye vesile olmuş ve o toplantıda şu kararlar alınmıştır:

İş gücünün mesleki yeterliliğini geliştirmek, yani başka bir ifadeyle istihdam edilebilirliği artırmak.

İkinci olarak, kadınlar ve gençlerin, yani “dezavantajlı gruplar” diye adlandırılan grupların iş gücüne katılımını kolaylaştırmak.

Üçüncü olarak, iş gücü piyasasının değişime uyum sağlama yeteneğini artırmak.

Dördüncü olarak da girişimciliği desteklemek.

Bunlardan amaç, Lizbon Zirvesi’ndeki bu dört unsurla elde edilmek istenen, Avrupa Birliğinde 2010 yılında genel istihdamın yüzde 70’lere çıkarılması, kadın istihdamının yüzde 60’a çıkarılması ve işsizlik oranının, şu anda mevcut olan yüzde 7-8’lerden yüzde 4’ler seviyesine, daha aşağılara doğru çekilmesi hedeflenmektedir.

Bugün, 2000 yılından bugüne avro bölgesi işsizlik oranına baktığımız zaman, yüzde 9’lardan -2007’nin sonunda- yüzde 7,2’lere indiğini görüyoruz. Bu, tabii kesin bir başarı olarak değerlendirilmesi doğru değil ama olumlu bir gidiş açısından, bu alınan kararların, elde edilen neticelerin göstergesi açısından önemli bir rakam diye düşünüyoruz, değerlendiriyoruz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’miz açısından olaya baktığımızda ise, işsizlik oranı 2001’li, 2002’li krizli dönemlerinden sonra yüzde 10’lar seviyesinde işsizlik oranı seyretmektedir. En yüksek oran 10,5 seviyesinde idi, 2007 sonu itibarıyla ise işsizlik oranı 9,9 olarak gerçekleşmiştir.

Diğer taraftan, çalışanların sayısı artıyor mu diye baktığımızda, çalışanların sayısında artış var yani istihdam edilenlerin sayısında artış var. Fakat tarımdan çıkışlar ve çalışma çağına gelen her yıl 1 milyonu aşkın genç nüfus faktörleri dikkate alındığı zaman, işsizlik oranımızın sabit bir şekilde seyrettiğini görüyoruz. On beş-on dokuz yaşlarında 6 milyon 157 bin gencimiz var. Bu, her yıl ortalama 1 milyon gencimizin çalışma çağına geldiğini yani on sekiz yaşını yakaladığını gösteriyor. Bu da, işsizlik oranının seyri açısından önemli rakamlar diye düşünüyorum.

Tarımda istihdam azalıyor, ama hizmet sektöründe de artış var. Toplam istihdam içerisindeki tarımın oranına baktığımız zaman gelişmiş ülkelerde yüzde 5, sanayi açısından baktığımız zaman yüzde 20-25’ler seviyesinde, hizmet sektörüne baktığımız zaman gelişmiş ülkelerdeki hizmet sektöründeki istihdam yüzde 70-75’ler civarında. Ülkemiz açısından bunu mukayese ettiğimizde, tarımda şu anda yüzde 26,4 istihdam, toplam istihdam içerisinde tarımda istihdam edilenlerin oranı yüzde 26,4; gelişmiş ülkelerde yüzde 5, sanayide yüzde 25,5; hizmet sektöründe ise yüzde 48 oranındayız.

Şimdi, 2001 yılında tarımda istihdam edilenlerin oranına baktığımız zaman yüzde 37’lerde. Yüzde 37… Bugün 2007 sonu itibarıyla bu oran yüzde 26 seviyelerine inmiş bulunuyor. Şu anda tarımda 5 milyon 600 bin istihdam gerçekleşiyor.

Şimdi, bunları niçin söyledim? Şunun için ifade ediyorum: Türkiye yapısal bir dönüşüm içerisinde. Bütün boyutlarıyla olayı ele almamız gerekiyor, değerlendirmemiz gerekiyor. Bakınız, tarımda çalışan kadın sayısı 2002 yılında 3 milyon 674 bin iken bugün 2007 sonu itibarıyla 2 milyon 616 bin. Yani 1 milyon eksiğiyle. 1 milyon tarımdan ayrılmış ve “köyden kente göç” diye tabir edilen bu yapısal dönüşüm içerisinde bir tablo var.

Bu aslında Türkiye’nin gerçeklerle yüzleşmesi şeklinde de tanımlanabilir. Bizim tarım kesiminde “ücretsiz aile işçisi” diye değerlendirdiğimiz, herkesin köyde çalıştığını varsayarak bir bakış açısı sergilediğimiz, istatistiklerimizi de bu çerçevede yaptığımız bir Türkiye’den, şimdi, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, tarımda olması gereken, teknolojik gelişmeler çerçevesinde olması gereken nüfus tarımda azalmaya başlayınca ve olması gereken nüfusa doğru gidiş sergileyince, Türkiye gerçeklerle yüzleşiyor. O da nedir? Kırsaldan kente gelen nüfusun çalışıp çalışmadığı ve gerçek çalışma oranı tablosu da net bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, 2002-2007 yılları açısından, yani iktidar dönemimizde yıllık ortalama büyümenin 6,9 olarak gerçekleştiğini hepimiz biliyoruz. Toplam istihdam edilenlerin sayısındaysa bir artış söz konusu. Bu rakam ise 1 milyon 211 bin. Yani, çalışanlar ve sistemden ayrılanlar veya emekli olanlar mukayesesi neticesinde beş yıl içerisinde, son altı yıl içerisinde 1 milyon 211 bin istihdam artışı sağlanmıştır. Ücretsiz aile işçilerinde azalma ise, yani kırsaldan kente göç anlamındaki bu yapısal dönüşüm çerçevesinde 1 milyon 268 bin vatandaşımız ücretsiz aile işçisi konumundan ayrılmış durumundadır. Çalışması neticesinde gelir elde edenler, yani ücretsiz aile işçisiyken ücretli, yevmiyeli, kendi hesabına veya işveren olarak çalışmaya başlayanların sayısı ise, bu dönemler içerisinde 2 milyon 479 bindir. İşsiz sayısında da bir düşüş var. Bu da, 2002 yılında 2 milyon 464 bin olan işsiz sayısı, 2007 yılında 2 milyon 333 bine düşmüştür. SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı kayıtları açısından olaya baktığımızda ise, 2002 yılında 12 milyon 200 bin olan kayıtlı SSK ve BAĞ-KUR’lu sistem içerisinde olan sayı 2007 yılında 15 milyona çıkmıştır. Kayıt dışı istihdam ise, TÜİK verilerine göre, istihdam içindeki kayıt dışılık 2002 yılında yüzde 53,4; 2008 Ocak ayında ise yüzde 41,9 seviyelerine inmiştir.

Şimdi, gerek tarımdan çıkan gerekse genç nüfusu kapsayacak olan bir tasarı ve bir düzenlemeyi huzurlarınıza getirmiş bulunuyoruz. Bu iki kesimi gerek teşviklerle gerekse mesleki eğitim ve yatırımlarla istihdam etme imkânını inşallah bu tasarıyla gerçekleştirmiş olacağız.

Değerli milletvekilleri, Hükûmet olarak istihdamı daha fazla artırmak için ve işsizlik oranını daha da düşürmek için alınması gereken önlemler konusunda da öteden beri söylediğimiz bazı kriterler var, bazı hususlar var: Bunlardan biri tabii ki siyasi istikrar son derece önemlidir; ekonomik büyümenin sürdürülmesi, bunun yanında siyasi istikrarla birlikte önem arz etmektedir. İşverenlerin rekabet gücünün artırılması, iş gücüne ihtiyaç duyulan nitelikli elemanın kazandırılması, istihdam yaratan yatırımların teşvik edilmesi, yeni iş alanlarının yaratılması ve iş piyasasının esnekleştirilmesi gibi temel hususlarda yine bu düzenlemeyle, bu yasa tasarısıyla önemli mesafeler alacağımızı ifade etmek istiyorum.

Dün burada yapılan bazı değerlendirmeler oldu, bu değerlendirmelere de kısaca değinmek istiyorum. Bir arkadaşımız GAP’a kaynak aktarımı konusuyla ilgili yaptığı değerlendirmede “Bölge halkıyla dalga geçiliyor.” gibi bir ifade kullandı burada. Doğrusu, bu ifadeyi yadırgadığımı ifade etmek istiyorum. Öteden beri Türkiye’de yatırımlar veya GAP projesiyle ilgili bütün hükûmetler büyük çabalar sarf etmişlerdir. Bu projenin bitirilmesi, gerek bölge gerek ülke ekonomisine katkı sağlaması açısından Türkiye’nin ideallerinden bir tanesi idi ve bu yatırımların yarım kaldığını hepimiz biliyoruz. Bunların bitirilmesiyle ilgili yapılan bir çalışmayı ve bir yıl içerisinde 2,3 katrilyonluk bir yatırımın GAP’a kaydırılması, aktarılması herhâlde bu şekilde değerlendirilmemeliydi. Yani bir şey yapmayalım “Yapılmıyor.”, bir şey yapalım “Niçin yapıyorsunuz?” gibi ifadenin sağlıklı bir bakış açısı olduğu inancında değilim.

“Efendim, işverenlere bu düzenlemeyle kaynak aktarıyorsunuz.” iddiasında bulunuldu. Değerli arkadaşlar, artık dünyada işçi-işveren ayrımı yok. İşçi-işveren ayrılmaz bir ikili olarak değerlendiriliyor. Endüstriyel ilişkilerde gelinen nokta budur. 20’nci yüzyılın başında olduğu gibi, 19’uncu yüzyılda olduğu gibi çatışmacı bir anlayıştan artık gelinen nokta budur. Bunun tabii daha da olgunlaşacağı, daha da olumlu zeminlere kayacağı inancı içerisindeyim.

Bizim burada yaptığımız düzenlemenin işverene kaynak aktarma şeklinde değerlendirilmesini doğru bulmuyoruz. Ama şu şekilde değerlendirilmesi daha doğru olur diye düşünüyoruz: İşverenin üzerindeki, istihdamın üzerindeki yükleri kaldırma. Bunları hafiflettiğiniz zaman, yani işveren rekabet edebilir bir ortama taşındığında, dünya pastasından daha fazla pay alma gücünü, ortamını eğer kendisine sağlarsanız bu, aynı zamanda işsizliğe de ortadan kaldırma açısından olumlu şekilde yansıyacaktır ve arzuladığımız hedefleri gerçekleştirme konusunda da son derece olumlu adım atmış olacağız. Yani, OECD ortalamasına baktığımız zaman, istihdamın üzerindeki yükler açısından; gerek bu 5 puanlık düzenleme gerekse asgari geçim indirimi bizi OECD ortalamasına taşımaktadır. Bu da yapılması gereken bir düzenlemedir diye düşünüyoruz. Onun için, bunu “işverene bir kaynak aktarma” şeklinde değerlendirmek çok sağlıklı olmaz düşüncesindeyim.

İş sağlığı, güvenliğiyle ilgili yine dün değerlendirmeler yapıldı.

Değerli milletvekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak öncelikle sosyal güvenlik reformunun yasalaşması konusunda bir hedefimiz vardı, onu hep birlikte gerçekleştirdik ve yasalaştı. İkinci hedefimiz, istihdam paketinin yüce heyetin huzuruna gelmesiydi, bunu da bugün görüşüyoruz. Umuyorum, kısa süre içerisinde bunun yasalaşmasını birlikte sağlayacağız. Üçüncü olarak, çalışma hayatının yine önemli unsurlarından biri olan sendika yasalarıyla ilgili, 2821, 2822 ile ilgili bir düzenlemeyi ILO normları çerçevesinde, umuyorum, tatile girmeden önce yine hep beraber burada gerçekleştirme fırsatını bulacağız ve dördüncü olarak da iş sağlığı, güvenliğiyle ilgili müstakil bir mevzuatın oluşması. Çalışması şu anda taraflarla birlikte devam ediyor, kısa süre içerisinde de onu huzurlarınıza getireceğiz ve yine Bakanlık olarak beşinci bir hedefimiz, Sosyal Yardımlar ve Primsiz Ödemeler Yasası. Bu da çok gündeme geliyor. “Efendim, kömür yardımı şöyle yapıldı; efendim, Sosyal Yardımlaşma Vakfı şu hizmeti şöyle yaptı.” şeklindeki tartışmaları da ortadan kaldıracak, tek merkezden, bir envanter çerçevesinde bu yardımların tek elden sunulması, düzenlemesi de kısa süre içerisinde yine Parlamentoya sevk edilecek yasalarımızdan birisidir.

İşsizlik ve kayıt dışılık iki önemli konu ve iki önemli sorun. Yalnız, konuşmamın başında ifade ettiğim gibi işsizlik sorunu yalnız Türkiye’de olan bir sorun değil dünyanın sorunudur. Avrupa Birliği ülkelerinde bile yüzde 7-8 oranında olduğu gerçeğini gördükten sonra bu konudaki değerlendirmelerin daha insaflı yapılmasının doğru olacağı düşüncesindeyim.

Bizim, gerek sosyal güvenlik reformundaki düzenlemelerimiz, gerek istihdam paketiyle ilgili getirdiğimiz düzenlemeler bir taraftan kayıt dışılığı minimize etmeye dönük düzenlemelerdir, bir taraftan da işsizliği ortadan kaldırmaya dönük düzenlemelerdir.

Yine dün yapılan değerlendirmelerde “Tasarının içi boş efendim.” diye bir ifade kullanıldı. Bu konuyla ilgili de bir iki şeyi söyleyerek huzurlarınızdan ayrılacağım.

Şimdi, SSK primlerinden 5 puanlık teşviki getirmenin içi boşluk olarak değerlendirilmesini takdirlerinize sunuyorum. 5 puanlık indirim Hükûmet Programı’mızda vardı. Bu indirimi bu düzenlemede getiriyoruz.

GAP’a kaynak aktarımı… Takriben 10 katrilyonun üzerinde bir kaynak aktarılacak beş yıl içerisinde. Umarız yılların hayali bu şekilde gerçekleşmiş olur. Bunu önemsememek herhâlde doğru olmaz düşüncesindeyim.

Aktif iş gücü programları için yeteri kadar mesleki eğitime sahip elemanımız yok. Genç nüfusumuz var fakat bu konuda, mesleki eğitim konusunda, gerek millî eğitim bazında, eğitim bazında, okullaşma anlamında sıkıntılarımız var, Avrupa Birliği ve gelişmiş ülkelerle mukayesede; gerekse bir meslek sahibi olma konusundaki mesleki eğitim açısından sıkıntılarımız var. Şimdi çok ciddi bir kaynak aktarımını sağlıyoruz ve seksen bir ilde yaygın bir şekilde mesleki eğitim faaliyetlerimizi, iş garantili veya ikinci meslek edinme çalışmalarımızı yine el birliğiyle, milletvekili arkadaşlarımızla, bir ayrım gözetmeden, illerimizde birlikte gerçekleştireceğiz. İnanıyorum ki bu mesleki eğitim faaliyetleri, aktif iş gücü programları istihdam açısından çok ciddi katkılar sağlayacaktır.

Zorunlu istihdamla ilgili çok güzel düzenlemeler getiriyoruz. Öteden beri işverenlerimizin yakındıkları konulardı. Bunların önemli bir bölümünü hazine olarak üstleniyoruz. Dolayısıyla, o konuda da ciddi rahatlamalar gerçekleşiyor.

Genç ve kadın istihdamı… Bayan istihdamıyla ilgili bir yaş tahdidi koymuyoruz. Yani, istihdam edilecek olan bayanların on sekiz-yirmi dokuz yaş arası olması şartı yok. Hangi yaşta olurlarsa olsunlar, işveren primini yine hazine karşılayacak, ama, baylarla ilgili ise on sekiz-yirmi dokuz yaş sınırını getiriyoruz.

CANAN ARITMAN (İzmir) – Ama Sayın Bakan, kadınlar beş-altı çocuk doğurursa çalışamazlar!

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) –Bu, küçümsenecek bir düzenleme değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Faruk Çelik (AK Parti, Bursa). “İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-celik-23-2008-05-14-is-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasar (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
