# Necip fazıl kısakürek'in ölüm yıldönümü münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fatih Öztürk (AK Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mayıs 2009
- **Gündem:** NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fatih-ozturk-23-2009-05-26-necip-fazil-kisakurek-in-olum-yildonumu-munasebetiyle

> Fatih Öztürk (AK Parti), 26 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 562 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

FATİH ÖZTÜRK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Mayıs 1983 gecesi sabaha karşı vefat eden, inanç, fikir ve sanat dünyamızın en görkemli güneşi, büyük üstat Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 26’ncı yılı münasebetiyle gündem dışı olarak söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi ve siz saygıdeğer milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, büyük üstat Necip Fazıl 26 Mayıs 1905’te İstanbul’da doğdu. Çocukluğu büyükbabasının İstanbul Çemberlitaş’taki konağında geçti. İlk ve ortaöğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebinde tamamladı. Lisedeki hocaları arasında Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Akseki, İbrahim Aski gibi isimler vardı.

Necip Fazıl, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirdikten sonra, Millî Eğitim Bakanlığı bursuyla gönderildiği Fransa’da felsefe bölümünü bitirdi. Türkiye’ye dönüşünde Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Robert Koleji, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuvarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya fakültelerinde ders verdi. Sonraki yıllarında edebiyata yönelerek fikir ve sanat çalışmaları dışında başka hiçbir işle meşgul olmadı. Bütün bir ömrü sevgi ve heyecan hâline getiren, fikir öfkesini mukaddes kabul eden çileli şair Necip Fazıl, bugün eserleriyle yaşamaktadır. Dünyada Türkçe diye bir dil olduğu sürece de yaşayacaktır. Çünkü o, sonsuzluk kervanının peşinde koşmayı, “Büyük Dost”a kavuşmayı hayatının gayesi olarak görmüştü. Geride bıraktığımız yüzyılın kültür, sanat, edebiyat, tefekkür ve aksiyon açısından olduğu kadar, siyasi ve edebî polemikleri, ruhi arayışları, davası uğruna çektikleri çileleri ve duruşuyla Necip Fazıl Kısakürek, anılmaktan ziyade anlaşılması gereken en önemli şahsiyetlerden biridir.

Üstat Necip Fazıl, annesinin arzusuyla şair olmak istedi. Bunu düşündüğünde henüz on iki yaşındaydı ve ilk şiirleri Yeni Mecmua’da yayımlandı. Millî Mecmua, Anadolu, Varlık ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendisinden söz ettirmeyi başardı. Daha sonra Paris’e gitti ve dönüşünde yayımladığı “Örümcek Ağı” ve “Kaldırımlar” adlı şiir kitaplarıyla edebiyat dünyasında patlama yaptı. Üstat, “Kaldırımlar” şiirinde “Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta / Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum / Aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta / Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!” diyerek… Onun hayatında bir dönüm noktası olan “Kaldırımlar”, ruhunu ve gayesini yitirmiş bir cemiyette bunalımlar yaşayan, bu yanlış gidişi değiştirmeye gücü yetmediği için mutsuz bir entelektüelin şiiridir.

Necip Fazıl, bu eserleriyle genç yaşta şöhreti yakalayarak çağdaş şairlerin önüne çıkmayı başardı. Edebiyat çevrelerinde hayranlık, aynı zamanda heyecan uyandırdı. 1932’de “Ben ve Ötesi” adlı şiir kitabını çıkardığında henüz otuz yaşına basmamıştı. Genç şair otuz yaşlarında şöhretin zirvesindeydi. Yirmi bir yaşında yazdığı şiirleri ders kitaplarında okutulmakta, zamanın edebiyat tenkitçileri tarafından bir mısrası bütün bir millete şeref vermeye yetecek şair olarak değerlendirilmekteydi.

1943 yılında neşretmeye başladığı ve fasılalarla 1978 yılına kadar devam eden Büyük Doğu dergisinin isim babasıydı. Yine “Renk renk hatıralarım oda oda silindi / Anne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi.” diyerek Türkçeyi en güzel, en anlaşılır biçimde kullanılmasını isteyen, zengin, doyuran ve dolduran bir biçimde Necip Fazıl kullanmaya çalıştı. O, Türkçeyi büyük bir dehanın kullanması gerektiği biçimde kullandı. O, büyükleri, kahramanları sorgulayan, asla yağdanlık sevmeyen biriydi. Fikir ve tefekkür adına herkesin övdüğü ve eksik yönlerini, görmediği yönlerini görür ve eleştirirdi. Birçok önde gelen devlet adamını, aydın ve politikacıyı yaptığı yanlış bir hareketten sonra arayıp ikaz eden, kanaat önderlerine tesir eden bir şahsiyetti.

“Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey.” diye tanıtan Necip Fazıl, dışı Yavuz, içi Yunus bir adamdı.

Necip Fazıl bütün eserlerinde Yunus’un, Mevlânâ’nın, Şeyh Galib’in tasavvuf anlayışını yeni bir dille, bambaşka bir söyleyişle yansıtan bir sanatçıydı. Aynı zamanda, dünya görüşü çerçevesinde toplumsal bir oluşumu temellendirmeye çalışan bir devlet adamı, bir hareket adamı ve aksiyoncu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Fatih Öztürk (AK Parti, Samsun). “Necip fazıl kısakürek'in ölüm yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatih-ozturk-23-2009-05-26-necip-fazil-kisakurek-in-olum-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
