# Grup önerisi hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fatih Öztürk (AK Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim
- **Tarih:** 30 Mart 2011
- **Gündem:** GRUP ÖNERİSİ HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fatih-ozturk-23-2011-03-30-grup-onerisi-hk

> Fatih Öztürk (AK Parti), 30 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 1.066 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

FATİH ÖZTÜRK (Samsun) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; basının halkın bilgi edinme hakkından en geniş biçimde yararlanabilmesini sağlamak için çalışma şartlarının iyileştirilmesi, basın özgürlüğünü sağlamaya yönelik önlemlerin ve kararların tespiti için Meclis araştırması açılması önerisiyle ilgili, Adalet ve Kalkınma Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle de yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, basın özgürlüğü ülkemiz için yeni, gündemde, olan bir konu değildir. Osmanlı’nın son döneminde gündeme gelen, cumhuriyetin ilk yıllarında gündemden düşmeyen, yine 1950’li yıllara gelindiğinde hep tartışılan, konuşulan ve 1950’de 5680 sayılı Basın Kanunu’yla biraz elden geçirilen, insanlar tarafından rahat görülen ve 1960’lı yıllarda yine sıkıntılı bir süreç, ihtilal dönemi, 71 ve 80’li yıllarda yine gündemde olan, Türkiye'nin her an, her zaman gündeminde olan bir konu. Bu konuyla alakalı bugüne kadar çok kez konuşuldu, çok kez tartışıldı, bugün de yine gündeme taşındı.

Az önce Sayın Şandır’ın da dediği gibi, gündemin yoğunluğu nedeniyle belki alınamayacak, bu gündemin yoğunluğu nedeniyle konuşulamayacak, ama ben bu on dakika içerisinde bu konuyla alakalı birkaç kelamda bulunmak istiyorum, sıkıntıları aktarmak istiyorum, çözümleriyle alakalı bilgi vermek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bizim iktidarımız döneminde, 2004’te 5187 sayılı Basın Kanunu çıkarıldı, sizin de takip ettiğiniz gibi. Bu Kanun’la alakalı… 5187 sayılı Kanun bizim için çok önemliydi. Niye çok önemliydi? Çünkü bu Kanun o günün şartlarında meslek kuruluşlarını bir araya getirdi, sivil toplum örgütleri bir araya geldi. Bu Kanun’un hazırlanmasında bu örgütlerden bilgiler alındı, Türkiye'nin şartlarının iyileştirilmesiyle alakalı onların fikirleri alındı ve bu Kanun oluşturuldu. Bu Kanun çıkarıldığında basın mensupları, meslek kuruluşları memnun oldular, tabii birçok sıkıntıyı ortadan kaldırdı. Özellikle, 5187 sayılı Basın Kanunu’yla cezalarda hakkaniyet sağlanması ve yerel basının korunması amacıyla süreli yayınlar, yayın alanlarına göre, yaygın, bölgesel ve yerel olmak üzere üçe ayrıldı. Kanun’da yer alan para cezalarının yerel medya ve sivil toplum kuruluşlarına bir yük getirdiği ifadesinin doğru olmadığı ortaya konuldu ve para cezalarının miktarları belirlenirken toplumsal değerlerin korunması için, özgürlükler için, toplumsal değerler arasında bir dengenin oluşturulmasına ve cezaların caydırıcı olmasına dikkat edildi. Bu, şunu gerektirdi: Anadolu’nun en ücra köşesinde yayın yapan bir yerel gazeteyle Türkiye’de milyonlarca satan, binlerce satan bir gazetenin aynı cezalara çarptırılması, aynı para cezalarına çarptırılması önlendi.

Değerli arkadaşlar, biz basının Türkiye’de özgürlükçü yapısının devam etmesini istiyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi olarak Türkiye’de basının “yandaş”, “yoldaş” ve “candaş” gibi tabirlerle anılmasını istemiyoruz, bu tür tabirleri doğru bulmuyoruz, bu tür tabirlerin çok tehlikeli olduğunu düşünüyoruz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Ne zaman başladı Fatih bu tabirler, ne zaman başladı?

FATİH ÖZTÜRK (Devamla) – Siyasi partiler bu tür tabirleri son günlerde çok fazla kullanıyorlar ama bu tür tabirler Türk basınını yaralar, bu tür tabirler Türk basınının bir mesafe almasını önler. Lütfen bu tür tabirleri şiddetle kınayalım ve gündemde tutmayalım.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Başbakan kullanıyor, Başbakan!

FATİH ÖZTÜRK (Devamla) – Biz Türkiye’de basının güçlü olması taraftarıyız. Ben şunu istiyorum: Dünyada önemli basın kuruluşları var değerli arkadaşlar, ben ülkemde New York Times gibi gazeteler olsun istiyorum, Washington Post gibi, Le Figaro gibi gazeteler olsun istiyorum.

KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) – Amerika’ya git kardeşim, burada ne işin var!

FATİH ÖZTÜRK (Devamla) - Bu gazeteler dünyanın gündemini oluşturuyorlar. Ben gazetelerimin dünya gündeminde söz almasını, dünya gündeminin yaratılmasında etkili olmasını istiyorum.

Yine, biz, dünyada BBC gibi, El Cezire gibi, CNN İnternational gibi televizyonlarımız olsun istiyoruz, bu gazete ve televizyonlarımız dünyanın önemli aktörleri hâline gelsin istiyoruz.

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) – Kaç tane istiyorsun?

FATİH ÖZTÜRK (Devamla) – Bugün baktığımızda çok enteresan bilgiler var değerli arkadaşlar: Bakın, bugün dünyada 14 milyon satan gazeteler var, 14 milyon, 12 milyon satan gazeteler var, 5 milyon tirajı olan gazeteler var. Bize bakıyoruz, bugün en iyi satan gazetemiz 840 bin adet satıyor arkadaşlar.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bedava dağıtıyorlar, bedava…

FATİH ÖZTÜRK (Devamla) - Bunun yanında 600 bin, 400 bin satan gazetelerimiz var.

Demek ki bir yerde yanlışımız var, bu yanlışı düzeltmek durumundayız, bu yanlışı düzeltmek adına mücadele etmek durumundayız. Yerel ve görsel gazeteleri, yayınları, basını güçlendirmek adına çaba göstermeliyiz.

Değerli arkadaşlar, yine, okumayan bir toplumuz, okumayan, okumada problemimiz var, gazete okumuyoruz. Gazete okumuyoruz da kitap okuyor muyuz? Kitap da okumayan bir toplumuz, günde 4,5 saat televizyon izleyen bir toplumuz. Günde 4,5 saat televizyon izliyoruz, dolayısıyla okumayan bir toplumun görsel anlamda bu kadar saat televizyon izlemesi bize şu konuyu gündeme getiriyor: Sabah ekranlarınızı -RTÜK’e de buradan seslenmek istiyorum- açıyorsunuz, kadın programları yer alıyor. Bu programlar çok enteresan, bu programlarda cinayetler irdeleniyor, hâkim gibi davranılıyor, savcı gibi, örseleniyor insanlar, orada emniyet gibi, tekrar deşifre ediliyor. Bu programların bu ülkeye fazla bir kazanımı olmadığını düşünüyorum. Özellikle programlarda belgesel gibi yayınlar yapılıyor, belgesel gibi senaryolar hazırlanıyor, bu senaryolar insanımızı yanlış yönde etkiliyor.

Az önce Cumhuriyet Halk Partisinden Mevlüt Aslanoğlu arkadaşımızın yerel basınla alakalı söylemleri oldu. Ben bu kürsüden yerel basınla alakalı iki ay önce bir konuşma yapmıştım, dolayısıyla aynı konuyu tekrar gündeme getirmek istemiyorum. Yerel basının güçlenmesiyle alakalı, Hükûme-timizin çalışmalarını anlatmıştım. Bu konuda çok büyük mesafeler katedildi. Özellikle reklam pastası, biliyorsunuz, yeniden gözden geçirildi. Yerel basının reklam organizasyonundan pay alması noktasında bu Hükûmetimizin, bu Meclisin çıkarmış olduğu yasalarla onlar güçlendirildi. Bugün Türkiye'de binlerce yerel basın var. Bu binlerce yerel basın bu pastadan pay alarak ayakta duruyorlar.

Değerli arkadaşlar, basının sorunu çok, basın sektörünün problemi çok. Bu sektörde on binlerce insan çalışıyor. Bakın, on binlerce insan bu sektörden aş ve iş kazanımı sağlıyor. Bu sektörün ayakta durması lazım, bu sektörün sorunlarını irdelememiz lazım, bu sektörün sorunlarını buraya taşımamız lazım. Şimdi, bu grup önerisiyle taşınan konulara baktığımız zaman ne taşınıyor? İşte, son günlerde gündemde olan, son günlerin en hareketli konusu, basılan kitapların toplanılması gibi, gazetecilerin tutuklanması gibi konular gündeme alınıyor. Bizim, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak sistemimiz bellidir. Siz “Kitap toplatılmasının taraftarı değiliz.” diyorsunuz, biz de aynı taraftayız ama şunu unutmayın: Gazeteci bir insandır, her insan gibi gazeteci de hata yapabilir. Bu “Arkadaşlarımız hata yapmış.” anlamına gelmez ama gazeteciyi hatasız seviyeye getirirseniz, gazeteciyi hata mekaniz-masının dışında tutarsanız büyük bir yanlış yapmış olursunuz. Bugün, gazeteci de bir insandır, hata yapabilir, yazdıklarıyla, yaşadıklarıyla veya yazıp yaşadıklarının dışında sosyal hayatıyla alakalı da hatalar yapabilir. Bunun mercisi nedir? Bu, adalet mekanizmasının içerisindedir. Bu arkadaşlarımız şu anda yargılanıyorlar. Yargılama süreci hukuksal bir süreçtir, biz bu sürece müdahale edebilir miyiz? Edemeyiz. Dolayısıyla bunların suçlu veya suçsuz olduğunu da bilemiyoruz çünkü hakkında yargılama süreci devam ettiği için bu konuda konuşmak istemiyoruz ama şunu bilmekte fayda var: Ne Genel Başkanımız ne partimizin diğer birimlerinde görev yapan arkadaşlarımız bu konuda müdahil değillerdir. Bu konuda müdahil de olmamışlardır. Az önce arkadaşlarımız dediler ya “Manşetlere müdahale ettiniz, yazdınız, çizdiniz, köşe yazarlarını attırdınız…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATİH ÖZTÜRK (Devamla) – Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Fatih Öztürk (AK Parti, Samsun). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatih-ozturk-23-2011-03-30-grup-onerisi-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
