# Sur ve Silopi ilçelerinde alınan acele kamulaştırma kararı ve Türkiye genelindeki kentsel dönüşüm projeleriyle vatandaşları mağdur ettiği ve sermaye için rant yarattığı, uygulanan RES ve HES projeleriyle doğanın tahrip edilmesine sebebiyet verdiği iddiasıyla Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/6) ön görüşmesi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fatma Güldemet Sarı (AK Parti, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim
- **Tarih:** 18 Nisan 2016
- **Gündem:** Sur ve Silopi ilçelerinde alınan acele kamulaştırma kararı ve Türkiye genelindeki kentsel dönüşüm projeleriyle vatandaşları mağdur ettiği ve sermaye için rant yarattığı, uygulanan RES ve HES projeleriyle doğanın tahrip edilmesine sebebiyet verdiği iddiasıyla Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/6) ön görüşmesi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=47592
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fatma-guldemet-sari-26-2016-04-18-sur-ve-silopi-ilcelerinde-alinan-acele-kamulastirma-karari-ve-turkiye

> Fatma Güldemet Sarı (AK Parti), 18 Nisan 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Sur ve Silopi ilçelerinde alınan acele kamulaştırma kararı ve Türkiye genelindeki kentsel dönüşüm projeleriyle vatandaşları mağdur ettiği ve sermaye için rant yarattığı, uygulanan RES ve HES projeleriyle doğanın tahrip edilmesine sebebiyet verdiği iddiasıyla Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/6) ön görüşmesi münasebetiyle); konuşma 1.191 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI FATMA GÜLDEMET SARI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP Grubu tarafından verilen gensoru önergesi vesilesiyle huzurlarınızdayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor, kahraman askerlerimize, polislerimize, korucularımıza ve terör saldırılarında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; acele kamulaştırma ve ilgili konularda Mecliste yapılan görüşmeleri titizlikle takip ettim. HDP Grubunun bu kürsüden konuyla ilgili eleştiri ve düşüncelerini ve bunlara verilen cevapları dinledim. Gerek AK PARTİ Grubumuzun gerekse Genel Başkan Yardımcımız Sayın Özhaseki’nin Suriçi’yle ilgili yaptığı açıklamaların, verdikleri yerinde ve isabetli örneklerin gensoruya konu olan bütün soruları cevaplandırdığını düşünüyorum. Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak gerek kentsel dönüşüm projemizi gerekse de bölgede yaptığımız çalışmaları anlatarak konuşmamı sürdüreceğim.

Gensorunun gerekçesini inceledim. Gerekçedeki ithamları burada tek tek sıralamayacağım ancak gensoruyu şöyle özetlemek mümkün: Gerçeklerden tamamen uzak, kime ve neye hizmet ettiği tartışılır, vatandaşları mağdur etmeye yönelik bir girişim. HDP milletvekillerince AK PARTİ “inşaat merkezli politikaların partisi” olarak ifade edilmiş, tamamı bilgiden kopuk, nesnellikten uzak ve daha da önemlisi, adalet barındırmayan iddialar sıralanmıştır. Yapmaktan değil yıkmaktan, inşa etmekten değil tahrip etmekten, bir başka deyişle suç bastırmaktan nemalanan bu iradeden başka bir şey beklemek yersiz ve yanlış olurdu, biz de zaten beklemiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Gensoruya konu metinde “inşaat merkezli”den kastınız sadece bina yapmak ise eksiktir, yanlıştır ve anlamsızdır; hiç zannetmiyorum ama şayet kastınız inşa ve ihya merkezli bir parti olmamız ise isabetlidir, anlamlıdır ve doğrudur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Doğru, inşaat merkezliyiz, Türkiye’yi baştan sona yeniden inşa ediyor, imar ediyor, ihya ediyoruz. Dünyanın en uzun ve geniş köprülerini, belgesellere ve bilimsel araştırmalara konu olan tüp geçitlerini, tünellerini, her ilimize yaptığımız havaalanlarını, yine her ilimize inşa ettiğimiz üniversitelerimizi, çocuklarımızın daha nezih ortamlarda eğitim almaları için yaptığımız okulları, hızlı trenleri, iş merkezlerini, yaşam alanlarını ve sosyal donatıları kastediyorsanız haklısınız. Bütün bu çalışmalarla Türkiye’yi baştan başa yeniden donatıyor, illerimizin kendi değerlerine ve tarihsel dokusuna uygun stratejik yatırımlarını birer birer hayata geçiriyoruz. Bunların detaylarını anlatarak vaktinizi alacak değilim. Zaten, gerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız gerekse diğer bakanlıklarımız tüm engelleme girişimlerine rağmen hizmetlerini hayata geçiriyor ve milletimize karşı görevlerini asil bir şekilde ifa ediyorlar.

Biz, Marmaray gibi tarihî tüp geçitlerimizi, Avrasya Tüneli’mizi, insanımız işine daha hızlı gitsin, evine daha rahat dönsün ve ailelerine kavuşsun diye yapıyoruz. Birileri ise tünellerini sokakların ve evlerin altına kazıp insanları evlerinden ediyor, gencecik fidanlarımızı bu tünellere gömüyor. Biz, binaları, milletimizin sağlıklı, güvenli, parkları ve bahçeleriyle ferah yapılarda oturması ve geleceğe güvenle bakması için yapıyoruz. Birileri de binaları yıkar, altına el yapımı bombalar döşer, tarumar eder ve insanımızın geleceğini karartır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Biz, yolları ticaretimiz gelişsin, ülke kalkınsın diye yaparız. Birileri ise altına yerleştirdikleri patlayıcıları kamufle etmek için yapar. Biz, kültürümüzün damgası olan varlıklarımızı korumak için milyarlarca lira harcar, restorasyonlarını en güzel şekilde yaparız. Birileri de bu toprakların manevi değerini algılayamadığı gibi bölgedeki bütün medeniyet birikimini yakar, yıkar, tüketir.

Her türlü engellemeye rağmen bölgenin inşa ve ihyası için, terör saldırılarında yıkılan, yakılan binaların yapılması ve bütün niteliksiz alanların elden geçirilmesi için çalışacağız. Çalışmalarımızı inatla, azimle, sarsılmaz bir kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz.

Teröre karşı operasyonlar başladığı günden bu yana uzman kadrolarımızla bölgedeyiz. Bütün üst düzey bürokratlarımızla oradayız. Halkımızla el ele, omuz omuza oradayız. Bin yıl önce de hep beraber oradaydık, bin yıl sonra da hep beraber orada olacağız. Bölgedeki il müdürlüklerimizi âdeta genel müdürlük hâline getirdik. Merkez teşkilatımızı âdeta bölgeye taşıdık. Genel müdürlüklerimiz sürekli oradalar. Memur olarak değil, vatan sevdalıları olarak vatandaşlarımızın yanındalar. Bu iş sonuçlanana, bölge normalleşene, huzur ve kardeşlik gelinceye kadar ve millet hain terör örgütünden kurtulana dek orada olmaya devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz Sur’dayız, Silopi’deyiz, Cizre’deyiz. Biz İdil’deyiz, Suriçi’ndeyiz, Nusaybin’deyiz. Biz, büyük bir inançla söylüyorum ki, birileri istese de istemese de, hoşuna gitse de gitmese de, bu ülkeyi kalkındırmak için, vatandaşlarımızın huzur ve refah içerisinde yarınlarına umutla bakmaları için gece gündüz mücadele edeceğiz, etmeye de devam edeceğiz. Bunu bütün milletimizin önünde sizlerle paylaşıyorum.

Değerli milletvekilleri, bir bakan hakkında gensoru veriliyor onun görev yaptığı bakanlığı iyi tanımadan, faaliyetleri iyi öğrenilmeden. Bilgi isteniyorsa aradıkları her türlü bilgiye ulaşmaları çok kolay, yeter ki niyet halis olsun.

Sayın milletvekilleri, biz mirasımızı koruyoruz, koruyacağız. Yeni hedefimiz, Suriçi’nin ihyası. Diyarbakır Suriçi bölgesi insanlığın ortak mirası. Tarih boyunca medeniyetlerin geçiş bölgesinde yer almış, manevi kokusu olan bir şehir. Ev sahipliği yaptığı bütün medeniyetlerin izlerini bir madalya gibi göğsünde taşıyan Suriçi, zengin tarihî ve kültürel dokuya sahip örnek bir hazine.

Bu bölge kentsel sit alanıdır, dünya mirası listesindedir. Bölgede yapılacak dönüşüm çalışmaları da kural ve kaidelere aykırı hiçbir şekilde gerçekleşmeyecektir, bu mümkün değildir.

Bu kapsamda Suriçi’ni korumak, alanda var olan tarihî dokuyu tehdit eden sağlıksız yapılaşmayı bertaraf etmek, alanın tarihî ve kültürel değerini ön plana çıkarmak Bakanlığımızın hedefidir.

Suriçi bölgesi, Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 1988’de aldığı kararla kentsel sit alanı ilan edilmiştir. Başta surlar ve burçlar olmak üzere alanda toplam 1.142 yapı tescillenerek koruma altına alınmıştır. Suriçi’ne ilişkin olarak –ki buraya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum- Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 2012’de aldığı kararla koruma amaçlı nazım imar planı ve yine aynı yıl koruma amaçlı uygulama imar planı onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

O tarihte alınan kararların detaylarından söz edeceğim ama daha önce sanki devletimiz resen, cebren ve zorla bir iş yapıyormuş izlenimini yaratanlara bir sözüm var: Devlet 1988’den bugüne kadar var olan ve işlemde olan süreci yürütmektedir. İddia edildiği gibi bugünden yarına alınmış ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin ve Sur Belediyesinin haberleri yokmuş, hiç görüşleri alınmamış gibi bir durum söz konusu değildir. Aslında herkes bunu çok iyi biliyor.

Bugün görüşlerini almadığımızı iddia eden belediyeler, terör örgütü bölgede çukurlar kazarken, barikatlar, el yapımı patlayıcılarla tuzaklar kurarken çıkıp da neden tek bir söz söylemedi? Seçilmiş, vatandaşın güvenini öyle ya da böyle alarak göreve gelmiş kişiler bu süreçte “Benim sokağımda, benim mahallemde, benim ilçemde ne yapıyorsunuz? Açtığınız çukurlarla, tuzakladığınız el yapımı patlayıcılarla vatandaşların canına, malına kastediyorsunuz.” niye demedi? Bugün biz inşa ve ihya ederken laf söyleme cüretini gösterenleri yapacağımız çalışmaları engellemek için bizi mahkemeye verenleri vatandaşlarımızın vicdani değerlendirmesine bırakıyorum.

Gelelim bizim ne yapacağımız konusuna. Belediye başkanlarınızın da attığı imzalarla, dönemin belediye başkanlarının da attığı imzalarla yapılan koruma amaçlı imar planına göre Suriçi bölgesinde yüksek yeni yapılaşma kesinlikle olmayacak. Birçok platformda tekrarladım, burada da çok net bir şekilde ifade etmek istiyorum: Suriçi’nde çok özel bir çalışma yapılacak. Sur’da asla bir kentsel dönüşüm yapılmayacak. Yapılacak bina yükseklikleri sur hizasını geçmeyecek. Koruma, yenileme odaklı bu yaklaşım çerçevesinde Suriçi bölgesinde yapılacak uygulamalar sadece niteliksiz yapıların yıkılıp yenilenmesi şeklinde olmayacak. İlk etapta, biraz önce Sayın Özhaseki’nin de belirttiği gibi, özellikle Gazi Caddesi gibi ticaret aksı olan yerlerde esnafımızın talepleri doğrultusunda sokak sağlıklaştırılması çalışmalarıyla yerinde çözüme gidilecektir.

Bugün, Sur’da, biraz önce belirtildiği gibi, “TOKİ dört, beş katlı binalar yapacak.” iddiasına cevap verecek şekilde, TOKİ şu anda orada bir çivi bile çakmamış durumdayken, o manevi değeri olan, efsanelere konu olan Kırklar Dağı’nda yapılmış olan yüksek katlı binalara neden kimse bir söz söylemedi, onu da merak ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşuyor, millet geziyor ortalıkta ya! Uyarın lütfen ya!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI FATMA GÜLDEMET SARI (Devamla) - Tescillenen anıtsal ve sivil mimarlık örneği yapıların restore edilmesi buradaki çalışmada en temel hedefimiz olacaktır. Bu çalışmada kültür varlığı niteliğindeki değerli yapıların bakım ve onarımı…

---

**Kaynak gösterme:** Fatma Güldemet Sarı (AK Parti, Adana). “Sur ve Silopi ilçelerinde alınan acele kamulaştırma kararı ve Türkiye genelindeki kentsel dönüşüm projeleriyle vatandaşları mağdur ettiği ve sermaye için rant yarattığı, uygulanan RES ve HES projeleriyle doğanın tahrip edilmesine sebebiyet verdiği iddiasıyla Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/6) ön görüşmesi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 18 Nisan 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-guldemet-sari-26-2016-04-18-sur-ve-silopi-ilcelerinde-alinan-acele-kamulastirma-karari-ve-turkiye (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=47592

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
