# Danışma kurulu önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fatma Kurtulan (Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim
- **Tarih:** 9 Haziran 2009
- **Gündem:** DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fatma-kurtulan-23-2009-06-09-danisma-kurulu-onerisi

> Fatma Kurtulan, 9 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 548 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

FATMA KURTULAN (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son dönemde Adli Tıp Kurumunda yaşananlara dair CHP tarafından verilen araştırma önergesinin lehinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yargı sisteminde “resmî bilirkişi” olarak tanımlanan ve hazırladığı raporlarla davanın seyrini tümden değiştirebilen Adli Tıp Kurumunun bilimselliği ve bağımsızlığı, ne yazık ki gelinen aşamada tartışma konusu olmuştur. Görev süresince hükûmetlerin Kurum üzerindeki baskıları, yapılan atamaların siyasi olduğu iddiaları, Adli Tıp Kurumunun tarafsızlığını ve bilimselliğini tartışmalı duruma getirirken, yakın bir tarihte yaşanan ve bir çocuk istismarından yargılanan Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez davasıyla bu tartışmalı durum tekrar gündeme gelmiştir.

Kurum başkanının her Hükûmet döneminde değiştiği ve atamalarda bilimsel yeterliliği dikkate almayan Adli Tıp Kurumu, Üzmez davasında da mağdur hakkında “Ruh sağlığı bozulmamıştır.” raporu vermiş, mağdur tekrar kurula sevk edildiği gün ise, Doçent Doktor Ayten Erdoğan’ın “Bu kuruldan B.Ç.’nin ruh sağlığının bozulmadığı kararı çıkacak.” gerekçesiyle istifa ettiği kamuoyuna yansımıştır. Kuruldan şimdiye kadar görevlendirilen ilk çocuk psikiyatristi olan Doçent Erdoğan istifa dilekçesinde “Çocuğun ruh sağlığının bozulmaması mümkün görünmemektedir. Bu yöndeki tespit ve değerlendirmelerimi diğer kurul üyelerine bildirmemden itibaren, başta daha önce mağdura ‘ruh sağlığı bozulmamış’ raporu veren eski kurul üyeleri ve Adli Tıp Kurumunda çalışan birçok üye ve yönetici tarafından eleştirilere ve yıpratmalara maruz kalmaktayım. Bu ortamda Genel Kurula girip vakayı sağlıklı şekilde değerlendirmem mümkün olmayacaktır.” ifadeleri yer alıyordu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hayati öneme sahip bu itiraflar, Adli Tıp Kurumunun tarafsız bir kurum olmaktan çok uzaklaştığını ve kararlarını etki altında kalarak verdiğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Özellikle son zamanlarda Kurumun çocuk istismarı olaylarında verdiği raporlar, kamuoyunda Kuruma karşı ciddi kuşkular uyandırmıştır. Son olarak, cinsel istismara maruz kalan bir kız çocuğu için ruh sağlığının bozulmadığı yönünde verdiği karar şüpheleri artırmıştır. Adli Tıp Kurumu Başkanı Doçent Doktor Haluk İnce’nin Başkanlığında 40 kişiden oluşan kurul, Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’in cinsel istismarına maruz kaldığı iddia edilen B.Ç’ye yeniden bir dizi test yapmış ve kurul üyelerinin çoğu B.Ç’nin beden ve ruh sağlığının bozulduğu yönünde görüş bildirmiştir. Bu durum, Adli Tıp Kurumunun bilirkişiliğinin en öncelikli şartı olan güvenilirliğini toplum gözünde kaybettiğini göstermektedir. Bu duruma benzer kaç olayın yaşandığı, kaç davanın Adli Tıp Kurumunun taraf gözeterek verdiği raporlar neticesinde mağdur aleyhine sonuçlandığı, araştırılması gereken birçok önemli husustur. Çünkü Adli Tıp Kurumunun verdiği raporlar, davalarda çok belirleyici bir rol oynamakta ve mahkemeler bu raporları dikkate alarak karar vermektedirler. Bu olay da bildiğimiz gibi üstü örtülmeye ve kamuoyuna unutturulmaya çalışılmıştır. Neredeyse Hüseyin Üzmez’i mağdur gösterecek bu dava, kadın kurumlarının olayın takipçisi olması neticesinde gündemde kalmış ve Adli Tıp Kurumunun taraflı ve bilimsellikten uzak kararları teşhir edilmiştir. Büyük bir kararlılık ve dayanışma içinde birçok kadın cinayeti davasında olduğu gibi bu davanın da akıbetini değiştiren kadın kurumlarının mücadelelerini buradan selamlamak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tartışmalar ve iddialar göstermektedir ki önümüzde çözüme kavuşturulması gereken bir sorun vardır. Adli Tıp Kurumu yalnızca Hüseyin Üzmez davası ile tartışmalı duruma gelmemiştir, bundan önce de verdiği çoğu rapor tartışma konusu olmuş ve yüzlerce “Ruh sağlığı bozulmamıştır.” yönünde görüş bildirilen dosya, mahkemelerce, uzman olmayan kişilerce rapor verildiği gerekçesiyle geri gönderilmiştir.

Adaletin doğru işletilmesi için mahkeme kararlarında belirleyici bir etkiye sahip olan Adli Tıp Kurumunun inceleme altına alınarak adli görevleri bakımından bağımsız bir statü kazandıracak düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu Kurumun kararlarını taraf gözetmeden alabilmesi, siyasetin etkisinde kalmaması ve toplum nezdinde tartışmalı duruma gelen konumundan kurtulması için yeni bir yapılandırmaya ihtiyaç vardır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Fatma Kurtulan (Van). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-kurtulan-23-2009-06-09-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
