# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fatma Nur Serter (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fatma-nur-serter-23-2009-12-20-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Fatma Nur Serter (CHP), 20 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 864 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, millî eğitim bütçesiyle ilgili konuşmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, 2010 yılı üniversite bütçeleriyle ilgili görüşlerimi kısaca arz etmek istiyorum.

2010 yılında üniversitelere ne kadar kaynak aktarıldığı, özellikle 2006 yılından bu yana yeni kurulan 41 üniversitenin ihtiyaçları ve varlığı da dikkate alınarak çok iyi irdelenmeye muhtaçtır.

Biliyorsunuz, 2006 yılında 53 üniversitemiz varken, o günden bugüne 41 yeni devlet üniversitesi kurulmuştur. Yine 2006 yılına kadar üniversite bütçeleri belirlenirken üniversitelerin öğrenci katkı payları ve döner sermaye gelirleri bütçe rakamına dâhil edilmediği hâlde, 2006 yılından sonra merkezî bütçe uygulamasına gidilmiş ve yaklaşık, bütçenin yüzde 30’una varan bu meblağ üniversite bütçe rakamlarına dâhil edilerek ilan edilmeye başlanmıştır.

Bütün bunları birlikte değerlendirdiğinizde yani üniversitelerin artı yüzde 30’luk bir payına ek olarak, kurulan 41 yeni üniversiteye toplam aktarılan kaynağın gayrisafi yurt içi hasılaya oranına, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi içindeki oranına ya da merkezî bütçe içindeki oranına bakıldığında gerçekten üniversiteler çok büyük bir haksızlıkla karşı karşıya bırakılmaktadır. 2009 yılından bu yana bunca yeni üniversitenin yatırım ve altyapı gereksinimi bulunmasına rağmen, bütün bahsetmiş olduğum bu oranlarda bir azalma olduğu yine Millî Eğitim Bakanlığının bizlere göndermiş olduğu kitapçıklarda açıkça görülmektedir.

İş bununla da bitmemektedir. Üniversitelere yıllardır yatırım bütçesi verilmemektedir, bazı üniversitelere ise özel olarak bir ayrımcılık uygulanmaktadır. Daha önce Milliyetçi Hareket Partisinden bir arkadaşımızın da burada ifade ettiği gibi –ben biraz daha ayrıntısına girerek söylemek istiyorum- burada, çok büyük haksızlığa uğrayan üniversitelerin içerisinde Ankara’da Gazi Üniversitesi gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, bakın, somut verilerle konuşacağım. Ankara’da 4 devlet üniversitesi var, bu 4 devlet üniversitesinin öğrencilerinin yüzde 48’i Gazi Üniversitesinde eğitim görüyor. Gazi Üniversitesine yapılan hazine yardımı geçen yıl 15 milyonken bu yıl yarıya, 7,5 milyona indirilmiş. Diğer üniversiteler 30-40 milyona yakın hazine yardımı almışlar. Bırakalım bunu, öğrenci başına düşen hazine yardımı miktarına bakalım: Bazı üniversitelerimize öğrenci başına Ankara’da 1.929 lira düşerken Gazi Üniversitesindeki öğrenci başına düşen hazine yardımı miktarı 111 liradır. Ben bunun sebebini öğrenmek istiyorum. Bu haksızlığın sebebinin, bazı uygulamalara Üniversite Rektörünün itiraz etmiş olması ya da dik duruşundan mı kaynaklandığını burada öğrenmek istiyorum ve bunun cevabının verileceğini ümit ediyorum.

Değerli milletvekilleri, 2008 yılı Türk yükseköğretimi için bir milattır, yandaş üniversite projesi oluşturmanın miladıdır. AKP, yandaş basını oluşturmuştur, yandaş üniversite projesi için düğmeye 2008 yılında basılmıştır. Bu yandaş üniversite projesini hayata geçirmek için önce bir yeni YÖK Başkanına ihtiyaç duyulmuştur ve tabii ki yeni Cumhurbaşkanı ve yeni YÖK Başkanı, elbirliğiyle üniversitelerin bütün çehresini değiştirecek ve kendi zihniyetlerinin temsilcilerini üniversitelerin yönetim kadrolarına atayacak bir uygulamayı başlatmışlardır. Bu öyle bir noktaya gelmiştir ki artık köklü üniversitelerimizde dekanların belirlenmesi için eğilim yoklamalarına bile ihtiyaç duyulmamakta, yandaş zihniyetten kişiler İstanbul Üniversitesinin köklü fakülteleri için adları dekan olarak yazılarak YÖK’e gönderilmekte ve onay rahatlıkla alınmaktadır.

Hatırlarsınız, “üniversite”, “çağdaş üniversite”, “demokratik üniversite” sloganlarıyla 2002’den bu yana, özellikle Başbakan, devlet üniversitelerimizi eleştirmişti. Ben şimdi soruyorum: Nedir şimdi daha çağdaş ve daha demokrat olan? Üniversitelerin öğretim üyelerinin rektör seçimindeki iradeleri mi hayata geçirilmiştir ve daha demokratik bir üniversite yaratılmıştır? Dekan seçimleri için üniversite öğretim üyelerinin iradelerine saygı mı gösterilmiş de daha demokratik bir üniversiteye geçilmiştir? YÖK kendi Genel Kurulunda almış olduğu kararlarda, acaba Genel Kuruldaki YÖK üyelerinin görüşlerine samimiyetle başvurup bunları dikkate aldığı için mi daha demokratik bir üniversite, daha demokratik bir yönetim anlayışına geçilmiştir? Yoksa daha demokratik bir üniversite anlayışında murat edilen hukuk tanımamak mıdır? Hukuk tanımazlık mı, hukuka karşı hile yapmak mı daha demokratik bir üniversite yönetimi anlamına gelmektedir?

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Bunları anlamanız için biraz daha okumanız lazım. Sizin demokrasiyi anlamanız için biraz daha okumanız lazım!

FATMA NUR SERTER (Devamla) - YÖK Başkanı, çok açık ve net bir biçimde, göreve geldiği ilk günden bu yana hukuk tanımamayı âdet hâline getirmiştir. Tabii, bu hukuk tanımazlıktaki pervasızlık ve cesaretin kaynağı, hiç kuşkusuz onu o göreve Hükûmetin memuru olarak atayan AKP İktidarınındır.

Değerli milletvekilleri, bir YÖK başkanı göreve geldiğinin üçüncü, beşinci gününde, Anayasa değişikliği, türban kararının uygulanması için henüz 2547 sayılı Yasa’da değişiklik yapılmadığı hâlde üniversitelere genelge gönderiyorsa ve bu genelge Danıştay tarafından durdurulmak zorunda kalıyorsa bu hukuk mudur? Bir YÖK başkanı Danıştayın kat sayıyla ilgili aldığı yürütmeyi durdurma kararına karşın, açıkça, göğsünü gererek, büyük bir pervasızlık içerisinde “Ben hukukun arkasından dolanacağım.” diyebiliyorsa bu hukuka saygı mıdır? “Hukukun arkasından dolanmak” ne demektir? Yani hukuka görünmeden, hukuka karşı hile yaparak kendi istediğini hayata geçirmek demektir. Bunu da yapmıştır YÖK Başkanı, hukuka karşı hileyi yapmıştır.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Tarih tekerrürden ibarettir!

FATMA NUR SERTER (Devamla) - Yani hukuka karşı açıkça suç işlemiştir. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Ama ikna odalarını kurdunuz, siz de suç işlediniz ikna odalarıyla!

FATMA NUR SERTER (Devamla) - Şimdi, AKP’nin çağdaş üniversite anlayışından neyi amaçladığını çok açıkça size özetlemek istiyorum. Yıllarca, çağdaş üniversite, demokratik üniversite, üniversite reformu… Bu çok açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. AKP’nin ve onun tayin ettiği YÖK’ün çağdaş üniversiteden anladığı şey:

1) Türbanın üniversiteye girmesidir.

2) İmam-hatip liselerinin önünün açılması ve imam-hatip kökenli bürokratların yetiştirilmesidir.

3) Ana dilde eğitimin hayata geçirilmesi için gerekli altyapının üniversitelerde oluşturulması, yani ana dilde eğitimde ders verecek, Kürtçe eğitim verecek öğretmenlerin üniversitelerde yetiştirilebileceği programların açılmasıdır. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Anayasa’nın 42’nci maddesi eğitimde eşitlik…

FATMA NUR SERTER (Devamla) - Yükseköğretimde yenilik, “reform”, “çağdaşlaşma”, “demokratikleşme” işte bu üç sözcükle özetlenir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

---

**Kaynak gösterme:** Fatma Nur Serter (CHP, İstanbul). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-nur-serter-23-2009-12-20-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
