# Kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve 3 milletvekilinin bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, emniyet teşkilatı kanunu ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; konya milletvekili mustafa kalaycı ve 3 milletvekilinin; kırşehir milletvekili abdullah çalışkan ve 2 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ile (s.s.: 508)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fatma Nur Serter (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim
- **Tarih:** 11 Haziran 2010
- **Gündem:** KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ VEYSİ KAYNAK VE 3 MİLLETVEKİLİNİN BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI, EMNİYET TEŞKİLATI KANUNU İLE GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; KONYA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA KALAYCI VE 3 MİLLETVEKİLİNİN; KIRŞEHİR MİLLETVEKİLİ ABDULLAH ÇALIŞKAN VE 2 MİLLETVEKİLİNİN BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ İLE (S.S.: 508)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fatma-nur-serter-23-2010-06-11-kahramanmaras-milletvekili-veysi-kaynak-ve-3-milletvekilinin-bazi-kanu

> Fatma Nur Serter (CHP), 11 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ VEYSİ KAYNAK VE 3 MİLLETVEKİLİNİN BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI, EMNİYET TEŞKİLATI KANUNU İLE GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; KONYA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA KALAYCI VE 3 MİLLETVEKİLİNİN; KIRŞEHİR MİLLETVEKİLİ ABDULLAH ÇALIŞKAN VE 2 MİLLETVEKİLİNİN BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ İLE (S.S.: 508)); konuşma 888 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 508 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili olarak grubum adına söz almış bulunuyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu teklif bugün kamuoyunda gerçekten çok büyük bir heyecan yarattı çünkü uzunca bir süredir özellikle öğretmenlerin kadro sorunlarıyla Meclisimizin hemen her siyasi partisi zannediyorum çok yakından ilgilenmek durumunda kalmıştı. Dolayısıyla ben, 70 bin yeni öğretmen kadrosu ihdasının ve bu 70 bin kadronun 25 bininin de atamalarının 2010 yılında yapılacak olmasının Türkiye için ve öğretmenlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum ve bunu olumlu bir adım olarak değerlendiriyorum.

Ancak, tabii, beklenti çok büyük; beklenti, bu 70 bin kadro adını duyan öğretmenler açısından, 70 bin yeni öğretmenin kapıda atanmayı bekleyen 327 bin öğretmen içinden 70 bini için bir umut olarak algılandı. Oysa hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu 70 bin kadrodan sadece 25 bini bu yıl kullanılacak ve 2010 yılında 40 bin öğretmen kadrolu olarak atanacak.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bu 40 bin rakamı, belki AKP’nin 2007, 2008 ve 2009’da yaptığı kadro atamaları dikkate alındığında gerçekten önemli ve yüksek bir rakam ancak tabii, hafızalarda bu rakamın üstünde atamaların olduğu yıllar da canlanıyor. Örneğin, 2002’de 42 bin öğretmenin kadroya atanmış olduğunu bu dönemde hatırlatmanın yararlı olacağı inancını taşıyorum.

Şimdi, beklentinin bir başka boyutu var, o da şu: Zannediliyor ki bizim öğretmen açığımızın -ki öğretmen açığımızın Millî Eğitim Bakanlığının kendi verileriyle 133.317 olduğunu biliyoruz- bu yeni kadroların ihdasıyla neredeyse yarıya yakın bir kısmı kapatılacak. Oysa böyle olmadığını da görüyoruz. Çünkü bu yeni 40 bin kadronun çok büyük bir kısmı sözleşmeli öğretmenlerin bu kadrolara atanmasıyla zaten doldurulmuş olacak ve kapıda bekleyen 327 bin diploma almış öğretmen adayı içinde ne yazık ki ancak çok küçük bir kısmı bu yeni kadrolardan yararlanma olanağı bulacak.

Hepimiz çok iyi biliyoruz, kadro vermek kolay bir iş değil. Gerçekten bütçenin zorlanması gerekiyor. Ama bütün bunlara bahane üretirken insan ister istemez, burada daha önce AKP adına konuşan Sayın Millî Eğitim Komisyonu Başkanının da hatırlattığı gibi, bizler de tabii o cumhuriyetin ilk yıllarını hatırlamadan edemiyoruz. Savaştan yeni çıkmış, yoksulluk ve yokluk içindeki bir ülkede başlatılan eğitim seferberleriyle, çok değil bir yıl içinde ilköğretimde 1.100 ilköğretim okulunun yapıldığı ve bir yıl içinde, o yokluk içinde, o kaynak yetersizliği içinde 3.600 ilkokul öğretmeninin yetiştirildiği o cumhuriyetin eğitim seferberliğini hatırlamadan da edemiyoruz.

Önemli olan kararlılıktır. Eğitimin önemini, öğretmenin önemini ve önceliğini samimiyetle kabul ediyorsak, elimizdeki kaynak ne kadar kıt olursa olsun, bu ülkenin gelecek nesillerini yetiştirecek ve aydınlık kuşaklar yetiştirecek öğretmen kadrolarına hiç kuşkusuz kaynak aktarımında öncelik tanımak zorundayız.

21’inci yüzyılda dünyada öğrencilerin 15-20 kişilik sınıflarda eğitim gördüğü, çok ileri koşullarda eğitim gördüğü gelişmiş ülkeleri tabii ki içimiz sızlayarak izliyoruz. Belki bunlara hemen ulaşmamız mümkün değil ama 21’inci yüzyılda hâlâ 350 bin öğrencimizin birleştirilmiş sınıflarda eğitim görmesi de kabul edilebilir bir gerçek değildir. Şimdi, buna verilecek cevapları çok iyi biliyorum. “Efendim, öğrenci sayısı az da onun için birleştirilmiş sınıflarda eğitim veriliyor.”, “Efendim, köyler dağınık, küçük dağ köylerinde eğitim hizmeti verilemiyor.”

Değerli milletvekilleri, bütün bunları biliyoruz ama bütün bunların içinde öğretmen yetersizliğinin de önemli bir neden olduğunu biliyoruz. Keşke birleştirilmiş sınıfları, keşke beş sınıfın bir arada okuduğu okulların sadece köylerde olduğu, sadece dağınık yerleşim birimlerinde olduğu bir ülkede yaşıyor olsaydık. Oysa Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de bile birleştirilmiş sınıflarda okuyan, hatta beş sınıf bir arada eğitim gören öğrenciler olduğu acı bir gerçek olarak, bir şamar gibi ne yazık ki yüzümüze çarpıyor. Ankara’da 1.680 öğrenci, İstanbul’da bine yakın öğrenci, İzmir’de 4.634 öğrenci hâlâ birleştirilmiş sınıflarda eğitim görüyor 21’inci yüzyılın Türkiye’sinde. 2009 yılı Millî Eğitim Bakanlığı faaliyet raporu bölgeler ve okullar arasında öğretmenlerin dağılımının istendiği biçimde yapılamadığını zaten kendi içinde açıklamış. Bu, âdeta bir özeleştiri.

Değerli milletvekilleri, ne yazık ki, AKP, öğretmen sorununu çözememiştir. Bugün 2010 yılında 40 bin yeni öğretmen kadrosu verilse bile çözememiştir çünkü planlayamamıştır. Büyük bir karmaşa yaratılmıştır. Öğretmenler kendi içinde kadrolu, sözleşmeli, ders saat ücretli, vekâlet eden, usta öğretici gibi kademelere ayrılmıştır. 21’inci yüzyılın Türkiye’sinde hâlâ istihdam güvencesinden yoksun, sağlık güvencesinden yoksun öğretmenler okullarımızda çocuklarımızı eğitmek durumunda bırakılmıştır. Bırakın bunu bir kenara “usta öğretici” diye meslek lisesi mezunlarına öğretmenlik yaptırılmış, daha sonra bu karar Danıştay tarafından durdurulmuştur.

Kısacası, bir tarafta kapının önünde bekleyen 327 bin öğretmen varken öte yandan 133 bin öğretmen açığının aynı anda devam ediyor olması, gerçek anlamda bir planlamanın yapılamadığının da göstergesidir. Eğitim fakültelerimizden her yıl 50 bin öğretmen mezun olmaktadır. Eğer 327 bin öğretmene kadro veremiyorsanız, her yıl 50 bin öğretmeni işsiz olmak için yetiştiren bir ülke, tam kılavuzunu kaybetmiş bir gemi gibi hangi yöne gittiği belli olmayan, planlama anlayışından yoksun bir biçimde eğitim sistemini yönetemeyen bir ülkedir ve ne yazık ki bunun ceremesini öğretmenlerimiz “sözleşmeli”, “ders saat ücretli”, “vekâlet eden” ya da “usta öğretici” gibi sıfatlarla adlandırılarak çekmek durumunda bırakılmıştır.

Adalet ve Kalkınma Partisinin öğretmenlerle ilgili gerçekleştiremediklerinin başında öğretmenlerin özlük hakları ve öğretmen maaşlarıyla ilgili düzenlemelerin yetersizliğinin de altının özenle çizilmesi gerekir. Bakın, Avrupa Birliğine adayız diyoruz. Biz bugün OECD ülkeleri içinde öğretmenlere verdiğimiz maaşlar itibarıyla OECD ülke ortalamasının yarısının altında öğretmenlerimize maaşlar verebilen bir ülke konumundayız.

Değerli milletvekilleri, bunun hiç önemi yok mu? Özür diliyorum, kimse kafasının konforunu bozmak istemeyebilir ama kafalarınızın konforunu ister ister bozmayın, bu, Türkiye’de eğitimin ve öğretmenin acı gerçeğidir ve bu acı gerçeği öğretmen her gün nefes nefese yaşamaktadır.

Öğretmenlerimiz, OECD ülkelerindeki öğretmenlerin yıllık çalışma saatleri kıyaslandığında, onlardan ortalama iki-üç saat daha fazla çalışıp onların yarısından daha az ücret almakta, istihdam güvencesinden de, kimi kategorilerde sağlık güvencesinden de yoksun olarak çocuklarımızı fedakârca eğitmeye soyunmuş bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Fatma Nur Serter (CHP, İstanbul). “Kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve 3 milletvekilinin bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, emniyet teşkilatı kanunu ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; konya milletvekili mustafa kalaycı ve 3 milletvekilinin; kırşehir milletvekili abdullah çalışkan ve 2 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ile (s.s.: 508)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-nur-serter-23-2010-06-11-kahramanmaras-milletvekili-veysi-kaynak-ve-3-milletvekilinin-bazi-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
