# Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi ve yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.571)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fatma Nur Serter (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim
- **Tarih:** 25 Kasım 2010
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.571)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fatma-nur-serter-23-2010-11-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-teklifi-ve-yukseko

> Fatma Nur Serter (CHP), 25 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.571)); konuşma 884 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 571 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu yasa teklifiyle iki temel düzenleme yapılmaktadır. Bunlardan birincisi, iki yeni vakıf üniversitesinin kurulmasıdır. Bu iki yeni vakıf üniversitesinden bir tanesi, Şifa Üniversitesi, İzmir Tabipler Vakfı tarafından kurulmakta ve bir ihtisas üniversitesi olarak yapılandırılmış bulunmaktadır. Sağlık bilimleri alanında son derece ileri teknolojiyle donatılan böyle bir üniversitenin kurulmasının Türk sağlık sistemine çok ciddi katkılar sunacağı inancını taşıyoruz. İkinci üniversite ise Avrasya Üniversitesi, Trabzon Maçka’da kurulan bir vakıf üniversitesidir.

Şimdi, tabii, böyle üniversiteler kurulurken, hele bu üniversiteler Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerde değil de bu büyük kentlerin dışında kurulurken doğal olarak bakılması gereken, aranması gereken özellik, acaba kurulan bu yeni üniversitelerin o bölgenin kalkınmasına ne gibi katkı yapabileceği, o bölgenin insan gücü ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik hangi fakültelerin ya da yüksekokulların bu üniversiteler içerisinde açılmakta olduğudur. Ama, bakıyoruz, örneğin burada fen-edebiyat fakültesi, işte mimarlık-mühendislik fakültesi, yabancı diller okulu ve iktisadi idari bilimler fakültesi gibi klasik, her yerde insan gücü yetiştiren fakülteler ağırlıklı bir yapılanma izlenmiştir.

“Bu bir vakıf üniversitesidir, biz buna karışamayız.” dememiz mi gerekiyor diye de düşünüyoruz. Neden derseniz, ne yazık ki ne devlet üniversiteleri ne de vakıf üniversiteleri kurulurken Türkiye’de hangi insan gücüne ihtiyaç olduğuna ilişkin bir ön çalışma bulunmadığı ve yaptırılmadığı için, arz-talep dengeleri gözetilmediği için, rastgele, kâğıt üzerinde belirlenmiş fakültelerle üniversiteleri açmaktayız. Ha, bunun sonucu nedir, neye mi bizi ulaştırıyor, hemen söyleyeyim: Bu yıl üniversitelerimizin toplam kontenjanına bakıyoruz, 671.804 toplam kontenjan açmışız, yani bu kadar sayıda öğrenciye yükseköğretim imkânı sağlamışız. Peki, değerli milletvekilleri, bu kontenjanlar acaba doldu mu, dolduruldu mu? Bugün yine bakıyoruz, ÖSYS sonuçlarına göre, resmî rakamlara göre 110.826 kontenjan üniversitelerimizde boş kalmıştır. Bir taraftan devlet üniversitelerinin, vakıf üniversitelerinin sayısını katlamış olmakla övünüyoruz, işte “Devlet üniversitesi sayısını şu kadara yükselttik, toplam, bu 2 üniversiteyle, 156 üniversite kurduk.” diyoruz, sonra 110.826 kontenjanı dolduramıyoruz. Bu 110 bin kontenjanın 33 bini aşkını lisans kontenjanıdır, yani dört yıllık, beş yıllık, altı yıllık fakültelere ilişkin kontenjandır. Bu, yükseköğretimin ve YÖK’ün bir planlama anlayışından ne kadar uzak olduğunu, plansız, programsız, ihtiyaçlar dikkate alınmadan, rahatlıkla kâğıt üzerinde üniversitelerin nasıl kurulduğunu ve kaynakların nasıl israf edildiğini gösteren çok somut bir kanıttır ve bu kürsüden defalarca ve defalarca bunu seslendirmiş bir kişi olarak ne yazık ki bir kez daha bu konunun altını çizme ihtiyacı doğmuş bulunmaktadır.

Bu yasa teklifinde yapılan ikinci önemli düzenleme Kredi ve Yurtlar Kurumuyla ilgilidir. Kredi ve Yurtlar Kurumunda iki konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Bir tanesi diğer arkadaşlarımız tarafından da çok seslendirildi.

Şimdi, Kredi Yurtlar Kurumu Başbakanlığa bağlanıyor. Gerçekten ben merak ediyorum, neden? Neden böyle bir ihtiyaç duyuluyor? Yani bütün yetkilerin Başbakanlıkta toplanması hangi yönetim anlayışının gereği olarak tavsiye edilebilir ve desteklenebilir bir anlayıştır? Bu derece merkeziyetçi bir yapıyı çağdaşlaşmaktan, Avrupa Birliğine girmekten söz eden bir ülke acaba neden eğitim sistemi içinde gerekli görmektedir, neden Kredi Yurtlar Kurumu Başbakanlığa bağlanmaktadır, açıkçası, ben bunun cevabını bulabilmiş değilim. Olsa olsa, Başbakanlığın yetkilerinin arttırılması, padişah yetkileriyle donatılmasının dışında buna verecek bir yanıt bulamıyorum.

İkincisi: Kredi Yurtlar Kurumu yurt dışında yurt açma konusunu bu yasayla gündeme getiriyor.

Şimdi, çok konuşuldu, çok ayrıntıya girmeyeceğim ama 230 bin yurt kapasitesi bulunan bir ülkede yaşadığımızın farkındayız. Yani 3 milyon 322 bin 559 yükseköğretim öğrencisi içinde devletin yurt imkânlarından yararlananların oranı yüzde 7; 230 bin dolaylarındadır.

Siz, kendi ülkenizde ihtiyaç sahibi öğrencilere yurt sağlayamıyorsunuz, bu öğrencileri çok zor barınma koşullarına mahkûm ediyorsunuz, bu öğrencileri tarikat ve cemaat yurtlarına mahkûm hâle getiriyorsunuz, ondan sonra çıkıyorsunuz yurt dışında yurt açmak için girişimde bulunuyorsunuz. Acaba “TİKA” diye bir kuruluş olduğunun ve bu kuruluşun temel görevleri arasında yurt dışında eğitim hizmetlerine destek vermek olduğunun farkında mıyız, yoksa bunu unuttuk mu? Eğer yurt dışındaki Türk öğrencilerine böyle bir hizmet sağlanmak isteniyorsa niye bu Kredi Yurtlar Kurumunun dar finans kaynaklarından sağlanmaya çalışılıyor da TİKA gibi kurumlar acaba harekete geçirilmiyor? Bunu anlamakta da gerçekten zorlanıyoruz ve bunu mazur ve meşru gösterecek bir altyapının Türkiye’de bulunmaması nedeniyle bugün alınacak olan bu kararın gerçekte çok daha ciddi sorgulamalara kapı açacağına da ben inanıyorum, partimin de bu görüşte olduğunun altını çizmek istiyorum.

Şimdi, yurt konusu ne zaman gündeme gelse, değerli milletvekilleri, herkes kendisine başvuruda bulunan, kendi seçim bölgesindeki öğrencilerin yurt ihtiyacını karşılamaktan ya da karşılamamaktan söz ediyor. Bu nasıl oluyor? Kredi ve Yurtlar Kurumuna başvuru yapılmıyor mu? Öğrenciler, doğrudan Kredi ve Yurtlar Kurumundan yurt talebinde bulunmuyorlar mı? Bulunuyorlar. Peki, nasıl oluyor da siyasetçi, Kredi ve Yurtlar Kurumuna öğrenci yerleştirmede bir aracı hâline dönüşüyor? Şöyle dönüşüyor: Çünkü bu Kurumdan genel müdürlüğün yüzde 5’lik bir kontenjanı var. Bu kontenjan olağanüstü koşullar için konulmuş, ama olağanüstü olmayan, tamamen siyasi torpil olarak işletilen bir kurumsal yapı hâline dönüştürülmüştür. Sizin yüzde 5’lik kontenjanınız eğer bugün 230 bin yatak kapasitesine sahipsek, çok ciddi bir rakamdır, 11-12 binlik bir rakamdır. Siz bu derece geniş bir öğrenci yurt kapasitesini A, B ya da C partisinin ya da ağırlıklı olarak iktidar partisi milletvekillerinin siyasi rant aracı hâline getiremezsiniz. Bu uygulamanın AKP döneminde konulmuş bir uygulama olmadığını biliyorum ama bu uygulamanın mutlaka sonlandırılmasının, kaldırılmasının bir zorunluluk olduğuna inanıyorum. Yurtlara başvuran öğrencilerin koşulları değerlendirilir, gelir düzeyleri değerlendirilir, sıralaması yapılır, bu kontenjan da katılarak sıralama dâhilinde yurtlara öğrenci kabulü yapılır. Ahbap çavuş ilişkisiyle, A, B, C siyasi partisinden bir milletvekilini tanıdığı için, o milletvekili kendi bölgesinde daha fazla oy alsın diye iktidar partisi kendi gücünü kullanarak bu kontenjanı kullanmamalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Fatma Nur Serter (CHP, İstanbul). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi ve yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.571)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 25 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-nur-serter-23-2010-11-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-teklifi-ve-yukseko (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
