# Petrol piyasası kanunu (s.sayı:288)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fatma Şahin (AK Parti, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim
- **Tarih:** 4 Aralık 2003
- **Gündem:** PETROL PİYASASI KANUNU (S.SAYI:288)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fatma-sahin-22-2003-12-04-petrol-piyasasi-kanunu-s-sayi-288

> Fatma Şahin (AK Parti), 4 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PETROL PİYASASI KANUNU (S.SAYI:288)); konuşma 855 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

FATMA ŞAHİN (Gaziantep)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Petrol Piyasası Kanunu Tasarısının geneli üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinize saygılarımı sunuyorum.

Petrol Yasasının içeriğine geçmeden önce, tasarının hazırlanma tekniği hakkında size bilgi sunmak ve dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bu kanun tasarısı hazırlanmadan önce, Enerji Bakanlığımızın başkanlığında bütün bakanlıkların üst düzey yetkilileri ve bütün üst kurumlara ait yetkililerle beraber bütün sivil toplum örgütleri bir araya gelmiş ve çok ciddî toplantılar yapılmış, çok uzun süreli iştirakler sağlanmıştır. Sayın Seyhan'ın belirtmiş olduğu 12 000 bayiin de yetkilileri bu toplantılara katılmış, gerekli şekilde bilgilerini vermiş ve ortak bir konsensüs sağlanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, tarih, petrol uğruna çok kanlı savaşlara sahne olmuştur. Alternatif teknoloji ve enerji arayışları hızlı ve son derece başarılı gelişmeler kaydetmeye devam etse de, henüz petrolün önemi sona ermiş değildir. Hatta, dünyadaki son gelişmelerin bir anlamda petrol uğruna yaşandığı düşünülecek olursa, petrol savaşlarının sona erdiğini söylemek hiç mümkün değildir.

Türkiye, tespit edilmiş petrol rezervlerini dikkate aldığımızda petrol fakiri gibi gözükmekle birlikte, gerek petrol bağımlılığının artarak devam etmesi gerekse dünyanın en büyük petrol rezervlerinin hemen dibinde bir jeopolitik ve jeostratejik noktayı kontrol etmesi, Türkiye'ye petrolle ilgili hiçbir gelişmeye kayıtsız kalamayacak bir hassasiyet yüklemektedir.

Petrolle ilgili temel veriler ve çok önemli gelişmelerle, konunun tarihî arka planı, Türkiye'nin konuya ilişkin hassasiyetini artırmaktadır. Mevcut rezervler ve yıllık üretim-tüketim miktarlarına göre, petrolün 40, doğalgazın 62, kömürün ise 216 yıl ömrü kalmıştır. İşlenerek 4 000'den fazla ürün elde edilen petrole olan talebin 2030 yılında bir kat daha artarak 120 000 000 varili geçeceği öngörülmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri dünya petrol rezervlerinin sadece 2,9'una sahip olmasına rağmen, en çok petrol tüketen ülke durumundadır. Yıllık 3,5 milyar ton dolaylarında olan dünya petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 25,5'ini, tek başına Amerika Birleşik Devletleri gerçekleştirmektedir. Japonya toplam tüketimde yüzde 7'lik bir paya sahip olurken, bu ülkeyi 6,6'yla Çin, yüzde 3,7'yle Almanya ve yüzde 3,5'le Rusya izlemektedir. Türkiye ise, dünya tüketiminde yüzde 0,9'luk bir paya sahiptir.

Türkiye'nin petrol ve petrol ürünlerinin tüketiminin birinci enerji ağzı içerisindeki payı yüzde 40-45 arasında bulunmaktadır. Devletin toplam vergi gelirinin yüzde 20'lik kısmı tek başına petrol piyasasından elde edilmektedir. Bu iki veri bile, petrol piyasasının Türkiye açısından önemini ve büyüklüğünü ortaya koymaya yetmektedir.

Kaldı ki, kişi başına enerji tüketiminin Amerika Birleşik Devletlerinde 7 ton, Avrupa Birliği ülkelerinde 3 ton, Türkiye'de ise sadece 1 ton petrole eşdeğer olduğunu düşünecek olursak, Türkiye'nin sanayileşme ve modernleşmesini tamamlaması sürecinde enerji ve petrole bağımlılığının daha da artacağı rahatlıkla tahmin edilebilmektedir. Nitekim, Türkiye'nin, son yıllarda hampetrol temininde bu bağımlılığın yüzde 82'den yüzde 92'ye çıkması da bunun bir göstergesidir.

Türkiye için bu kadar hayatî olan bir mesele, çok karışık ve ömrünü tamamlamış mevzuatla düzenlenmektedir. Eğer bugünkü Petrol Piyasası Kanunu Tasarısını Enerji Bakanlığımız hazırlamamış olsaydı, şu anda piyasalardaki yasal çerçevenin bir kısmını Petrol Kanunu, bir kısmını Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, bir kısmını Millî Korunma Suçlarının Affına, Millî Korunma Teşkilat, Sermaye ve Fon Hesaplarının Tasfiyesine ve Bazı Hükümler İhdasına Dair Kanun ve diğer kararname, tebliğler, piyasayı düzenleyen temel mevzuat hükümleri oluşturmaktaydı. Benim okurken dahi zorlandığım bu kanunları düşündüğünüzde, petrol piyasasının ne kadar karmaşık ve ne kadar demode olduğunu siz de tahmin ediyorsunuzdur.

Aslında, bu, devlete hükmetme, devleti yönetme mantığı, petrol piyasasında tesadüfen oluşmamıştır. Biz, Sanayi Komisyonu üyeleri olarak Meclise geldiğimizde, seksen yıllık Türkiye Cumhuriyetinin maden kanununun olmadığını ve 100 yıl önceki Taşocakları Nizamnamesiyle yönetildiğini düşünürsek, bunların hiçbiri tesadüf değildir. Ülkemizin ne kadar kötü yönetildiğinin en büyük göstergeleridir diye düşünüyorum.

1935 yılında çıkarılan 2804 sayılı Kanunla, petrol arama görevi Maden Tetkik Arama Enstitüsüne verilmiş ve 1954 yılında, halen yürürlükte olan 6326 sayılı Yasa çıkarılmış. Ancak, bu yasa da 6 defa değiştirilmiş ve âdeta, yamalı bohçaya dönmüştür. Türkiye, bu yasayla dört ayrı dönemi bir arada yaşamıştır. Liberal dönemden sonra, liberasyona geçiş ve en son da 1998-2003 arasındaki otomatik fiyat dönemi başlamıştır. Ancak, son dönemlerde devlet müdahalelerinin azalmasına rağmen, şeffaf, adil ve rekabetçi bir ortam sağlanamamıştır.

Bu yasayla, petrol piyasasının kurumsallaştırılması ve rekabet ortamının artırılması çerçevesinde uluslararası norm ve standartlarla Avrupa Birliği müktesebatına uyum amaçlanmıştır. Yasa uyarınca, rafinaj, işleme, iletim ve benzeri faaliyet, piyasa faaliyeti olarak tanımlanmakta, Petrol Kanunundan çıkarılarak, Petrol Piyasası Kanunu olarak toplanmaktadır.

Bu yasayla, piyasanın düzenlenmesi için Petrol Piyasası Kurulu oluşturulmaktadır. Ayrıca, bu yasa tasarısının öngördüğü çok önemli bir şey daha vardır: Bütün dünyada petrol fiyatları maliyetlerindeki düşüş, kalitedeki artışın öngördüğü dikey yapılaşma, bu tasarıyla gerekli kılınmıştır. Ancak, bugüne kadar, Türkiye'de ihmal edilen bu yapı, Petrol Piyasası Yasa Tasarısıyla gerçekleştirilmiş olacaktır.

1989 yılında kanun değişikliğiyle düzenlenmiş olmasına rağmen, tam olarak uygulanamayan petrol fiyatlarının serbestçe tespiti, inşallah, bu yasayla hayata geçirilecektir. Bununla beraber, ilk kez bir ulusal petrol stok sistemi oluşturulacak ve sektörü disipline edici, ihlalleri önleyici idarî yaptırımlar ve para cezaları getirilecektir. Tasarının, bu haliyle, daha liberal bir yapıyı öngördüğünü söyleyebiliriz.

Ayrıca, kamunun can ve mal güvenliğini sağlamak, çevre güvenliği için de azamî dikkat edecek hassasiyetler gösterilmiştir.

Kıymetli arkadaşlarım, Türkiye için, petrol ne kadar önemli ise, Petrol Piyasası Kanunu da o kadar önemlidir. 1954 yılında çıkarılmış ve 6 defa değişikliğe uğratılmış bu mevcut kanunla ilerlememiz, takdir edersiniz ki, mümkün değildir. Bu şekilde, çalışmamızda, çağa uygun bir petrol piyasası oluşturulmuş ve Türkiye'nin yeni vizyonunun dünyaya tanıtılması açısından da çok önemli bir çalışma ortaya çıkmıştır.

Bu duygu ve düşüncelerle, sözlerime son verirken, yasanın hayırlar getirmesini diliyor ve hepinize saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Fatma Şahin (AK Parti, Gaziantep). “Petrol piyasası kanunu (s.sayı:288)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-sahin-22-2003-12-04-petrol-piyasasi-kanunu-s-sayi-288 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
