# Gaziantep milletvekili fatma şahin ve 9 milletvekilinin; gaziantep'e istiklal madalyası verilmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:102)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fatma Şahin (AK Parti, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim
- **Tarih:** 7 Şubat 2008
- **Gündem:** GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ FATMA ŞAHİN VE 9 MİLLETVEKİLİNİN; GAZİANTEP'E İSTİKLAL MADALYASI VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:102)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fatma-sahin-23-2008-02-07-gaziantep-milletvekili-fatma-sahin-ve-9-milletvekilinin-gaziantep-e-i

> Fatma Şahin (AK Parti), 7 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ FATMA ŞAHİN VE 9 MİLLETVEKİLİNİN; GAZİANTEP'E İSTİKLAL MADALYASI VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:102)); konuşma 1.548 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Gaziantep’e İstiklal Madalyası verilmesiyle ilgili teklif üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum ve yüce heyetinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu kadar gündem yoğunluğu içerisinde İstiklal Madalyası’nın Genel Kurula bu kadar hızlı bir şekilde getirilmesinin nedenlerini açıklamadan önce, Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere Meclis Başkanımıza ve Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Demokratik Toplum Partisi, AK Partinin grup başkan vekillerine, İçişleri Komisyonuna, İçişleri Komisyonunun bütün milletvekili üyelerine teşekkürlerimi sunarak sözlerime başlamak istiyorum. İş birliği ve güç birliği içerisinde, ne kadar hızlı hareket edebileceğimizin de en güzel örneğini vermiş olduğumuzu da söylemek istiyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu madalyayla alakalı süreci sizlerle paylaşmadan önce, 1918 ve 1921 tarih sayfalarına şöyle bir dönüp baktığımızda Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı, Birinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle Batılı devletler, “hasta adam” dedikleri, Anadolu’nun her tarafını işgal etmişler ve her tarafının, her toprağının üzerinde de bir hesap içerisine girmişlerdi.

Gaziantep önce İngilizler, daha sonra da Fransızlar tarafından işgal edilmişti. O günün şartlarına baktığımız zaman, 20 bin askeriyle, yüzlerce tankı, tüfeğiyle, uçağıyla karşımızda, 1.500 Ermeni’nin de beraber gönüllü desteğiyle, koca bir Fransız tümeni karşımızdaydı. Bizim tarafımıza baktığımız zaman, yalnızca 2.900 tane burada gönlünü veren ve “Vurun Antepliler, namus günüdür.” diyecek kadar yüreğini bu işe veren bir fotoğrafla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Bu iki manzarayı tarttığımızda, bu iki dengesizliğe baktığımızda, onlar için Gaziantep çok kolay bir lokmaydı ve çok kısa sürede işgal edilebilir, hemen alınabilir topraklardı. Ama bir şeyi unuttular. Anteplim dedi ki: “Benim cesedimin üzerinden geçmeden bayrağımı çiğnetmem. Ben, asla esaret zincirini daha önce atalarımdan taktırmadım, bundan sonra da bu zinciri taktırmam.” dedi ve “Ben Şahinim Ağam ey!” dedi. “Mavzer omzuma yük/ Yumruklarımla dövüşeceğim/ Yumruklarım memleket kadar büyük.” dedi ve bu manzara karşısında on bir ay boyunca Antep’in etrafı kuşatıldı. Her seferinde girmeye çalıştıklarında ve her seferinde “Bu defa başardık, bu defa teslim aldık.” dediklerinde Şahin Beyler, Karayılanlar, Şehit Kâmiller, adını şu anda hatırlayamadığımız binlerce adsız kahramanlar “Buna izin veremeyiz.” dediler. On bir ay boyunca açlık çektiler, on bir ay boyunca burada sefalet çektiler, direndiler ve on bir ay sonunda, her seferinde Ankara’ya telgraf gönderen Özdemir Bey’e Ankara’dan gelen cevap: “Millî Mücadelede batı cephesinin çok önemli bir strateji olduğunu, batı cephesindeki bir zayıflamanın Türkiye açısından çok daha büyük bir problem olacağını, Gaziantep’e bu şekilde yardım edilemeyeceğini…” Telgrafın cevabı alındığında Özdemir Bey, o günün şartlarında halkın motivasyonunu kırmamak için “Ankara yolda, yardım getiriyor, dayanın arkadaşlar.” demiştir ve on bir ay boyunca açlığa karşı zerdali çekirdeğinden ekmekler yapılıp, ağaçlardan karınlar doyurulmuş ve bu mücadele verilmiştir.

Bu mücadele devam ederken Gaziantep’in motivasyonu, komşuların motivasyonu çok önemliydi. Gaziantep’ten mutlaka bir zafer sesi gelmesi gerekiyordu. Bunu hisseden Türkiye Büyük Millet Meclisi 8 Şubat 1921’de Gaziantep’e “Gazilik” unvanını verdi. 1921’de verilen bu “Gazilik” unvanı Gaziantep’e motivasyon oldu, heyecan oldu ve bunun millî mücadeleyi ateşleyen, körükleyen bir madalya olarak karşımıza gelmesi gerekiyordu.

Değerli arkadaşlarım, 1925 yılına geldiğimiz zaman burada yaşadığımız bir süreç var. Mustafa Kemal Atatürk’ün Kılıç Ali Paşa’yı Gaziantep’e göndermesi Gaziantep’in biraz toparlanmasına, kendi içindeki dinamikleri hayata geçirmesine vesile olmuştur. Kılıç Ali Paşa da Gaziantep’in bu ruhunu görünce dönüşte bir tezkere hazırlayarak Başvekil olarak İsmet İnönü Paşa’ya göndermişti. Bu tezkerenin içerisinde -şu anda sizlerle paylaşmak istiyorum- Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarından çıkardığımız bu tezkerenin içerisinde aynen yazılı olan şudur: “Vatanın harimi ismetine vuku bulan tecavüze karşı ilk defa müdafaatta bulunan Gaziantep ve Maraş vilayetleri şahsiyeti maneviyelerinin birer kıt’a kırmızı kurdeleli İstiklâl Madalyası ile telaifleri hakkında Başvekalet tezkeresinde Başvekil İsmet İnönü imzası ile teklif İcra Vekilleri Heyetinin 5/4/1925 tarihli ictimaında tensip kılınmıştır. 400 numaralı Kanun mucibince gereğinin ifasına ve neticesinin işarına müsaade buyurulmasını rica ederim.” denilmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisine teklif gönderilmişti. 22 Nisan 1925 tarihinde de bu teklif Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmüştü.

Şimdi, yaklaşık üç yıl önce Gaziantep kamuoyundan, yine 8 Şubat arifesinde yerel basından ve sivil toplum kuruluşlarından “Bizim bir madalyamız var. Bu madalya nerede? Bu madalya kayıp mı oldu?” şeklinde kamuoyundan gelen ses Ankara’da yankısını bulmuş ve Gaziantepli bütün milletvekili arkadaşlarım… Bütün milletvekili arkadaşlarım, özellikle söylüyorum, burada, daha önceki döneme ait milletvekili arkadaşlarımın da bunda emeği var. Biz bu emeği görmezlikten gelemeyiz. Bu haber üzerine “bizim madalyamız nerede” diye yaptığımız araştırmada, burada Devlet Malzeme Ofisi, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Türk Tarih Kurumu, Genelkurmay Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığına bire bir gidip görüşerek ve tarihteki bu dokümanları incelediğimizde baktık ki her şey tamam, ama Darphanede madalya basılmamış. Meclis karar vermiş “Bu madalya Gaziantep’in hakkı.” demiş, ama Darphanede bu madalyanın basıldığına dair bir belge bulunamadı. O zaman Millî Savunma Bakanımızla yaptığımız görüşmede, Millî Savunma Bakanlığının “Gazişehir” demek, gazilik madalyasını beraber alması demek olduğunu, bunun Gaziantep’in hakkı olduğunu, fakat, ancak bir yasayla bunun yeniden getirilmesi gerektiğini ve ancak madalyanın ondan sonra basılabileceğini söyledikten sonra, biz, bütün milletvekili arkadaşlarımızla bir kanun teklifi hazırladık. Yine söylediğim gibi burada Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve AK Partiden bütün milletvekili arkadaşlarımız bire bir gayret ederek bu teklifi hazırladık ve burada en büyük teşekkürüm… Bunu söylediğimiz zaman, asla bizi şehir milliyetçisi olarak görmediler. Baktılar ve inandılar, elimizdeki arşivleri taradığımızda, incelediler ve “Bu, Gaziantep’in hakkı.” dediler. Ben bu konuda bize yardımcı olan ve bu yapmaya çalıştığımız, 1925’te aldığımız hakkı yerine bugün getirmiş olmanın hakkını ve bu konuda bize yardımcı olan bütün herkese teşekkürlerimi bir borç biliyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, o günün ruhuyla baktığımız zaman, korkunç bir millî mücadele ruhu verildi. Bugünün dünyasında ve bugünün Türkiye’sinde biz bu atalara yakışır torunlar olarak da, bu mücadeleye devam ediyoruz ve iki şeyi çok önemsiyoruz: Birincisi, tam ekonomik kalkınma; ikincisi, tam demokratikleşmiş bir Türkiye. Bu iki bacağı beraber götürdüğümüz zaman ve bu enerjiyle el ele gönül gönüle verdiğimiz zaman ben inanıyorum ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize göstermiş olduğu çağdaş uygarlık seviyesine en kısa sürede ulaşacağız. Burada tek yapacağımız şey, birbirimizin niyetini okumamamız, birbirimizde gizli ajandalar bulmamamız ve basının üzerinden birbirimizi eleştirmemiz, birbirimizi anlamaya çalışmamız ve birbirimizin ne yapmak istediğini iyi görmemiz, iyi anlamamız gerektiğini düşünüyorum. Tek ihtiyacımız olan şeyin de bu olduğunu düşünüyorum.

Şimdi, tabii, madalya konuşulurken teşvik, Gaziantep’in sorunları da diğer milletvekili arkadaşlarım tarafından gündeme getirilince, ben de tabii bu konulara girmek zorunda kaldım. Çünkü, aslında yüreğimden bugün bu konulara çok girmek de gelmiyordu. Bugün çünkü çok özel bir günümüz. 1925’in hatırlatıldığı, hatırlanması gereken çok özel bir gündü, ama madem arkadaşlarımız bunu gündeme getirdiler, ben de birkaç sözle bu konuda kendi fikrimi ve kendi partimin, kendi hükûmetimin görüşlerini belirtmek durumundayım.

Değerli arkadaşlarım, 2002’ye baktığımız zaman Gaziantep en büyük göç alan şehirlerden biri. Eğitim ve sağlık eğer bir topluluğun en önemli kriteri ise, eğitimde ve sağlıkta altmışıncı sıradayız. Derslik sayısında ve yatak sayısında altıncı büyük şehirsiniz ve altmışıncı sıradasınız! Biz, beş yıldan beri bu aradaki makası kapatmaya çalıştık. Şu anda hangi durumdasınız derseniz, yalnızca derslik sayısında size bir örnek vermek istiyorum: Seksen küsur yılda 4.250 derslik yapılmış. Biz beş yıl içerisinde Millî Eğitim Bakanlığından ve il özel idaresinden aldığımız destekle bugün itibarıyla 1.800 dersliği ilave yaptık. Bakın seksen küsur yılda 4.200, beş yılda 1.800 derslik. Şimdi 2008’in sonunda o altmışıncı sıralarda olan derslik sayısında, inşallah, şu andaki hedefimiz ilk otuza girmek. Şimdi altıncı büyük şehirsek, bu konuda da hedefimiz ilk altıyı yakalamak durumundayız.

Hastanedeki yatak sayısına gelip bakacak olursak. Vekillerimin söylediği doğru tespitler, ama biraz bardağın boş tarafından bakılarak söylenen tespitler. Çocuk hastanesinde bizden önceki durum buydu, doğruydu ve televizyonlara, ulusal basınlara bu şekilde çıkıyorduk. Biz gelir gelmez hemen 200 yataklı çocuk hastanesine ilave 150 yatak yaptırdık. Sayın Sağlık Bakanımız dedi ki: “Bu Antep’e yakışmaz.” Hızlı bir şekilde 200 yataklı modern bir sağlık hastanesinin temeli atıldı ve arkadaşlar, bakın, yirmi yılda değil, iki yılda bitti. İnşallah bir ay sonra bu konuda da çocuk hastanemizin temeli atılacak ve hizmet vermeye başlayacak.

Biz Gaziantep’i bir cazibe merkezi yapmaya ve sıkıntılarımızı hep beraber çözmeye kararlıyız. Ticarette merkez olacağız, turizmde merkez olacağız, tarımda merkez olacağız, üretimde merkez olacağız.

Bakın, bir şeyi bir örnekle size söylemek istiyorum. Biz geldiğimiz zaman ihtisas fuarları diye bir şeyi Antep bilmiyordu. Ama, bugün itibarıyla 2008’de Sanayi Odamızın altı tane ihtisas fuarı arka arkaya sıralanmış durumda. Irak’ın uluslararası fuarı Gaziantep’te yapılıyor.

Şimdi fotoğrafın tamamına bakalım. Eksilerimizi de görelim, artılarımızı da görelim. Ama, bizim ihtiyacımız olan şey, fotoğrafın tamamını görebilmemiz lazım. Yapacak daha çok işimiz var, biz bunun farkındayız. Ama, şehirde beş tane beş yıldızlı otel yapılıyorsa, bu oteller boşuna yapılmıyor. Geliyorlar fizibilite yapıyorlar, bu şehirde bir cazibe merkezi olma yönünde artıları görüyorlar, yatırımını ona göre yapıyorlar. Biz inanıyoruz ki, bu hızla devam edersek… 2002’nin Gaziantep’i şu andaki Gaziantep’e göre çok daha kötüydü. Ama, yarınlar adına çok daha ümitliyiz. Ve bunu yine söylüyorum: Bütün diğer partilerdeki milletvekili arkadaşlarımızla el ele, gönül gönüle yapmak gibi bir gayretimiz var.

Biz, aydınlık Türkiye’yi beraber yakalayacağız arkadaşlar. Millî Mücadele ruhunu, Çanakkale’yi bize yaşatanlara bir sözümüz var. O günün Türkiye’sinde bu nasıl başarıldıysa, bugün, ancak enerjimizi birbirimize kullanarak ve enerjimizi iş odaklı, proje odaklı, aş odaklı yaptığımız zaman bunu başaracağımıza inanıyorum ve bu konuda bu gayreti ben milletvekili arkadaşlarımın hepsinde görüyorum, Hükûmetimizde görüyorum, bu Parlamentoda görüyorum. Bu Parlamento, geçmiş dönem, en çok demokratikleşmeye yasa çıkarmış bir parlamentodur. Bu Parlamentonun bir mensubu olmaktan da büyük gurur ve onur duyuyorum.

Değerli arkadaşlarım, sözlerimi, Mustafa Kemal Atatürk’ün, millî mücadele günümüzde bizim göstermiş olduğumuz destekten dolayı söylemiş olduğu iki sözle bitirmek istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk “Kahramanlık misalini görmek istiyorsanız, gidin, Gaziantep’i kendinize örnek alın.” demiştir. Mustafa Kemal Atatürk “Ben Gazianteplilerin gözlerinden nasıl öpmem ki, onlar yalnız Gaziantep’i değil, bütün Türkiye’yi kurtarmıştır.” demiştir.

Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bütün silah arkadaşlarını saygıyla, sevgiyle, şükranla anıyorum ve hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Fatma Şahin (AK Parti, Gaziantep). “Gaziantep milletvekili fatma şahin ve 9 milletvekilinin; gaziantep'e istiklal madalyası verilmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:102)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-sahin-23-2008-02-07-gaziantep-milletvekili-fatma-sahin-ve-9-milletvekilinin-gaziantep-e-i (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
