# İzmir mv. ahmet ersin ve 22 milletvekilinin, güneydoğu asya ve çin'den gelen ürünler karşısında yerli sanayinin durumu hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fazlı Erdoğan (AK Parti, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 13 Nisan 2004
- **Gündem:** İZMİR MV. AHMET ERSİN VE 22 MİLLETVEKİLİNİN, GÜNEYDOĞU ASYA VE ÇİN'DEN GELEN ÜRÜNLER KARŞISINDA YERLİ SANAYİNİN DURUMU HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fazli-erdogan-22-2004-04-13-izmir-mv-ahmet-ersin-ve-22-milletvekilinin-guneydogu-asya-ve-cin-den

> Fazlı Erdoğan (AK Parti), 13 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR MV. AHMET ERSİN VE 22 MİLLETVEKİLİNİN, GÜNEYDOĞU ASYA VE ÇİN'DEN GELEN ÜRÜNLER KARŞISINDA YERLİ SANAYİNİN DURUMU HK.); konuşma 1.684 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yakın zamanda aramızdan ayrılan sanayici, işadamı, kültür adamı Sakıp Sabancı'yı rahmetle anıyorum, Allah rahmet eylesin, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Türkiyemizde böyle sanayicilerin çoğalmasını, ülke insanının kalbinde, gönlünde, kültüründe, tarihinde sürekli yer etmesini, canı gönülden, bu çatı altında dile getirirken, kendilerine ve sizlere, tekrar, saygılarımı sunuyorum.

Güneydoğu Asya ve Çin'den gelen ürünler karşısında yerli sanayicimizin durumunun araştırılması ve gereken önlemlerin alınması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, hepinizi en kalbî duygularımla selamlıyorum.

Türkiye ile Çin arasında ekonomik ve ticarî etkileşim tarihî İpekyoluna kadar uzanmaktadır. İki ülke arasında gerçekleşen ticarete ilişkin rakamları incelediğimizde, Çin ile ülkemiz arasındaki ticaretin hacminde çok hızlı bir gelişme yaşandığı görülmektedir. 2003 yılında yapılan ithalatın bir önceki seneye göre arttığı ve Çin'in, en çok ithalat yaptığımız ülkeler arasında 5 inci sıraya yükseldiği görülmektedir.

Çin'e olan ihracatımız 2002 yılında 288 000 000 dolar olarak gerçekleşirken, 2003 yılında artış göstererek 492 000 000 dolar seviyelerine ulaşmıştır. Çin, ülkemizin en çok ihracat yaptığı ülkeler arasında 21 inci sırada yer almaktadır.

2002 yılında Türkiye'nin Çin'e yaptığı ihracatın sektörel yapısına baktığımızda, ihracatımızın yaklaşık yüzde 52'sinin demir-çelik ürünlerinden oluştuğu görülmektedir. Bunu, sırasıyla, otomobil, mermer başta olmak üzere, doğal taşlar, otomobil yan sanayii ürünleri, bazı metaller ve kimyasal ürünler izlemektedir.

Yeni yapılanmaya göre, Çin'de, merkezî planlı ekonomiden serbest pazar ekonomisine geçilmiştir; reformlar çerçevesinde, ekonomik altyapı, serbest pazar odaklı olarak yeniden yapılandırılmaktadır.

Dışa açılım reformları sonucunda çok hızlı bir gelişme sürecine giren Çin'in gelişmesinin en önemli etkenleri, ülkeye gelen yabancı sermaye ve artan dışticarettedir. Dışticaret alanında, Çin'deki işgücü ve hammadde gibi faktör fiyatlarının, dünya fiyatlarına oranla düşük olmasının yanı sıra, Çin para biriminin yapay olarak sabit tutulması çalışmaları ve Türk Lirasının aşırı değer kazanması, Çin menşeli ithalatın düşük fiyatlarla seyretmesine ve bu sayede bir rekabet üstünlüğü sağlanmasına yol açmaktadır. Nitekim, Çin para birimi yuanın değerinin düşük tutulması, geçtiğimiz sene, Çin'deki büyüme oranının yüzde 9,1 gibi yüksek bir oranda gerçekleşmesini sağlamıştır.

Türkiye ve Çin arasında girdi maliyetleri bakımından da önemli farklar vardır; şöyle ki: Benzinin litresi Çin'de 496 000 lira iken, Türkiye'de 1 796 000 lira, elektrik enerjisi Çin'de yaklaşık 75 Türk Lirası iken, Türkiye'de 175 000 liradır.

Batılı şirketler, 1 300 000 000 nüfuslu bu dev pazar için, Çin'de son teknolojilerle tesisler kurmaya başlamışlardır. Bu firmalar, Çin'de ucuza üretip dünyaya satmayı planlamışlardır.

Bu bağlamda, Çin'in bu politikalarından en çok etkilenen ülke Amerika Birleşik Devletleridir. Çin ile Amerika Birleşik Devletleri arasında oluşan ticaret açığının 2002 yılında Çin lehine 124 milyar dolar olarak gerçekleşmesi, geçtiğimiz yılın en dikkat çekici olaylarından biri olmuştur. Dünya Ticaret Örgütü verileri, Çin'in dünyaya en çok dampinge karşı vergi konulan ülke olduğunu ortaya koymaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri, Çin'i, parasının değerini serbest bırakmaya zorlamaktadır. Yuan değer kazandığında Çin malları otomatik olarak pahalılaşacak, içpiyasanın Çin mallarıyla dolup taşmasının bir ölçüde önü kesilecektir.

Gerçekten de, Çin, son yıllarda ucuz insangücü avantajıyla tüm dünya pazarlarına girerek, bu pazarlarda hammadde fiyatına mamul satmaktadır. Çin, mallarını ucuz satıyor; ama, henüz kaliteyi yakalayamamıştır.

Çin ürünlerinin Türkiye pazarlarında geldiği boyutun, artık, birçok sektörün geleceğini karartma noktasına ulaştığı açıkça görülmektedir. Semt pazarlarında, perakende satış raflarında, marketlerde ve toptancılarda Çin mallarının payı büyük bir artış göstermiştir. Ankara Ticaret Odasının yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye'de 30 sektör Çin mallarının istilası altındadır. Ankara Ticaret Odasının "Çin Malları Piyasa Araştırması 2" başlığıyla yaptığı araştırmada, Çin mallarının girmediği sektör kalmadığı gibi, Türkiye'ye kaçak giren Çin malları nedeniyle milyonlarca dolarlık vergi kaybına da neden olduğu ortaya konulmuştur.

Piyasadaki her 100 oyuncaktan 95'i, 100 armatürden 76'sı, 100 gözlüğün 45'i, 100 halının 25'i, 100 klimanın 50'si Çin malıdır. Araştırmaya göre Türkiye'ye giren kaçak mallarla birlikte, Çin malları istilasının maliyeti 4 milyar dolar civarındadır.

Türkiye, tekstil başta olmak üzere, uluslararası piyasalarda zor koşullarda elde ettiği mevcut pazarını korumaya mecburdur. Türkiye, kalite ve markayla ancak, bu rekabete karşı koyabilir; bunun aksinde hiçbir şansı gözükmemektedir. Türkiye, ürünlerinde belirli bir kalite standardını ve marka olgusunu önplana çıkarırsa, uluslararası piyasalarda kendisine yer bulabilir. Sektör, ya Uzakdoğu ve Balkan ülkeleriyle fiyatta ya da Batı Avrupa'yla kalitede, markada rekabet gibi bir yolu seçme durumunda kalmıştır. İstihdam maliyetleri, en önemli rakipler olarak gözüken Uzakdoğu ve Balkan ülkeleriyle kıyaslanamayacak ölçüde yüksektir.

Diğer taraftan, ülkemizin enerji fiyatlarını artırma şöyle dursun, indirime gitmesine rağmen, hâlâ üretimde kullanılan enerji fiyatları da, maliyeti de rakip ülkelerin çok üzerindedir. Şüphesiz, ülke ekonomisinin içinde bulunduğu şartlardan kaynaklanan, kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede izlenecek politikalarla birkısım iyileştirme sağlanacaktır; fakat, ücretler açısından, Çin gibi ülkelerle rekabet edilebilir seviyelere gelinemeyeceği aşikârdır. TÜBİTAK Tekstil Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Işık Tarakçıoğlu, 2005 yılında kotaların kalkmasından yararlanacak olan Çin'in Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünü olumsuz yönde etkileyeceğini belirterek, Türkiye'nin, Avrupa Birliğine, Çin'in haksız rekabetine karşı engel koyması için baskı yapması gerektiğini söylemiştir.

Türk tekstil ve konfeksiyon malları, Çin mallarıyla, halen, Avrupa Birliği sınırları içinde büyük bir rekabet halindedir. Türkiye'nin, gümrük birliğinin getirdiği bazı avantajlara rağmen, Çin'in haksız rekabetine karşı koymakta güçlük çektiği aşikârdır. Çin'e uygulanan kotaların kalkmasıyla gümrük birliğinin Türkiye için hiçbir anlamı kalmayacağı gibi, fason üretim konusunda pek çok ürün grubunda Türkiye'nin önüne geçen Çin, 2005 sonrası, bu pazarın en güçlüsü olacaktır; fakat, Çin'in Dünya Ticaret Örgütüne Katılım Anlaşmasının 11 inci maddesi uyarınca üye ülkeler, Çin menşeli ürünler için 2008 yılına kadar miktar kısıtlamalarını sürdürebileceklerdir. Bu imkândan Türkiye de yararlanmalıdır.

Halihazırda Dışticaret Müsteşarlığımız, ülkemizde, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuatı, İthalatta Gözetim ve Koruma Önlemleri Mevzuatını, Tekstil ve Konfeksiyon Ürünleri İthalatında Koruma Önlemleri Mevzuatını etkin bir şekilde uygulamaktadır. Çin menşeli ürünler için ortaya konulan antidamping vergiler, kotalar ve gözetim mekanizmalarıyla, bu ülkeden yapılmakta olan ithalatın pazar bozucu etkileri giderilmeye çalışılmaktadır. Antidamping uygulamasına müracaat eden ülkeler arasında Türkiye, 6 ncı sırayı almıştır.

Diğer taraftan, Türk işletmelerinin uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazanabilmesi için acilen yapılması gerekenler vardır. Eğer, Türkiye'de girdi maliyetleri düşürülür, kalite ve markaya yatırım yapılırsa, Türkiye'nin şansı Çin'den daha yüksek olabilir. Bunun için, işletmelerin girdi maliyetlerini artıran ve rekabet gücünü zayıflatan enerji maliyetleri, vergi yükünün hafifletilmesi, SSK prim oranlarının düşürülmesi, teşvik yasasının çıkması gibi unsurlar hükümetimiz tarafından değerlendirilmektedir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, asgarî fiyat uygulaması ve garanti zorunluluğu için düzenleme üzerinde çalışırken, Gümrük Müsteşarlığı, düşük kıymetle yapılan ithalatı engellemek amacıyla, gümrüklerde sıkı denetime başlamıştır. Ürünlerin standartları ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesi koşuluna uygunluğu ise, TSE tarafından denetlenmektedir.

Konuyla ilgili olarak, Maliye Bakanımız Sayın Kemal Unakıtan "Uzakdoğu'dan gerçek değerinin çok altında gösterilen mallar geliyor; bu şekilde, hem gümrük vergisi hem de KDV düşük ödenerek büyük bir vergi kaçağı yaratılıyor hem de bizim sanayicimizin rekabet gücü zayıflatılıyor. Bu nedenle, Çin ve diğer ülkelerden gelen malları takip edeceğiz ve gerekli önlemleri alacağız" demektedir.

Çin mallarındaki etiketleme, ürün fiyatıyla ilgili belge sahteciliği, tüketicinin yanlış bilgilendirilmesi ve düşük fiyatla yoğun mal girişi hükümetimizi harekete geçirmiştir.

Türk ekonomisinde ihracat günübirlik kontrol edilirken, ithalat tam olarak kontrol edilememektedir. Bundan dolayı, aramallar çok ucuza yurda girmektedir. Hükümetimiz bunu engellemek, yani, ithalatı kontrol altına alabilmek için, ithalat gümrük birlikleri kurmuştur.

Hükümet olarak, ucuz ve kalitesiz Çin mallarının tüm sektörde yarattığı tahribatı önlemek için, Uzakdoğu ülkelerinden gelen mallar üçlü kıskaca alınmıştır. Buna göre, standartdışı Çin mallarının ithalatı engellenirken, ithalatta kabul edilebilir bir asgarî fiyat sınırı uygulanacaktır.

Çin mallarına karşı alınacak diğer önlemler de şöyledir:

Yurda sokulacak ürünlere satış sonrası servis ve garanti zorunluluğu getirilecektir.

Tüketicinin korunmasına ve doğru bilgilendirilmesine ilişkin önlemler işlerlik kazanırken ürünlerin, sağlık, emniyet ve çevrenin korunması koşullarına uygunluğu TSE tarafından denetlenecektir.

Ürün fiyatıyla ilgili belge sahteciliğinin önüne geçilerek, mallar, ithalat sonrasında da gözetim altına alınacaktır.

Gümrüklerde, denetim elemanları eşyanın ikinci muayenesini yapacaklardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nitekim, hükümetimizin almış olduğu bu önlemler neticesinde, Dış Ticaret Müsteşarlığımızın verilerine göre, Çin'den ithalatımız yüksek oranda düşmüştür. 5.2.2004 tarihli Star Gazetesinde "Çin ilk yumruğu yedi" başlığıyla bir haber neşredilmiştir. Yine, aynı tarihte Hürriyet Gazetesinde çıkan "Çin malı ithalatı yüzde 70 azaldı" başlıklı haberleri Türk kamuoyu yakinen görmüştür.

Sanayici, üretici ve tüketicimizi korumak ve desteklemek için, Devlet Bakanımız Sayın Kürşad Tüzmen, Sanayi Bakanımız Sayın Ali Coşkun, Maliye Bakanımız Sayın Kemal Unakıtan, gerekli olan tüm tedbirleri almış ve uygulamaya koymuşlardır. Konuya olan duyarlılık ve hassasiyetlerine inancımız tamdır.

Bu sebeple, Meclis araştırmasına gerek görmediğimizi, zaten bu konuyla ilgili hükümetimizin çalışmalarının devam ettiğini belirtir...

Bu arada, Cumhuriyet Halk Partisinin değerli temsilcisinin biraz önce buradaki konuşmasına, bu açıklamalarına, elbette, bizim de cevap hakkımız doğduğunu düşünerek, altını çizmek istediğimiz bir husus var. Elbette, Türkiye'de, pazarlarda, yurt dışından ve Avrupa'dan, Çin'den, Uzakdoğu ülkelerinden sürekli olarak gelen mallar vardır. Türkiye'nin gerek dününü gerek bugününü gerek yarınını hep birlikte bu çatı altında değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Özellikle istihdam konusu, işsizlik konusu, ekonominin şu anda çarkının bozukluğu bugünün meselesi değil, dünden bugüne gelişen ve hepimizin önünde bulduğu olumsuz gerçeklerdir. İşte, istihdam konusunu, işsizlik konusunu, birbuçuk yılda bu hükümet önüne birinci iş olarak almış; hep birlikte çözüm yollarını arıyoruz. Bu çözüm yolları aranırken, yatırıma teşvik hedeflenmiştir. Bu arada, tabiî, takdir edersiniz ki, istihdamın altyapısı güvendir ve o güven de, ekonomideki düzelmelerle sağlanmıştır. Faizlerin düşmesi, enflasyonun belli noktalara çekilmesi, siyasî istikrarın sağlanması, toplumda yatırımcının yarınına bakarken adımını emin bir şekilde atmasının bu hükümet sayesinde, milletimiz sayesinde gerçekleşmesi hepimizin malumudur.

Böyle bir durumda, işsizlik çözülmemiş, istihdam çözülmemiş, o nedenle, ithalat, yurt dışından salgın bir şekilde Türkiye'yi istila etmiştir yaklaşımı, bize göre yanlış bir yaklaşımdır. Henüz daha işin başındayız. 2004 yılını, planlamada, bütçenin planlamasında işsizlikle mücadele yılı ilan etmiş bir hükümetle karşı karşıyayız. Bu hükümetin çalışmalarını hep birlikte takip ediyoruz.

Hele hele, elinizde bir belge varsa... Bu kaçakçılık faktöründe birtakım ihracatların veya ithalatların içerisinde irtica menşeli olan birtakım bulgulara rastladığınızı söylüyorsunuz.

AHMET ERSİN (İzmir) - Siz niye alınıyorsunuz?

FAZLI ERDOĞAN (Devamla) - Ben de sizlerle beraberim. Böyle bir bulgunuz varsa, böyle bir kimlik, kişilik veya tüzelkişi varsa, lütfen, bu çatı altında herhangi birisini itham etmeyin, evhamla, vehimlerle konuşmayın, burada belgelerle konuşun.

AHMET ERSİN (İzmir) - Sen niye üzerine alınıyorsun?

FAZLI ERDOĞAN (Devamla) - Getirin... Öyle bir irtica yuvası varsa -bu işi yapanlarla ilgili- hep birlikte onun cevabını verelim. Bu çatı altında, tabiî ki, yasalar çerçevesinde, herkes, meşru çizgide, yasal çerçevede, ithalatını da, ihracatını da yapmak zorundadır...

AHMET ERSİN (İzmir) - Şimdi de kaçakçıları mı savunuyorsun?

FAZLI ERDOĞAN (Devamla) - Yapamayanlar varsa, Değerli Bakanımız biraz önce açıkladı, hükümetin temsilcileri, yasal çerçevede, bunların hepsine aynı ölçüde duyarlılık gösterip, gereken cezaları elbette verilecektir.

Bu konuda CHP'nin de katkısına saygı duyuyoruz. Hükümet adına, yaptığımız çalışmaları, hep birlikte, önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Fazlı Erdoğan (AK Parti, Zonguldak). “İzmir mv. ahmet ersin ve 22 milletvekilinin, güneydoğu asya ve çin'den gelen ürünler karşısında yerli sanayinin durumu hk”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fazli-erdogan-22-2004-04-13-izmir-mv-ahmet-ersin-ve-22-milletvekilinin-guneydogu-asya-ve-cin-den (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
