# Karşılıksız çek ve protestolu senetler ile kredi ve kredi kartları borçlarına ilişkin kayıtların dikkate alınmaması hakkında (s.s.320)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Fazlı Erdoğan (AK Parti, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ocak 2009
- **Gündem:** KARŞILIKSIZ ÇEK VE PROTESTOLU SENETLER İLE KREDİ VE KREDİ KARTLARI BORÇLARINA İLİŞKİN KAYITLARIN DİKKATE ALINMAMASI HAKKINDA (S.S.320)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/fazli-erdogan-23-2009-01-22-karsiliksiz-cek-ve-protestolu-senetler-ile-kredi-ve-kredi-kartlari-bor

> Fazlı Erdoğan (AK Parti), 22 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARŞILIKSIZ ÇEK VE PROTESTOLU SENETLER İLE KREDİ VE KREDİ KARTLARI BORÇLARINA İLİŞKİN KAYITLARIN DİKKATE ALINMAMASI HAKKINDA (S.S.320)); konuşma 581 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında 320 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2001-2000 yıllarındaki kriz tabii ki ülkemizin gerçeklerinden ortaya çıkan kriz. Bunun boyutları ülke sınırlarıyla belli. O zamanki yönetimlerin ve uygulamaların, ekonomik gelişmelerin sonucunda ülkemizdeki sonuç belli. Bugünkü kriz ise dünyayla doğru orantılı, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin konumuyla, gelişmiş ülkelerin konumuyla doğrudan ilgilendiriyor hepimizi.

Takdir edersiniz ki Amerika Birleşik Devletleri ve gelişmiş ülkeler, gerçekten -Avrupa tabii bunun içerisinde olmak üzere- refah seviyesi, kişi başına millî gelirden aldıkları 20, 25, 30 bin dolarlar, yüksek seviyede kendi toplumlarını, vatandaşlarını geçim açısından korudukları ve zengin kıldıkları zaman ülkemiz bundan hiç etkilenmiyor yani Amerika’daki, Avrupa’daki vatandaşın zenginliği, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının zenginliğine olumlu bir katkı olarak yansımıyor ama ne zaman ki orada bir kriz oluyor, oradaki eksiler, oradaki olumsuzluklar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına direkt yansıtılıyor.

Burada derinlemesine bu konuyu iyi irdelemek lazım. Enerjinin merkezinde olmak, dünyayı o noktadan harekete geçirerek kendi geçmişini, kendi plansızlığını, kendi düzensizliğini tabii ki hesaba kattığımız zaman, bugünkü krizde de dünkü krizlerde de aradaki o kırmızı çizgiyi çok iyi ayırt etmek lazım. Dünkü arkadaşlarımız, benden önceki arkadaşlarımız bu konularla ilgili kapsamlı görüşmeler yaptı.

2003 yılında, 25/10/2003 tarihinde bir kanun çıktı. Bu kanun üç ayı kapsıyordu. Yine krediyle ilgili, çekle ilgili, senetle ilgili olumsuzlukların affıyla ilgiliydi, temizlenmesiyle ilgili, yani sabıka kaydının silinmesiyle ilgiliydi. Fakat bu süreç içerisinde, takdir edersiniz, geçmiş yıllarda yaklaşık olarak yirmi iki tane banka battı. Bu bankalar diğer bankalara devredilirken o kendi aralarında bir evrak akışı ve Merkez Bankasına gelmeleri uzun süre aldı. Bunların toplanması, çıkarılması üç ay içerisine sığdırılamadı. Her gittiğimiz yerde, özellikle esnaf başkanlarımızın, toplantılarda “Gerçekten, sicil kanunu çıktı, af kanunu çıktı ama bunlardan yeteri derecede yararlanamıyoruz…” yeniden düzenleme talepleri gündeme geldi. Bugünkü kanun beş buçuk yılı kapsıyor. Altı aylık önümüzde bir süre var. Geçmişe ait dört buçuk-beş yıllık bir süre var. Bunu Sanayi Komisyonumuzda da iktidarıyla muhalefetiyle gerçekten paylaştık.

Burada önemli olan kredi kartını, tüketim toplumu ağırlıklı olan Türkiye’mizde kullananların çok dikkatli olması lazım. Hepimiz, çocuklarımıza bakarsak en azından dört tane, beş tane kart kullanıyorlar, hepimizin evinde, her birimizde bir veya iki, üç tane telefon kullanılıyor. Finlandiya’da Nokia markanın bakıyorsunuz 5 milyonluk bir…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Reklam yapıyorsunuz.

FAZLI ERDOĞAN (Devamla) – Yani, reklam yapıyoruz ama özür diliyorum, 75 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti keşke bir marka oluştursaydı da o telefonu biz dünyaya satabilseydik. Bunun ben özlemini çekiyorum. O, bugün onu satarken çok büyük katma değerler elde ediyor. Biz markalaşma noktasında olsun, kanunumuzu çıkardık… İşte, kredi, çekler konusundaki hassasiyetlerimizi gündeme getirip temizlemek istiyoruz ama ekonominin diri olması, canlı olması, hayatiyet kazanması açısından, gerek Sanayi Bakanımız gerek Komisyonumuz gerek bu konuyla ilgili duyarlı arkadaşlar ellerinden geleni yaptılar.

Vatandaşı bankalar fişliyor, bankalar sicilini tutuyor. Ama ben buradan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir milletvekili olarak: Bankaların sicilini kim tutuyor? Bunun da bir hesabını sormak lazım, bunu da değerlendirmek lazım. Yanlış işleyen bankaların bu ülkeye getirmiş olduğu eksileri, acaba, vatandaş olarak görüp değerlendirdiği zaman, onları düzene koyma noktasında hangi adımlar atılabiliyor?

Bugünkü Hükûmet döneminde herhangi bir banka batmadı. Geçmişten gelen aksaklıkların yanında, Kredi Kayıt Bürosu A.Ş, birtakım bankalar kendi aralarında bir kurum kurarak… Bununla beraber Merkez Bankası kayıtlarından silinse bile bankalar, kendi kayıtlarında varsa, açıkça, kafasının estirdiği gibi serbest piyasa ekonomisinde istediğine verir, istediğine vermez noktasında bir serbestlik, bir bağımsızlık söz konusu. Burada tabii ki toplumun bütün katmanlarını, bütün bu konuyla olan işlevlerini bulunduran sanayicilerimizi, iş adamlarımızı, esnafımızı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Fazlı Erdoğan (AK Parti, Zonguldak). “Karşılıksız çek ve protestolu senetler ile kredi ve kredi kartları borçlarına ilişkin kayıtların dikkate alınmaması hakkında (s.s.320)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fazli-erdogan-23-2009-01-22-karsiliksiz-cek-ve-protestolu-senetler-ile-kredi-ve-kredi-kartlari-bor (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
