# Askeri hakimler kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun ( s.sayısı :131 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim
- **Tarih:** 12 Haziran 2003
- **Gündem:** ASKERİ HAKİMLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN ( S.SAYISI :131 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2003-06-12-askeri-hakimler-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-sayisi

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 12 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ASKERİ HAKİMLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN ( S.SAYISI :131 )); konuşma 1.056 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Askerî Hâkimler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış buluyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

(1) 130 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(2) 131 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Bilindiği üzere, askerî hâkimlerin kaynağını, yetiştirilmesini ve özlük haklarını düzenleyen 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanunu, 26.10.1963 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur.

Askerî Hâkimler Kanunun, bugün görüştüğümüz, değişikliğe konu maddelerinde en önemli hükmü, hukuk fakülteleri mezunlarının, ne şekilde askerî hâkimliğe kabul edileceklerine dairdir.

Bilindiği gibi, daha önce, yürürlükte bulunan bu Kanunun ilgili maddelerinde, askerî hâkimliğe kabul edilebilmenin şartı, hukuk fakültelerini iyi dereceyle veya pekiyi dereceyle bitirenler arasından seçmek şeklindeydi; ancak, tasarının gerekçesinde de belirtildiği gibi, 1960'lı yıllardan bugüne kadar, üniversitelerimizin yapılarında, nüvelerinde çok önemli değişiklikler olmuştur; maalesef -üzülerek söylüyoruz- görüyoruz ki, bu değişiklikler olumlu yönde olmamıştır. Nedenine bakıldığında, 1960'lı yıllarda iki üç tane üniversitemizde hukuk fakültesi bulunmaktayken, sayısına bir bakıldığında, bugüne kadar 30'a yakın hukuk fakültesi açılmış bulunmaktadır ki, bunların içerisinde, devlet üniversitelerinin yanı sıra, sonradan yasa değişiklikleriyle ortaya çıkan vakıf üniversiteleri adı altındaki özel üniversiteler başta gelmektedir.

Bununla birlikte, hepimizin gördüğü ve yaşadığı bir gerçek daha vardır ki, Türkiye'de, maalesef, birtakım kararların, çıkarılan yasaların, toplumun gerçekleriyle ilgisi olmaksızın, üniversite öğrencilerinin gerçekleriyle ve istikballeriyle ilgisi olmaksızın, siyasî rant amacıyla çıkarılıp, bu yönde üniversitelerin kurulmuş olduğu da bir gerçektir. Maalesef, bu gerçekler karşısında, ortaya olumlu tablo değil, olumsuz tablolar çıkmıştır. Bu, sadece ve sadece hukuk fakülteleriyle sınırlı da değildir -bunu hepimiz görüyoruz, yaşıyoruz- mühendislik fakültelerinden tutalım, öğretmenliğine kadar, doktorluğuna kadar, meslek sahibi olan gençlerimizin gerçekten mesleklerini yerine getirebilecek kalitede ve nitelikte olmadıklarını hepimiz yaşıyoruz, görüyoruz ve bunlara üzülüyoruz, üzülmek zorundayız. Eğer, Türkiye'de, siyasal rant uğruna üniversite açmaya, fakülte açmaya devam edecek olursak, bu acı tabloyu görmeye de, maalesef, devam ederiz.

O nedenle, Askerî Hâkimler Kanununda değişiklik yapılmasına dair -üniversiteler arasında eğitim eşitsizliği bulunmuş olması nedeniyle- getirilen, sınava tabi olarak yapılacak hâkim alımına ilişkin bu tasarı, elbette, olumludur diyeceğiz; çünkü, iki üniversitenin hukuk fakültelerindeki gerek eğitime yönelik eşitsizlik gerekse öğretim üyelerinin ellerindeki olanaklar ölçüsündeki verimsizliği bunu gerekli kılmıştır. (A) üniversitesi hukuk fakültesinden mezun olan bir öğrencinin pekiyi diploma derecesi ile (B) üniversitesi hukuk fakültesinden mezun olan bir öğrencinin derecesi arasında, aynı olsa bile, kalite ve eğitim yönünden mutlaka farklılık doğacağı bir gerçektir. Az önce anlatmaya çalıştığımız gerçeklerin ışığında, bunun böyle olacağı kaçınılmazdır; o nedenle, diploma derecesi yerine, sınavla askerî hâkim alınmasının olumlu olduğu yönündeki, siz saygıdeğer milletvekillerimize ve Yüce Meclise, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşünü sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu yönde bir gerçek vardır. Bu gerçeğin birisi de, elimizde somut bir değerlendirme şeklinde bulunan, 1998 yılında yapılan adlî yargıya hâkim alımlarına ilişkin sınavın sonuçlarıdır. Farklı 8 hukuk fakültesinden mezun olanlardan belirli rakamlar vermek durumundayım. Bu rakamları verirken, fakültelerin isimlerini -eğitim etiği açısından- vermenin yararlı olmadığı görüşüyle, fakültelerin ismini sunmuyorum.

Bir fakülteden 15 kişi adlî yargı sınavına katılıyor, 15 kişiden 2 kişi kazanıyor. Diğer bir hukuk fakültesinden, 1 379 mezun sınava katılıyor; sınavı 258 kişi kazanıyor. Bir diğerinden, 18 mezuna 3 kişi; bir diğerinden, 155 mezuna 3 kişi; bir başkasından, 625 mezuna 93 kişi; bir diğerinden, 954 mezuna 84 kişi; bir diğerinden, 475 mezuna 23 kişi; bir diğerinden, 349 mezuna 30 kişi sınavı kazanıyor ve toplam 3 970 hukuk fakültesi mezunundan 496'sı adlî yargı sınavını kazanabiliyor.

Bu, gerçekten acıdır değerli arkadaşlarım; çünkü, bu fakültelerdeki kazanma oranına baktığımızda, 0,4; 0,5, 0,6 şeklinde çok üzücü somut sonuçlar görmekteyiz. Bu nedenle, üzülüyoruz, üzülmek zorundayız diyoruz.

Elbette, Askerî Hâkimler Kanununda yapılacak olan böyle bir değişiklikle birlikte bir başka değişiklik daha söz konusudur ki, o da, Anayasamızın 143 üncü maddesinde yapılan değişikliğin 357 sayılı Kanuna yansıtılması suretiyle, devlet güvenlik mahkemelerine askerî hâkimlerin atanmasına ilişkin hükmün bu Kanundan çıkarılmasına yöneliktir. Bunu da, Anayasanın değiştirilmiş bulunan 143 üncü maddesine paralel ve uygun olduğu görüşüyle, desteklemek zorunda olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, elbette, biz, Yüce Meclisin kürsüsünde belirli yasa tasarılarını görüşürken ufkumuzu geniş tutmak zorundayız. Burada değiştirilmeye çalışılan bir yasa maddesinin, belki burada konuşulması dahi gerekmeden, komisyon veya hükümet gerekçelerine bakarak olumlu karar vermemiz, bir çırpıda olsun bitsin şeklinde kabul etmemizi gerektirebilir. Ancak, öyle küçük noktalarla büyük ufukları görmek zorundayız ki, bunu Yüce Meclisin huzurunda ve kürsüsünde birbirimize anlatabilmenin ve Türkiye'ye bunun duyurulmasının zorunlu olduğu inancını taşımaktayım.

O nedenle, burada 2 maddenin değiştirilmesinin nedeni, ufkumuzu açmak suretiyle, Türkiye'de, gerçekten, herkesin sıkıntı yaşadığını, gençlerimizin sıkıntı içerisinde olduğunu, üniversitelerimizin de, fakültelerimizin de çok önemli bir sıkıntıyı yaşamaya devam ettiğini görmemizdir. Öyle ki, az önce belirtmiş olduğumuz, siyasî rant uğruna açılmaya çalışılan ve açılmış bulunan üniversitelerimiz, çok düz bir mantıkla "1 dekana bir mekân, 1 rektöre bir sektör" anlayışına gelmiş, oturmuştur.

Bunu söylerken, kesinlikle ve kesinlikle, hiçbir öğretim görevlimizin, hiçbir dekanımızın, hiçbir rektörümüzün kişiliğiyle ilgili, niteliğiyle ilgili bir değerlendirmede bulunmuş değilim. Ancak ve ancak, bunu söylerken, bu gerçekleri de burada bulunan 550 milletvekilinden her birimizin, belirli yasa tekliflerini ortaya koyarken, bu siyasî rant zihniyetinden, siyasî saik ve sebepten uzak durmamız gerektiğini belirtmek için söylüyorum. Elbette, Anadolu'nun doğusunda, güneydoğusunda, kuzeyinde, güneyinde bulunan fakültelerimizin, üniversitelerimizin öğretim görevlilerinin ne denli özveriyle çalıştıklarını, öğrencilerine olumlu birtakım katkılarda bulunmak istediklerini hepimiz biliyoruz, görüyoruz; fakat, elde bulunan unla bu kadar hamur, bu hamurla da bu ekmek yapılabiliyor. O nedenle, ben, hiçbir öğretim görevlisi arkadaşımızı incitmek amacıyla bunu vurgulamış değilim. O nedenle de, bizim, Türkiye'de olup biten gerçekleri, üniversite gerçeğini, fakülte gerçeklerini de burada, Yüce Meclisin kürsüsünde söylemekten başka çaremiz kalmıyor, olmuyor.

Değerli arkadaşlarım, bu yönde olmak üzere, çarpık başlanılan hangi iş olursa olsun, Türkiye'de çarpık sonuçlar doğurmuştur. Türkiye'de, tarım sektörünü bırakmak suretiyle birdenbire sanayileşelim deyip de, sanayileşmeye koşmaya çalıştığınız zaman, tarım unutulmuş, çarpık bir sanayileşme doğmuştur; köylerimiz ihmal edilmek suretiyle çarpık bir kentleşme doğmuştur, çarpık bir kentleşme olgusu oluşmuştur. Bunun devamına ve paraleline, benzerine baktığımızda da, belirtmiş olduğumuz, siyasî saik ve sebeplerle açılmış bulunan üniversiteler ve fakülteler nedeniyle, maalesef, üniversite, fakülte enflasyonları doğmuş, çarpık bir üniversiteleşme, çarpık bir fakülteleşme söz konusu olmuş ve hayata bu şekilde geçmiş bulunuyor. Bu da, sevgili gençlerimizin, Türkiyemizin geleceğini oluşturan, istikbalini oluşturan, oluşturacak bulunan gençlerimizin, maalesef, geleceğini olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor.

O doğrultuda olmak üzere, değerli arkadaşlarım, önümüzde bulunan Askerî Hâkimler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının, bu yönleriyle de ele alınmak suretiyle, ufkumuzun biraz daha üniversiteler üzerine yoğunlaşması amacıyla, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak tasarıya olumlu baktığımızı ve olumlu oy vereceğimizi bildiriyor, gelecek, gençlerimizin olsun, gelecekte, gerçekten, bilim çağında, özgür eğitim ve özgür bilimin ışığında gençlerimizle Türkiye aydınlansın diyorum; bu duyguyla, bu düşünceyle sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Askeri hakimler kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun ( s.sayısı :131 )”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2003-06-12-askeri-hakimler-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-sayisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
