# Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tas.(ss.842)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim
- **Tarih:** 30 Mart 2005
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TAS.(SS.842)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-03-30-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tas-ss-842

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 30 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TAS.(SS.842)); konuşma 1.857 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 842 sıra sayılı yasa teklifiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

842 sıra sayılı teklifte, Konya Milletvekilimiz Kerim Özkul'un vermiş olduğu, Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve diğer milletvekili arkadaşlarımızın bazı konularda vermiş oldukları teklifi görüşmekteyiz.

Özellikle, Konya Milletvekili Sayın Kerim Özkul'un vermiş olduğu kanun değişikliği teklifinin temeline bakıldığında, 1 Nisanda yürürlüğe girecek olan Türk Ceza Kanununu yakından ilgilendiren bazı maddelere ilişkin olduğunu görmekteyiz. Biz, bu konuda Adalet Komisyonunda gerekli çalışmaları yaptık, bitirdik ve Adalet Komisyonunda yapılan çalışmalar doğrultusunda ve sonucunda, belirli konularda gelen tekliflerin bir kısmının, gerçekten yeni Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte, daha mantıklı, hukuk normlarına daha uygun teklifler olduğunu; ama, bir kısmının da, gerçekten getirilen teklif ile ulaşılmak istenen amaç arasında bir bağlantı olmaması nedeniyle bu hukuk normlarına uygun olmadığı şeklinde karara bağlanmış olarak Yüce Meclisin huzuruna gelmiş bulunuyor bu teklif. Şimdi, bu tasarının, özellikle Türk Ceza Kanununun 62 nci maddesiyle başlayıp devam eden diğer maddelerinde, birkısım sebepler gösterilmek suretiyle bu değişikliğin yapılması gerektiği savunuldu; teklif sahibi, özellikle bu noktalara değinerek teklifini savundu.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Türk Ceza Kanununun 62 nci maddesi, daha doğrusu, 5237 sayılı, 1 Nisanda yürürlüğe girecek olan yeni Türk Ceza Kanununun 62 nci maddesi "takdiri indirim sebebi" adı altında maddede yer almaktadır. Bunun karşılığı 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 59 uncu maddesidir; yani, 1 Nisana kadar yürürlükte olan kanundur. 62 nci maddeye göre, takdiri indirim sebebi beşte 1 şeklinde olacak, bugüne kadar uygulanan ise, altıda 1 şeklinde indirim olabilecekti. Bu, tabiî, tamamen hâkimin takdir hakkını ilgilendiren bir madde ve konudur.

Şimdi, bu Yasa, 5237 sayılı Türk Ceza Yasası ele alınırken belirli bir sistemden yola çıkılmış ve bu sistemin gerekliliği neyse onun yerine getirilmesi için birtakım, şimdiye kadarki sistemi değiştirmek olması gerektiği kararına varılarak, bu tasarı bu haliyle yürürlüğe sokulmak istenmektedir.

Şimdi, gerek bu konuda uzman arkadaşlarla gerekse Sayın Adalet Bakanımız, Komisyon Başkanımız ve diğer milletvekili arkadaşlarımızla ve gerekse bu konuda en yakın uygulayıcılar durumunda olan Yüce Yargıtayımızın en yetkili kişileriyle yapmış olduğumuz görüşmeler sonucunda, onların da tereddütlerini haklı bir şekilde görmekteyiz. Fakat, bunun, 62 nci maddenin beşte 1 şeklinde uygulanması halinde, uygulamalarda çok zorluklar olacağı ve elde bulunan 300 000-400 000'e yakın dosyanın yeniden ele alınacağı şeklinde iddialarda bulunuldu ve bundan dolayı da çok zorluk çekileceğini, bunun zorluklarının da yerel mahkemeler tarafından karşılanacağını, ağır bir yük geleceğini, getirileceğini söylediler.

Tabiî, ben, bunun üzerine, gerekli araştırmaları komisyon üyesi diğer arkadaşlarımızla birlikte yaptım. Şimdi, bütün mesele, Türk Ceza Kanunu özel hükümlerinde yer alan cezaların, suça ilişkin cezaların kolay bölünüp bölünemeyeceği şeklinden hareket ediliyor. Tek tek "Özel Hükümler" bölümüne baktığımızda, 80'e yakın maddede, ceza olarak, 5 yıl, 10 yıl, 15 yıl ve 20 yıl gibi 5'e kolaylıkla bölünebilecek cezalar içerdiği tespit edildi.

Ayrıca, diğer maddelerde de, hemen hemen 40'a yakın maddede 1 yıla kadar hapis şeklinde öngörülen cezalar söz konusu ki, hepimizin bildiği gibi, yine, Türk Ceza Kanununa göre, 1 yıla kadar hapis denilmesinin amacı, alt sınır 1 aydan başlar. 1 ay 30 gün, 30 günün 6'ya bölünmesiyle 5'e bölünmesi arasında matematiksel olarak hiçbir zorluk olmadığını da görmekteyiz.

Değerli arkadaşlarım, şu ortaya çıkıyor: Burada 62 nci maddenin, gerçekten, beşte 1 veya altıda 1 şeklinde uygulamasında, dosyaların tamamen ele alınacağı şeklindeki bir görüşün gerçekleri yansıtmadığı kanaatini ortaya koymuş oluyoruz. Bu doğrultuda olunca, elbette, Yüce Yargıtayımızın tereddütlerini, endişelerini saygıyla karşılıyoruz; fakat, Adalet Komisyonunda, gerek AKP'li arkadaşlarımız tarafından gerekse orada bulunan bütün uzman arkadaşlarımızın görüşleri doğrultusunda, Yargıtay temsilcimizin görüşleri doğrultusunda, bunun bu şekilde olması gerektiği nedeniyle, teklifin bu maddesi oybirliğiyle reddedildi. O nedenle, bu madde üzerinde de daha fazla vaktinizi almak istemiyorum. Oybirliğiyle reddedilen Adalet Komisyonundaki bu maddenin burada da aynı şekilde kabulünü ve bunun gerekçelerini size sunmuş oluyorum.

Değerli arkadaşlarım, diğer önemli bir teklif de taksirle ölüme neden olmak. Bunun başındaki, hepimizin bildiği gibi, trafik kazaları sonucu meydana gelen ölümler idi ve gerçekten, insanlarımızı derinden yaralayan, insanlarımızı acıya sevk eden, gark eden ve bu uğurda binlerce kilometreyi yürüyerek kat edip, vicdanının sesini, vicdanının rahatsızlığını kamuoyuyla paylaşmaya çalışan birsürü insanımızın olduğunu hepimiz gördük. Bunun bizler tarafından değerlendirilmek suretiyle, yasanın yapılması suretiyle, ortaya konulan gerekçelerde trafik kazaları sonucu meydana gelen ölümlerde verilen cezaların azlığını hep birlikte kamuoyuyla paylaşmış idik. Bu doğrultuda, yeni gelen Ceza Kanununda üç yıldan başlayan bir cezayı alt sınır olarak koymuştuk; fakat, Kilis Milletvekilimiz Sayın Hasan Kara'nın vermiş olduğu bir teklifle, Adalet Komisyonunda, bu cezanın bir yıldan başlaması gerektiğinde bir ısrarı olmuştu. Biz, buna komisyonda karşı çıktık; çünkü, henüz yürürlüğe girmemiş olan Türk Ceza Kanunundaki 3 yıldan başlayan bir cezanın birdenbire 1 yıl olarak değiştirilmesi teklifini anlamanın mümkün olmadığı sonucuna vararak, biz buna karşı çıktık. Gerekli tartışmalar yapıldıktan sonra, komisyonda, bizim bu görüşlerimize rağmen, 1 yıl olarak da kabul edilmedi, 2 yıldan başlayan... Bunun, bir kişinin ölümünde 2 yıldan başlayan bir ceza, birden fazla kişinin ölümünde de 2 yıldan başlayan bir ceza şeklinde getirilmiş olmasını da çelişki olarak Adalet Komisyonunda dile getirdik; ama, artık, Adalet Komisyonunda bu şekilde karar verilmiş oldu ve Yüce Meclisin huzuruna da, 3 yıldan 2 yıla... Yani, teklif 1 yıldan başlıyordu; 3 yıl ile 1 yıl arasındaki 2 yılın, sanki, işte, cezanın ortasını bulduk, ortası bulundu gibi bir teklifin tasarı şeklinde Meclisin huzuruna geldiğini sizlere sunmak istiyorum, bildirmek istiyorum.

Diğer bir değişiklik teklifi de, bunu, biz, yasa yapılırken, zaten... Gerçekten, çocuklar üzerindeki bilimsel deneyin hangi şartlarda yapılması gerektiği ve yapılmasının zorunlu olduğu şeklindeki görüşümüzü o zaman da bildirmiştik. Bu, bizim görüşlerimiz doğrultusunda bir değişiklik teklifiyle geldiği için, biz, buna olumlu baktık ve Türk Ceza Kanununun 90 ıncı maddesinin bu şekilde değiştirilmesine biz de rıza gösterdik ve Adalet Komisyonunda, oybirliğiyle, çocuklar üzerindeki bilimsel deneyin hangi şartlarda yapılması gerektiği şeklindeki şartları da dizayn ederek, biz, çocuklar üzerindeki bilimsel deneye de müsaade etmiş olduk. Bu konuda da herhangi bir sıkıntımız ve sorunumuz olmadı.

Değerli arkadaşlarım, en önemli bir sıkıntı ve sorun, 1 Nisanda yürürlüğe girecek olan Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesinin üçüncü fıkrası olmuştur. Çoğunuz bilmektesiniz ki, çevre kirliliği ve bu çerçevede, imar kirliliği adı altında, biz, yasanın hazırlanması sırasında, bir yeni suç ve bunun karşılığında ceza getirmiştik. Yani, imar kirliliği ve buna bağlı olarak alınan ruhsatların, alınamayan ruhsatlara rağmen işletilen işletmelerin, çevre kirliliğine ve imar kirliliğine sebebiyet vermesinden dolayı, böyle bir suç getirilmişti. Adalet ve Kalkınma Partisi sayın milletvekillerinin ve diğer uzmanlarımızın görüşleri aynı noktada birleşerek, bu doğrultuda, bu suç getirilmişti. Ancak, nasıl olduysa, daha sonra, bir değişiklik teklifiyle, 184 üncü maddenin üçüncü fıkrasındaki bu suç, suç olmaktan çıkarıldı. Yani, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin, üyelerimizin karşı çıkmış olmasına rağmen, maalesef, Adalet ve Kalkınma Partili değerli üye arkadaşlarımızın oylarıyla, bu suç, suç olmaktan çıkarıldı. Sayın milletvekilleri, çevre duyarlılığını hiçbirimizin ağzımızdan düşürmediği, lafa geldiğinde her konuda ve her yerde çevre kirliliğine karşı nasıl mücadele ettiğimizi yüksek sesle bağırmış olmamıza rağmen, böyle bir suçun, suç olmaktan çıkarılmasının hesabını sizler ve bizler kamuoyuna nasıl vereceğiz; bunu burada düşünmenizi istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, 184 üncü maddeye göre, yapı ruhsatiyesi olmadan, ruhsatnamelerle işletilen belirli sınaî tesislerin olduğundan bir madde fıkrasıydı bu suç. Şimdi, buna göre ve bu 184'e 3, 26.9.2004 tarihinde yürürlüğe girmişti. Buna göre de Çevre ve Orman Bakanlığı bu maddeye istinaden verilen ruhsatların, yapı ruhsatnamesi olmadan verilen sanayi ruhsatlarının, işletme ruhsatlarının iptaline ilişkin işlemlerini başlattı. Buna, birdenbire, nasıl oldu, ne olduysa, hangi çevreden geldiyse, hangi çevrelerden geldiyse "Türkiye'nin bir gerçeğidir" noktasından hareket etmek suretiyle, bu suçun ortadan kaldırılmasına karar verildi.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin gerçeklerini, acı gerçeklerini görerek, eğer, bu acıların üstüne gidip bunlara çare bulamazsak, bunlara önlem alamazsak, yarın bir gün, biz, bu dönem milletvekilleri olarak, halkımızın önüne çıktığımızda nasıl hesabını vereceğiz; çevreyi katledenlere, dünya ekolojik düzeninin gittikçe bozulduğu bir ortamda böyle bir çevre kirliliğine, imar kirliliği adı altında müsaade eden yetkililere verilebilecek olan cezaları suç olmaktan çıkarmanın, biz, nasıl hesabını vereceğiz?!

Burada, sayın milletvekilleri, özellikle bu maddenin, şu andaki Yüce Mecliste bulunan değerli milletvekillerimizin, hangi partiye mensup olursa olsun, mutlaka ve mutlaka 184'e 3 üncü maddedeki suçun suç olmaktan çıkarılmasına hep birlikte karşı çıkması gerekir; yoksa, buradan halka ihbar ediyoruz -birbirimizi ihbar etmek zorundayız- eğer, bu çevre kirliliğine, bizler, bu Parlamentoda müsaade edeceksek, buna izin veren, ruhsat veren kişilere karşı verilen cezaları ortadan kaldıracaksak, yarın bir gün halkın bizlere ve sizlere verebileceği cezayı da lütfen sizler takdir edin; bunları biliniz değerli kardeşlerim.

Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Sizlerin vicdanlarına sesleniyorum; geliniz, kendi elimizle yarattığımız bu eseri, çevre kirliliği almış başını gidiyor, İstanbul çarpık kentleşmenin, İzmir, Adana, Konya, çarpık kentleşmenin öncülüğünü yapan büyük şehirlerimiz bu şekilde almış başını gidiyor, adım atılacak yer kalmamış, Türkiye'nin gerçeği noktasından bu acı gerçeğe eğer bir çare bulamazsak ve suç olmaktan çıkardığımız bu eylemleri şimdi affettik, sizler kusura bakmayın; biz daha önce, dokuzuncu aydan bugüne kadar hata etmişiz dersek, kendi kendimizi inkâr etmiş oluruz. Bunun hesabını da kimseye veremeyiz değerli arkadaşlarım.

Değerli milletvekilleri, yine, getirilen teklif, 1 Nisanda yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 235 inci maddesindeki bir fıkranın değiştirilmesi şeklindeydi. Biz, bunun gerçekten olumlu bir değişiklik olduğu kanaatine vardık ve yapım ihaleleri... Yapım ihaleleri, ki, çok önemli bir tabir idi. Bu yapım ihalelerinin, 235 inci maddedeki, ihaleye fesat karıştırma suçuna ilişkin maddedeki fıkraya yerleştirilmesini, biz de, Adalet Komisyonu üyeleri olarak oybirliğiyle kabul ettiğimizi bildirmek istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yine, getirilen bir teklifle, daha önce Adalet Komisyonundan geçmemiş bulunan, Sağlık Komisyonundan geçmiş bulunan, Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun belli maddelerinde yapılmış olan değişiklikle, özellikle sahte diş hekimlerine uygulanacak olan cezaların 3 yıldan başlayan bir ceza gibi getirilmiş olmasının bazı kesimler tarafından rahatsızlık çekildiğinden bahisle, böyle bir teklifin de, 6 aydan başlayan bir ceza şeklinde teklif olarak getirilmesinde Adalet Komisyonunda gerekli tartışmaları yaptık. Bizden, Adalet Komisyonundan geçmemiş bulunan bu teklif ve tasarının da, gerçekten, önerilen teklifteki alt cezanın 6 aya indirilmiş olmasının kabul edilemez olduğunu, biz, Cumhuriyet Halk Partili üyeler olarak iddia ettik, savunduk ve bunun sonucunda da, 6 aylık teklif 1 yıl hapis cezasından başlayan bir teklifle sonuçlandı. Daha önce 3 milyardan başlayacak olan para cezası da yükseltilmek suretiyle, 1 000 güne kadar ceza verilmesi getirildi. 1 000 günün açıklamasının, çoğunuzun bildiği gibi, 1 gün 20 liradan hesabıyla, bunun karşılığının 20 milyar Türk Lirası, yani, 20 000 YTL şeklinde olduğunu ifade etmek istiyoruz.

Tabiî, bu şekilde, tababet ve şuabatı sanatlarının tarzı icrasına dair bu teklifin de, Sayın Adalet Komisyonu Başkanımız ve diğer arkadaşlarımız tarafından veya teklif sahibi tarafından çekilip çekilmeyeceğini -bize, az önce, bir arkadaşımız öyle bir bilgi getirdi- bilemiyoruz; gelirse, mutlaka burada değerlendirilecektir diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, 1 Nisanda yürürlüğe girecek olan Türk Ceza Kanununun, elbette, suç işlenmediği takdirde, hiç uygulanması mümkün olmayan, uygulanmasına gerek olmayan bir kanun olduğunu hepimiz biliyoruz; çünkü, Türk Ceza Kanunu denildiğinde, kamu hukukunun bir parçasıdır; durup dururken, Türk Ceza Kanununun hükümleri uygulanmaz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla) - ... herhangi bir eylem, herhangi bir suç işlendiği takdirde uygulanması gereken kanundur.

O doğrultuda, 1 Nisanda uygulanacak olan kanunun, elbette, yetkililerimize, yerel mahkemelerimize, Yargıtayımıza birhayli yük getireceğini biliyoruz. Bu doğrultuda, Yargıtayımızın görüşlerini almadan, kendiliğimizden, ne olursa olsun, işler artsın, o bizi ilgilendirmez mantığıyla hareket etmediğimizi Yüce Meclisin huzurunda bir kez daha söylemek istiyorum.

O nedenle, yürürlüğe girecek olan bütün yasalarda olduğu gibi, Türk Ceza Kanununun da, uygulayıcılarımıza, insanlarımıza iyilikler getirmesini diliyoruz. Türkiye'nin, suç işlenmeyen, en az suç işlenen bir ülke olmasını diliyoruz ve bu iyi dileklerimizle, bu duygu ve düşüncelerimizle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tas.(ss.842)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-03-30-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tas-ss-842 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
