# Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )); konuşma 1.539 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günlerdir gerek Adalet Komisyonunda gerekse altkomisyonlarda görüşerek bugünlere kadar getirip Yüce Meclisin huzurunda görüşmekte olduğumuz 901 sıra sayılı Türk Ceza Kanunundaki değişiklik teklifinin 5 inci maddesiyle ilgili söz almış bulunuyorum; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına, Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Şimdi, öncelikle, bu maddeyle ilgili teknik bir bilgiyi, gerek Yüce Meclisin üyeleriyle gerekse bizleri izlemekte olan kamuoyuyla paylaşmanın yine bizlere düşen bir görev olduğunu belirtmek istiyorum. Değişiklik teklifine konu Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesi; yani, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesi, çocuklarla ilgili, daha doğrusu, 18 yaşından küçüklerle ilgili cezaî sorumluluğu hüküm altına almış bulunmaktadır. Bu, daha önce 1 Hazirana kadar yürürlükte olacak olan ve yetmişdokuz yıldır uygulanagelen 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü, 54 üncü ve 55 inci maddelerinde hüküm altına alınan bir maddedir.

Şimdi, bugüne kadar uygulanagelen 53, 54 ve 55 inci maddelerdeki cezalara bakıldığında, bu cezaların, üç maddenin, sadece bu kanunda tek bir madde adı altında teknik olarak huzurlarınıza getirilmesi ve kanunlaştırılmasının gerçekten isabetli olduğunu belirtmek istiyorum.

Şimdi, konu çocuklar olunca, bütün toplumumuzun, özellikle analarımızın ve evlat sahibi olanların üzerinde titrediği bu tür konuların, çocuklarla ilgili suçların, cezaların daha da kapsamlı bir şekilde, daha da toplumumuzu ilgilendirir bir şekilde ele alınmakta olduğundan dolayı memnuniyetimizi ifade etmek istiyorum. Biz, gerek bu kanun yapılırken gerekse kanundan sonraki değişiklik teklifinde komisyona gelerek bizlere bilgiler veren, bu konuda çalışmalar yapan, Çocuk Adalet Sistemi Yapılandırma Girişimi adı altındaki görevli arkadaşlarımıza gerekse Türkiye Baroları Çocuk Hakları Merkez ve Komisyonları adına gelen arkadaşlarımızın gösterdikleri ilgiden dolayı da teşekkürü borç biliyoruz.

Şimdi, elbette, gelen teklifler, gelen öneriler, verilen bilgiler doğrultusunda, bizler, toplumumuz ister ki, çocuklarımız hiçbir şekilde suça yönlendirilmesin, çocuklarımız hiçbir şekilde suçlularla birlikte, alet olarak, suçlu durumuna düşürülmesin, çocuklar suç işlemesin, çocuklar cezaevine konulmasın, ceza verilmesin, yargılanmasın; hepimizin arzusu, bütün toplumun isteği ve beklentisi, amacı, hedefi elbette budur.

Şimdi, işin gerçek yönlerine bakıldığında ise, işin doğrusunun ve gerçeğinin bu noktalarda olmadığını, olamadığını yaşantılardan görüyoruz. Elbette, çocuklarla ilgili ceza sisteminin dışında, bir de çocukların, suç işlemeden önceki çocukların korunmasına dönük olmak üzere, esaslı, bilimsel bir çalışma yapılmak suretiyle bir kanun sistematiği getirilmesi vardır. Bir ikincisi de, bunun dışında, suç işlemeye yönlenecek olan, yönlendirilmiş olan çocuklarla ilgili ceza sisteminin de ele alınarak, bunun temelinde ıslahın önplana alınmak suretiyle, çocukların, suç işleyen çocukların ıslahının bu şekilde ele alınmasında fayda olacaktır; ama, biz, bugüne kadar yapılan çalışmalarda, çocukların suç işlemeden önceki korunmalarına ilişkin yasaların, yasal çalışmaların yeterince getirilmediğini, getirilemediğini gördük.

Peki, burada, öyle veya böyle, az önce de belirttiğimiz gibi, toplumda yaşayan milyonlarca insanın içerisinde yaş gruplarına bakıldığında, elbette 18 yaşın altındakilere çocuk denildiğinin, çocuk denilmesi gerektiğinin, gerek Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Beyannamesinde gerekse Anayasamızda ve diğer kanunlarımızda çocuk adı altında tarif edildiği de bir gerçektir. Peki, bu 18 yaş altında bulunan çocukların suç işlemeleri halinde verilebilecek cezalar, uygulanabilecek güvenlik tedbirleri ne olmalıdır, ne olması gerekir; elbette, böyle bir boşluğu gidermenin yolu, Türk Ceza Kanunu gibi, Anayasadan sonra en temel bir kanun olan Türk Ceza Kanununun yapılmasında böyle bir hususun açıkta bırakılması da düşünülmezdi, düşünülemezdi. O doğrultuda olmak üzere, Türk Ceza Kanununun 53, 54 ve 55 inci maddesinde yer alan, çocuklarla ilgili ceza ve güvenlik tedbirleri de, 5237 sayılı Yasanın 31 inci maddesinde, tek bir madde altında hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

Şimdi, bununla getirilen yenilikler şunlar, değerli arkadaşlarım:

Madde 5 "fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış" şeklinde başlıyor. Şimdi, buradaki bir yeniliği, 765 sayılı Yasaya göre yeniliği hemen burada vurgulamak istiyorum: Daha önce onbir yaşa kadar çocuklar tarafından işlenen eylem ve suçlarla ilgili herhangi bir soruşturma ve kovuşturma açılamıyor idi. Bu yaşın oniki yaşa çıkarılmış olması çocuklar yönünden lehe olan bir hükümdür, bunu altını çizmek istiyoruz. Yani, bize gelen öneriler, bize getirilen bilgiler ve önergeler doğrultusunda bunun lehe olan bir durum olduğunu da onlara biz söyledik, burada, bir de sizlerle bunu paylaşmak istiyoruz.

Ancak, devamında, 5237 sayılı Yasa hazırlanırken getirilen indirimlerin daha fazla olmasına karşın, en son getirilen değişiklik teklifinde çocukların işlemiş olduğu suçlara verilecek cezaların indirimlerinin daha az olduğu, verilecek cezaların daha fazla olması nedeniyle eleştirilere tabi olundu. Bunun gerçek payı vardır elbette.

Şimdi, 5237 sayılı Yasada, şu anda teklif olarak "oniki yıldan onbeş yıla kadar" şeklinde getirilen miktar, "dokuz yıldan oniki yıl" idi. Devamında, "dokuz yıldan onbir yıl" şeklinde olan kanun metni değişiklik teklifi, "yedi yıldan dokuz yıl" idi ve bunların ceza indirilmesinde, cezaların üçte 2'si iken, şimdi "yarısı indirilir" diye daha fazla ceza verilmiş oluyor.

Yine, ikinci fıkranın devamında "yedi yıldan fazla olamaz" şeklindeki teklif, kanunda "altı yıldan fazla olamaz" idi. Bu da, çocukların aleyhine verilebilecek bir ceza miktarı olarak madde hükmüne getirilmek isteniyor.

Yine, üçüncü fıkrada, aynı şekilde, onbeş yaş ile onsekiz yaş arasındaki çocuklara verilebilecek cezaları tek tek saydığında, ağırlaştırılmış müebbet hapiste, kanunda "ondört yıldan yirmidört yıla" iken, şimdi "onsekiz yıldan yirmidört yıla" getiriliyor; ondört-yirmi yıl iken, onsekiz-yirmidört yıla getiriliyor.

Yine, kanunda dokuz yıl ile oniki yıl arasında ceza verilmesi gerekirken, teklifte bu miktar oniki yıl ile onbeş yıla çıkarılıyor.

Yine, cezalarda, kanunda 1/2'si, yani, yarısı indirilir iken, şimdi, teklifte "üçte 1'i indirilir" şeklinde yer alıyor ve en son da "ondört yıldan fazla olamaz" şeklinde getirilen teklifte, kanunumuzda "sekiz yıl" olarak öngörülmüş idi, hüküm altına alınmış idi. Bu, tabiî, komisyonda görüşülürken, gelen eleştiriler doğrultusunda, en son "ondört yıldan fazla olamaz" ibaresi" "oniki yıldan fazla olamaz" şeklinde iki yıllık bir indirim söz konusu oldu.

Şimdi, bu, olayın teknik açıklaması değerli arkadaşlarım. Elbette, bu miktarların, yerine göre azaltılması, yerine göre fazlalaştırılması, lehe olduğunda, çocuklar lehine olduğunda, birkısım sivil toplum örgütleri tarafından, çocukların haklarını korumak adına uğraş veren, gerçekten sivil toplum emekçileri tarafından önerilen miktarların, elbette, bizler tarafından da burada değerlendirilmesi gerekir.

Önemli olan, burada, suç işleyen çocukların, kim tarafından, kimler tarafından, hangi amaçlarla kullanıldığını tespit etmek ve bunları azmettirenlere ne şekilde ceza verebiliriz, bunların yolunu bulabilmektir. İktidarlara düşen, hükümetlere düşen, siyasî iradeye düşen birinci derecedeki görev budur. Bundan sonra, çocuklar suç işledikten sonra yapılacak işlem ve eylemler, birincisi çocukların yargılanması, verilebilecek cezalar, uygulanabilecek güvenlik tedbirleri ve bunların ıslahevleri veya infaz kurumlarındaki durumları ne olacaktır şeklindeki iyileştirmeye dönük "ıslah" adı altındaki bu tedbirlerin ne derece geçerli olup olamayacağıdır. Bu, ikinci plandadır. Elbette, her ikisinde de, bütün siyasî iktidarlara düşen görev olduğu gibi, hepimize düşen, Meclisin üyeleri olarak bizlere, Anamuhalefet Partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisine düşen görev de budur. Bu konuda gereken uyarıları, gerek siyasî iktidara, gerekse kamuoyuna iletmek suretiyle, bu konulardaki söylemlerimizi paylaşabilmektir, gereken uyarıları yapabilmektir. Biz, bu görevi şimdiye kadar yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.

Benden önceki konuşmacı arkadaşlarımızın genel olarak belirtmiş olduğu bu kanundaki sıkıntıları aynen bizler de yaşıyoruz ve bundan sonra da, inanıyoruz ki, bu tereddütlerimiz ve sıkıntılarımız yaşanacaktır. Bu sıkıntıların aşılabilmesi için, elbette, 1 Haziran 2005 tarihi milat olmaması gerekir, bundan sonra da ihtiyaca göre, sosyal toplumun ihtiyaçlarına göre, elbette, bu yasaların değiştirilmesi gereken noktaları ve maddeleri varsa, değiştirilecektir, bundan kaçınılmaz; ancak, bu işlem ve eylemleri yaparken, ilgili kişilerin, ilgili kurumların, ilgili sivil toplum örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin görüşlerinin de değerlendirilmesi suretiyle, bu yasaların hazırlanmasında ve temel alınmasında büyük fayda sağlanacaktır. Bugüne kadar yapılan görüşmelerde bütün sivil toplum örgütlerinin buna katkıda bulunduğunu söyleyebilmemiz mümkün değildir. Bunun da altını çiziyoruz; ancak, emek verip, bu işle gerçekten yakından ilgilenmek isteyen sivil toplum örgütleri, özellikle basın mensupları adına gelen temsilcilerimizin belirttikleri sıkıntıların da 5237 sayılı Yasada, en son değişiklikle bir kısmını giderdiysek de, esas, basın özgürlüğüyle ilgili çoğu maddelerin hâlâ bu yasamızda devam etmesinden dolayı sıkıntı çektiğimizi, basın özgürlüğü adına sıkıntı çektiğimizi burada ifade etmek istiyorum.

Yine belirtilen bir konu da şudur: Tabiplerimizin ve doktorlarımızın bizlere iletmiş olduğu sıkıntılar sayfalar dolusu. Her gün, ayrı ayrı, tabip odalarından fakslar geliyor, bizlere, yazılı veya sözlü uyarılarda bulunuluyor. Bunların da, mutlaka ve mutlaka siyasî iktidar tarafından ele alınıp değerlendirilmesi ve yerine göre, tabipler, yarın bir gün görev yapma aşkıyla, gerçekten, doğusundan batısına kadar her yerde, en ücra köşelerde emek verip, insanları sağlığına kavuşturmak isteyen doktorlar eğer bu sıkıntıları çekeceklerse -ki, görünen maddeler ve az önce belirtilen sıkıntılar bunu göstermektedir- bunların da giderilmesi siyasî iktidarın birinci derecede görevidir. Biz, bu konularda, gerek basın özgürlüğü konusunda gerekse bütün sivil toplum örgütlerinin istekleri doğrultusundaki makul seviyede gelebilecek önerilere, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, mutlaka ve mutlaka samimî bir şekilde yaklaşacağımızı ve bugüne kadar yaklaştığımızı ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Ayvazoğlu.

FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla) - Gerçekten, bir şeyin eleştirilmesi yapılırken, bu uğurda, Cumhuriyet Halk Partisinin, şimdiye kadar, gerek komisyonlarda gerekse Meclis kürsülerinde, basın özgürlüğünden tutunuz, özgürlüklerin genişletilmesi hususundaki vermiş olduğu mücadeleyi, bazı basın mensuplarının, hakkın hakka teslim edilmesi şeklindeki yapması gereken görevi de yapmadığını ve bunu bilerek, Cumhuriyet Halk Partisinin adına hiç yakışmayacak şekilde suçlamalarda bulunduğunu da, burada ifade etmeyi, Cumhuriyet Halk Partisi adına, kendimize görev biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, elbette, bu yasalar konuşulacak, eleştirilecek, sonuçta, bu topluma karşı uygulanacak yasalardır ve temel yasaların başında da, Anayasadan sonra Türk Ceza Kanunu vardır. Bir Borçlar Kanunu, İş Kanunu işçiyi, işvereni ilgilendirir, alacaklıyı, borçluyu ilgilendirir; ama, Türk Ceza Kanunu bütün toplumu ilgilendiren, toplumun bütün kesimlerini, yedisinden yetmişine kadar ilgilendiren bir yasadır.

Bu doğrultuda olmak üzere, Türk Ceza Kanununun önemini burada bir kez daha vurgulamak hepimize düşen görevdir. Türk Ceza Kanununda yapılacak olan değişikliklerin daha titiz bir şekilde, tekliften öte hükümet tasarıları şeklinde gelmesinin bizlere ve bu kanunun amacına daha faydalı olacağı kanısını taşıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
