# İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mayıs 2005
- **Gündem:** İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 31 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)); konuşma 1.281 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan İcra ve İflas Kanunuyla ilgili 915 sıra sayılı Hatay Milletvekili Sayın Sadullah Ergin'in vermiş olduğu bir değişiklik teklifiyle huzurunuzdayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, İcra ve İflas Kanunu denildiğinde, İcra ve İflas Kanununun çok önemli bir infaz kanunu olduğunu bütün hukukçu arkadaşlarımız bilmekte ve bunun hepimiz bilincinde olmaktayız. Ceza mahkemelerinden verilen kararların infazının ayrı bir infaz kanunuyla, Ceza İnfaz Kanunuyla yerine getirildiği, hukuk mahkemelerinden verilen kararların ise infazının İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde yerine getirilmekte olunduğu bir gerçektir. Böyle bir yasadaki değişikliğin, gerçekten, gerek alacaklıyı gerek borçluyu gerekse alacaklı ve borçlular adına özellikle adliyelerde uğraş veren bütün avukatları ciddî bir şekilde ilgilendirdiği, yine bir gerçektir.

Böyle bir kanundaki değişiklik tekliflerinin zaman zaman ihtiyaçlar çerçevesinde Meclisin huzuruna getirildiğini bizden önceki konuşmacı arkadaşlarımız belirttiler; ancak, bu kanunlardaki değişiklik tekliflerinin veya değişiklik tasarılarının Meclise getirilirken, her nasılsa, mutlaka, bir yerlerinden bir aksaklık, bir eksiklik çıkıyor, bulunuyor ve hemen akabinde, hemen peşinde, gerek Meclis Genel Kurulunda gerekse önceden eğer vâkıf olunursa, bilgi sahibi olunursa, komisyonlarda 1-2 önergeyle veya önergelerle değiştiriliveriyor veya değiştirilmeye çalışılıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu tekniğin, bu yöntemin uygulanması sonucu, yıllardan beri, biz, 22 nci Dönem parlamenterleri olarak, gerçekten, çok sıkıntı yaşadığımızı da burada ifade etmek zorundayız; bu yöntemlerin uygulanması sonucu, bizlerin, burada, vatandaşın beklemiş olduğu verimli çalışmayı gösterememekten dolayı bir sıkıntı yaşadığımızı hepimiz kabul etmek zorundayız. Bunların sonucunu, elbette, iktidar, özellikle siyasî iktidar verecektir ve eğer, günahı var ise de, çekecektir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, görüşmekte olduğumuz bu değişiklik teklifinin değiştirilmek istenilen 332 nci maddesine, ben, aynen, baktım ve değiştirilmek istenilen ve getirilmek istenilen teklifle karşılaştırdım; bütün kelimelerinin, bütün harflerinin, rakamlarının hemen hemen aynı olduğu gözlenmektedir. Şimdi, örnek verecek olursak, değiştirilmek istenilen -burada, hangi kelimelerin değiştirildiği örneğini verecek olursak- 332 nci maddenin birinci fıkrasından başlamak suretiyle, ikinci cümlesinde "âdet üzerine" denilmiş; burada ise "âdet üzere" şeklinde değiştiriliyor; sadece bir harf değiştiriliyor değerli arkadaşlarım.

Yine, devamında -tabiî ki, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu bütün cezaların temeli olduğu için, ona uygun bir şekilde- daha önce ve şu anda yürürlükte bulunan birinci fıkranın son cümlesindeki "onbeş günden altı aya kadar hafif hapis" ibaresinden "hafif" kelimesi çıkarılmak suretiyle, sadece "hapis cezasıyla cezalandırılır" şeklinde oluyor.

Yine, ikinci fıkraya baktığımızda, teklifin ikinci fıkrasıyla karşılaştırıyoruz; okuyoruz... Ben ikna olmadım, acaba yanlış mı görüyorum diye tekrar tekrar okudum. İkinci fıkrasında da hiçbir değişiklik göremedim.

Yine, üçüncü fıkrasına baktım "bu suç alacaklının şikâyeti üzerine" diye devam eden fıkra; aynen, bu da, cümle ve kelime olarak yer almış, hiçbir değişiklik yok.

Şimdi, bunu söylerken bir hususu daha vurgulamak istiyorum: Şimdi, kanun teknik yönden yapılırken, bunların tekniğe uygun olarak yapılmasının zorunlu olduğu gerçeğini hepimiz kabul etmek zorundayız. Eğer, teknik açıdan bir yanlışlık yapmamak gerekirse, burada, Parlamentonun zamanını gereksiz yere almamak gerekirse, teklifi getiren arkadaşlarımızın ve bu teklife katkıda bulunan -hükümet adına- bakanlık bürokratlarının ve bakanlığımızın çok titiz şekilde bunu ele alması gerekir diye düşünüyoruz; çünkü, sadece bir harf ve rakam üzerinde değişiklik yapılmış. Bunun, kısa bir şekilde, birinci fıkranın ikinci cümlesindeki "üzerine" kelimesi "üzere" olarak değiştirilmiştir denilip geçiştirilmesi varken, yine "hafif hapis cezası" da, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundaki cezaların türüne göre "hafif hapis" kaldırıldığı için "hafif" kelimesi kaldırılmıştır şeklinde, sadece "hafif" kelimesi kaldırılmıştır şeklinde olsaydı, bu, daha gerçekçi ve kanun tekniğine daha uygun olurdu diye burada görüyoruz, gözlemliyoruz.

Şimdi, bunları bu şekilde belirttikten sonra, elbette, bu maddenin, İcra ve İflas Kanununun 16 ncı babının Birinci Bölümündeki "Cezai Hükümler" bölümünde yer alan bir ceza maddesi olduğuyla karşı karşıyayız. Bu durumda, değerli arkadaşlar "borçlunun aczine kendi fiiliyle sebebiyet veren veya vaziyetinin fenalığını bilerek ağırlaştıran borçlunun cezası" şeklindeki bir başlığı taşıyan ceza maddesidir.

Şimdi, teknik yönlerden bunları izah ettikten sonra, bir de, aynı maddenin içerisinde gerçekten o kadar ilginç ve eski bir tabir kullanılmış ki, değerli arkadaşlarım, "tecviz" den bahsediliyor, tecviz kelimesi kullanılmış. Şimdi, tecviz kelimesinin, sayın bakanlık bürokratları hazırlarken, en azından, bunu, biraz daha sade bir halde, vatandaşın, borçlunun, alacaklının anlayabileceği bir halde değiştirilmesi gerekirdi diye düşünmekteyiz. Gerçekten tecvizin, izin verme veya yapılmasını uygun bulma şeklindeki bir tarifini, vatandaşlarımız olarak veya alacaklı, borçlu olarak çoğu insanımız bilmeyebilirler.

Yine, aynı cümle içerisinde "hiffet" kelimesi kullanılmaktadır. Hiffet"in, yani, hafiflikten kaynaklanan, borçlunun hafifliğinden, gereksiz hareketlerinden kaynaklanan, ticaretse ticaret erbabı olarak lüzumsuz, gereksiz hareketlerinden kaynaklanan hareketler gibi algılanması gerekir; ama, hiç olmazsa bu madde görüşülürken, değişiklik önerilirken, bunların, iki kelimenin Türkçe manası, anlaşılabilir bir mana taşıyan bir kelimeyle karşılanmasında fayda olacak idi; ama, gözlemledik ki, maalesef, bu da bu şekilde geçiştirilmiş oldu.

Tabiî, sadece kanunlarımızda bu iki kelime mi eski kelime olarak yer almaktadır; hayır. Kanunlarımızda o kadar fazla eski kelimeler kullanılmıştır ki, bunu, vatandaşlarımızın, Türkçeyi bilen insanlarımızın, gerçekten, ilk okuduğunda anlayabilmesi çok çok zor.

Bunlara bakıldığında, yerine göre burada siyasî iktidar olarak çıkıp konuştuğumuzda, bir kanunu, temel kanunu veya kanunları değiştirmeye çalıştığımız çalışmalarımızda devrim yaptığımızdan bahsediliyor, bu iddia ediliyor, iktidar tarafından savunuluyor; ama, temeline bakıldığında, bu devrimin hangi anlamda, ne şekilde yapılıp yapılmadığı hususu kamuoyuna açıklanamıyor. Bunun, İktidar tarafından, bundan sonraki çalışmalarda daha ciddî bir şekilde, daha titiz bir şekilde ele alınması için, biz, Anamuhalefet Partisi milletvekilleri olarak, sizleri uyarmayı görev biliyoruz.

Şimdi, benden bir iki konuşma öncesi konuşan değerli milletvekili arkadaşımız Mahmut Beyin konuşmalarından yola çıktığımızda, öncelikle, yine kendisine teşekkürü borç biliyoruz; aynı Adalet Komisyonunda iki yılı aşkın süreden beri, gerçekten, çalışıyoruz ve şunu itiraf etmesinden dolayı teşekkür ediyoruz: Cumhuriyet Halk Partisi adına anamuhalefet olarak orada görev yapmakta bulunan değerli arkadaşlarımızın kendilerine, daha doğrusu ülkemiz adına yapmış olduğumuz katkılardan dolayı bize teşekkür ediyor. Biz de bu teşekkürün altında kalmamak için, Sayın Mahmut Durdu'nun bu hoşgörülü teşekkürüne gerçekten teşekkürü borç biliyoruz, biz de kendisine teşekkür ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, geçen haftanın manzarasına baktığımızda, gerçekten, bizleri, hepimizi üzmesi gereken bir manzara olduğunu kabul etmek zorundayız. Yani, bizler üzülelim veya üzülmeyelim; ama, üzülmek zorundayız. Eğer bu Parlamentoyu sadece bizler, kendi aramızda idare etmeye çalışsak, belki, kol kırılır yen içinde kalır misali burada kalır idi o görüntü; ama, Adalet Komisyonunda birlikte çalışmış olduğumuz, altkomisyonda birlikte imza altına almış olduğumuz bir kanun teklifi, yine, aynı şekilde, arkadaşlarımızın, Adalet ve Kalkınma Partisine mensup iki milletvekili arkadaşımızın imzasıyla, yine Cumhuriyet Halk Partisine ait iki milletvekili arkadaşımızın imzasıyla tekliften çıkarılan maddenin, yeniden... Adalet Komisyonunda çıkarılması onaylandığına göre, ona rağmen Genel Kurula gelmek suretiyle, güya uzlaşmayla getirilen, tekliften çıkarılan Türk Ceza Kanununun 263 üncü maddesindeki değişikliğin burada yaratmış olduğu manzara, bütün Türkiye'de üzüntüyle karşılanmıştır. Bunu, hepimiz, bütün milletvekilleri olarak, hangi partiye mensup olursak olalım, üzüntüyle kabul etmek zorundayız; bu, tarihe geçmiştir. Biz, bu kanunun maddesinin yeniden gündeme getirilmesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Parlamentoyu terk ettiğimizde, biz inanıyoruz ki -burada bulunan arkadaşlarımızı tenzih ederek söyleyelim- çoğu milletvekili arkadaşlarımızın, Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımızın, peşimizden, o madde görüşülürken "her şey oybirliğiyle geldi, geçti, ne kadar da rahatmış Cumhuriyet Halk Partisi olmadan bu Parlamentonun çalışması" diye, belki, gülümsemeleriyle geçiştirildi; ama, o gülümsemenin, yarın, bir gün, hesabı, millet tarafından, bizlere, bu Parlamentoya, cumhuriyetin adına Parlamento görevini yapan 22 nci Dönem milletvekillerine ve o siyasî iktidarı temsil eden partiye elbette sorulacaktır diye düşünüyoruz, düşünmek zorundayız. O manzara, gerçekten acı bir manzara olmuştur; çünkü, birbiriyle çelişen, altkomisyonda ayrı, Adalet Komisyonunda ayrı, Genel Kurulda ayrı tavır gösteren milletvekili arkadaşlarımızın kayıtları ve imzaları tarihe geçmiştir, tutanaklara geçmiştir. Bunun hesabını, acaba, yarın, bir gün seçimlere giderken, milletin huzuruna giderken, ne şekilde, nasıl vereceğiz? Bunun -daha önce yapıldıysa- Cumhuriyet Halk Partisini kandırmaya yönelik bir eylem olduğu kabul edilerek hesabı sorulacaktır. Yok, eğer, kandırmaya gidilmediyse, samimi bir şekilde imza verilerek 263 üncü maddedeki değişiklik teklifinin geri alınmasının hesabını, acaba, sizin hizmet vermek istediğiniz Adalet ve Kalkınma Partisinin temelindeki o insanlara, tabanınıza nasıl vereceksiniz? Bunu, elbette, o millet, sizlere soracaktır.

Sayın milletvekilleri, Değerli arkadaşlarım, elbette, bunları görüşürken, bizler, benden önceki konuşmacı arkadaşlarımızın da, konuşmaya konu olan teklif değişikliğiyle ilgili konunun dışarısına çıkmanın, yine, bizlere millet tarafından verilen bir görev olduğunu bilerek bunu söylüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİDUN AYVAZOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
