# Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim
- **Tarih:** 27 Haziran 2005
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-06-27-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-3

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 27 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 1.375 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 951 sıra sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununda yapılacak olan değişiklikler ile bazı kanunlarda yapılacak olan değişikliklere ilişkin kanun tasarısıyla ilgili görüşmekte olduğumuz ve değişen 25 inci maddeye ilişkin olmak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, 2802 sayılı Kanunun 58 inci maddesi değiştiriliyor, bu tasarı maddesiyle; daha doğrusu, bir cümle ekleniyor.

Halihazırdaki yürürlükte bulunan madde, 58 inci madde, "hâkimlere ve savcılara sicil numarası verilir, haklarındaki belgeler, gizli ve açık sicil dosyalarıyla özlük dosyasında saklanır" idi. Bu, zaten var; şimdi var olmaya devam edecek; şu cümle ekleniyor:"Ayrıca bu bilgiler elektronik ortamda da tutulabilir." Yani, burada "hâkim ve savcılara ilişkin sicil numarası verildikten sonra, ilgili belgeler, gizli ve açık sicil dosyalarında ve özlük dosyasında saklanır" şeklindeki ibareden sonra, bunların elektronik ortamda da tutulabilmesine, elbette, bu yöndeki sicil dosyalarını tutmakta bulunan, gerek Adalet Bakanlığındaki büro gerekse Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki ilgili birim yetkili olacaktır; bundan daha doğal bir şey olamaz. Bu bilgi ve belgelerin, artık, çağımız teknolojisi gereğince, her ortamda bulunan, elektronik bir şekilde bunların tutulması da, elbette, çağın ve teknolojinin gereğidir diye düşünüyoruz. Bu, tutulabilmesi, zorunlu olmaktan çıkarılmış, daha doğrusu zorunluluktan ibaret olmayıp takdire bağlı bir duruma getirilmiş oluyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, elbette, bizler, buraya çıkıyoruz ve belirli alanlarda gelen tasarılarla ilgili konuşmalar yapıyoruz. Birbirimizi yeterince tanıyoruz, tanımıyoruz; ama, hepimiz, elbette, bu kürsüye çıktığımızda, değerli milletvekili arkadaşlarımıza, kısaca da olsa, birbirimizin bilgisini verme şansımız, alma şansımız olabilir; ama, ben de huzurunuzda, bu mesleği, cumhuriyet savcılığı mesleğini on yıl süresince yapan bir arkadaşınız olarak konuşmada bulunuyorum; bunu da bilgilerinize sunayım ve sicillerden bahsedilince, sicil numaramız da 21 550 idi. Şu anda, sanıyorum, hâkim ve savcılarımıza verilen sicil numarası 40 000'leri aştı diye biliyoruz; bilmiyorum, kesin bir rakam ve sayı vermek istemiyorum; ama, 40 000'leri aştı bu sayı. Elbette, bu sicil numaraları, hâkim ve savcıların, emekliliğinin sonuna kadar, görevinin devamınca ve emekliliğin sonuna kadar giden bir sicil numarasıdır. Yalnız, en son, adlî personelin -hâkim, savcı, icra müdürleri ve diğer personel dahil olmak üzere- tümüne aynı sicil numarası verilecek diye bir duyum aldık. Ne derece doğrudur bilmiyorum; ama, eğer böyle bir uygulama yapılır ise -yapılır demiyoruz veya yapılacak demiyoruz- bunun, hâkimlik ve savcılık mesleğine pek uygun olmadığını burada, huzurunuzda, Yüce Meclisin huzurunda sizlere bilgi olarak vermek istiyorum. Diliyoruz, böyle bir uygulamaya geçilmez; çünkü, gerçekten yargı denildiğinde, Anayasamızdaki yargı bağımsızlığı dediğimizde, bağımsız yargı denildiğinde, elbette bunun birinci derecede sorumlusu ve muhatabının hâkimler ve savcılar olduğunu bir kez daha burada vurgulamak istiyorum ve bu nedenle de hâkimler ve savcıların kendilerine özgü sicil numarasının verilmesinin doğru bir uygulama olduğunu, bunun diğer personelle birlikte verilmesinin uygun olmayacağını, uygulamalarda bunun birtakım sakıncalar yaratabileceğini belirtmek istiyorum. O nedenle burada, maddede yeri gelmişken bilgi olarak sunmak istedim.

Şu ana kadar 24 maddeyi görüştük ve ben, şimdi söz almadan önce görüşülen madde 24 üncü madde idi. Bu maddede, biz, gerek altkomisyonda gerekse Adalet Komisyonunda yapmış olduğumuz çalışmalarda belirli bir şekilde hâkim ve savcılar ile adlî personele ilişkin iyileştirmelerden yana olduğumuzu ve bu niyetimizin aynı şekilde İktidar Partisi tarafından da paylaşıldığını bilerek ve düşünerek, bu saate kadar, bugüne kadar bu tasarıyla ilgili değişikliklere olumlu yönde baktığımızı ve olumlu yönde oy kullandığımızı, oy kullanacağımızı söylemiştik. Bu doğrultuda olmak üzere, vermiş olduğumuz önerge istikametinde, Adalet Komisyonunda gerçekten uygun bir değişiklikle, bizim belirtmiş olduğumuz ve bu kanunla değiştirilen ve bu kanuna temel teşkil eden, gerek Türk Ceza Kanunundaki yeni sistemle gerekse Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunundaki yeni sistemle getirilen nöbet sistemine, nöbet tutan hâkim ve savcılar ile adlî personele nöbet hakkının dinlenme hakkı şeklinde de verilmesi gerektiğinin, nöbet görevinin ve sorumluluğunun sonunda dinlenme hakkının da verilmesi şeklindeydi, buna ek olarak nöbet tazminatı eklendi.

Tabiî, bu nöbet tazminatı, daha sonra, şu anda verilen önergeyle nöbet ücreti şekline dönüştürüldü; ama, biz, o gün verilen önergenin kabul edildiği haliyle, sanıyorum bir miktar olarak belirtmek gerekirse, oradaki hesap sonucu bir hâkim ve savcıya ödenecek olan nöbet tazminatı ortalama 400 000 000 liraya yakın bir tutarda bulunuyor idi, bunun üçte 2'si nöbet tutan adlî personele verilmek üzere idi; ancak, verilen ve kabul edilen teklifle, önergeyle, bu, biraz daha kısıtlandı ve bu hakkın, miktar olarak, tazminat olarak, ücret olarak biraz daha az verilmesine sebep oldu diye düşünüyoruz.

Bunu, Yüce Meclisin huzurunda, değerli milletvekillerinin bilgisine ve bu konuyla ilgilenen, gerek hâkim ve savcılarımıza gerekse adlî personele ve kamuoyuyla paylaşmak için verdiğimi belirtmek istiyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, gerçekten çok önemli bir kesimin, çok önemli bir alanın mensuplarıyla ilgili, mensuplarını yakından ilgilendiren bir yasa değişikliği olunca, ister istemez, bunu, siz değerli milletvekillerimizle, cumartesi gününden beri, bugün dahil iki gündür paylaşmak durumunda kaldık.

Elbette denilebilir ki, uzlaşılacak maddelerimiz çoğunlukta, eleştirilecek ve eleştirilen maddeler çok azınlıktaydı, muhalefet ettiğiniz maddeler de azdı, neden bu kadar uzatılıyor denilebilir; ama, ne olursa olsun, şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum değerli arkadaşlarım: Bu Meclisin çatısı altında, yasama görevi yaparken, Anayasamızda yer alan çok önemli ve temel ayaklar tartışılırken, temel prensipler konuşulurken, bunların muhataplarıyla ilgili yasa değişiklikleri konuşulurken, mutlaka ve mutlaka, siz değerli milletvekilleriyle, burada, zaman önem taşımaz noktasından hareketle, sizlerle ve kamuoyuyla ve ilgili muhataplarıyla bunu paylaşmamız zorunludur noktasından hareket ettiğimiz içindir. Bu noktadan hareketle bunları paylaşıyoruz, iki gündür bu yasa değişikliğini tartışıyoruz.

Baktığımızda, gerçekten, değerli arkadaşlarım, hâkim ve savcılarla ilgili olarak, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi kaynaklarına bakıldığında, çok önemli kurum ve kuruluşların -bunları, yani hâkim ve savcılık mesleğini- yargıyı ne derece önemli bir şekilde ele aldığını ve olmazsa olmaz kurallarının içerisinde, demokrasinin bu kurallarından mutlaka ve mutlaka vazgeçilemeyecek şekilde yer alan bir unsur olduğunu, bir kez daha gözlemliyoruz. Örneğin, 1985 tarihli Birleşmiş Milletler yargı bağımsızlığına dair temel prensiplerde, yine hâkimlerin görev süresi, bağımsızlığı, güvenliği, alacakları yeterli ücret, hizmet şartları, emekli aylıkları, emeklilik yaşı kanunda yeterli biçimde güvence altına alınır. Yine, hâkimlerin yükselmelerinden tutalım, dürüstlük ve deneyimlerinden, objektif nedenlere dayanması gereğinden, meslekî sıfatları nedeniyle bir hâkim hakkında yapılan suç isnatları, şikâyetler, uygun bir usule göre, hızla ve adil biçimde takip edilir şeklindeki hükümlerine bakıldığında, gerçekten, hâkim ve savcılık mesleğinin, bir kez daha ne kadar önem taşıdığını gözlemlemek durumunda kalıyoruz.

Yine, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 13 Ekim 1994 tarihli tavsiye kararında, buna benzer, bu noktada,buna paralel ilkeleri kalem altına aldığını görmekteyiz.

Yine "hüküm verme süreci içerisinde bulunan hâkimler bağımsız olmalı ve her türlü çevreden, her türlü nedenle doğrudan veya dolaylı olarak gelebilecek müdahalelerden, tehditlerden, baskılardan, teşviklerden, uygunsuz etkilerden ve sınırlamalardan uzak biçimde hareket edebilmelidir" şeklindeki vazgeçilmez ilkeleri, kalem altına almışlardır.

Yine "hâkimlerin görevlerini etkin ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmemesi veya disiplin cezasını gerektiren bir suçun varlığı halinde, adlî bağımsızlığı zedelemeyecek şekilde, gerekli tüm önlemler alınmalıdır" şeklinde de hüküm getirerek, bir hâkim ve savcı hakkında yapılacak olan belirli şikâyetlerin ve suç isnatlarındaki haklarında yapılacak soruşturmaların da çok ciddî bir biçimde ele alınması gerektiği noktasında, bunlar da hüküm altına alınmıştır.

Yine aynı çerçevede, devamla, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin de Adil Yargılama kenar başlıklı 6 ncı maddesi şeklinde devam eden hükümlerinde de bu paralelliğe destek veren hükümler yer almaktadır.

Yine, elbette hepimiz biliyoruz ve bu iddiadayız ki, Avrupa Birliğinin ülkemiz hakkında açıkladığı 2003 Yılı İlerleme Raporunda da, yine, yargı sistemine ilişkin bölümlerinde, yargının ağır iş yükünün, olumsuz bulunan hususlar arasında sayıldığı açıkça görülmektedir. Yine söz konusu bu bölümde, yargının işleyişi, ilgili olarak hâkim ve savcıların gerçekten büyük bir iş yükü altında olduğu, buna paralel olarak, adlî personelin bu iş yükünü birlikte taşımak zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.

Elbette, adlî personel derken, burada, Sayın Bakanımızın da bu çalışmaların içerisinde olacağını bizler biliyoruz. Önümüzdeki süreçte bu çalışmalar yapılacaktır; gerek personel düzenindeki komple çalışmalarda gerekse adliyeye ilişkin özel olarak yapılacak çalışmalarda, adliyeyi bir bütün olarak ele almakta büyük fayda olacaktır. Hâkim ve savcılar zabıt kâtibi olmadan, zabıt kâtipleri, mübaşirler olmadan, müstahdemler olmadan, yine, icra dairelerinden tutalım, icra müdürlerine ve icra personeline kadar, cezaevi personeline kadar ve bu arada adliyenin yine bütünü olarak kabul etmek zorunda kaldığımız seçim kurulundaki bütün görevli arkadaşlarımızın, personelin de, aynı çerçevede, birbiriyle ayrımcılığı giderecek şekilde, bunların özlük haklarının, malî haklarının tek elde toplanarak, bu adaletsizliğin adalet süreci içerisinde giderilmesi gerektiğini ve bu noktada da gerçekten ciddî çalışmaların yapılmasını, bu Mecliste, diliyoruz ve istiyoruz ki, bizler görelim, bizlere kısmet olsun diyorum.

Elbette, değerli arkadaşlarım, yeri geldikçe konuşmak durumunda kaldığımız bu maddelerle ilgili olarak hepimizin amacı adalet içerisinde adaletsizlik olmasın. Hepimizin duygu ve düşüncesi, iyi niyeti bu çerçevede. Demokrasinin ayakta kalabilmesi hukuk devletiyle mümkündür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 27 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-06-27-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
