# Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim
- **Tarih:** 27 Haziran 2005
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-06-27-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-4

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 27 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 1.318 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; yine, görüşmeye devam ettiğimiz 951 sıra sayılı yasa tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, şu ana kadar, bu tasarıyla ilgili 28 madde görüşülmüş oldu. 28 madde görüşülürken, buraya çıkıp konuşma yapan tüm arkadaşlarımızın hepsinde, gerçekten her bir arkadaşımın hukuk nosyonunun olduğunu; bunlar arasında, bugüne kadar çok çeşitli hukuk kademelerinden gelen arkadaşlarımızın bulunduğunu gerek kendileri söylediler gerekse bizler ve sizler bilmekteyiz.

Bu madde, Adalet Komisyonunca kabul edilen tasarıda 30 uncu madde olarak yer aldı; ancak, Genel Kurulumuzda bir maddenin çıkarılmasıyla, 30 uncu madde 29 uncu madde olarak gündemimizde yer almış oldu. Bu maddeye bakıldığında şu husus gözümüze çarpmaktadır: "2802 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen 'uygulanmasından' ibareleri 'kesinleşmesinden' şeklinde değiştirilmiştir" deniliyor. Bu ne demek; 2802 sayılı Kanunun 75 inci maddesi, disiplin cezalarının sicilden silinmesiyle ilgili. Elbette, ceza alan, mahkûm veya memurdur. Mahkûmsa hapis cezası, memursa disiplin cezası şeklinde; nasıl ceza aldı ise, o cezanın, cezaların niteliğine göre belirli bir süre geçtikten sonra silinmesi de… Bunun, mahkûmiyette adlî sicilden silinmesi, memuriyette de, kamu görevinde de dosyasından disiplin cezasının silinmesi şeklinde hükümler altına alınmış durumdadır. İşte, 2802 sayılı Yasa da, hâkim ve savcılarla ilgili olması nedeniyle, bu disiplin cezalarının sicilden silinmesine dönük bir maddedir 75 inci maddesi.

Şimdi, kısaca belirtirsek, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarından başka bir disiplin cezası verilen hâkim ve savcılar; yani, buradaki cezaları bir defa sınırlıyor; meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarından başka bir disiplin cezası olacak. Eğer, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları varsa, bunların sicilden çıkarılması mümkün değil demektir bu. İşte, bunun dışında "bu cezaları alan hâkim ve savcılara uyarma, aylıktan kesme ve kınama cezalarının uygulanmasından itibaren dört yıl, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesini durdurma cezalarının uygulanmasından itibaren altı yıl geçtikten sonra Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna başvurarak, bu disiplin cezalarının sicillerinden silinmesini isteyebilirler" deniliyor; ikinci fıkrada da, bunun devamına ilişkin bir hüküm öngörülüyor.

Şimdi, burada "uygulanmasından" ibaresinin "kesinleşmesinden" şekline dönüştürülmesi, maddenin akışına gayet uygun, anlamına uygun olması nedeniyle, kabul edilebilir bir değişikliktir; çünkü, kelimenin anlamı, gerçekten, uygulanmasından ibaresiyle kesinleşmesinden ibaresi arasında, hem anlam bakımından bir fark var hem de esaslı bir nüans var.

Şimdi uygulanması... Ne tarihinde ne uygulanacak; elbette, uygulama, hiçbir şekilde kesinleşmeyle eşdeğer değildir. Şimdi, bir disiplin cezası kesinleşmiş olabilir, ama, henüz uygulanmasına başlanmamış olabilir. O nedenle, bu uygulanma tabirinden kesinleşme tabirinin burada bu şekle dönüştürülmesi, hâkim ve savcıların, daha doğrusu az önce sayılan disiplin cezalarını almış olan hâkim ve savcıların lehine olan bir düzenlemedir, bunun altını çiziyorum.

Bir diğer konu da, burada, elbette, düşünülmesi gereken konu "dört yıl..." Ve devam ediyor "belirli kademe ve derece ilerlemesini durdurma cezalarında altı yıl geçtikten sonra" gibi... Belirtilen bu sürelerin tartışılması gerekir diye düşünüyorum. Neden tartışılması gerekir dört yıl ve altı yıllık sürelerin; şu nedenle tartışılması gerekir:

Değerli arkadaşlarım, şimdi, biliyorsunuz, hâkim ve savcılar olarak, Hâkimler ve Savcılar Kanununun ilgili maddeleri -ki, buna ilişkin maddeler bu tasarının 6 ncı maddesinde görüşüldü, karara bağlandı- biliyorsunuz, üçüncü sınıf hâkim, ikinci sınıf hâkim, birinci sınıfa ayrılmış olan hâkim ve birinci sınıf hâkim şeklinde dört sınıfa ayrılıyor. Yapılan değişiklikle, birinci sınıfa ayrılmış olan hâkimlerin birinci sınıf olabilmeleri için, şu andaki uygulama altı yıllık bekleme süresini gerektiriyordu; ama, şimdi, şu andaysa, bu altı yıllık bekleme süresi üç yıla indirilmiş oldu. Bu da, hâkim ve savcıların, özellikle terfi bekleyen hâkim ve savcıların, sınıf değişikliğine uğrayacak hâkim ve savcıların lehine olan hükümdü; ki, Yüce Meclisin kararıyla, Genel Kurul kararıyla bu hüküm bu tasarıyla değiştirilmiş oldu. Yani, gerçekten, bu, bir hayli sıkıntı yaratıyordu.

Bir diğer gerekçe ve faydası da, hepimiz biliyoruz ki, çıkarmış olduğumuz yasalarla bölge adliye mahkemeleri kurulmuş olacak belirli bir süre sonra, istinaf mahkemesi adı altında dediğimiz bölge mahkemeleri kurulacak ve buralarda görev yapacak hâkimlerin de, gerçekten, birinci sınıf hâkim olabilme şartlarını taşıyan hâkimlerimizden, görevli olmaları gerekecek. O nedenle, bu sürenin üç yıla indirilmiş olmasını mantıklı ve daha faydalı bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bu konuda zaten, gerek AKP Grubu gerekse Cumhuriyet Halk Partisi Grubu herhangi bir ayrı düşüncede olmadı.

Şimdi, bu nedenle, buradaki paralellik olması açısından da, madem, biz, birinci sınıfa ayrılmışların birinci sınıf olabilmeleri için bekleme sürelerini altı yıldan üç yıla indirdiysek, buradaki disiplin cezalarının sicilden silinmesine dönük olmak üzere bekleme süresi olan dört yıl ve altı yıl gibi bir sürenin de tartışılmak suretiyle, ama üç yıl, ama iki yıl gibi bir süreye indirilmesinin pratik olarak faydası olacağını ve aynı zamanda da, az önce belirttiğimiz değişikliğe paralellik olması ve uygulanmasının kolaylığı açısından isabetli olacağı noktasında bunları ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bunu bu şekilde ifade ettikten sonra, şimdi Anayasamızda, idarenin hiçbir eylem ve işlemi yargı denetimi dışında olmaz, olamaz şeklinde bir hüküm var. Anayasamızdaki bu hüküm değiştirilemeyecek ve şimdiye kadar da değiştirilmemiş bir hükümdür. Yıllardan beri gerek savcı gerekse hâkimlerimizden, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yeni oluşumuyla birlikte, özellikle, 1980 sonrası oluşumuyla ilgili birtakım şikâyetler bugünümüze kadar hep gelmiştir. Bununla ilgili şikâyetlerin başında da, elbette, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun oluşması gerektiği noktasındaki eleştirilerimiz bugüne kadar hep yapıldı, o eleştirileri hep söyledik, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun oluşması ve Anayasamızın 159 uncu maddesine göre, kimlerden oluştuğu sayılı ise de, bu sayılan kişiler arasında bulunan yetkililerimizin çoğunun seçimle geldiği; ama, bir kısmının da, kanundan kaynaklanan, Anayasanın 159 uncu maddesinden kaynaklanan hükümle, bu başkanın Adalet Bakanı olması ve Müsteşarın da tabiî üyesi olması noktasında da eleştirilerimizi bugüne kadar hep devam ettiregeldik.

Şimdi işte, böyle bir sakıncanın, hâkimler ve savcılar tarafından bugüne kadar da hep dile getirilmeye çalışılan bir sakıncanın karşısında bulunuyoruz şu anda. Nasıl karşısında bulunuyoruz; böyle bir yapıda olan Hâkimler ve Savcılar Kurulunun, herhangi bir savcı, herhangi bir hâkim hakkında vermiş olduğu hiçbir ceza, kesinlikle yargı denetimine tabi değildir ve burada, Anayasamızın "idarenin hiçbir işlem ve eylemi yargı denetimi dışında tutulamaz" şeklindeki o hükmüyle, çelişik bir durumla karşı karşıya kalıyoruz.

Şimdi, herhangi bir savcı, herhangi bir hâkim bir ceza alacak, kınama cezası -yer değiştirmeyi demiyoruz, meslekten çıkarmayı demiyoruz- veya diğer cezaları alacak. Bununla ilgili itiraz hakkı, tekrar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda görüşülmeye tabidir ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun vermiş olduğu kararlar kesindir, yargıya gidilemez.

Şimdi, burada oturup hep birlikte düşünelim; hepimizin bu anda, bu noktada hukukçu olmasını da gerektirmez. Şimdi, Anayasanın idarenin işlem ve eylemleri yargı denetimi dışında tutulamaz şeklindeki hükmü yanıbaşımızda. Bunun karşısında da, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısını, bugüne kadar yapmış olduğumuz eleştirilerin karşısında görüyoruz ve bunu bir kez daha söylüyorum: Bunun, kesinlikle, şu anda bulunan Adalet Bakanının veya diğer yetkililerimizin kişisel niteliklerinden dolayı yapmış olduğumuz bir eleştiri olmadığını belirtmek istiyorum; ama, bunun, işte, bu tür sakıncaların, yıllar önce başka siyasî partilerin iktidar dönemindeki eleştirilere benzer bir eleştirinin de şimdi karşısında buluyoruz kendimizi. O zaman ne yapalım: Geliniz, kalıcı bir şekilde Anayasanın birbiriyle çelişen nitelikteki bu hükümlerine ilişkin maddelerini, oturalım, hep birlikte, gerek AKP Grubu gerekse Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bunları Anayasada değiştirelim; buna varız, birlikte değiştirelim; kalıcı bir şey olsun, bizlerin eseri olsun. 22 nci Dönemin, 22 nci Dönemde görev yapmış bizleri buraya gönderen milletimizin vekilleri olarak, hiç olmazsa, bu şekilde yargı bağımsızlığına 22 nci Dönem damgasını bastı, olumlu bir karar vererek Anayasadaki bu hükmü değiştirdi diye tarihe geçirsin değerli arkadaşlarım. O noktadan bunları diyoruz ve burada belirtilen yargı yolunun açılmasının da, gerçekten, hakkaniyete uygun olacağı kanısını bir kez daha sizlere ifade etmek istiyorum. Yani, bunu söylerken, şu andaki Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun üyeleri olsun, Sayın Başkanı olsun, onların nitelikleriyle, onların kişilikleriyle ilgili bir endişeden kaynaklanan bir şeyi belirtmek istemiyoruz. Olayı kişiselliğe dönüştürmek istemiyoruz. Kim olursa olsun; ama, kalıcı bir şey olabilmesi için, herkesin rahatlıkla içinin alabildiği ölçüde, vicdanının rahatlayabileceği bir şekilde yargının bağımsızlığını her kurum ve kuruluşta görebilmesinin yolunun buradan geçtiğini belirtmek için bunları söylüyorum. Anayasanın 159 uncu maddesi bu şekilde değiştirildiği sürece, ne biz, bunları, çıkacağız, bir daha eleştiri haline getireceğiz, ne Sayın Bakanımız rahatsız olacak, ne sayın Bakanlığımızın bünyesindeki değerli bürokrat arkadaşlarımız, birinci sınıf hâkim niteliğini taşıyan, o seviyeye gelen, o mertebeye gelen arkadaşlarımız da kendilerini sanki rencide edilmiş gibi görmekten ve görülmekten uzak kalacaklardır. İşte, bunları vurgulamak istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 27 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-06-27-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
