# Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim
- **Tarih:** 28 Haziran 2005
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-06-28-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina

> Feridun Ayvazoğlu (CHP), 28 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 1.288 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 951 sıra sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve bunun devamında bazı kanunlarda yapılması düşünülen ve bu şekilde Yüce Meclisin huzuruna getirilen yasa tasarısındaki değişikliklere ilişkin olmak üzere, 38 inci madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, öncelikle, teknik olarak verebileceğimiz bilgiler, tabiî ki, bu maddeye kadar bütün konuşmacı arkadaşlarımız, belirli genel değerlendirmeler ve maddeler üzerindeki değerlendirmeler, yine Hâkimler ve Savcılar Kanununun bu maddelerle bağlantılı olan maddelerine ilişkin olmak üzere görüşlerini sundular.

Şimdi, şu anda görüşülmekte olan 38 inci madde, Adalet Komisyonu tarafından 39 uncu madde olarak kaleme alındı; ancak, daha önceki hükümet tasarısında ise, yine 38 inci madde olarak yerini almış idi. Şimdi, 38 inci maddenin gerekçesine baktığımızda "Türkiye Adalet Akademisinin görevleri arasında, hâkim ve savcıların meslekiçi eğitimini yaptırmak da yer aldığından, maddeyle, 2802 sayılı Kanunun meslekiçi eğitimle ilgili 119 uncu maddesi hükmü yeniden düzenlenmiştir" diyor. Şimdi, bu gerekçe maddede gerçekten yerini almış mıdır, ona bir baktığımızda, tamamen değiştirilmediğini görüyoruz. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 119 uncu maddesinde "hâkim ve savcıların meslekiçi eğitimlerinin usul ve esasları, Türkiye Adalet Akademisi" şeklindeki ibare buraya eklenmiş oldu. Daha önce, zaten, "Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle belirlenir" hükmü var idi. Hepimizin bildiği gibi, Yüce Meclisin çıkarmış olduğu Türkiye Adalet Akademisinin kuruluşuna ilişkin kanunun yürürlüğe girmiş olması nedeniyle, böyle bir hükme ihtiyaç duyuldu ve bu maddenin değiştirilmesi de bu nedene bağlı tutuldu.

Şimdi, değerli arkadaşlar, burada, öncelikle, hâkim ve savcılık mesleğine başlangıcın, hâkim ve savcılık mesleğinin kurum olarak temelinin nerelerden geldiğini öyle veya böyle Yüce Meclisin huzurundaki konuşmalardan olsun, elimizdeki metinlerden olsun çoğumuz bilmekteyiz. Bu işe de hemen hemen bütün memuriyette olduğu gibi, adaylıktan başlayan bir süreçle hâkimlik ve savcılık mesleğine başlanıyor.

Şimdi, hâkimlik ve savcılık mesleğinin adaylığı ise, iki seçenekle oluşabiliyor; birincisi, hukuk fakültelerinden mezun olan hukuk öğrencilerinin Adalet Bakanlığı tarafından açılan sınavla adaylığa atanması, kabulü şeklinde oluyor; bir diğeri de, yine, bu kanunla ve daha önceki kanunda yer alan 39 uncu maddeye ait olmak üzere, beş yıl avukatlık yapmış olanların hâkimlik ve savcılığa atanmasına ilişkin hüküm kaldırılıyor. Şimdi, üç yıl avukatlık yapan, fiilen avukatlık yapmış olan hukukçular arasından adaylığa atama, adaylığa kabul şeklinde bir hüküm getirildi. Bu hükmü şimdiye kadar görüşmüş olduğumuz maddelerde gördük, görüştük, burada kabul ettik.

Şimdi, bu şekilde hâkimlik ve savcılık mesleğinin başlangıcı oluştuğuna göre ve adaylık dediğimiz, bu başlangıçta adaylığa kabulün şartlarının kanun hükümlerinde yer almış olmasına göre baktığımızda, bu adaylıkla ilgili düzenlemelerin Adalet Bakanlığı bünyesinde yapılmasının bir noktada doğal karşılandığını kabul ediyoruz; fakat, bununla ilgili, yine, 2802 sayılı Kanunun, Hâkimler ve Savcılar Kanununun adaylık hükmünü taşıyan 7, 8 ve 9 uncu maddelerinde, adaylıkla ilgili yöntemlerin Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükmü yer almaktadır. Yani, yazılı sınavın nasıl yapılacağı, kimlerin değerlendirmede bulunacağı ve yazılı sınavı kazandıktan sonra da, mülakatla bu adaylığın nasıl kabul edilmesi gerektiğine ilişkin yönetmeliğin Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacağı hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Az önce de belirttiğim gibi, bir noktada bunu doğal karşılıyoruz; fakat, gelelim, adaylığı geçmiş, adaylığı kabul edilmiş, hâkimlik ve savcılık mesleğine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kararıyla kabul edilmiş hâkim ve savcılar, artık bir noktada, bağımsızlığını ispat etmeye, bağımsızlığını yargı yönünden ve yolundan, artık, ben, bu kuruluşun mensubuyum diyebilmeyi… Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun üyeleri olarak, mensupları olarak kabul edilmiş hâkim ve savcılar hakkındaki uygulamaların, meslekiçi eğitim ve uygulamalarının artık Adalet Bakanlığı bünyesinden çıkarılıp, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından çıkarılacak olan ve kaleme alınacak olan ilke kararlarıyla belirlenmesi gerekir. Yani, elbette, burada, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yönetmelik çıkaramayacağı noktasından hareketle ilke kararını özellikle burada kullanıyorum; çünkü, eğer, böyle bir ihtiyaç var ise, ki, bu ihtiyacın olduğu şu anda ortadadır, yerine göre yapılan eleştirilerin çoğuna Adalet Bakanlığı bünyesinde verilen cevaplarda, biz, adaylığın süresince, adaylıkların kabulü süresince Adalet Bakanlığı olarak bunlara yetkiliyiz ve işin gereği, doğası da böyle olması gerekir diye cevap aldık, cevap verildi.

Peki, adaylıktan sonra hâkimlik ve savcılığa geçen hâkim ve savcıların eğitimlerinin, seminerlerinin ne şekilde yapılacağına ilişkin yönetmeliğin tekrar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılması, az önceki belirttiğimiz ilkelere, bağımsız yargı düşüncelerine ve amacına uygun mudur denildiğinde, buraya aynı şekilde cevap verebilmenin zorluğuyla karşı karşıyayız. Buna aynı şekilde cevap veremeyiz, verilmemesi gerekir.

Mademki adaylık bitmiş hâkim ve savcı olmuştur, artık, hâkim ve savcılar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun mensupları olarak, bağımsız yargının mensupları olarak, o hizmetin de gereğini, onların alacakları kararlar doğrultusunda, bu Yüksek Kurulun çıkaracağı ilke kararları doğrultusunda yapmaları gerekir diye ifade etmek istiyorum.

Çünkü, gerçekten, şu ana kadarki konuşmalara bir baktığımızda, genel olarak, belirli bir iki nokta ortaya çıkıyor değerli arkadaşlarım. Eğer, bu kadar konuşma, ki, gerçekten önemli olduğu için, yani, Anayasada yer alan üç temel prensipten yargı hakkındaki kanun değişikliklerinin Yüce Mecliste konuşulmasının gerçekten doğru bir yöntem olduğu ve burada verdiğimiz sürenin, harcadığımız zamanın mantıklı olduğu, işin gereğinin böyle olması gerektiği için bu konuşmaların yapıldığını kabul ettiğimiz noktada, işte, bu doğruya varmak istiyoruz. Onun için de, aklın yolu bir diyorsak, kabul etmemiz gereken belirli noktalar ortaya çıkmıştır. Bir: Adliyeyi, yargıyı tek ve bir bütün olarak görmek zorundayız. Bunların içerisinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluyla birlikte, bütün adliye teşkilatını, hâkim ve savcılar, adliyede çalışan bütün personel ve bunlarla ilişkin olmak üzere, savcılıktan ayrı düşünülemeyecek olan cezaevleri ve cezaevlerinin yönetimleri, yine, Adalet Akademisi de dahil olmak üzere, yine, adliye bünyesinde, adliyeyle iç içe, hâkimin olmadığı bir yerde, görevinin yapılamayacağı seçim hükümlerine ilişkin seçim personelinin de aynı şekilde bir bütün olarak görülmesi gerektiği gerçeğini, şu konuşmalar sırasında dahi ortaya çıkardık. O zaman, bu sorunları tek bir bütün olarak ele almak zorundayız.

Elbette, görüştüğümüz ve tahminen 54 veya 55 maddeden oluşan bu değişiklik tasarısıyla bu sorunların aşılamayacağını da gördük. Az önce bir önerge verildi. Hâkimler ve savcıların aylık ve ödeneklerinin artırılmasına ilişkin bu önerge, maalesef -elbette, İçtüzük hükümleri gereğince, Adalet Komisyonunun salt çoğunluğunun bulunmamış olması nedeniyle- işlem görmedi, işlemden kaldırıldı; ama, biz istiyoruz ki, diliyoruz ve bekliyoruz ki, bu tür çalışmaların, yargı etrafında, bütün olarak, elbette, siyasî iktidarın mensubu bulunan Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanacak esaslı bir çalışmayla ele alınması ve bütün savcı ve hâkimler dahil olmak üzere, adliye personelinin sorunlarının çözülmesi gerektiği noktasını hep birlikte kabul etmek zorundayız. Ama, bugün, bu maddelerin, bu tasarının kabulünde, bu sorunların tamamen çözülemeyeceğini de kabul ediyoruz, kabul etmek zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, elbette, bu "hâkim ve savcıların meslekiçi eğitimlerine ilişkin usul ve esasları, Türkiye Adalet Akademisi ve Adalet Bakanlığınca birlikte hazırlanacak yönetmelikle belirlenir" hükmüne, bu noktadan, eleştirisel olarak bakmak zorunda olduğumuzu belirtmek istiyorum; çünkü, biz, hâkim ve savcılarımızı yetiştirmişiz, yetişmişler, adaylığı geçmişler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, artık, bütün görevleri ve sorumlulukları onların denetiminde ele alınacak bir duruma gelmiş; ama, burada, meslekiçi eğitimlerinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun hiçbir etkisi ve katkısı olmaksızın böyle bir eğitim vermek istiyoruz. Sayın Bakanıma, değerli bürokrat arkadaşlarımıza, Sayın Komisyon Başkanımıza da bunu ifade etmek istiyorum. Gerçekten, Sayın Bakanım, bu bir eksikliktir. Bu eksikliğin giderilmesi, bu meslekiçi eğitimlerin daha verimli, rantabl hale gelebilmesi için, hâkim ve savcılarımızın meslekî bilgilerinin daha da etkinleştirilebilmesi için, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, mutlaka, bu meslekiçi eğitimlerinin içerisine alınması gerekir; temsilci şeklinde alınması gerekir veyahut da alınacak olan ilke kararlarının da, Adalet Bakanlığımız ve Adalet Akademisi görevlileri tarafından değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum ve bunu öneriyorum. Tabiî ki, Sayın Adalet Bakanımız veya değerli bürokrat arkadaşlarımız aracılığıyla şu şekilde bilgi verilebilir: Zaten, bu meslekiçi eğitimler, hâkim ve savcıların meslekiçi eğitimleri, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bilgileri dahilinde, verecekleri ilke kararları doğrultusunda da faydalanmak suretiyle yapılıyor denilebilir; ama, işte, eğer böyle denilecek ise, 2802 sayılı Kanunun değiştirilmek istenen 119 uncu maddesine, değiştirilmesi gereken ve düşünülen bu maddesine, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun da, mutlaka, ibare olarak geçmesi ve buraya müdahaleci olarak kabul edilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Sayın Bakanım, değerli arkadaşlar, Sayın Başkan; görüşmekte olduğumuz 119 uncu maddeyi eksikliklerini önermek suretiyle gidermek, istediğimiz şekilde düzeltilmesi suretiyle kabul etmek istediğimizi, kabul edeceğimizi bildiriyor, bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 28 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-06-28-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
